20. bölüm / 22
Hep Sen Varsın Aklımda (OrEl) 🤍✨Bölüm 17: Bana Ait Olanı İstiyorum
Bölümler 22Şu an: Bölüm 17: Bana Ait Olanı İstiyorum
- 1 Bölüm 1: Korkunç Kaza737 kelime
- 2 Bölüm 2: Bu Aşk Değil De Neydi515 kelime
- 3 Bölüm 3: Yeğen Katili642 kelime
- 4 Bölüm 4: Kaza Değil Suikast1.073 kelime
- 5 Bölüm 5: Sonunda Aynı Evde642 kelime
- 6 Bölüm 6: Hastamıza Bakayruz859 kelime
- 7 Bölüm 7: Kaçırılan Işık Parçası731 kelime
- 8 Bölüm 8: Eleni'nin Şahsi Doktoru960 kelime
- 9 Bölüm 9: Malakas'ının Yanındaki742 kelime
- 10 Bölüm 10: Birbirleri İçin Yaratılmışlar828 kelime
- 11 Bölüm 11: Bir Rum Kızı İçin702 kelime
- 12 Bölüm 12: Sen Hep Benum Doktor Hanımımsın868 kelime
- 13 Bölüm 13: Benim Denizim Sensin1.002 kelime
- 14 Bölüm 14: Çalınan 20 Yıl884 kelime
- 15 Bölüm 15: Gönülleri Hep Yan Yana843 kelime
- 16 Bölüm 16: Eleni'nin Kaptanı1.315 kelime
- 17 Bölüm 17: Bana Ait Olanı İstiyorum1.013 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 Bölüm 18: Tekrardan Furtuna'da928 kelime
- 19 Bölüm 19: Açığa Çıkan Sır775 kelime
- 20 Bölüm 20: Kıyamet Yaklaşıyor1.098 kelime
- 21 Bölüm 21: Zehirlenen Işık Parçası916 kelime
- 22 Görüşürüz80 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Eleni, Oruç ile beraberken zamanın asıl geçtiğini farketmemişti. Koçari konağa vardığında saat 11 di. Hemen arabasını park edip doğru yukarı çıktı. İçeri girdiğinde Adil ve Esme'yi onu bekler bir şekilde gördü. Kapıyı kapattı, terliklerini giydi. Eleni tam 'Merhaba' diye selam verecekken Adil ayağa kaldıp Eleni'nin yanına geldi, Esme'de ardından arkasını döndü. ''Kızum sen nereyesun?'' ''Dışarıdaydım'' ''Tamam da neredeydun? Hicran'a da haber vermemişsun, ulaşamayruz da. İyice endişelenduk!'' O sırada Eleni'nin yeni aklına gelmişti, Hicran'a Oruç ile birlikte olduğnu söylemeyi unutmuştu, bir süre sonra da şarjı bitmişti. ''Şey Adil benim telefonumun şarjı bimişti de o yüzden ulaşamamışsınızdır.'' ''Tamam şimdi sen geç onu da söyle bağa, neredeydun? Sakın o Oruç deyyusuylaydum deme bağa!'' Şimdi Esme de ayağa kalkmış Adil'in yanında dikiliyordu. ''Şeyy'' dedi Eleni sessizce. ''Oruçlaydım'' Adil'in gözleri büyüdü, Esme ise tatlı bir şekilde Eleni'ye bakıyordu. Kızını çok iyi anlıyordu, bir düşman çocuğunu seviyordu, birlikte olmalarının imkansız olduğunu bildikleri halde. Ama kendisi de gençliğinde bir düşman çocuk ile sevdalık etmişti. Bu nedenle Kızına her zaman aşkının arkasında durmasını söyleyecekti. Tabi sırrı söyledikten sonra. Adil koltuğu gösterdi, ''Gel hele şuraya anlat bakalum'' Eleni koltuğa oturunca Esme sağına, Adil ise soluna oturdu. ''Tamam'' dedi Adil, ''Anlat, konuş ,dökül!'' Ve ardından Eleni, hızla anlatmaya başladı, ''Ben sağlık ocağındaydım, Oruç yanıma geldi niye geldin dedim seni tekneme kaçırmak istiyorum dedi,sonra beni teknesine götürdü, teknesinde olta vardı, sonrasında bana balık tutmayı öğretti.''
Adil'in yüzü sok sertti. ''Eleniii'' dedi sesi sertti. '' Bu Furtuna kılçığı senun iş yeruna geliy, sen bişe demiysun, seni kaçıriyrum diyi, sen onunla gidiysun ha bi de ondan sana balık tutmayı öğtermesini istiysun.!'' ardından bakışları Esme'ye döndü. ''Esme, yanlış duydun de bağa.'' Esme bir Eleni'ye bir de Adil'e baktı. ''Elbet yani çok normal insanın duymadığı bir şeyi duymuş gibi gelmesi.'' Bu esnada Eleni, Adil'e bakıyordu. Ne diyeceğini bilemiyordu. Kendince Adil Oruç ile arasındaki şeyi abartıyordu. Onlar sadece 'arkadaş' lardı. Farklı olsada zaten, kendisi de zamanında Esme ile düşman çocukları olmalarına rağmen ondan hiç vazgeçmemişti. Eleni sakince ayağa kalkıp ikisine döndü, ''Ben yatmaya gidiyorum. İyi geceler.'' diyerek odasına geçti. Bunun ardındansa Esme, Adil'e yavaşça vurdu. ''Kaçırttın ula kızı, Dağ Ayısı.''
(Oruç Konağında)
Oruç Konağına gimeden önce, Furtuna Konağına doğru elinde poşetle çıktı. Benki uyuyorlardır diye ses çıkarmamaya özen göstererek içeri girdi ve mutfağa yöneldi. Ama Zarife mutfakta oturmuş, dışarı bakarak çay içiyordu. ''Ana, bu saatte napaysun?'' Zarife elini masaya vurarak ayağa kalktı ve Oruç'a döndü. ''Uyku tutmadı, sen hayırdur uşağum bu saatte?'' Ardından Zarife'nin gözleri Oruç'un elindeki poşete kaydı. ''Ne getirdun?'' ''Bugün balık tuttum da, size getirdum.'' ''Haa, sağol uşağum, sen şöyle tezgaha bırak ben yerleştirirum oni. Sen konağına git geç oldu.'' Oruç poşeti tezgaha bıraktı. ''Hadi Allaha emanet ana.'' ''Sana da Oruç''
Oruç konağına girdiğinde yukarı çıkıp üzerini değiştirmeden önce Eleni'nin kaldığı odanın kapısına geldi. 1 Ay. Ne kadar hızlı geçmişti. Eleni'nin hep burada kalmasını isterdi. Ama aynı zamanda hiç kalmamasını da.
Üzerini giyinip yatağa uzandı. Çok güzel bir gün geçirmişti, geçirmişlerdi. Oruç'un eli telefonuna gitti. Mesajlara girip Doktor Hanım'ın sonbetini açtı ve mesaj kısmına 'Eleni merhaba, nasilsun?' yazdı ama bu sefer kendinde geçenki cesareti bulamadı. Ve mesajı geri silip başını tekrardan yattı, ardından ise telefonunu kapatıp yanındaki sehpaya koydu. Ama bilmediği bir şey vardı. Aynı anda Eleni'de, Malakas'ına aynı mesajı yazmıştı ama tam atacakken Oruç gibi vazgeçip mesajı sildi. Evet yan yana değillerdi ama ruhları hep yan yanaydı sanki. Birbirlerinin ruh eşleriydiler.
Sabah olmuştu, etrafı yağmur sonrası olan toprak kokusu kaplamıştı. Oruç erkenden uyanıp üzerini giyindi ve fabrikaya doğru yola çıktı. Dün Eleni ile vakit geçirirken, yapamadığı işlerini bugün halletmesi gerekiyordu.
(Furtuna Fabrikası)
Fabrikaya geldiğinde daha Furtuna'lardan kimse gelmemişti. Doğruca odasına çıktı ve işinin başına geçti.
(Saat 13.27)
Öğlen vakti birden odanın kapısı açıldı, Oruç geleni görebilmek için yerinden kalktı. Karşısındaki Canan dı. Çocukluk arkadaşı. Yüzü çok üzgün görünüyordu. ''Hayırdur Canan, iyi misun?'' Canan çok üzgündü, hızla Oruç'un yanına gelip koluna yapıştı sesi üzgün çıkıyordu. ''Oruç, Annemi hastaneye kaldıdılar, çok k..kötü...'' Sonrasında Oruç'un yüzüne bakıp utanmış numarası yaptı ve Oruç'un kolunu bırakıp geri çekildi. ''Pardon, derdimi çocukluk arkadaşıma anlatmak istemiştim ama rahatsızlık vermişimdir gideyim ben.'' Oruç, Canan tam gidecekken arkasından seslendi, ''Canan olur mu ne rahatsızlığı, gel bi çay içelum istersen, annen nasıl anlatırsun.'' Oruç gayet iyi bir niyet ile sormuştu. Sonuçta arkadaşlardı, yani Oruç'a göre. Canan yanına geldiğinde Oruç odaya 2 çay çağırdı. ''Ee, annen naul Canan? Çok kötü değildir inşaallah.'' Canan üzgün bir yüz ifadesi ile elini Oruç'un elinin üzerine koydu. Oruç normalde arkadaşı bile olsa böyle temaslardan hoşlanmazdı ama bu sefer arkadaşımın canı sıkkın iyi değil diye sessiz kaldı. ''Evdeyken kalp krizi geçirmiş Oruç, Onu gördüğümde yerdeydi. Müdahale etmeye çalıştım ama yapamadım, hastaneye kaldırdılar.'' ''Hangi hastane söyle ben de uygun bir vakitte onu görmeye gideyum.'' Canan biraz telaş yapmış görünüyordu. ''Y..yok yok Oruç,sağol ama hiç gerek yok. Çok rahatsız olmasın.'' ''Olur mi, ayıp olur'' ''Yok ayıp olmaz, ben ona senin yerin söylerim. rahatsızlık vermek istemiyorum.'' ''Peki madem sen öyle diysan''
(Yarım Saat Sonra)
Canan tam gidecekken arkasını döndü ve Oruç'a seslendi. ''Yaa, Oruç sana rahatsızlık vermek istemiyorum ama, paramı almayı unutmuşum, arabamla da gelmemiştim. Sana yük olmazsa beni sağlık ocağının oraya bırakır mısın? Oradan otobüse bineceğim de. Sadece otobüs kartımı almışım.'' Oruç biraz duraksadı sonra da yanına geldi. ''Olur mu ne rahatsızlığı, istersen gideceğun yere bırakayum, kaç yıllık arkadaşız.'' ''Hayır gerek yok sağol sen beni sağlık ocağının oraya bırak ben otobüs ile giderim.'' ''Peki o zaman hadi gidelum.'' Canan aslında yalan söylemişti, parası yanındaydı ve bilerek sağlık ocağına bırakmasını istemişti ki kendince Eleni'ye göz dağı verecek ve onu kıskandırıaktı, bir kaç gün önce ne kadar kıskanç olduğunu görmüştü.
(Sağlık Ocağında)
Sağlık ocağını oraya geldiğinde Oruç arabayı durdurdu ve Canan indi. ''Oruç çok teşekkür ederim hem bıraktığın için hem de benim derdimi dinlediğin için.'' ''Olur mu Canan tabii ki, annen iyileşunca bana da haber vermeyu unutma.'' Ve Oruç gaza basıp oradan ayrıldı. Canan tam arkasını dönünce arabasından yeni inmiş Eleni'yi gördü, işe gelmişti anlaşılan. Canan'ın aradığı fırsat ayağına gelmişti.
(Eleni'nin Tarafından)
Eleni öylece bakakalmıştı. O 61 UYA plakalı araba, Oruç'un arabası ve o uyuz kız, kendini beğenmiş bir şekilde ona yaklaşıyordu. Yanına geldiğinde yüzünde kendini beğenmiş bir ifade vardı. Eleni, onun yüzüne yaklaştı. ''Benden ne istiyorsun!?'' ''Çok belli değil mi, bana ait olanı, Oruç'u istiyorum.!''
Bölüm etkileşimi
