11. bölüm · Hız Tutkusu

Geçmiş Yükler

Ebru Ermeç

Mars'ın yarışlarda giydiği takım

HIZ TUTKUSU

11. BÖLÜM

GEÇMİŞ YÜKLER

21/07/2021

Mutfak tezgahındaki damla çikolatayı kabın içine doldururken diğer yandan da arkada çalan şarkıya eşlik ediyordum.

"Beni kalbimden vuranlar var ya sürüne sürüne kapımı çalacak!"

Şarkıyla ayni ritimde dans ederken elimdeki spatulayla kabın içindeki harcı karıştırdım. Normal günlerde abimin zoruyla yapsam da bugün keki kendim yapmak istemiştim. Abimin bu keki benden çok sevdiğine emindim. Evde olduğu her an yapmamı istiyordu. Bende tıpkı bugün ki gibi bazı zamanlar gastronomi öğrencisi olmanın verdiği katkıyla ona kek yapıyordum.

Şarkının sesi kesilirken telefonumun zil sesi kulağıma doldu. Bakışlarım ekrana kayarken abimin takım arkadaşı olan Naz'ın aradığını gördüm. Ellerim kirli olduğu için telefonu açmayarak elimdeki harcı tepsiye dökmeye başladım.

Bir çığlık sesi kulaklarımda yankı uyandırırken yüreğime kor bir ateş düştü. Elimdeki kap elimden kayarak yeri boylarken zorla aldığım nefesimle içeriye doğru koştum. Koltuklarda oturan annem gözyaşları içinde ağlarken bütün vücudumu bir titreme kapladı.

Korktum, çünkü gelecek olanı hissettim.

Hızlı adımlarla yanına ulaştığımda ellerini tuttum. "Ne oldu anne? Birisine bir şey mi oldu? Babama abime bir şey mi oldu?" Hıçkırıkları arasında zorla nefes alırken dudaklarından bir cümle döküldü.

"Abin gitti."

Nereye gittiğini soramadım, gelmemek üzere bir yere gittiğini anlamamak mümkün değildi. Dizlerimin üzerine çöküp hıçkırıklarla ağladığım o günü asla unutamadım. Gözyaşlarımın kuruduğunu, acının dindiğini sandığım an tekrar hissettim. Tekrar. Tekrar. Cenazeye gittiğimizde acımın geçtiğini sandım ama onu yerin metrelerce altına gömerlerken aksi için yalvarmaktan başka bir şey yapamadım.

Abim gitmişti. Sırtımı dayadığım tek duvar yıkılmıştı. Ve ben kendimden kaçtığım o evin duvarlarında artık yapayalnızdım.

Üzerinden bir ömür geçse de asla dinmeyecek bir acıyla baş başa kalmıştım.

🌸

Araba mahallemin ışıklarının altında duralı tam 5 dakika olmuştu. En son konuşmamız ise 20 dakika önceydi. Soru sormamıştı. Onları tanıdığına adım kadar emindim. Tüm cesaretimi toplayarak bakışlarımı ona çevirdim. O zaten bana bakıyordu. "Yukarıya çıkıp kahve içmek istermisin?" Yüzüme zorlukla bir gülümseme kondurdum. Başını salladı. Aracın kapısını açarak dışarıya çıktığımda soğuk hava yüzüme çarptı. Adımlarım binaya doğru ilerlerken arkamdan geldiğini hissediyordum. Apartman kapısını ittirerek açtım ve merdivenlere doğru ilerledim.

Basamakları çıkarken giderken içimde bulunan heyecan yoktu. Onları görmek bana iyi gelmemişti. Gömdüğüm yaramı sanki tekrardan ortaya çıkarmıştı. Kapının önüne gelince anahtarla kapıyı açarak içeriye girdim. O da ardımdan girerken ayakkabılarımı çıkardım. "Sen içeriye geç ben kahveleri hazırlayıp geleyim." Bir ses gelmedi. Mutfağa geçtiğimde masaya çantamı koyarak kahve makinasının karşısına geçtim.

Bizim için kahveleri makinaya yerleştirdikten sonra musluğu açarak yüzüme su çarptım. Havlu kağıtla yüzümü kurulurken mutfak kapısına yaslanmış bedeni fark ettim. Sadece bakıyordu. Konuşmuyor, sorular sormuyordu. Nefesimi vererek sırtımı tezgaha yasladım. "Ne olduğunu sormayacağım. Ama bir gün anlatmak istersen dinlerim." Makinadan kahvelerin olduğuna dair bir ses gelirken onları kupalara doldurdum ve oturma odasına doğru ilerledim. Yan yana koltuklara oturduğumuzda elimdeki bardağını aldı.

"Bu geceyi mahvettiğim için üzgünüm." Gülümsedi. "Aslında mahvetmiş olmuyorsun. Bir kez daha seni yemeğe çıkarmam için sebebim oldu." Ne diyeceğimi bilemeyerek kahvemden bir yudum aldım. Bir süre sessizlik olurken bakışlarımı her zerresini ezbere bildiğim evde gezdirdim. Onunla sessiz olmak garip hissettiriyordu. "Bu gece sana söylemek istediklerim aslında şuydu." Bakışlarım ona döndüğünde kalbimde birşeyler harekete geçti.

Gözlerimin içine bakarken bundan çekinmiyordu. "Senden hoşlandım. O yarışta beni yendiğin ilk andan itibaren. O gün evine geldiğim de ve sana bir daha gelmeyeceğimi söylediğimde sabaha kadar uyuyamadım. Ya gelmezsen düşüncesi asla aklımdan gitmedi. Belki sadece beni yendiğin için böyle hissediyorum belki sen çok güzel bir kadın olduğun için. Ama sebebi her neyse duygularımı saklamayı sevmiyorum ve bunları bilmen gerektiğini düşünüyorum."

İstediğim açıklama gelmişti. Ama ona istediği cevabı verebilecekmiş gibi hissetmiyordum. Söylediği cümleler kalbimin ritmini bozuyordu, bakışları bana kendimi unutturuyordu yanımdaki varlığı bile tüm dikkatimi onun üzerinde topluyordu. Evet, belki de onunla aynı hislere sahiptim. Belki de daha fazlasına. Ama tamamen emin olmadan bunu yapmak aptallık olurdu. Konuşmak için ağzımı açtığımda saçlarımda hissettiğim dokunuşla duraksadım.

"Bana bir cevap vermek zorunda değilsin. Sen kendinden, duygularından emin olana dek bekleyeceğimi bilmeni isterim. Ama ben içimde sana karşı olan şeyleri saklayamam." Konuşmak için kuruyan dudaklarımı yaladım. "Anlıyorum, düşüneceğim." Gülümsedi. Zorda olsa bende gülümsedim. Soğumaya başlayan kahvemi içerken arkama yaslandım. "Bu evi satın mı aldın yoksa kiradamısın?" "Evet burada kiradayım. Ama dükkan bana ait. Dükkanı ilk açtığım dönemler evim çok uzak olduğu için gidip gelmek sıkıntılı oluyordu. Sanırım 2 ay sonra kadar bu ev boşaldı. Bende buraya taşındım."

Başını salladı. "Peki dükkanı hiç taşımayı düşündün mü? Daha büyük bir yere mesela." Parmaklarımı bardağıma sardım. "Aslında daha büyük bir yer istiyorum evet. Ama buradan da vazgeçmek istemiyorum gibi. Belki önümüzdeki senelerde bakarım. Peki sen sizin mekanı değiştirmeyi düşünüyormusun? Daha büyük bir yer ya da revize etmek." Eliyle saçlarını dağıttı. "Taşıma fikri şuanlık yok ama revize etmeyi düşünüyorum. Senenin sonunda yarışlar bittiğinde mekanı tamamen değiştirmek istiyorum. Muhtemelen o zamana kadar yarışları kazanmış oluruz o yüzden diğer ekip arkadaşlarımıza özel odalarda yaptırmak istiyorum."

Gülümsedim. Yeri geldiğinde fazlasıyla egoist olabiliyordu. "Kazanacağımıza gerçekten eminmisin?" Başını salladı. "Evet. Herkes bu konuda aşırı yetenekli. Bundan şüphem yok." Kahvemin son yudumlarını da içtikten sonra bardağı masaya bıraktım. Oturduğu yerden kalktığında bakışlarım ona kaydı. "Nereye?" "Ben kalkayım artık. Bu gece düşündüğümüzden daha uzun oldu." Kapıya kadar ona eşlik ettim. Ayakkabılarını giydikten sonra yerinde doğruldu.

"Yemek işini unuttum sanma en kısa zamanda tekrar yemeğe çıkıyoruz." Gülümseyerek başımı salladım. Boynunu eğerek bana yaklaştığında yanağıma bir öpücük kondurdu. Kalbim heyecandan hızla çarparken bunu durdurmak için elimi sıktım. Kapıyı açtığında yüzünde bir gülümseme vardı. "O zaman görüşürüz." "Görüşürüz." Kapıyı kapattığımda sırtımı kapıya yasladım.

Göğsüm hızla inip kalkarken elim gerdanımı buldu. Bu kadar heyecanlanmamalıydım değil mi? Ama o yaptığı tek bir hareketle tüm gece ne yaşadığımı bana unutturuyordu.

Korktuğum oluyordu.

Ben ona aşık oluyordum.

-SON-

Hemen bölümü atıp kaçıyorum bebekler

Diğer bölümde görüşmek üzere

Mutlu olalım Yıldız Tozlarımm...⭐️🖤🖤