22. bölüm · Hep Sen Varsın Aklımda (OrEl) 🤍✨
Bölüm 19: Açığa Çıkan Sır
(Bir Hafta Sonra)
1 ay geçmişti...
Oruç'un kendine verdiği sözün üzerinden tam bir ay geçmişti. Eleni'nin buraya taşınmasından bu zamana kadar Şerif pis bir şey yapmamıştı. Gerçi Esme'yi kızı ile tehditlere boğmuştu ama Oruç, Eleni'yi korumak için hiç yanından ayrılmadığı için dokunamadı.
O gün hava yağmurluydu. Oruç, penceresine çarpan yağmur sesleri ile uyandı. Lavaboya gidip yüzüne suyu çarptı ve aynadan kendine baktı. ''Bu gün bu sır saçmalığıni bitireceğum. Yanarsam yanayum ama artık yeter.'' Lavabodan çıktı. Eleni'ye bu sırrı söylemek için iş saatini bekleyecekti, ona sırrı sağlık ocağında söyleyecekti. Onunla sağlık ocağında yüzleşecekti.
(Saat 11, Sağlık Ocağı)
Oruç sağlık ocağının önüne geldiğinde pencereden içeriye baktı. Eleni, Hicran ile konuşuyordu. ama sanki yüzünde zoraki bir tebessüm vardı. Hicran'a alışmaya çalışıyordu, onu kabullenmeye çalışıyordu ama bunu bir türlü yapamıyordu. Oruç içeriye girince bir hasta geldiğini sanıp ikisi de kapıya geldi. Eleni, Oruç'u görünce şaşırdı. ''Oru, burada ne işin var? Kötü hissediyorsan içeri geç.'' Oruç Eleni'ye döndü, ''Eleni, dışarıda bir şey konuşabilir miyuz?'' Eleni ilk önce Hicran'a baktı sonra da başını sallayarak bir şemsiye aldı ve Oruç'a tekrar baktı. ''Tabii olur.'' Eleni, Oruç'un tedirginliğini hissediyordu. Dışarı çıkıca Oruç, Eleni'yi Hicran'ın göremeyeceği bir yere götürdü.
''Evet Oruç, dinliyorum?'' ''Eleni, ben bunu nasıl söyleyeceğimi bilmiyrum...'' Eleni bunu duyunca daha da meraklandı. ''Ela söylesene, kötü bir şey olmadı değil mi?'' Oruç 'Hayır' anlamında başını salladı. ''Hani şu sır var ya Eleni,'' sır kelimesini duyunca Eleni'nin gözleri açıldı. ''E..evet?'' Oruç derin bir iç çekti, ''Eleni, Esme ablamdan çalınıp uzaklara götürülen bebek sensun, sen Esme ile Adil'in çocuğusun'' Söylemişti işte, yaklaşık 1 yıldır sakladığı sırrı söylemişti Eleni'ye.
Eleni şaşkınlıktan elindeki şemsiyeyi düşürdü, hem şaşkın hem tarif edemeyeceği kadar mutluydu. ''Ela, sen doğrumu diyorsun, Oruç, Esme benim annem mi gerçekten'' sesi çok mutlu geliyordu, mutluluktan dolayı gözünden yaş geliyordu. ''Evet'' Eleni tam mutluluk ile Oruç'a sarılacakken bir anda kaskatı kesildi, ve geri çekildi. ''Sen.. sen bana sahte anne mi getirdin yani?'' Evet Eleni, Oruç gerçeği söyledi diye çok mutluydu. Hep duymak istediği hayalini sevdiği çocuğun ağızından duymuştu ama, ama neden yalan söylediğini anlamıyordu. ''Oruç bana niye yalan söyledin?'' bu sefer yüzündeki göz yaşları ihanete aitti. ''Eleni.. ben'' Oruç ta ne diyeceğini bilemiyordu. Ne diyecekti ki, 'Kendi ailemi yıkmamak için senin aileni yıktım' mı diyecekti. Eleni bu sefer Oruç'u göğüsünden ittirmeye başladı. ''Sen bana sahte anne getirdin ve onun pazarlığını ettin..'' Ağlıyordu, ''Ben sırf sen verdin diye, sen bana doğruyu söylerdin diye Hicran'a alışmaya çalıştım..'' Oruç'un da gözünden yaş süzülmeye başlamıştı. ''Seni affetmiştim ben..'' Eleni, Oruç'u ne kadar itse de Oruç geriye sendelemiyordu, ''Şimdi gerçeği senden duyuyorum, çok mutluyum senden duyduğum için Evet ama..'' Oruç'u sendelemeyi bıraktı ve gözleinin içine baktı. İkisinin de gözleri yaştı, ''Oruç, bana niye yalan söyledin.?'' sesinden kırgın olduğu anlaşılıyordu. Oruç da elindeki şemsiyeyi bırakıp Eleni'ye sarıldı. Eleni ilk önce öylece kala kaldı ama sonra o da Oruç'a sarıldı. ''Eleni.. Ben çok üzgünüm. Ailemi korumam gerekiyordu. Ne kadar pişman olduğumu bilemessun. Kendi ailemi korumak içun senu ailenden mahrum ettim. Bana ne desen haklısun.'' Eleni yavaşça Oruç'tan ayrıdı. sakinleşmişti, rahatlamıştı, ''Oruç.. Ben çok mutluyum. Sırrı bana sevdiğim çocuk söyledi, istediğim aileye kavuşacağım. Evet sana kırgınım, hafifte kızgınım ama biliyorum ki sen aileni koruyordun. Bunun için seni suçlayamam'' ve yüzünde tatlı bir tebessüm oluştu. İki aşık, yağmurun altında, birbirlerine gözlerinin içi gülerek bakıyordu.
Eleni hızla yukarı çıkmaya başlayınca Oruç akasından seslendi, ''Eleni nereye?'' Eleni arkasını döndü, ''20 yıl ayrı kaldığım annemin yanına gideceğim'' ve arkasını dönüp sağlık ocağına çantasnı almaya girdi. Oruç uzun zaman sonra ilk defa bu kadar rahat nefes alıyordu. Artık sevdiğinden sakladığı bir şey kalmamıştı, sevdalığı ona evet kırılmıştı ama o da sevdiği adamı anlayışla karşılamıştı. Oruç arkasını dönerek arabasına doğru yürümeye başladı. Eve gidip İso'ya yaptığını anlatacaktı. Sadece İso'ya.
(Eleninin Tarafından)
Eleni sağlık ocağına girdi, ne kadar ıslak olduğu umurunda değildi, hemen çantasını alıp Esme'nin yanına gitmen istiyordu. Annesinin yanına. Ama ardından bir ses duydu, ''Annem, bu halin ne sırıl sıklm olmişsun'' Hicran'dı sesin kaynağı. Eleni sevinçten Hicran'ı unutmuştu. O sanki yokmuş gibi içeriye çantasını almaya gitti, Hicran da onu takip etti, ''Annem beni duymiy misun?'' Eleni eline çantasını alıp hızla döndü ve Hicran'ın yüzüne baktı. ''Sen benim annem değilsin!'' dedi tiksintiyle. ''Annem, hani DNA testi yaptın ya, ben senun annenim.'' Eleni Hicran'a doğru yürüdü, ''Oruç bana herşeyi anlattı.!'' Hicran endişelenmişti ama açık vermemeye çalışıyordu. ''Ne dedi ki annem.'' Eleni bu sefer sesini yükseltti. ''Bana ANNEM deme, ben Esme ile Adil'in kızıyım!'' Hicran dona kalmış bir şekilde ona bakarken Eleni hızla dışarı çıktı. Dışarı çıktığında yağmur dinmişti. Gök masmaviydi. Sanki gök yüzü bile sevinmişti olanlara. Eleni doğruca muhtarlığa doğru gitti.
Esme kapıyı açtığında karşısında sırılsıklam, gözünde mutluluğun yaşı olan, ve ona kocaman bir tebessün eden kızını gördü. ''Eleni, bu halin ne...'' Esme daha sözünü bitiremeden Eleni sıkıca Esme'ye sarıl. ''A..anne''
