12. bölüm · Hep Sen Varsın Aklımda (OrEl) 🤍✨

Bölüm 10: Birbirleri İçin Yaratılmışlar

HarryJamess .

"O..oruç?"
"Eleni..."

Eleni şaşkınlıkla Oruç'a bakıyordu. Şuan ona bağırıp çağırmak istiyordu. Evet sevgili değillerdi ama birbirlerini ölesiye seviyorlardı ve bu kadın, sanki Oruç'un sevgilisi gibi bakıyordu. Eleni, Oruç'a 'sen napıyosun!' der gibi baktı ve sonra kıza döndü yapmacık bir gülümseme ile. "Merhaba, ben Eleni. Sen kimsin? Burada seni ilk defa görüyorum." Kadında ilk önce Oruç'a, Eleni'nin sinir olduğu o gülümseme ile baktı ve sonra Eleni'ye döndü, "Ben de Canan..." Canan bunu söyler söylemez Eleni'nin aklına o geceki konuşmaları geldi. Yoksa bu Canan, Oruç'un bahsettiği kızmıydı. Bu sırada Canan konuşmaya devam etti. "Sen Oruç'la yakınsın sanırım. Çat kapı girdiğine göre. Yani belki özel bir şeyler konuşuyoruz." Son cümlesini Oruç'a cilve yaparak demişti. Ve o an hem Oruç hem de Eleni, Canan'a şaşırmış gözlerle bakıyordu. Ama Eleni'ninki şaşkınlıktansa daha çok nefrete benziyordu. "Evet, yakınız.!" "Aa, öyle mii, Oruç seni bana hiç anlatmadı da" bu sırada Oruç Eleni'nin elinden tuttu ve Canan'a döndü. "Canan, benum gitmem lazum. Sende lütfen bir daha gereksiz konular içun hasteneden buraya kadar gelma!" Bi dakika Canan, Sırf Oruç için hastaneden ta fabrikaya mı gelmişti. Eleni, ateş saçan gözlerle Canan'a bakarak Oruç'la birlikte odadan çıktılar, ve Canan odada tek başına kaldı. Onlar odadan çıkınca Canan kendi kendine konuştu. "Benim platoniğimi elimden almaya çalışmanın gününü göreceksin şımarık kız!"

Odadan çıktıkları gibi Eleni, elini Oruç'un elinden çekti ve soğuk bir tavırla konuştu. "Hadi Oruç, bizi bekliyorlar." Çok ruhsuzdu. Eleni tam yürümeye başladığında Oruç kolundan tuttu ve Eleni'nin bakışları tekrar Oruç'u buldu. "Kızum, yanlış anladım sen benu da" "Nasıl yanlış almasışım Oruç. Kız sana sevgilisiymiş gibi bakıyordu.!" Oruç bıyık altından gülümsedi. "Kıskandunmi sen?" " Yok kıskanmasım! Niye kıskanacağım bre seni!" "E bu hareketler ne o zaman?" "Ben sadece kırıldım. Geçen gün ben sırf seni korumak için evlenmiyorum demiştin ya, bence sen bu Canan denen kız yüzünden böyle dedin bana. Zaten o gecede dilinden düşmüyordu.!" Eleni bunları çok hızlı söylemişti. "Eleni..." Oruç daha sözünü bitiremeden Eleni arkasını dönüp hızla toplantı odasına gitti ve Gezep'e döndü. " Gezep, benim yerime sen oy kullan olur mu, benim gitmem lazım" "Tamam Eleni de ne oldu?" "Bir işim çıktı" Ve Eleni hızla arabasına doğru ilerledi. Oruç ise hızla içeridekilere döndü. "Sizun içunda uygun olucaksa, kararı yarun verelum." Ardından Oruç'ta hızla Eleni'nin arkasından gitti.

"Elenihh, kızum bi dur da" ama Eleni, Oruç'a bakmadan arabaya bindi ve konağın yolunu tuttu. Oruç ise hemen arkasına takıldı.

Konakta arabadan inince Eleni, indiği gibi Mika'ya koştu ve Mika daha ne olduğunu anlamadan ona sarıldı. Tabii Mika, hemen Eleni'ye karşılık verdi ve onu sözleri ile rahatlatmaya çalıştı. Oruç arabadan iner inmez bu manzarayı görünce şok olup, hızla onların yanına geldi. "Eleni, bi gelir misun konuşalum." Eleni gelmeyince aynı soruyu bir daha sordu. Bunu üzere Mika sert bir şekilde karşılık verdi. "Kız seninle konuşmak istemiyor işte. Artık ne yaptıysan." Bu sırada Eleni, Mika'dan ayrıldı ve Oruç'a döndü. "Tamam konuşalım" Oruç başı ile konağı gösterdi. Bunun üzerine Eleni, Mika'ya veda ederek konağa girdi.

"Şimdi anlat bakalım. Bu kız kim ve sana neden böyle davrandı!?" "Eleni.. o Canan. Biliysun zaten çocukluk arkadaşum. Bak arkadaşum. Hal hatırını sormak içun gelmuş. Sonra bi anda bana saruldu, ben daha karşılık veremeden. O sırada sen geldun ve olayı yanlış anladın." Bunu duyunca Eleni, utangaç bir ifade ile Oruç'a döndü. "Yani, bir şey yok mu" "Yok be Eleni, yanluş anladun" tam bu esnada Eleni pişman olmuş bir şekilde Oruç'a sarıldı. Oruç öylece kalakaldı. Sonra o da karşılık verdi. Ne Canan'ın Oruç'a sarılması, ne de Eleni'nin Mika'ya sarılması böyle hissettirmemişti ve hissettiremezdi. Ayrıldıklarında Oruç, Eleni'nin o orman gözlerine baktı hayranlıkla. Sonra ise şakacı bir tavırla konuştu. "O değil de doktor hanım biz senunle evlenseyduk ben seni düşünemeyrum haa, ne kıskançsun sen" Eleni ise sırıtarak omuzunu salladı.

Akşam olmuştu ve ikisi oturmuş, baş başa yemek yiyorlardı. Ve tam yemeklerinin ortasında kapı çaldı. (O değil de hep bunlar yemek yerken, kapı çalıyor. Bi rahatça yemek yiyemediler jfuçohl) Eleni kapıya bakmak için ayağa kalktı. Kapıyı açınca hem şaşırmış, hem tiksinmiş, hem de sinirli gözlerle karşısındakine baktı. "Canan?.." "Eleni?.. senin burada ne işin var? Burası Oruç'un evi." "Onun evinde kalıyorum" Bunu duyunca Canan'ın gözleri büyüdü. Tam bu esnada Oruç kapıya geldi, ve Canan'ı görünce hayretle ona baktı. 'bu kız neden benum peşimi bırakmıyo ya, Eleni gene yanluş anlayacak' diye geçirdi içinden. "Canan hayurdur?" "Şeyy Oruç, hazır buraya kadar gelmişken bi sana uğrayayım dedimm. Girebilir miyim" dedi başını içeriye sokmaya çalışarak. "Üzgünüm Canan ama müsait değilum. Zaten bu gün gelip hak hatırını sordun sağol. Haydi Allah'a emanet ol" dedi ve kapıyı kapattı. Eleni hemen Oruç'a döndü. "Bak, bu kızda bir şeyler var! Sevcan'ı yeni atlattım, bir de Canan'a katlanamam." "Eleni, kaç kere diyeceğim. Sadece arkadaşuz. Kimse senun yerini tutarmı kızım ya" "Tutmaz mı" "Tutmaz tabii"

Gece olmuştu, ikisi de yataklarında birbirlerini düşünüyordu. Aşk buydu işte, 1 dakikayı bile sevdiğini düşünmeden geçirememekti aşk. Ama o esnada Eleni'nin aklına o Canan yılanı geldi. Artık karşısına 2. Bir Sevcan çıkmıştı. Ama her ne olursa olsun bir daha kimse Oruç ile onun arasına giremeyecekti. Çünkü karşılarına binlerce kadın veya erkek bile çıksa onlar birbirleri için yaratılmışlardı ve asla ayrılmayacaklardı.