Bölüm 4: Kaza Değil Suikast

Yazar: HarryJamess .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 22Şu an: Bölüm 4: Kaza Değil Suikast

Sevcan tetiği çekti...

Sevcan tetiği çeker çekmez Oruç kendine gelip hızla Sevcan'ın silahını alıp bileğini sıkıca kavradı ve havaya kaldırdı. Sevcan'ın bileğini öfkesini kusarcasına sıkıyordu. Tek düşündü Eleni'nin canıydı. Onun canı, kendi canıydı. Oruç Sevcan'ı yakaladığı an Sevcan korkuyla arkasına baktı, ve durumu kekeleyerek açıklamaya çalıştı, "O..oruç, d..düşündüğün gi.." Oruç sinirle Sevcan'ın sözünü kesti, "Sus" "Ama.." "SEVCAN SUS DEDUM" Oruç Sevcan'a zarar vermemek için kendini zar zor tutuyordu, bir kadına asla el kalkmazdı. Oruç'un sinirden elleri titriyordu. Eliyle kapıyı göstererek Sevcan'ın gözünün içine bakıp "ÇIK!" Dedi kalın ve net bir sesle. Ardından Sevcan korkan gözlerle odayı terk etti.

Kapı kapandığı gibi hızla Eleni'nin yanına koştu ve Sevcan, ona zarar vermiş mi diye etrafını incelemeye başladı. Bu sırada Eleni uyandı. "Oruç, noluyo bre?" Oruç hemen Eleni'nin elini tutup konuştu," Sana zarar verdu mi?" "Kim verdi mi? Ben hiç birşey anlamadım bre" diye karşılık verdi elini gülerek. Sonrasında Oruç sevcan'ı Eleni'ye zarar vermeden yakaladığını anlayıp rahatladı. Ve ikisi de birbirlerine tebessüm eden yüzlerle bakmaya başladılar.

Tam bu sırada kapı açıldı ve içeriye elinde çorbayla bir doktor girdi. "Rahatsız ettiysem özür dilerim" dedi ve çorbayı masaya bırakıp çıktı. Eleni dünden beri bir şey yemiyordu ve hayliyle ile acıkmıştı. Titreyen ellerle kaşığı aldı ama bir türlü çorbaya daldıramadı, çünkü halen elleri tam olarak iyileştirmişti. Bunu görünce Oruç gülümseyerek Eleni'nin elinden kaşığı aldı ve Eleni büyümüş gözlerle Oruç'a döndü. "Ne yapıyorsun sen bre!" "Kendini yorma Sen daha tam iyileşmedun." Oruç gülümseyerek kaşığı çorbaya daldırdı ve tekrar Eleni'ye döndü, "Aç bakayum ağzını" "Oruç, ben bebek değilim bre!" Ama Oruç kaşığı ağzına çoktan yaklaştırdığı için mecburen ağzını açtı. "Ha böyle" diyerek ikinci kaşığı götürürken, Oruç Eleni'nin bakışlarına karşılık "bakma öyle ha tırsayrum bak" dedi ve ikinci kaşığı da Eleni'nin ağzına götürdü. Ve tam o anda içeriye hızla Adil girdi. {Bu sırada Oruç'un tuttu kaşık halen Eleni'nin ağzında} Adil bu manzara karşısında hızla Oruç'a döndü, "Ula, Ula sen napaysun kızın odasında!" Adil tam Oruç'un üzerine gitmeye başladığı an Eleni araya girdi, "Adil Oruç'u ben çağırdım, kavga etmeye gerek yok bre"

(Yaklaşık 1 saat sonra)

Eleni odasında dinlenirken, doktor, Oruç Adil ve Esme ile dışarıda konuşuyordu. "Eleni'nin sağlık durumu halen tam iyileşmedi, fakat taburcu olabilir." Hemen ardından ekledi "Ama bir şartla" Esme hızla sordu, " Ne şartı doktor bey?" Esme artık dayanamıyordu. Kızının artık hastanede kalmasını istemiyordu. "Hastanın yanında doktor olması ve düzenli kontrol yapması lazım. Ha bi' de hastaneye yakın olması lazım. Böyle bir ortama gidecek ise taburcu olabilir." Adil hızlı ve kendinden emin bir şekilde söze girdi "Tamam işte bizim konağa gelur. Hem Hicran'da var." Esme Hicran kelimesini duyar duymaz yüzünü ekşitti. Bu sırada da doktor araya girdi, "üzgünüm Adil ama Koçari olmaz. En yakın hastaneye bile en hızlı 40 dakika uzaklıkta." Ardından Esme doktora dönerek "Tamamdur doktor bey, biz aramızda konuşalum sonra size haber veririz." Dedi. Adil ise sanki az önce doktoru duymamış gibi konuştu, "Ula neyi konuşcaz, Eleni'yi alıp gidelum işte." Bu sefer Oruç konuştu. "Doktoru duymasın galiba Koçari, Eleni sizin köye kalamaz, tehlikeli." "Nerede kalacamuş? Furtuna'da mı?" Esme Adil bunu söyledikten sonra Oruç'la Adil'e döndü, "Koçari, Oruç haklı. Şimdi bi şey söylicem ama abartı tepki verma" "Hh?" "Ben diyorum ki, Eleni Oruç'un evinde kalsun" Oruç kendini tutamayıp "YUHH!" dedi , Adil ise büyümüş ve sinirli gözlerle Esme'ye bakıyordu. Adil tam lafa karşılık verecekken Esme sözünü kesti, "Tamam, biliyrum, bu imkansız Ama bir düşün her ne kadar doktor olarak Hicran Koçari'de olsa da sizin Konak hastaneye çok uzak. Furtuna ise hemen hastanenin yanında ayrıca Oruç'ta var" der Oruç'u göstererek. "Bak Koçari inan ben de Eleni'nin Furtuna'da kalmasıni ebbedi istemem. Ama böyle en iyisu. Hem şerif'te 1 hafta yurt dışında olacamuş, Eleni'nin Oruç'un evinde kalmasu en iyisi." Bunu da duyunca Oruç konuştu, "Siz bana sormadan benim hakkımda konuşaysinuz, farkindasinuz deliğ mi?" "Oruç, ablacım. Eleni'nin iyileşmesinu ve taburcu olmasinu sen de istemiy misun? Hadi be ablam." Adil bunu da duyunca Esme'ye pis pis bakarak konuştu, " Sen benim buna hakkatten izun vercemimu sandın Esme? Eleni Koçari'de geliy, konu da burada kapandı"

(Yarım Saat Sonra)

En sonunda Esme zar zor Adile de Oruç'a da o Fikri kabul ettirebilmişti. Oruç her ne kadar bu işe karşı çıkmış olsa da içten içe çok mutluydu artık sevdiği kız yanında olacaktı ve onun yanından ayrılmayacaktı.

Doktorlarla konuşup anlaştılar ve Eleni uyurken onu konağa götürmek için ambulansa aldılar. Esme, Oruç ve Adil de ambulansı arabalarından takip ediyorlardı.

Konağa geldiklerinde ambulans ve araba seslerini duyan Furtuna'lılar kapının önüne çıkıp merakla ambulansa bakıyorlardı. Zarife, o esnada arabadan inmiş olan oğluna seslendi. "Oruç, uşağum hayırdır? Noluyo?" "Bile yok ama, Eleni iyileşene kadar bende kalcakda onu geturdiler." Ardından sedyede olan Eleni'yi eve götürmek için yanına gitti, ardından doktorlara yöneldi. "Çok sağolun, siz gidebilirsinuz. Devamını ben hallederum." Deyip Eleni'yi alarak evine girdi. Kapıyı arkasından kapattıktan sonra Eleni ile, sevdalı olduğu kadın ile, aynı evde, baş başa kalmıştı. Oruç, Eleni'nin o masum ve güzel yüzüne sevgi ve hayranlık ile bakıyordu. =Bir kız uyurken bile nasıl bu kadar güzel görünebilir= diye geçiriyordu içinden. Ardından sevgilisiyle birlikte onu nazikçe kalacağı odaya götürdü.

Eleni'yi evdeki en rahat odaya yerleştirdi. O da çok ferahtı, genişçe ve içeriye ışık çok güzel gidiyordu. Camdan Deniz ve evin bahçesi görünüyordu. Oruç, Eleni'yi nazikçe kucağına alıp yatağa yerleştirdi. Serumlarını ayarladı ve yatağın başucunda ki sehpaya bir bardak su koydu. Perdeleri sonuna kadar açtı. Odadan çıkmadan önce son bir kez yatakta yatan RUM KIZI'na bakıp kapıyı kapattı.

Tam kapıyı kapattığı an kapı çaldı. Oruç kapıyı açtığında karşısında iso'yu gördü. Oruç, " Hayırdur İso?" Diye sorunca İso da konuştu, "Fabrika'ya gidecektim de, sen de geliymisun diye soracadım." "Yok, ben bu gün fabrikaya gelmiyorum." "Niye abi, bişey mi oldi?" "Yok, bi şey olmadi da, Eleni'ye göz kulak olamam lazum." Bunu duyunca İso muzip bir tavırla, "Oo, yengem içerde mi?" Diye sorarken başını içeriye doğru uzattı. Oruç (yapmacık bir) sinirle İso'yu iterek gözleri büyümüş bir şekilde konuştu. "İSOO"
Ama bu 'yenge' kitabı içten içe hoşuna gitmemiş değildi. İso kendini toparlayıp, "Tamam o zaman abi Allah'a emanet ol" diyerek ayrıldı. "Sende abicim."

Oruç sonunda kapıyı kapatıp derin bir nefes aldı yara çöküp nefesini verirken "Uyu bakalum IŞIK PARÇASI" Dedi Eleni'nin kaldığı odaya bakarak. Tam ayağa kalkacağı sırada telefonu çaldı.

(Adil Koçari Arıyor...)

Koçari Oruç'u kolay kolay aramazdı. Oruç telefonu açıp konuştu, "Efendum Koçari?" "Oruç, hemen attığım konuma gel!" "Noldi Koçari, bi' anlatsan?" "Kızlar kaza yapmamuş, arabanın frenleri ile oynanmış. O kişi bulup hesap soracaz!" Adil'in sesi çok sinirli ve sert geliyordu. Oruç İlk baş anlık bi' şok yaşadı, "Nasıl..Suikast.. hemen geliyrum! At konumu!" Telefonu kapatıp öfke ile kabanını aldı ve sinirle evden çıkıp arabasına bindi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

92okunma 12beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kategoriler ve temalar yükleniyor…