3. bölüm · Hız Tutkusu
Geçmişin Sisi
HIZ TUTKUSU
3. BÖLÜM
GEÇMİŞİN SİSİ
Dün geceyi korkutucu kabuslar eşiğinde geçirmiştim. Her birinde geçmişime ait görüntüler vardı. Her seferinde nefes nefese uyanıp aynı kabusu görmemek için zorla uyumuştum. Ama sonuç nafileydi. Masanın soğuk zeminine yasladığım başımı kaldırdım. Dün ki teklifi reddettikten sonra uzun uzun düşünmüştüm. Bunu tekrar fikrimi değiştirmek için yapmamıştım. O nokta hayatım boyunca kendimi hayal etmediğim bir yerdeydi. Seneler sonra orada olmanın bana nasıl hissettireceğini düşünmüştüm. Ve ilk günden kabuslarla dolu geçmişim üzerime çökmüştü.
Odamın kapısı çalınmadan açılırken Simten'in neşeli sesi odaya doldu. "Günaydın çiçeğim." Bakışlarım üzerinde gezinirken yine ışıl ışıl olduğunu gördüm. Ama aynı zamanda iyi olmadığını da gördüm. Ayağa kalkarak ona sarıldığımda sırtını sıvazladım. "İyimisin sen?" Nefesini verdi. Bana daha sıkı sarılırken bir süre öylece kaldık. Rahatladığında geriye çekildi. Gözleri ve burnu kızarmıştı. "Annemle biraz tartıştık da." Başımı salladım. Masanın karşısındaki koltuklara yerleşirken uzun olan koltukta yanına oturdum.
"Ben bugüne çok neşeli uyanmıştım. Sen bana neden böyle sorular soruyorsun ya? Geçti gitti işte." Geçip gitmediğini ikimizde biliyorduk. O yaranın asla kabuk bağlamadığını. Başını omzuma yasladı. Kumrala çalan düz saçlarını okşadım. Ne kadar cümle kurarsam kurayım içindeki acıyı geçiremeyeceğimi biliyordum. Yanında olduğumu hissettirmek en mantıklısıydı. Simten, onu tanıdığım ilk günden itibaren şakacı, komik ve güler yüzlü bir insandı. Onun bu halini seviyordum. Acılarını insanlara göstermek hoşlanan birisi değildi. Ben ilk günden ondaki şeyi görmüştüm. Onu bununla sevmiştim.
Annesiyle aralarındaki asıl mesele neydi bilmiyordum. O kadar derine inmenin haddim olacağını da düşünmüyordum. Ama onu böyle görmekten hoşlanmıyordum. Saçlarının arasına bir öpücük kondurdum. "Soğuk birşeyler içmek istermisin?" Başını omzumdan kaldırdı. "Evet çok iyi olur." Masanın üzerindeki telefona uzanarak 1 numaralı tuşa bastım. Telefon açılırken konuştum. "Üst kata iki tane soğuk kahve." "Tamamdır Yıldız Hanım." Göktuğ'un onaylayan sesinden sonra telefonu kapattım. "Asıl sen dünü anlat. Nasıl konuştunuz? Neler söyledi? Yakından yakışıklımıydı?"
Nefesimi vererek karşı koltuğa oturdum. Bu sayede birazda olsa radarından çıkmıştım. "Dediğim gibi dün akşam tam dükkanı kapatacağım vakitte geldi. Masalara oturduk. Sonra hala onu yendiğime inanamadığına dair imalarda bulundu. O an bu bana baya egoistçe geldiği için biraz sinirlendim açıkçası." "Ee?" "Bekle anlatıyorum." Odanın kapısı çalınarak açılırken Göktuğ içeriye girdi. Elindeki kahveleri önümüze bırakırken koltuklardan birisine oturdu. Bir bacağını diğerinin üzerine atarken diğer yandan konuşuyordu. "Merak etme aşağısı kalabalık değil." Konuşmaya devam ettim. "Sonra bana bir teklifte bulundu. Onların aralarına katılmamı istedi. Bende direkt reddettim. Sonra da gitti."
"Sen neden düşünmeden hemen red ettin?" Simten söylediklerine pişman olurken Göktuğ elini omuzuma koydu. "Sen kendin için en iyisini yapmışsın. Ne karar verirsen ver biz senin arkandayız. Peki adam hemen pes mi etti?" Omuzlarımı kaldırıp indirdim. Masanın üzerindeki kahvelerden birisini alarak birkaç yudum aldım. "Pes mi etti bilmiyorum ama. Dün akşam fazlasıyla tuhaftı." "Nasıl tuhaf?" Dudaklarımı yaladım. "Bakışlarında tuhaf bir parıltı vardı. Onu reddettiğimde bile az da olsa yerini koruyordu."
Odanın içini sessizlik kaplarken birkaç saniye zihnimle baş başa kaldım. Ve bunun ne anlama geldiği yüzüme bir rüzgar misali çarptı. Kalp atışlarım hızlanırken Göktuğ'a döndüm. "Sen aşağıdakilere yardıma geç." O yanımızdan ayrılırken Simten'e döndüm.
"Ee okuldaki veliler hala sana sorun çıkarıyor mu?"
Simten bana yardımcı olarak konuyu değiştirdi. Anlattıklarını dinliyordum. Ama hala zihnimin gerilerinde dün gece vardı. Belki de ben fazla abartıyordum. Trajik bir hikayenin içindeydim sadece. Daha fazlası olamazdı.
🌸
Bugün haftanın ilk günü olduğu için kafeterya fazlasıyla kalabalıktı. Çocuklar ellerinden geldiğince herkese yetişmeye çalışsalar da bunun yeterli olmadığını görüyordum. Küçük bir yer olduğu için çok fazla çalışanla çalışmak istemiyordum. Açıkçası tanımadığım yabancılarla da çalışmak pek iyi bir fikir değildi. Ama bugün anlamıştım ki kafeterya için eleman almam gerekiyordu.
Adisyonlardan gelen paraları kasaya yerleştirirken Nuray'ın sesini duydum. "Sen işi bana bırak patron. Kendini yorma." Bakışlarımı ona çevirdim. Sürekli koşturmacadan alnında ter birikmişti. "Boşver sen beni. Ben burayı hallederim siz son müşterilerle ilgilenin daha sonra dükkanın kapısına "kapalı" göstergesini çevirin. Bu gece daha uzamasın." Hızla başını salladı. "Bugünün bereketi bir başka." Gülümsedim. O tekrar masaların arasında dolaşırken bu yoğunluk bir süre daha sürdü. Neredeyse herkes kafeteryadan çıkarken yeni bir grubun içeriye girdiğini gördüm. "Göktuğ siz arkadaşların siparişlerini alın. Ben etrafı toparlarım. Bugün için fazla geç kaldınız zaten." Başını salladı. "Tamam patron." Onlar son siparişleri alırken odama çıktım. Masanın üzerindeki telefonumu çantamın içine koydum. Üzerimdeki belime bağlı olan önlüğü çıkararak ellerimin arasına aldım. Odanın kapısını kapatarak dışarıya çıktığımda sessizlikten çocukların gittiğini anladım.
Normalde günün sonunda masaların hepsini silip çıkardım. Ama bu gece için fazlasıyla yorgundum. Zaten çocuklar bana yardımcı olmak için masaları tek tek müşteriler gittikten sonra silmişti. Basamakların sonuna ulaştığımda elimdeki önlüğü mutfaktaki askılığa astım. Tezgahın üzerinde açık kalan kahve kutularının ağzını kapattım. Bu akşam neye koşturacağımızı şaşırmıştık. Mutfağı toparladıktan sonra içerideki gruba gözüm kaydı. İçeceklerinin boşaldığını görünce omzumdaki çantayı tezgaha bırakarak tepsiyi aldım ve yanlarına doğru ilerledim. Masalarına yaklaştığımda bu yüzlerin pekte yabancı olmadığını fark ettim.
Özellikle pencere kenarında oturan adamın.
"İçeceklerinizi tazelemek istermisiniz? Ya da başka bir isteğiniz var mı?" "İsteğimiz seninle konuşmak." Kaşlarım istemsizce havaya kalktı. Dudaklarımı birbirine bastırdım. "Anlaşılan o ki bazıları kafemin müdavimi olma konusunda fazla ısrarcı." Masanın üzerindeki bardakları tepsiye yerleştirerek oradan uzaklaştım. Tek temennim geri döndüğümde orada olmamalarıydı. Neden bu kadar ısrarcıydı anlamıyordum. Bende ne görmüştü bilmiyordum. Fazlasıyla yetenekliydi. O gece benim başıma gelen şey deli şansından başka bir şey değildi. Ama hala benim üzerimde ısrarcıydı.
Bardakları yıkayıp kurumaya bıraktıktan sonra tezgahtaki çantamı alarak mutfaktan çıktım. Düşündüğümün aksine hala yerlerinde oturuyorlardı. 5 kişilerdi. Muhtemelen onun çetesiydi. Yanlarındaki sandalyelerden birisini çekerek karşılarına oturdum. Bir bacağımı diğerinin üzerine atarken üzerimdeki uzun eteğin yırtmacı açıldı. "Sizi dinliyorum." Bakışlarım hepsinin üzerinde gezindi. Görüşme için mesaj atan kız öne doğru eğildi. "Dün lider gelmiş ve seninle konuşmuş. Bugünde biz geldik." Kaşlarımı kaldırdım.
"Ekibe katılmam konusunda neden bu kadar ısrarcısınız?" "Sen katılmama konusunda neden bu kadar ısrarcısın?" Kara gözlerin sahibine baktım. Elimle etrafı gösterdim. "Fazlasıyla açık değil mi? O gece o yarışa katılma sebebim sadece oradan hemen uzaklaşmak istememdi. Ama siz beni gözünüzde fazla büyüterek buraya geldiniz." Bakışlarım üzerlerinde gezindi. "Hem de bir kez değil." Erkeklerden birisi konuştu. "Seni gözümüzde büyütmediğimize emin olabilirsin. O manevraları, o dönüşleri herkes yapamaz. Lideri ise kimse yenemez." Kollarımı birbirine sardım. "Ama yendim. Ve sizin takıldığınız nokta burası. Sırrını mı öğrenmek istiyorsunuz? Bunu öğrendikten sonra gidecekmisiniz?" Lider dedikleri adam oturduğu yerden kalkarak ellerini masaya yerleştirdi. Öne doğru eğilirken gözleri gözlerimdeydi.
"Seni ekibimde istiyorum. Ve seni almak için elimden geleni yapacağım."
Başımı salladım. "Dene. Ama bunu yaparken hırsına kurban gittiğini unutma. Sen beni istemiyorsun. Sen benim yapabildiklerimi kendinde istiyorsun."
Bakışlarında bir değişim oldu. Deli gibi gözlerimi kaçırmak istiyordum. Ama o bunu yapmadan ben yapamazdım.
"Seni ne kadar kendim için istediğimi bilsen aklın hayalin durur."
Bana bir kalp atışı uzaklıktaydı ama bir geçmiş kadar daha uzakta. Ve dokunulması zor bir hayal kadar yakındaydı.
Ama ben geçmişe her gün uyanıyordum.
Ve bu sözlere yenilemezdim.
-SON-
Ay helooooo
Tekrar ben geldimmm
Bölüm hazirdi aslında sadece yayimlayavagim günü bekliyordum. Yıldız biraz inat bir karakter olduğu için onun kabullenmesi birkaç bölüm alacak maalesef
Her bölümün sonunda olduğu gibi bu bölümün sonunda da hangi anlarda Hangi emoji olduğumuzu söyleyeceğiz
Başından beri benimle olanlar bu şekildeki etkinliklerime alışmıştır
Bir insan bana güvendiğini hareketleriyle hissettirdiginde tamamen şu emoji oluyorum.
😌
Sizinkileride şuraya alayim👉
Eğer bölümlerle ilgimi bilgi sahibi olmak ve spoi almak isterseniz ebruermec_27 instagram hesabından wp kanalima gelebilirsiniz
O zamannn
Diğer bölümde görüşmek üzere
Mutlu olalım Yıldız Tozlarımm....⭐️🖤🖤
