8. bölüm / 22
Hep Sen Varsın Aklımda (OrEl) 🤍✨Bölüm 6: Hastamıza Bakayruz
Bölümler 22Şu an: Bölüm 6: Hastamıza Bakayruz
- 1 Bölüm 1: Korkunç Kaza737 kelime
- 2 Bölüm 2: Bu Aşk Değil De Neydi515 kelime
- 3 Bölüm 3: Yeğen Katili642 kelime
- 4 Bölüm 4: Kaza Değil Suikast1.073 kelime
- 5 Bölüm 5: Sonunda Aynı Evde642 kelime
- 6 Bölüm 6: Hastamıza Bakayruz859 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 Bölüm 7: Kaçırılan Işık Parçası731 kelime
- 8 Bölüm 8: Eleni'nin Şahsi Doktoru960 kelime
- 9 Bölüm 9: Malakas'ının Yanındaki742 kelime
- 10 Bölüm 10: Birbirleri İçin Yaratılmışlar828 kelime
- 11 Bölüm 11: Bir Rum Kızı İçin702 kelime
- 12 Bölüm 12: Sen Hep Benum Doktor Hanımımsın868 kelime
- 13 Bölüm 13: Benim Denizim Sensin1.002 kelime
- 14 Bölüm 14: Çalınan 20 Yıl884 kelime
- 15 Bölüm 15: Gönülleri Hep Yan Yana843 kelime
- 16 Bölüm 16: Eleni'nin Kaptanı1.315 kelime
- 17 Bölüm 17: Bana Ait Olanı İstiyorum1.013 kelime
- 18 Bölüm 18: Tekrardan Furtuna'da928 kelime
- 19 Bölüm 19: Açığa Çıkan Sır775 kelime
- 20 Bölüm 20: Kıyamet Yaklaşıyor1.098 kelime
- 21 Bölüm 21: Zehirlenen Işık Parçası916 kelime
- 22 Görüşürüz80 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Oruç hızla mutfağa doğru ilerledi. Eleni daha yeni ameliyat olmuştu ve sevdiği kızın yorulmasını istemiyordu. Tabi bir yandan da ona zarar gelmesinden korkuyordu. Oruç mutfağa girince , Eleni'nin elinde salatayı da almış salona gelirken yakaladı. Oruç bir hışımla Eleni'nin elinden salatayı aldı. "Kızum sen iyimisun ya, sen daha yeni ameliyat oldun dinlenmen lazum!" Eleni ise gülümseyerek Oruç'un elindeki salatayı baştan aldı. "Ela ben iyiyim bre." Ve salona geçip salatayı da masaya koydu ve elleri belinde bir şekilde Oruç'a döndü, "Hem sen söyle bakayım. Benim senin evinde ne işim var" "Ee.. Hastamıza bakayruz." "Baştan Doktor Bey olmuşsun o zaman." "Evet aynen öyle. Ve şimdu hastamuz yemek yemelu." Derken bir yandan ya Eleni'yi sandalyeye oturttu, kendisi de hemen yanındaki yere oturdu.
Yemeğe başladıkları gibi Oruç'un gözleri büyüdü, yemeği çok beğenmişti. Eleni bunu görmüş olacak ki Oruç'a yaklaşarak sordu, "Ee güzel yapmış mıyımm?" "Eleni, ellerinden bal damlamuş." Eleni anlamamış bir ifade ile Oruç'a baktı, "Ellerinden bal damlamış? Ne.. demek?" Oruç yüzünde temessümle Eleni'nin gözlerine baktı. O yeşil gözler, her baktığında o ormanın içinde kayboluyordu. "Ellerinden bal damlamış demek, çok güzel olmuş demek" Eleni bunu duyunca yüzünde hoşnut bir ifade ile başını salladı sonra ise baştan konuştu şakacı bir tavırla, "Tabi güzel olacak bre! Kalktığımda beri sofra hazırlıyorum." "Eleni senun dinlenmen lazum. Kızum ölüyodun ha sen. Burda kalduğun sürece sen sadece dinleneceksun. Kendinu yormak yok" "Ela neyim ben bebek mi, bende yardım edicem." "Valla dinlenerek bana yardım etm..." o anda kapı çaldı. Oruç sözünü kesip ayağa kalktı, "kapıya bakıp geliyrum"
Kapıyı açtığında karşısında İso'nun olduğunu gördü. "Noldi İso?" "Abi, yemek yiyruz, sen gelmiyecek misun?" Bu sırada Eleni de kapının yanına gelmişti. "Noldu İso?" İso Eleni'yi görünce Oruç'a imalı imalı bakışlar attı. "Oo yeng... Eleni napaysunuz" Oruç İsonun ayağına basınca, İso yengeyi Eleni'ye çevirmişti ama Eleni çoktan 'Yenge' lafını duymuş sessizce gülüyordu. Sonra kendini toparlayıp İso'ya cevap verdi, "Biz de yemek yiyorduk. İstersen sen de gel." "Haa, ben de abimi yemeğe çağırmaya gelmiştum ama siz meşkulseniz rahatsız etmeyeyim." Eleni bunu duyunca Oruç'a döndü, "Bre Oruç, sen niye söylemiyorsun ailecek yemek yiyeceğiz diye. Sen İso ile git ben kendim yerim." "Eleni olmaz da. Daha yeni ayaklanmışsın yanında birinin olması lazım." "Ela, gün boyu bi şey olmadıysa yine olmaz. Hadi sen ailecek yemek ye. Bekliyorum ha, çok geç kalma" Eleni bunları söylerken Oruç'u dışarı attı ve kapıyı kapattı.
Dışarıda kalan Oruç hızla İso'ya döndü, "Yani gelmeseydun olmazdı dimi abicim. Kıza ayıp ya" "Ha sen, ben randevunuzu böldum diye sinirlisun" Oruç, İso'nun omzundan ittirdi. "Ne randevusu ula. Yürü hadi eve."
Konağa girdiklerinde içeriden Zarife'nin sesi duyuldu. "Ula Oruç, bizde senu çağırmasak yemek akluna gelmeyi. Uşağum sen evin reisisun. Haturlatayim yani" İso da kapıdan içeri girince alaycı bir şekilde cevap verdi, "Olurmu ana, reisimizun da çok önemli işleri vardu. Böldük yani" "Ula neymiş o iş" Oruç, İso'ya söyleme diye bi bakış attı. Sonra İso söylerse, Eleni ile anasından bi ton evlenme lafı duyacaklardı. İso'da 'peki madem' anlamında bi bakış attı ve lafına devam etti. "Yok bi şey ana ya, fabrika işu falanlar uğraşiydu." O anda merdivenden inen Şirun konuştu, "Tamam, sonra konuşursunuz. Hadi yemekler soğuyor, masaya gelun"
(Yemek Sonrası)
Oruç, Eleni'yi çok bekletmemek için yemeğini hızla bitirdi ve dışarı çıktı. Tam evin önüne geliyordu ki, kapının önünde Eleni ve Mika'nın konuştuğunu gördü, adımlarını hızlandırdığı sırada Mika'nın Eleni'ye sarıldığını gördü ve ikisi ayrılır ayrılmaz hızlı ve güçlü bir şekilde Mika'nın omuzunu tuttu. Mika da askerlik refleksi ile Oruç'a bi tane yumruk attı. Oruç'a yumruk attığı gibi Eleni, elleri ile ağınızı kapadı. "Bre Mika naptın!" Mikail ise durumu açıklamaya çalıştı. "Oruç ben eski askerim, refleks oldu tamam" Oruç sinirle Mika'ya baktı ve "ULA BENİMKİ REFLEKS DEĞİL" diyerek bi tane, Mika'nın yüzüne geçirdi. İkisi birbirine girince Eleni onları ayırmak için aralarına geçti ama Mika'nın yumruğu, yanlışlıkla Eleni'nin karnına isabet etti ve Eleni Oruç'a doğru dengesini kaybetti. Oruç hızla Eleni'yi tuttu ve bir yerine bir şey olmuştu diye baktı, Oruç'un kollarındaki Eleni ise Mika'ya baktı. "Tamam Mika, geldiğin için sağol ama gidebilir misin." Mika da oradan gidince Eleni kalkmaya çalıştı ama Oruç, Eleni'yi bırakmadı. "Ela Oruç, bıraksana beni!" "Bırakmam, karnın ezilmiş" "Ela ezilmiş işte, büyütülecek bişey değil." Oruç, "Ama bence büyütülecek bi şey." Diyerek Eleni'yi kucağına aldı. Eleni hızla ayaklarını vurmaya başladı. "Bre bıraksana beni" "Kızum bi sakin ol da, Tamam bırakıcam"
Oruç, eve girdiği gibi Eleni'nin odasına yöneldi, hâlâ Eleni'yi bırakmamıştı. Odaya geldiklerinde, Oruç, Eleni'yi nazikçe yatağına yerleştirdi. Tam bu anda gözleri birbirlerini buldu. İkisi de birbirinin ormanında kayboluyordu. Ama o kaybolmaları, gözleri kesiştiği an bir yola dönüşüyordu. İkisi birleşince o ormanda bir çıkış görünüyordu. Sonrasında ikisi de hızla bakışlarını ayırdı. Oruç kapıyı göstererek konuştu. "Ee... o zaman, iyi geceler" Eleni de tebessümle karşılık verdi, "İyi geceler" Oruç kapıyı kapattığı an Eleni yorganı yüzüne doğru çekti. Oruç'u kokusunu halen unutmamıştı. Nasıl unuturdu ki malakasının kokusunu.
Bu sırada Oruç'ta odasına geçmişti. Bi yandan Eleni'ye olan sevgisini haykırmak isterken, bir yandan da Eleni'ye gerçeği söylemek, onu o Hicran yılanından kurtarmak istiyordu. Ama Esme onu sıkıca tembihlemişti, söyleme ben uygun zamanda söyleyeceğim diye. Eğer ablasına söz vermiş olmasaydı çoktan söylemişti Eleni'sine. Oruç bunları düşünerek başını yastığa koydu ve gözlerini kapadı. Eleni'si güvendeydi, ve yanındaydı.
Ama bu sırada ta başka yerde olan amcası, Behçet ile konuşuyor, bu halde bile nasıl Eleni'den kurtulabiliriz diye plan yapıyorlardı.
Bölüm etkileşimi
