10. bölüm · Hız Tutkusu
Yenilmezler
Dibek'in yarışlarda giydiği takım
HIZ TUTKUSU
10. BÖLÜM
YENİLMEZLER
Kiraz bizim için siparişleri getirirken bir bacağımı diğerinin üzerine atarak onlara döndüm. Son zamanlarda burasının müdavimi olmuşlardı. Kapıdan içeriye giren kediyle yüzümde bir gülümseme oluştu. Uzun zamandır ortalarda yoktu. Remzi amcanın onu mahalleden kovduğunu bile düşünmüştüm. "Çağan kedi için ayırdığımız mamayı getirirmisin?" Mutfak tarafından onaylayan bir ses gelirken ortada dönen konuşmaya odaklandım. "Bu kafeteryayı açmak zor olmuş olmalı. Ne kadar zamandır burayı işletiyorsun?" Dudaklarımı birbirine bastırdım. Bu kafeterya için gerçekten çabalamıştım. "Birkaç sene oldu. Burası için gerçekten emek harcadım." Bakışlarım duvarlarda gezinirken buraya ilk geldiğim zaman boyadığım anlar gözlerimde canlandı.
Her karışında emeğim vardı. "Peki kendin mi açtın yoksa ailenden yardım alarak mı?" Bu soru Güneş'ten gelmişti. Masanın üzerindeki içeceğimden birkaç yudum alarak konuştum. "Ergenlik zamanlarımda boş durmayı seven birisi değildim aslında. Sürekli olarak çalışırdım. Ailemin veya benim bu paraya ihtiyacım yoktu ama bunu yapmayı seviyordum. Kendimi bildim bileli de böyle küçük kafeteryalarda bulunmayı çok severim. Biraz benim birikimim birazda" dudaklarımı birbirine bastırdım. Onun ismini anmak geçmişe yakalanmak demekti. "Birazda bir yakınımın yardımıyla burayı açtım."
"Burası gerçekten güzel. Ayrıca işlek bir yer. Bir araban var mı? Evine nasıl gidip geliyorsun?" Güneş'in meraklı kişiliği ortaya çıkarken diğerlerinin aksine Hazar'la yüzümüzde bir gülümseme oluştu. Başımla yukarıyı işaret ettim. "Evim üst katta." Yüzlerinde kısa bir şaşkınlık ifadesi oluşurken Simge konuştu. "Tam bir genç kız hayatı yaşıyorsun. Kafeteryan var ve evin onun üst katında." Güldüm. Evet bir bakıma öyleydi. "Bence seninkisi de biraz genç kız hayatı gibi. Yasal olan yollardan motor yarışlarına katılıyorsun. Ve bir çetenin içindesin." Son cümlem de gözlerimi büyütürken bu onun gülmesini sağladı.
Bir süre ortamdaki muhabbete dalarak içeceklerimizi içtik. Aklım hala masanın üzerinde bıraktığım hesaplardaydı. Üzerimde hissettiğim bakışla gözlerim Hazar'a kaydı. Diğerlerinin konuşmalarını hiç duymuyormuş gibi bir edayla bana bakıyordu. Kalbimin ritmi onun sayesinde bozulurken bakışlarımı kaçırdım. Belki de mantıklı olan ondan kaçmaktı. Bir süre daha oturduklarında Hazar bana bakmayı kesmedi. Diğerleri artık bunu fark etmeye başlarken kalkmaları gerektiğini söyledi. Ben kapının önünde onları uğurlarken diğerleri arabalara doğru ilerledi. Hazar kollarını birbirine sarmış biçimde karşımda dururken anlamazca ona baktım.
"Beraber bir yemek yiyelim." Güler gibi bir ses çıkardım. "Elbette ekipçe bir yemek yiyebiliriz." Kaşlarını kaldırarak bana doğru birkaç adım attı. "Baş başa bir yemek." "Neden?" Yakınlığından dolayı kalbim hızlanırken o bunu fark etmiyor olmalı ki aramızdaki mesafeyi neredeyse sıfıra indirdi. "Çünkü seni tanımam lazım. Ekip lideri olarak." Bakışlarım dükkana kaydı. "Bugün için işlerim var." Bir süre yere bakarken elini uzatarak yerden bir şey aldı. "Elimdeki taşın hangi elimde olduğunu bilirsen yemeği sonraya erteleriz. Bilemezsen bu akşam benimlesin." Güldüm. Bu gerçekten çocukçaydı.
Başımı salladım. Ellerini kapalı bir şekilde önüme uzatırken gülümseyerek bir eline dokundum. Avucunu açtığında boş olduğunu gördüm. Gülümsedi. "Akşam sekizde seni alırım. Her zaman ki şıklığını üzerinde görmek istiyorum." Gözlerimi devirdim. O gülerek araca doğru ilerlerken bende arkamı dönerek dükkana girdim.
Hazar araca doğru ilerlerken cebindeki taşı yere fırlattı. O kıza karşı bir şansı olmadığının farkındaydı. Bu yüzden şansını kendisinin yaratması gerektiğini,kendine en yakın Yıldız'a sarılması gerektiğini biliyordu.
🌸
Saçlarımı geriye doğru atarak yatağımın üzerindeki parfümümü sıktım. Kırmızı çiçekli düşük omuz bir elbise giymiştim. Neredeyse bileklerime kadar uzanan elbisenin dizlerimin biraz üzerinde biten bir yırtmacı vardı. Onun dediğinin aksine elimden geldiğince şık olmamaya özen göstermiştim. Ama bileklerime ve boynuma taktığım takılar bunun aksini söyler gibi parlıyordu. Çantamı alarak kapıya doğru ilerlediğim de beyaz spor ayakkabılarımı giydim. Birkaç dakika önce geldiğine dair bir mesaj atmıştı. Evin kapısını kilitleyerek apartmanın merdivenlerini inerken içimde sebepsiz bir heyecan belirdi.
Göğsüm hızla inip kalkarken birkaç saniye olduğum yerde durdum. "Sadece bir akşam yemeği. Daha fazlası olamaz." Kendimi ikna ettikten sonra apartman kapısından dışarıya çıktım. Beyaz renk lüks model arabasıyla beni beklerken bundan sıkılmış gibi durmuyordu. Üzerine giydiği beyaz gömleğiyle onu daha önce gördüğüm hallerinden daha yakışıklıydı. Yanına ulaştığımda benim için aracın kapısını açarken sesi kulaklarıma doldu. "Çok güzel olmuşsun."
Cevap veremeden araca binerken derin derin nefesler aldım. Gece daha yeni başlıyordu. Rahat olmaya çalışarak bir bacağımı diğerinin üzerine attım. Eteğimin yırtmacı sayesinde bacağımın neredeyse tamamı görünüyordu. Aracı çalıştırdığında emniyet kemerimi taktım. "Nereye gidiyoruz?" Bakışlarını bana çevirdi. "Boğazda güzel bir mekana." Dudaklarımı yaladım. "Bunu beni tanımanız için yapıyorsak diğerlerinin de olması lazımdı." Araç ışıklarda durduğunda bana döndü. "Ama sadece ikimiz varız." Kalbim tuhaf bir hisle dolup taşarken dudaklarımdan o soru çıktı. "Neden?" Bedenini bana doğru çevirirken yüzlerimiz arasında sadece birkaç karış vardı. Yolun ışıkları yüzüne vururken parlayan gözleriyle bana bakıyordu. "İçimden bir ses seninle bir bağ kurmam gerektiğini söylüyor. Diğerlerine asla benzemeyen türden."
Kartlarını açık oynuyordu. Ama ben ona aynı cevapları verecek kadar cesur değildim. Henüz kendimden emin değildim. Mekana gidene dek asla konuşmadım. Araç durduğunda bana izin vermeden kapımı o açtı. Eliyle ileriyi işaret ederken onu takip ettim. Eli varla yok arası belimde dururken bu içimi gıdıklandırdı. İçeriye girdiğimizde serin bir hava yüzüme çarptı. Bir görevli yanımıza gelerek bize eşlik etti. Boğaz manzarasının en iyi göründüğü masaya oturduğumuzda kısa bir süre manzaranın tadını çıkardım.
"Burayı sevdin. Anlaşılan daha sık gelmeliyiz." Elindeki menüye bakarken aynı zamanda konuşuyordu. Bende önümdeki menüyü açarak yemeklere baktım. Açıkçası bugün ağır bir yemek yemek tercihim değildi. Garsona sipariş verirken o kendisine et yemeği sipariş etti ben onun aksine pizza aldım. "Kendi mekanın dışında bir yerlerde yemek yemek ya da tatlı yemek. Seni rahatsız ediyor mu?" Beklemediğim bu soruya karşı başımı olumsuzca iki yana salladım. "Aksine bana fikirler veriyor. Her mekanın kendine ait bir ruhu var. Beğendiklerime göre kendi mekanımı tekrar dizayn ediyorum." "Tuhaf bir yöntem ama aynı zamanda mantıklı."
Yemeklerimiz masaya gelirken aklımdan onunla yapacağım konuşmaları geçiriyordum. Sanki konuşacak hiçbirşeyimiz yokmuş gibi hissediyordum. "Sen neler yapıyorsun? Yani yarışlar dışında." Mekanın aurası yüzünden önümdeki pizzayı keserek yemeye başladım. "Bir spor salonu var. Arada koçluk yapıyorum orada." Kaşlarım şaşkınlıkla havaya kalktı. "Ne koçluğu?" Kendi yemeğiyle ilgilenirken aynı zamanda bana cevap veriyordu. "Boks. Dediğim gibi ama çok sık değil. Birkaç senedir de onunla ilgileniyorum aslında. Ama sadece koçluk olarak yapıyorum. İllegal işlerde yokum." Güldüm.
Bakışlarım vücudunda dolaşırken gerçekten sıkı spor yaptığını fark ettim. Bir boks hocasında olabilecek tüm kriterlere sahipti. "Sende yarış işlerinde çok iyisin. Bunun sebebi nedir?" Bakışları yüzümde gezindi. "Yani çok özel değilse." Başımı iki yana salladım. "Bir yakınım bu işlerle ilgileniyordu. Merakım onun sayesinde arttı yani. Birde motor sürmeyi çok severim. Öyle gelişti her şey." Elini çenesine yaslayarak öne doğru eğildi. "Bunu fark etmen uzun sürdü ama." Beni ikna etmeye çalıştığı zamanlardan bahsediyordu. Yemek yemeyi onun gibi bıraktım. "Ben aslında düzenine çok aşık bir insanım. Hayatımda hiç aksilik olmasın her şey istediğim gibi gitsin diye yaşarım hep." Gözlerinin içindeki parlamayla beni dinlerken devam etmem için başını salladı. "Sonradan gelişen tutkulara uyum sağlamam biraz zamanımı alıyor aslında. Yeniliklere açığım ama" Cümlemin devamını o getirdi. "Gelecek olanlardan korkuyorsun. Böyle hissetmen çok normal. Yeni şeylere başlamak çok fazla cesaret istiyor. Kimse kendisi tarafından hayal kırıklığına uğramak istemez." Bakışlarını etrafta gezdirdi.
"Ama bak şuan benimlesin. Sana bu teklifi ilk yaptığımda ya da sen o yarışı kazandığında ikimizde işlerin bu noktaya geleceğini tahmin edemezdik. Yeni şeylere başlamak riskli evet ama zaten hayatın kendisi de riskli. Ne kadar planlı olursan ol spontane yaşıyorsun." Beni anlayan birisiyle konuşmak güzel hissettiriyordu. "Haklısın." Uzun uzun sohbetimize devam ederken yemeklerimiz bitti.
"Seni buraya neden getirdiğimi biliyormusun?" Başımı olumsuzca iki yana salladım. Öne doğru eğilerek masanın üzerindeki elimin üzerine elini koydu. Kalbim hızla atmaya başlarken nefesimi tuttum. Konuşmak için ağzını açtığında başka bir ses duydum.
"Işık?"
Bakışlarım başımızda bekleyen bedenlere kaydığında gözlerimin önü kısa bir an karardı. Başıma hafif bir ağrı saplanırken elimi Hazar'ın elinin arasından çektim. Bunlar onlardı.
Yenilmezler.
Bana hayatımın en büyük yenilgisini verenler.
-SON-
Heloooo ben geldimmm
Sizce yenilmezler kim?????
Yavaş yavaş sırlarımız diğer bolum ortaya çıkarken Hazar kendinden beklenmeyen hareketlere maruz bırakacak bizi. Bu yüzden hazırlıklı olun.
Her bölümün sonunda olduğu gibi bu bölümün sonunda da hangi anlarda Hangi emoji olmak isterim etkinligimize devam ediyoruz
Otobüste birisinin telefonuna bakan birisini gördüğümde
🤦♀️
Oluyorum(bazen bende istemeden dalıyorum djjemsmxkdk)
Eğer benim hakkımda merak ettikleriniz varsa yeni çıkardığım e dergime bakabilirsiniz. Orada biraz kendimden bahsediyorum. Ebruermec_27 hesabından ulaşabilirsiniz
Diğer bölümde görüşmek üzere
Mutlu olalım Yıldız Tozlarımm...⭐️🖤🖤
