19. bölüm · Hız Tutkusu

Mektup

Ebru Ermeç

HIZ TUTKUSU

19. BÖLÜM

MEKTUP

Tüm sevdiklerim bir aradaydı. Kahkahalar, gülüşmeler hepsi en mutlu anımın müziğiydi. Sanki öldükten sonra en mutlu anımı izliyor gibiydim. Aslında her şey sıradandı. Bir masa kurulmuş, yemekler yeniyordu. Bunu sıradanlıktan çıkaran şey masadaki insanlardı. Hepsine baktığımda farklı duygular hissettiğim insanlar.

“İyimisin hayatım?” Bakışlarımı yanımdaki bedene çevirdim. Hazar. Hayatıma girdiği ilk günden itibaren parıltısını asla üzerimden eksik etmiyordu. “Çok iyiyim.” Gülümsedi. Kolunu omzuma atacakken ona kısa bir bakış attım. Kolunu yavaş yavaş indirirken buraya gelme amacımızı hatırlamış olmalıydı. Yine de masanın altından elime uzanan elini hissediyordum. İstemsizce gülümsedim. Benden ayrı kalamıyordu. Elini sıkıca tuttum.

“Hazır hepimiz bir aradayken bir konuşma yapmak istiyorum.” Ferman masanın başına geçerken sanki hepimizin dikkati üzerinde değilmiş gibi çatalını masadaki bardaklardan birisine vurdu. “Yeni insanlarla çok güzel bir dostluk bağı kurduk Yıldız sayesinde. O yüzden ona teşekkür ediyorum.” Diğerleri Ferman’a eşlik ederek alkış çalarken utançla elim başıma gitti. Bu kalabalığın ortasında yaptıkları inanılır gibi değildi.

“Daha sonra burada dost olmadığım bir kişiden bahsetmek istiyorum.” Kaşlarım istemsizce çatılırken bakışlarım endişeli gözlerle Ferman’a bakan Simten’e kaydı. Şimdi neler olduğu anlaşılıyordu. “Onunla bir yolda tanıştık. Bundan çok kısa bir zaman önce. Ondan gerçekten hoşlandım. Yıldız’ın arkadaşı olduğunu öğrendiğimde ise benden mutlusu yoktu.” Ellerini masaya dayadı. Bakışları Simten’le buluştu. “Artık ona bir nefes kadar yakındım.” Simten’in kızardığını görüyordum.

“Kafanızda soru işaretleri bırakmaktansa bu kadar sevdiğim insan bir aradayken buna açıklık getirmek istedim.” Ferman yerine geçerken Hazar bana doğru eğildi. “Keşke bizim işi de Feroya söyleseydik. Bizden daha iyi konuşma yapıyor.” Güldüm. Güneş ve Göktuğ Simten’i aralarına almış sorguya çekiyorlardı. Ve bu görüntü biraz tuhaf duruyordu. “Sende benim düşündüğümü mü düşünüyorsun?” Başımı sallayarak Hazar’ı onayladım. “Göktuğ ve Güneş fazla yakışmıyor mu?” Şaşkınlık dolu bakışlarıyla bana bakarken anlamazca ona baktım.

“Sen ne düşünüyordun.” “Artık her şeyi açıklamamız gerektiğini. Ayrıca yakışmıyorlar.” Kaşlarımı havaya kaldırdım. “Sen şuna ben kıskanıyorum desene ya.” Başını olumsuzca iki yana salladı. “Şimdilik boşveriyorum bu mevzuyu. Artık şunlara ne söyleyeceksek söyleyelim bitsin.” Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.

“Biz Işık’la sevgiliyiz.” Söyledikleri beklediğimiz gibi masada bomba etkisi yaratmamıştı. “Bildiğimiz bir mevzu açıklığa kavuştu sonunda.” Simge’nin dediklerine diğerleri güldü. “Yengem geldiğinden beri ben zaten sizi çok yakıştırıyordum. Senin onun peşinden koşman filan. Çok etkileyici bir çiftsiniz.” Hazar bakışlarını bana çevirdi. “Onun peşinden koşmayacağım da kimin peşinden koşacağım acaba? Yenildiğim tek kadın.”

Kızardığımı hissediyordum. Elimin altındaki elini sıktım. Uzanarak yanağıma bir öpücük kondurdu. İçimdeki gerginlik bir anda uçup gitti. “Artık herkes öğrendiğine göre sana sarılabilirim değil mi?” Sesi fazlasıyla sabırsız çıkıyordu. Başımı salladım. Kolunu omzuma atarak beni kendisine çekti. “Bizde seninle şöyle olabilirdik” Ferman Simten’e başıyla bizi işaret etti. Simten ise karşılık olarak gözlerini devirdi. Onların çok ikonik bir çift olacaklarına emindim.

Yakınımda hissettiğim nefesle irkilir gibi oldum. “Çıksak mı artık buradan? Baş başa biraz zaman geçirsek.” Sesi tenimi yalayıp geçerken sıcaklığın saç diplerime vurduğunu hissediyordum. “Ayıp olur insanlara.” “Ayıp mı olur insanlara?” Gözlerimiz buluştuğunda bakışlarındaki parıltıları gördüm. Fazla tehlikeliydi. Ve şuan tehlikeli sularda yüzdüğünün farkında değildi.

🌸

Gözlerime bir damla uyku girmiyordu. Yatağın içinde dönüp duruyordum. Sinirle nefesimi vererek üzerimdeki battaniyeyi yere attım. “Uyumak benim için ne zaman bu kadar zorlaştı?” Elimle saçlarımı dağıttım. En son böyle uyuyamadığım zamanlar abime ilk veda ettiğim zamanlardı. Bedenimdeki yorgunlukla kendimi geri yatağa attım. Ayakta duracak halim yoktu. Oysaki bu gece çok mutlu ayrılmıştık. Herkes evine dağılmış. Hazar kendi motoruyla beni eve bırakmıştı.

Ama uyuyamıyordum. Bu kadar güzel geçen bir günün üzerine olmuyordu. Başımı diğer tarafa çevirdim. Ve komidindeki çerçeveyle göz göze geldim. Birbirine sıkıca sarılmış abi ve kardeşi gördüm. Abimi hep düşünürdüm. Gittiği yerde nasıl olduğunu, yaşasaydı nasıl olacağını. Fakat bu işlere girdiğimden beri bu daha fazla artmıştı. Daha önce yoğunluğumdan neredeyse onu unutacakken ya da unutmaya çalışırken şimdilerde ne kadar yoğun olursam olayım bu mümkün değildi.

Sanki onun yaptığı işi yapmak beni daha kötü etkilemişti. Belki de içimde hala çözemediğim şeyler vardı. Uzandığım yerden kalktım. Sakin adımlarla odamdan çıktım. Askılıkta ki ceketimi alarak üzerime geçirdim. Ayaklarıma terliklerimi giyerek anahtarlıktan arabamın anahtarını aldım. Kapıyı kapatarak evden çıktığımda ilk kez içimdeki hissi kovaladığımı biliyordum.

Kalbimde dolaşan o his evden çıkıp aracıma binene dek hatta aracımla evimize gelene dek hiç gitmedi. Gece gece mezarlığa gidemezdim. Oraya gittiğim her sefer de kalbimi tırmalayan o his yanına bir mezar daha açmamı söylüyordu. Onu öylece soğukta yatarken gördüğüm de yanına kıvrılıp bende onunla sonsuzlukta kaybolmak istiyordum. Belki de abartıyordum. Onu kaybedince hayattan vazgeçmemiştim ama onu kaybetmek benim hayatımdan çok fazla şey götürmüştü.

Aracımı evin arka tarafına park ederek araçtan indim. Arka kapıyı açarak bahçeye girdiğimde ceketime daha sıkı sarıldım. Hava saat gece yarısını çoktan geçtiği için soğuktu. Ve her an yağmur yağacak gibi duruyordu. Koca bahçeyi hızlı adımlarla yürürken içimden annemin beni görmemesi için dualar ediyordum. Onunla tekrar bir tartışma yaşamak işleri uçuruma sürükleyebilirdi. Tek ailem o iken onu da kaybetmek istemezdim.

Mutfak tarafına geldiğimde yerle birleşik olan balkona çıktım. Kapıyı açarak içeriye girdiğimde sıcak hava yüzüme çarptı. Rahatlayarak nefesimi verdim. Dışarısının daha soğuk olduğunu içeriye girince anlamıştım. Kapıyı arkamdan kapatarak mutfaktan çıkmak için sessizce adımladım. Annemin uykusu hafif değildi ama ben gittiğimden itibaren hizmetliler değiştiği için onları bilemiyordum.

Merdivenleri sessizce çıkarken sonunda istediğim yere ulaştım. Karşı karşıya duran odalara baktım bir süre. Birisi bana diğeri ise abime aitti. Senede bir kez annemin yanına kalmaya gelirdim. O zamanlarda hep kendi odamda kalırdım. Gerçi bu kadar olandan sonra uzun süre yanına kalmaya gelmeyeceğimi biliyordum. Abimin odasının kapısını açarak içeriye girdim. Işığı yaktığımda ledlerin loş ışığı odayı doldurdu.

Dudaklarımdaki buruk gülümsemeyle etrafa baktım. Burası onun ruhunu taşıyordu. O gittiğinden beri hiçbir eşyasına dokunmamıştık. Özellikle de ben dokunmaya cesaret edememiştim. Adımlarım yatağına doğru giderken ne zaman akmaya başladığını fark etmediğim gözyaşlarımı yüzümde hissettim.

Bedenimdeki şaşkınlıkla yüzümü sildim. Sırtımı yatağına yasladım. Bakışlarım başucundaki fotoğrafa gitti. Annem, babam,ben ve abim. Mangal yapıyorduk. Aile olduğumuz sayılı günlerdendi. Fotoğrafın yanında parfümü vardı. Uzanarak onu aldım.

Daha kapağını açmadan kokusu burnuma doldu.

“Naber prenses. Yine döktürmüşsün.”

“Abin hep yanında unutma olur mu?”

“Ne kadar ağlaksın Işık. Ayrıca ağladığın da çok çirkin oluyorsun.”

“Gelme benimle sonra herkes sana aşık oluyor.”

“Abin olarak ben değil de kim kıskanacak seni.”

“Sen dükkanı bul. Söz veriyorum ben tutacağım senin için.”

“Abi” Ne yaptığımı bilemeyerek parfümüne sarıldım. Gözlerimden yaşlar akıyordu. Bu odayı her gördüğümde olduğu gibi 16 yaşıma dönüyordum. Omuzlarım sarsılarak ağlarken elimdeki parfümü yatağının üzerine bıraktım. Belimde hissettiğim ağrıyla sırtımı yataktan ayırdım. Arkama baktığımda yatağın altında köşesi görünen defteri fark ettim.

Gözyaşlarımı hızla silerken yatağı son gücümle kaldırdım. Elim defterin üzerindeki kağıda gitti. Yatağı bıraktım.

Naz’a

Abim Naz’a mektup mu yazmıştı? Kağıdı açtım.

“Ömrüm boyunca gördüğüm en güzel kadın. Naz. 25 yıllık hayatımdaki tek aşkım. Bu notu sana doğum gününde yazıyorum. Vermeye cesaretim yok. Kimseye de anlatamıyorum seni. İçimde, kalbimin en derininde yaşıyorum. Anlatsam dilim varmıyor tüm dünyaya haykırmak istiyorum sana olan aşkımı. Herkes duysun belki de tüm dünya bunun önünde diz çöksün istiyorum.

Seni çok seviyorum. Bunu sana söyleyip olan dostluğumuzu bozmak istemiyorum. Ama dayanamıyorum artık be kızım. O güzel gözlerinle bana baktığında seni öpmemek, saçlarını her savurduğun da her bir telini okşamamak için kendimi zor tutuyorum. Bu mektubu Işık okusa benimle dalga geçerdi. Koşarak sana gelir bunu anlatırdı. Aslında o da anladı bence birisini sevdiğimi.

Ama hep yaptığı gibi benim anlatmamı bekliyor. Dua edelim de kendisi çözmesin bu meseleyi. Yoksa bütün dünyaya duyurur. Sonra da hiç bir şey yapmamış gibi ikimizin arasına girip bizi kandırmaya çalışır. Bizde kanarız ona tabi.

Zaten siz ikinize de kanmamak mümkün değil.”

Kağıdı yatağın üzerine koydum. “Söylerdim abi. Eğer bilseydim bütün dünyaya duyururdum.” Kalkarak yatağına uzandım. İçimdeki boşluk dolana dek, belki de ağlamam bitene dek orada kaldım. Abimin yanında.

-SON-

Helooo ben geldimmm

Ileriki bölümler aşırı duygusal ve entrikali olacak hazır olun

Her bölümün sonunda olduğu gibi bu bölümün sonunda da hangi anlarda Hangi emoji olmak isterim etkinligimize devam ediyoruz yani uzun zmn sonra

Kendine ve çevresine saygısı olan insan görünce

👸

Oluyorum. Bu devirde çok zor bulunuyor başlarına taç takmak lazım

Kitap ve bölümlerin gelişi hakkında bilgi almak isterseniz ebruermec_27 instagram hesabından wp kanalima gelebilirsiniz

Diğer bölümde görüşmek üzere

Mutlu olalım Yıldız Tozlarımm...⭐️🖤🖤