14. bölüm · Hep Sen Varsın Aklımda (OrEl) 🤍✨

Bölüm 12: Sen Hep Benum Doktor Hanımımsın

HarryJamess .

Oruç, acı ile sendeleyerek yere düştü. Eleni korku ile Oruç'a eğildi ama o sırada Behçet bir kez daha tetiği çekti. O esnada Eleni refleks ile yerdeki büyük bir taşı hızla Behçet'e fırlattı ve silah yere düştü. Eleni hızla sihala doğru koştu. Elleri titriyor, silahı düzgünce kavrayamıyordu. Bir şekilde silahı alabildi ve hızla silahı Behçet'e doğrulttu. "Geri dur yoksa sıkarım" Behçet muzip bir gülümseme ile Eleni'ye baktı. "Sende birinu öldürecek yürek yok" ama Eleni isterse bırak Behçet'i, Şerif'i bile öldürürdü. Söz konusu Doktor Bey'iydi söz konusu Malakas'ıydı. Oruç arkada can çekişiyordu ve bunun acısını Eleni'de hissediyordu. "KES" diye bağırdı Eleni ve tam ayağının yanına ateş etti. Ve tekrar tetiği çekip bu sefer Behçet'in yüzüne doğrulttu. Behçet arkadaki adamlara işaret verdi ve geri çekildiler. Behçetler taş köprüden ayrıldığı gibi Eleni, elindeki silahı kenara fırlattı ve Oruç'a doğru koştu. Oruç zar zor nefes alıyordu. Eleni, sulu, kırmızı gözlerle Oruç'un acı içindeki yüzüne baktı. "O..oruç, iyimisin" derken bir yandan dikkatle yarasına bakıyordu. Yarası derindi. "İyiyum kızum, bak iyiyum da" Ama Oruç bunları derken, sesi bana yardım edin diye bağırıyordu adeta. "Ölüceksinn..." Dedi Eleni. Kıyamazdı o çocuğa. Yarasına zarar vermeyecek şekilde sarıldı malakasına. "Niye yaptın ki bunu Oruç" Oruç , Eleni'nin o güzel orman gözlerine baktı. "Çünkü sana zarar gelmesine asla izin vermem Rum Kızı." Ve ikiside bakışlara daldılar. Sonra Eleni'nin aklı başına geldi ve hızla doğruldu. "Alo..Alo 112 mi? bir çatışma oldu bir sivil vuruldu lütfen hemen gelin" "Sakin olun. neredesiniz?"

Eleni, 112'yi aramış, omuzunda yatan Malakas'ının saçını severek bekliyordu. "İyi olacaksın tamam mı. Ben, senin bana baktığın gibi sana bakacağım" Oruç bu halinde bile gülerek Eleni'ye döndü. "O zaman ben hep vurulayum da. Bana hiç bu kadar ilgi gösterdiğini hatırlamıyorum" "Ela...Malakas"

biraz zaman geçtikten sonra ambulans yanlarına vardı. içeriden çıkan iki doktor hızla Oruç'u sendeye kaldırdılar. Eleni ise zamanında Oruç'un yaptığı gibi onun yanından 1 dakika ayrılmadı. Ambulansta bir yandan Oruç'un elini tutuyor, bir yandan ise sessizce ağlıyordu. Oruç'un bilinci kapanırken Eleni ise onun ismini sayıklayıp duruyordu.

Ve baştan o hastaneye gelmişlerdi. Zamanında Eleni'nin ameliyat olduğu hastanede şimdi Oruç ameliyat olacaktı. Oruç'u hızla ameliyata aldılar. O sırada Eleni, o koridorda yanlız başına, sevdiği adamın iyileşmesi için Meryem Ana'ya dua ediyordu. Oruç'un başına gelenler için kendini suçlayıp duruyordu. Eğer Eleni, Koçari'ye gitmeseydi Oruç'da onu korumak için gelmeyecekti. Eğer gitmeselerdi Bahçet hiç karşılarına çıkmayacak ve Eleni'ye ateş ettiğinde Oruç siper olup onu korumayacaktı. Hepsi onu çok üzüyordu. Hiç kimseye olan biteni anlatmamıştı. Daha doğrusu anlatamamıştı. Şuan Eleni'nin tek düşündüğü şey Oruç'un sağ sağlim bir şekilde ameliyattan çıkmasıydı.

(1 Saat sonra...)

Ameliyat sorunsuz bir şekilde bitmiş, Oruç'u odaya almışlardı. Eleni her ne kadar girmek istese de onu içeriye almıyorlar, Oruç'un dinlenmesi gerektiğini söyleyip duruyorlardı. Ama Eleni, Oruç'u görmek istiyordu. Onun iyi olduğunu kendi gözleri ile görmek istiyordu. kısa bir süre sonra Eleni'yi içeriye aldılar. Eleni hızla odaya daldı ve yatakta onu, 1.92 Malakas'ının gülümseyerek beklediğini gördü. "O..oruç" "Elenih" Eleni hızla yatağın yanındaki sandalyeye oturdu. Bir yandan Oruç'u inceliyor, bir yandan da konuşuyordu. "İyisin değil mi? Bir yerin acıyor mu?" Bu esnada Oruç, Eleni'nin elini tuttu ve gözleri kilitlendi. "İyiyum da, Doktor Hanım. Sen benum bu kadar güçsüz olduğumu mi düşündün. Alındım doğrusu." Bu esnada içeriye doktor girdi. "Oruç bey, ameliyatınız gayet güzel geçtu. Eğer kendinuza dikkat edecek ve dinleneceksenuz taburcu olabilirsinuz." Eleni büyümüş ve mutlu gözlerle başını Oruç'a çevirdi. Oruç biraz doğrulup konuştu. "Teşekkürler Doktor Bey, ben birazdan taburcu işlemlerini hallederum. Tekrardan çok sağolun." "Ne demek" (doktor odadan çıktı) Eleni, Oruç'a baktı. "Ben işlemleri hallederim. Sen biraz dinlen sonra konağa gidelim" Oruç 'tamam' anlamında başını salladı ve Eleni odadan çıktı.

Eleni kapıyı çalıp odaya girdi. "Oruç, hadi kalk. Ben Adil ile konuştum arabayı getirmiş gidelim." Oruç, "Tamam" Deyip ayağa kalktı ama hâlâ az da olsa acı çektiği belli oluyordu. Eleni hızla koluna girdi. "Dikkat et."

Aşağıya indiklerinde Adil kapıda ikisini bekliyordu. "Orucum, iyimisun" "İyiyum da, abartacak biley yok" "Ela.. Ne demek abartılacak bir şey yok? Ameliyat oldum sen bre!" "Eleni, bilema abartmaymisun?" "Hayır abartmıyorum Oruç. Neyse sen arabaya bin, ben de birazdan gelirim" "peki" "Noldi Minnak" "Ya Adil, ben normalde bu gün Koçari'ye geliyordum ama Oruç vuruldu. Hani o bana baktı ya, bende 2 gün falan onun yanında kalsam. aklım kalır yoksa" "Kızum adam ameliyat oldu. İyi da, daha ne endişeleneysun?" Ama herkes 1 kat endişeleniyosa, Eleni 100 kat endişeleniyordu. Oruç'un acısı onun da acısıydı. Bu yüzden kendine göre abartmıyordu. "Ama Adil.." "Tamam ula. Ama çok kalmak yok" Eleni gülümseyerek Adil'e baktı. "Tamam. bir de Hicran'da söylemisin. benimle bir şey konuşacaktı, sonra gelirim ben Koçari'ye konuşurum" "Peki söylerum" "Görüşürüz o zaman" diye el sallayarak arabaya bindi Eleni. Ve başını yanındaki Oruç'a çevirdi. "E o zaman artık sen benum hastam, ben de Doktorunum" Oruç hayran olmuş bir yüzle Eleni'ye bakıyordu. "Sen hep benum Doktor Hanımımsın"

Konağa geldiklerinde dışarıda olan Zarife, Oruç'un halini görüp hızla yanına koştu. "Uşağum, uşağum ne oldi sağa? İyi misun?" "Ana iyiyum da. bileyim yok" "Ne oldi?" Oruç İlk önce Eleni'ye baktı sonra baştan bakışlarını Zarife'ye doğrulttu. "Behçet'ler taş köprünün oraya pusu kurmuştu. Eleni'yi öldüreyeklerdu, ben de önüne geçtum" Sesinde hiç pişmanlık yoktu. Gerekirse bir daha olsa yine yapardı. "Ula Behçet.." "Ana biz konağa geçiyruz. Hadi görüşürüz" "Görüşürüz uşağum"

İçeriye girip kapıyı kapattıkları gibi Eleni, Oruç'a döndü elleri belinde bir şekilde. "O zaman şimdi sen benim hastamsın" "Eleni.. Ben sana hep hastayum"