23. bölüm / 26
Hız TutkusuKervis
Bölümler 26Şu an: Kervis
- 1 Hız Tutkunları2.292 kelime
- 2 Teklif1.207 kelime
- 3 Geçmişin Sisi1.177 kelime
- 4 Anı1.504 kelime
- 5 Yüzleşmek992 kelime
- 6 Yeni Başlangıçlar1.312 kelime
- 7 Rakip1.055 kelime
- 8 Birleşme1.270 kelime
- 9 İyi Düşünce1.303 kelime
- 10 Yenilmezler1.305 kelime
- 11 Geçmiş Yükler918 kelime
- 12 Karşılaşma1.068 kelime
- 13 İmtiyaz1.063 kelime
- 14 Sıkı Sıkıya1.004 kelime
- 15 Hisler1.032 kelime
- 16 Sevgi Anlaşmak Değildir1.199 kelime
- 17 Karmaşık Sırlar1.020 kelime
- 18 Ormandaki Tilki1.070 kelime
- 19 Mektup1.303 kelime
- 20 Suçlu1.081 kelime
- 21 Geri Dönen Geçmiş903 kelime
- 22 Güç1.249 kelime
- 23 Kervis1.165 kelime · Okuduğun bölüm
- 24 ÖRÜNTÜ966 kelime
- 25 Yıldızların Altında999 kelime
- 26 Hız Tutkusu556 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
HIZ TUTKUSU
23. BÖLÜM
KERVİS
“Teşekkür ederim sevgilim.” Sıkı sıkıya ona tutundum. Ellerim sırtında gezinirken konuştum. “Bu yolda beraberiz. Bu yükün altında sadece senin kalmana izin veremezdik.” Bakışlarımız buluştuğunda kızaran gözlerini fark ettim. Ellerimi yüzüne çıkardım. Onu öpmek için uzanırken bakışlarım etrafta gezindi. Bizimkilerin yanımızda olmasının yanı sıra diğer herkesinde gözleri üzerimizdeydi. Yüzüme bir sıcaklığın geldiğini hissediyordum.
“Maalesef istediğini şuan yapamayacaksın.” Omzuna vurdum. “Sen toparladın kendini bakıyorum.” Yanından geçerek biraz uzağımızda olan bizimkilerin yanına geçtim. “Saha incelemesi yapacağız gelmiyor mu o?” “Geldim geldim.” Arkamda hissettiğim gölgesiyle bir adım kadar öne gittim. Bakışlarım önümüzdeki küçük ekranda gezindi. “Nasıl yapıyoruz şimdi.” Hazar kollarını başımın yanından geçirerek beni kıskacına alırken elini ekrana uzattı.
Kalp atışlarımın hızından söylediklerine odaklanamıyordum. “Güzel bir yer seçmişler. Hepimiz için zorlayıcı kısımlar olacak. O yüzden hemen dağılalım.” Yarışın ilk kısmını gösterirken öksürerek kendime gelmeye çalıştım. “İlk ben başlayacağım. Daha sonra Güneş bu arazinin üstesinden gelebilir. Ardından Dibek rampayı çıkabilir.” Nefesini vererek öne doğru eğilirken yüzünü yakınlarımda hissediyordum. Bunu bilerek yaptığına kalıbımı basardım.
“Simge Dibek’ten sonraya sen geç. Sonrasında Işık olur en sona da Ferman’ı ekleriz.” Bakışlarım ekranda gezindi. “Ben bunu yapamam.” Hepsi bana dönerken söylediğim şeyin ortamda bıraktığı etkiyi düşündüm. Elimi onlara doğru kaldırdım. “Hayır, hayır. Yarışamam demiyorum ama daha acemiyim. Malum hiç çalışma da yapamadık. Zikzak bir yolda sürüş yaparken kayabilirim. Ben size ulaşamadan işim biter.”
Ferman gözlerini abartılı bir şekilde devirdi. “Yapabileceğini hepimiz biliyoruz Yıldız. Yeme bizi.” Bakışlarım hepsinin üzerinde gezinirken aynı fikirde duruyorlardı. Son olarak Hazar’a döndüm. “Belki ilk kez söylüyorum ama Ferman haklı. Yapabileceğini hepimiz biliyoruz. Ayrıca ne yaparsan yap beni hayal kırıklığına uğratmayacağını biliyorum.” Gülümsedim.
“Peşimden koştuğun zamanlar aklıma geliyor da bende bir ışık görmüş olmalısın.” Gülümsedi. “Sende sadece bir ışık görmedim. Düşündüğünden çok daha fazla şey gördüm.” Ferman eliyle ikimizi de ittirdi. “Flörtleşmeniz bittiyse artık yarışa geçelim. Primimi alıp yemek yemek istiyorum.” Hepimiz sahaya doğru ilerlerken ellerimi birbirine sürttüm. Güneş elini omzuma koydu.
“İyi olacak Yıldız.” Kendi alanıma doğru ilerlerken Hazar Ferman’ı öne doğru ittirdi. “Sen git ben geliyorum.” “Daha az flörtleşin bak yarış başlıyor.” Hazar öne doğru atılırken koşarak yanımızdan uzaklaştı.
Parmakları saçlarımın arasında dolaştı. “Başaracağını biliyorsun değil mi?” Ellerimi omuzlarına koydum. “Aynı günde ikimizin de birbirini teselli etmesi bence hoş değil. Hadi kazanalım şu yarışı!” Yanımdan ayrılırken motoruma yerleştim. Belli etmek istemesem de tedirgindim. Çok riskli hareketlerdi ve düştüğüm anda tüm yarışı kaybedebilirlerdi. Kaskımı da kafama geçirirken büyük ekrana baktım.
“Yarışmacılarımız yerini almışken bizlere artık onlara destek olmak düşer!” Kalabalıktan uğultulu bir ses yükselirken üzerimdeki gerilimin arttığını hissediyordum. “İki takımda hazır olduğuna göre kapışma başlasın!” Ekranda takımlarımızın isimleri görünürken ard arda resimlerimiz göründü. Kamera yarışın ilk alanına döndüğünde Hazar’ın yüzünü ve diğer takımdan bir çocuğu gördüm.
İkisi de yarış için uygun pozisyona gelirken beyaz bayrak havaya kalktı. İki motorcu da ışık hızıyla alanlarından çıkarken ilk virajı dönmüşlerdi bile. Düz yolda ikisi de hızla ilerlerken aynı hizadalardı. Kutuların olduğu kısıma geldiklerinde Hazar ve adam aynı anda kutuya uzanarak çubukları çıkardı. Kutular yere savrulurken aynı hızda devam ettiler. Yavaş yavaş seyircinin olduğu alana doğru geliyorlardı ve yavaşlamaları gerekiyordu.
Karşı takımın oyuncusu yavaşlamaya başlarken Hazar yavaşlamadı. Yol zaten dardı. Tozlar insanların yüzüne vurursa daha kötü bir tepki alabilirdik. Ben anlamazca ekrana bakarken seyircinin olduğu yere ulaştılar. Hazar fevri bir hareketle adamın önüne geçti. Seyircinin arasından hızla geçerken adam da neredeyse aynı hızda onun arkasındaydı. İlk çubuk Güneş’e ulaşırken nefesimi verdim.
Ama diğer takımın çubuğu almasıyla aramızda saniyeler vardı. Gerçekten kıyasıya bir mücadele içerisindeydik. Bakışlarımı kendime çevirdim. Titreyen ellerimi gidondan çektim. İçimdeki şey her neydi bilmiyordum. Ama içimden taşmak üzereydi. Son zamanlarda olan her şey sert bir rüzgar misali bana vurmuştu. Savruldukça kayboluyordum sanki.
Titreyen ellerimle kendime sarıldım. “Son kez böyle davranacaksın Yıldız. Son kez hiçbir şey yokmuş gibi davranacaksın. Sonra geçecek. Bu kabusu kendi ellerinle bitireceksin.” Motorların sesleri kulağıma dolarken bakışlarımı ekrana çevirdim. Dibek dik bir rampayı motoruyla çıkarken motorun tekerlekleri rampadan ayrıldı. Motor sert bir şekilde kendi üzerine düşerken drift çekerek köşeyi döndü. Son hedefi Simge’ye ulaşmaktı. Dibek’te en az onlar kadar motor konusunda uzmandı. Hepsi birbirinden iyiydi ve ben bu takımın en zayıf halkası olmaktan korkuyordum.
Çubuk Simge’ye geçerken ellerimle gidonu sardım. Simge süraatle yolda ilerlerken yoldaki levhaların yanından rüzgar misali hızla geçiyordu. Bu konuda o kadar ustaydı ki motor yerle neredeyse birleşik olurken bile kontrolünü kaybetmiyordu. Derin bir nefes aldım. Elimi arkama doğru uzattım. Birazdan o çubuk parmaklarımın arasına gelecekti. Çok uzun sürmeden çubuk elime ulaşırken onu hızla tutarak gaza bastım.
Öncesinde dümdüz bir yol vardı. Yol boyu hızımı asla kesmezken levhalara denk geldiğimde içimde bir duraksama yaşadım. Gözlerimi kısa bir an kapadım. Tüm sesler zihnimde çalıyordu. Derin bir nefes aldım. Ve gaza basmaktan çekinmedim. Levhalar birbirine çapraz bir şekilde dizilmişti. Birbirlerine yakın olmalarının yanı sıra aralarındaki mesafe de çok azdı.
Bu parkurun sonuna ulaşabilmek için profesyonel olmak zorundaydınız. İlk levhanın yanından geçerken çaprazında olana geçtim, sonra onun karşısına. Motorun cüssesi levhalar arasındaki boşluğu dolduramıyordu bile. Motor neredeyse yolda yatar hale gelirken bedenimle ona ayak uydurdum. Tıpkı Hazar’ın yaptığı gibi.
Motorumla tek kişi olmaya çalıştım. Hıza olan tutkumu hissetmeye çalıştım.
Levhaların sonuna ulaştığımda nefes seslerim kulaklarıma çarpıyordu. Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki rakibime bakamıyordum bile. Son levhanın yanından geçtiğimde motoru eski konumuna getirmek için baya güç uygulamam gerekmişti. Ferman yolun sonunda görünüyordu. Gaza daha da bastım. Spiralli yol fazlasıyla dar olduğu için aşağıdaki yarış pistlerini görebiliyordum. Gözlerimin önü kararırken bakışlarımı oradan çektim.
Ferman yolun sonunda beni bekliyordu. Diğer yarışçı motorunu bana doğru yaklaştırırken hızla yanından uzaklaştım. Bu hızda kaza yapma riskini alamazdım. Neredeyse son hız Ferman’ın yanına giderken aramızda çok az mesafe kaldığında hızımı yavaşlatarak çubuğu ona uzattım. Çubuk parmaklarımın arasından gittiğinde motoru durdurarak kaskımı çıkardım. Nefes nefeseydim.
Bakışlarım büyük ekrana kayarken Ferman’ı gördüm. Rakibine bakmadan son hızla gidiyordu. Ve ondan öndeydi. “Kazanacağız.” Elimle yüzümü ovdum. “Her şeyde kaybettin ama bunda kazanacaksın Yıldız.” Bitiş çizgisine yaklaştıklarında gözlerimi kapattım. Kalabalıktan gelen sesler kulaklarımı çınlatıyordu.
“Türkiye Motosiklet Federasyonunun bu sene düzenlediği ilk yarışın galibi Hız Tutkunları!”
Gülümsedim. Tekrar başarmıştık. Gözlerimi açtığımda etrafı bulanık görüyordum. Gözyaşlarımın yanaklarımı ıslattığından bihaberdim. Ve bir gün o gözyaşlarının biteceğinden de.
🌸
Hayat, insanın yeryüzü ile gökyüzü arasında takılı kaldığı bir hapishaneydi. Ne gökyüzüne hüküm edebiliyordun ne de yeryüzüne. Hüküm ettiğini sandığın dünya da yaşamını yitirip gidiyordun. Ve fark etmeden kayboluyordun. Her hikaye de, her anda biraz daha eksiliyordun. Yok olmanın istendiği son hamle yapıldığında ise artık nefes almıyordun.
“Dükkanı sen kapattırdın değil mi? Sırf canım yansın, senin hata diye kabul ettiğin şeylerden döneyim diye. Bunu senden başka kim yapabilir ki?” Gözlerindeki ışığın kaybolduğuna şahit oldum. Benimkisi de kaybolmuştu. Bu olalı uzun zaman olmuştu.
“Demek öz annenden şüphe edecek kadar yolunu şaşırdın ha? Canımı yakmak için mi buradasın bilmiyorum ama eğer onun içinse yüreğimdeki yangın her gün devam ediyor kızım. Kimsenin canımı yakmasına gerek yok. Her güne gözümü açtığımda ve abinin sesini duyamadığım da ben zaten ölüyorum.”
Ve bir kişi daha listeden elenmişti.
Annem.
-SON-
Heloooo ben geldimmm
Okulun ilk haftası biterken yeni bölümümuzu atmak istedim biliyorsunuz Hız tutkusunun bitmesine çok az bir zaman kaldı bunu kanalda anlatmıştım
Okulunuz nasıl geçti?
Açıkçası ilerleyen bölümler için çok heyecanlıyım o yüzden bu bölüme çok ozen gosteremedim bence
Diğer bölümde görüşmek üzere
Mutlu olalım Yıldız Tozlarımm...⭐️🖤🖤
Bölüm etkileşimi
