7. bölüm · Hep Sen Varsın Aklımda (OrEl) 🤍✨
Bölüm 5: Sonunda Aynı Evde
(Koçarilerin fabrikasında)
Oruç fabrikaya geldiğinde hızla arabadan inip içeri girdi. Adil, sandalyede oturan bir adamla ve uşaklarla Oruç'u bekliyordu. Oruç yanlarına geldiği gibi direkt konuya girdi, "Ne oldu Koçari kızlara suikast mı yapıldı!" Adil, bakışlarını Oruç'tan sandalyedeki adama çevirerek "Şimdi öğreneceğiz" dedi ve Oruç'a açıkladı, " tanıştırayım, Mehmet usta. Arabanın frenleri ile o oynamış. Çalışan diğer arkadaşları görmüş." bunu duyunca Oruç tam adanın üzerine yürümeye başlamıştı ki Adil onu durdurdu. "Sakin, sakin. Evet ayarlar ile Mehmet oynadi, ama bunu ona kimun yaptırdığını söylememekte ısrarcı." Adil, Oruç'a açıklama yaparken aklına bir fikir gelmiş gibi mehmet'e döndü kısa bir süre onu süzdü ve ardından Eyüphan, Çakır, Amirum dayı, ve diğer uşaklara dönerek seslendi, "madem öyle, alın Mehmet ustayı. İki kızun canına kast etmenin cezasını çekecek. Sürüye götürün!" Bunu duyunca Mehmet'in gözleri bir anda büyüdü. Hızla oradan kaçacakken uşaklar onun yakaladı. Mehmet haykırarak konuşuyordu, " Adil.. Adil valla ben o arabanın kızların olduğunu bilmiydum. Valla. Etma Adil lütfen." Bir yandan yalvarırken bir yandan da Eyüphan'a bakıp duruyordu belki kendisi yaptığını söyler de Mehmet usta ceza almaktan kurtulur diye bir ümitle bekliyordu. Ama eyüphan'ın konuşmadığını anladığımda en sonunda bağırarak gerçeği söyledi, "TAMAM, TAMAM. KİMİN YAPTIRDIĞINI SÖYLİCEM, YETER Kİ BENİ SÜRÜYE ATMAYIN!" Adil 'tamam' anlamında başını sallayınca uşaklar Mehmet ustayı bıraktılar. Adil "KONUŞ" dedi emir veren bir tavırla. Mehmet ilk önce yutkundu sonra titreyen ellerle onu gösterdi, "Eyüphan ettirdu bağa." Bunu duyar duymaz, Oruç'un yüzü anında eyüphan'a döndü. "EYÜPHAN MI!"
Oruç hızlı adımlarla Eyüphan'ın üzerine yürümeye başladı. Eyüphan'ı ensesinden yakaladığı gibi onu ölesiye yumruklamaya başladı. Uşaklar tam Oruç'a müdahale etmek için yanına gidecekken Adil onları durdurdu ve yüzünde bundan hoşnut bir ifade ile Oruç'u izlemeye devam etti
O sırada Oruç bi' yandan hâlâ Eyüphan'ı dövüyor, bi' yandan da saydırıyordu, ELENİ SENİN YÜZÜNDEN ÖLÜYORDU ULAN! ELENİ ÖLÜYORDU ULANNN!!!" ve Oruç anında Eyüphan'ı kapıp ayağa kaldırdı. Ardından eyüphan'ı adil'den biraz uzağa duvar tarafına çekti. Oruç onu öyle sıkı tutuyordu ki o bölge kan gelmiyormuşçasına beyazladı. Oruç, Eyüphan'a yaklaştı ve öfkeli bir şekilde fısıldadı, "Eleni'ye dokunmayacaksın ulan! Anladın mı? ONA BİR DAHA SENİN YÜZÜNDEN ZARAR GELMEYECEK!" Sonrasında Eyüphan'ı omuzundan tuttuğu gibi yere fırlattı.
Eyüphan yara çuvaladığı gibi uşaklar olsun sıkı tutarak ayağa kaldırdı. Adil, eyüphan'a yaklaşıp sinirli bir sesle konuştu, "Ne istedun ula kızlardan! Ne istedun!" Eyüphan'ın başını kaldırdı ve Adil'in gözünün içine bakarak konuşmaya başladı, "Benim kızlardan bi şey isteduğum falan yok patron. O arabaya kızların bineceğini bilseydum asla yapmazdum bunu." Adil soru soran gözlerle konuştu, " O zaman bunu KİME yaptun ula?!" Adil bunu sorunca Eyüphan'ın yüzünde kibirli bir ifade belirdi. Belli ki yaptığı şeyden zerre pişman değildi. İlk önce Adil'e sonra Oruç'a baktı ve konuştu, "İso'ya patron"
Adil'de Oruç'ta şaşkın ve sinirli bir yüz ifadesi ile anlamaz bakışlarla birbirlerine baktılar. Ardından Adil, Eyüphan'ın yanına doğru yürüdü ve yüzüne bi' tane yumruk çaktı. "Niye ula! Ne istedun İso'dan!" "Patron sen inanmaysun ama Fadime ve İso birbirlerini sevmeyi. Fadime orada rehin kalayi." "ULA GÜLDÜRME BENİ. FADİME, BENİM ANASIZ BABASIZ KALDIĞINDAN BERİ YANLIZ HİSSEDEN KARDEŞUM, O UŞAKLA EVLENDİĞİNDEN BERİ, HİÇ BU KADAR GÜLMEMİŞTİ. Senin bu saçma düşüncen yüzğnden kızları kaybediyduk ula! Eleni ve Fadime'yi kaybediyduk" Adil biraz soluklandı ve Oruç'a döndü. "Oruç reis kan hakkı isteymisun?!" Oruç hiç düşünmeden konuştu, "İsteyrum. Hak İso'nundur!" Ve Adil baştan Eyüphan'a döndü. "Sana cezanı İso verecek" "Patron patron etma. Sen ne yaparsan yap ama ona ettirma!" "Konu burda kapandı! Hayde Oruç, senin fabrikada işin vardır tutmayim seni" Oruç "Sağol Koçari" dedi ve Koçri fabrikadan çıktığı gibi Çay fabrikasına gitmek yerine doğruca evin yolunu tuttu.Eleniyle, sıcak nevalesiyle sonuna aynı evdeydi ve onu yanlız bırakmak istemiyordu. Zaten Eleni kaza geçirmişti ve tehlikedeydi. Onu korumak için yanından hiç ayrılmaması gerekiyordu.
Oruç Konağın önüne geldi, arabasını parkedip kapıdan içeri girdi. Ama içeri girdiği gibi harika bi' akşam sofrasının hazır olduğunu gördü. Ve biraz sonrada Eleni'nin sesi geldi mutfaktan. "Oruç geldin mi?"
_____________________________________
Bu bölüm çok güzel olmadı farkındayım, güzel yazamıyorum. Zaten çok okuyan da yok. Okuyanlara çokteşekkür ederim❤️
