24. bölüm / 22
Hep Sen Varsın Aklımda (OrEl) 🤍✨Bölüm 20: Kıyamet Yaklaşıyor
Bölümler 22Şu an: Bölüm 20: Kıyamet Yaklaşıyor
- 1 Bölüm 1: Korkunç Kaza737 kelime
- 2 Bölüm 2: Bu Aşk Değil De Neydi515 kelime
- 3 Bölüm 3: Yeğen Katili642 kelime
- 4 Bölüm 4: Kaza Değil Suikast1.073 kelime
- 5 Bölüm 5: Sonunda Aynı Evde642 kelime
- 6 Bölüm 6: Hastamıza Bakayruz859 kelime
- 7 Bölüm 7: Kaçırılan Işık Parçası731 kelime
- 8 Bölüm 8: Eleni'nin Şahsi Doktoru960 kelime
- 9 Bölüm 9: Malakas'ının Yanındaki742 kelime
- 10 Bölüm 10: Birbirleri İçin Yaratılmışlar828 kelime
- 11 Bölüm 11: Bir Rum Kızı İçin702 kelime
- 12 Bölüm 12: Sen Hep Benum Doktor Hanımımsın868 kelime
- 13 Bölüm 13: Benim Denizim Sensin1.002 kelime
- 14 Bölüm 14: Çalınan 20 Yıl884 kelime
- 15 Bölüm 15: Gönülleri Hep Yan Yana843 kelime
- 16 Bölüm 16: Eleni'nin Kaptanı1.315 kelime
- 17 Bölüm 17: Bana Ait Olanı İstiyorum1.013 kelime
- 18 Bölüm 18: Tekrardan Furtuna'da928 kelime
- 19 Bölüm 19: Açığa Çıkan Sır775 kelime
- 20 Bölüm 20: Kıyamet Yaklaşıyor1.098 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 Bölüm 21: Zehirlenen Işık Parçası916 kelime
- 22 Görüşürüz80 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Eleni'nin gözünden yaşlar süzülüyordu. ''Anne..'' ve sonrasında Esme'de dayanamadı, bu sırrı daha fazla sürdüremezdi. O da Eleni'ye sıkıca sarıldı. ''Annem..'' Eleni yaşlı gözler ile annesine baktı, ''Sen, benim senin kızım olduğumu biliyormuydun?'' Esme 'Evet' anlamında başını salladı. ''Şerif'ten kurtulduktan sonra her şeyi anlatacaktum.''Esme biraz durdu ve sonra Eleni'ye tekrar baktı. ''Sırrı sana Oruç söyledi değul mi?'' ''Evet.. Nereden bildin'' ''Oruç, sırrı öğrenip sana sahte anne bile getirurken bile çok vicdan azabı çekiydi. Son zamanlarda da çok daha kötü olmuştu.'' Eleni anlamamış bir yüz ifadesi ile Esme'ye baktı ''Vicdan azabı? O ne demek?'' ''Yaptuğun kötü bir şeyin suçunu hissedup. bi nevi manevi acı çekmek.'' Eleni bu açıklama karşılığında 'teşekkürler' anlamında başını salladı. ''Anne..?'' Esme, Eleni'nin ağızından 'Anne' sözünü duydukça içinde çok garip bir mutluluk hissediyordu. ''Evet annem?'' ''Babamma bunu ne zaman söyleyeceğiz?'' Esme yüzüne zoraki bir tebessüm takındı. ''Eleni, bizum ilk önce Şerif'ten kurtulmamız lazum. Yoksa Adil gerçeği öğrenince Şefif'i öldürüp bir 20 yılını daha kaybeder. Bu çok ciddi tamam mı annem. Biliyorun hemen babana kavuşmak istiysun, ben de bir an önce o hayalimdeki mutlu aile tablosunu yaşamak istiyrum ama bunun için biraz sabretmemiz lazum.'' ''Tamam, babama bir şey söyleyeceğim. Peki Şerif'ten nasıl kurtulacağız?'' ''Bundan 20 yıl önce seni bizden ayıran Şerif'ti. Melina dediğiniz kadını çağırıp seni kendisine onların sattığını söyleyip belgeler ile kanıtlayacağız. Sonra da 20 yıl hapis cezası alacak ve en sonunda baban, sen ve ben mutlu bir aile oliyruz.'' Ardından biraz sessiz kaldılar. İçlerinde mutluluk dolup taşıyordu. bir kaç dakika boyunca sadece bakıştılar. Ve ardından Esme, Eleni'nin yanına gelip tekrardan sarıldı. ''Hadi annem sen işinden ayrı kalma, Sağlık ocağına git tamam mı?'' Eleni, uzanıp Esme'nin yanağına bir öpücük kondurdu. ''Görüşürüz annecim. kendine iyi bak.'' Ve kapıdan çıkıp Sağlık Ocağı na doğru girmeye başladı.
Sağlık Ocağına geldiğinde Oruç'un arabası çoktan gitmişti. Eleni, Oruç'u anlıyordu. GERÇKTEN anlıyordu ama bir süre onunla karşılaşmak istemiyordu. Bu kadar güvendiği bir adamın, bu kadar çok sevdiği bir adamın ona yalan bir anne getirmesini kaldıramıyordu. Kendisinden böyle bir sırrı sakladığına inanamıyordu.
İçeriye girdiğinde Hicran sağlık ocağında değildi. Normalde Eleni'nin , Hicran'ı hiç merak etmemesi gerekiyordu. Ama insanlık işte, 'ya başına kötü bir şey geldiyse' diye düşünüp elini telefonuna götürdü.
(Eleni Arıyor...)
Hicran: Efendim Annem...
Evet Hicran hâlâ Eleni'ye 'Annem' diyordu. Bu her ne kadar Eleni'yi sinir etse de bunu bir kenara bıraktı.
Canım Kızım: Hicran, sağlık ocağında değilsin de. Kötü bir şey mi oldu merak ettim.
Hicran: Yok annem kötü bir şey olmadi. Ben bugün vardiyamı erkenden bitirdum.
Canım Kızım: Peki madem, ben kapatayım.
Hicran: Tamam annem, görüşürü...
Eleni Hicran'ın yüzüne kapatmıştı. Teleonundan Niko'yu açıp işlerine yöneldi.
(Hicran'ın Tarafından)
Hicran şu anda Furtuna Konağı'ndan içeri giriyordu. İçeri girdiği gibi karşısına Zarife çıktı. ''Hicran, erken gelmişsun. Kötü bir şey olmadi inşaallah?'' Ama Hicran'ın yüzü tam tersi bir ifade ile kaplıydı. ''Zarife aba.. Kiyamet yaklaşiy.'' Zarife bir kaç saniye düşünme ile birlikte yüzünü hızla Hicran'a çevirdi. yüzü bembeyazdı. ''Yoksa..'' Hicran 'Evet' anlamında başını salladı. ''Eleni ana, babasını öğrendi.'' Zarife Hızla gözlerini açtı. ''Tamam ben seni tutmayayum, sen yukarı çık.'' dedi soğuk bir ses ile.
Hicran yukarı çıktığında Şerif'in koltuğa oturmuş, düşünür bir ifade ile ona bakıyordu. ''Eleni öğrendi yani ha.'' ''Evet.'' Şerif çokta akılına kodlamıştı. Hicran Eleni'yi, Şerif ise Esme'yi istiyordu. Bunun için Şerif'in elinde büyük bir koz olmalı ve Esme'yi tehdit etmeliydi. Hicran yanına oturunca sessiz bir şekilde konuştu. ''Yani kızını senden alacaklar ve sen de bunu hiç bir şey yapmacasun ha Hicran?'' Hicran yüzünü kaskatı kesti. Sesi çok sert çıkıyordu. ''Elbet yapacağum. Benden kızımı almaycaklar...'' Biraz bekledi ve sonra tekrar konuştu. ''Da napacağum?'' Şerif'in yüzünde sinsi bir gülüş belirdi. ''Benum bir fikrum var'' ''Neymuş?'' ''Ama bunun içun kızına acımaman lazum. Evet acı çekecek ama sonunda kızına kavuşiysun.'' Hicran gözünü kıstı. ''Nasıl acı çekecek benum kızum?'' ''Bak şimdi...''
(1.5 Saat Sonra Oruç)
Oruç, annesinin araması ile konağa doğru geliyordu. Girer girmez Zarife'nin sesi içeriden geldi. ''Uşağum, salondayum gelir misun.'' Oruç içeri girip anasının yanına oturdu. ''Efendum ana?'' ''Eleni sırrı öğrenmiş, hazırlanmamuz lazum.'' Oruç yüzüne rahat bir ifade takındı. bilmediği kötü bir şey oldu sanmıştı. ''Biliyrum ana.'' ''Hicran sana söyledu mi?'' ''Hayır...'' Oruç biraz durup derin bir nefes aldı. ''Ben daha çok bu yalanı sürdüremedum ana, Eleni'ye her şeyi anlattum.'' Zarife'nin gözleri fal taşı gibi açıldı. ''Sen ne yaptun?! Ailenu ateşe mi attun sen!'' ''Hayır, ben ailemin işlediği günahı sürdürmeyi reddettum. Günahlarımın cezasına da hazırum.''
(Eleni'nin Gözünden)
Hicran'ın odaya girmesi ile Eleni ayağa kalktı. Hicran'ın elinde bir tabak yemek vardı, ve yüzünde ise her zamanki tebessümü, Her Eleni ile birlikte olduğu zamanki tebessümü var. ''Hicran, bugün eve erken gidecektin bir şey mi oldu.'' ''Ya annem, biliyorum bana çok kızgınsın ama, sabahtan beri ağızına tek lokma sokmadın. Sabah da kahvaltı yapmadan çıktun evden. Bir şeyler atıştur ha?'' Eleni gerçekten buna hayır diyemeyecek kadar açtı. ''Teşekkür ederim, olur.'' dedi zoraki bir gülümseme ile. Yemeği yerken ise bir yandan konuşuyorlardı. ''Hicran, ben Furtuna'dan gideceğum. Bu gün toparlanacağım.'' Hicran yemek tabağını biraz daha ittirdi, ''Peki... madem öyle istiysun. Ama ilk önce yemek.'' Biraz daha sonra Eleni'nin rengi solmaya, halsiz hissetmeye ve yüzünden terler akmaya başladı. ''Hi..hicran bu yem..eğin içinde ne v..var?''
(Flashback - Hicran ve Şerif)
Şerif, bir kutudan, 1 şişe dolusu sıvı çıkarttı. ''Bunu normalde Koçari'ler üzerindeki planımda kullanacaydum ama şuanki mesele daha önemli.'' biraz durduktan sonra konuşmaya devam etti, ''Bu bir zehir, ve benum Rize'de ki adamlarum yaptu, yani sadece bir panzehiri var..'', bu sefer de sarı renkli sıvının olduğu bir şişeyi gösterdi. ''Sen Eleni'yi zehirleyecesun, ama merak etme, ilk bir saatte bilinci kapanacak ve bedeni kötü belirtiler gösterecek ama panzehiri 2 gün içinde kullanabiliruz. Onu zehirleyince hiç bir yere götürmeyecesun, ne de olsa panzeehiri yok ve zehiri tespit edip yeni bir panzehir hazırlamaları neredeyse 3 gün sürer. Onlar Eleni'nin bu halini görünce, biz de Esme ile konuşacağuz. Eleni'den uzak durmasıni yoksa panzehiri vermeyeceğumizi söyleyeceğiz. Eğer onaylar ise hafızasından son bikaç gün kaybedecek. Tamam mi?'' Hicran'ın yüzünde kocaman bir tebessüm vardı. ''Tamamdir.''
(Sağlık Ocağı - Eleni)
Eleni yere düştü, çok acı çekiyordu. zar zor konuşuyodu. ''Hi..cran bunu n..neden yapt..ın?'' Hicran, Eleni'ye doğru eğildi ve saçını okşadı. ''Merak etme annem, yakında bunların hepsi geçecek ve her şeyu unutacaksun'' Ve Hicran oradan ayılıp kapıyı kilitledi. Eleni, zorla elini telefonuna götürdü. ''Niko... Oru..ç'u ara..'' ''Tamam Eleni, Oruç aranıyor...''
(Oruç'un Tarafından)
Oruç hâlâ Zarife ile konuşuyordu ama Eleni'nin aradığını görür görmez hemen telefonu açtı.
Malakas: Alo Eleni?
Doktor Hanım: O..Oruç...yard..ım..et
Eleni'nin sesi çok kötü geliyordu. Oruç hızla ayağa kalktı.
Malakas: ELENİ, İYİ MİSUN, NEREYESUN, NE OLDİ?!
Doktor Hanım: Sağ..lık..o..ocağında..yım.
Malakas: TAMAM SAKİN OL HEMEN ORAYA GELİYRUM.
Oruç hızla arabaya atladı ve Sağlık Ocağına doğru yola koyuldu.
______
Arkadaşlar lütfen etkileşim verin, bir önceki bölümde ne beğeni nede yorum vardı. Şuan başka bir yerde olmama rağmen size bölüm yazıyorum. Lütfen karşılığını verin♡
Bölüm etkileşimi
