17. bölüm · Hep Sen Varsın Aklımda (OrEl) 🤍✨
Bölüm 15: Gönülleri Hep Yan Yana
''Esme.. burada ne yapıyorsun?'' dedi Eleni ve Hicran'dan kurtulup hızla yanına geldi. Esme gülümsemeye çalışarak Eleni'ye baktı. ''Seni görmeye gelmiştum da...'' ardından Esme Hicran'a bir kaç keskin bakış attı. ''Annem ben dışarudayum'' dedi Hicran ve ikisini yanlız bıraktı. Esme de, Eleni'nin elinden tutarak nazikçe koltuğa oturttu. ''Eleni, söyle bakayum, doğru mu bu? hakkaten Hicran ile ayrı eve mi çıkacağsun?'' Esme bunları söylerken 'lütfen, yanlış duydun ayrı eve çıkmıyoruz' demesini bekler gibi bakıyodu. ''Evet. hem bence böylesi daha doğru, ne de olsa o benim annem, ve ona yeterince vakit ayırmadığımı fark ettim.'' Esme bu sırada gerçeği söylememek için zor duruyordu. ''Koçari'de olacaksınız ama değil mi?'' ''Ee, hayır. Furtuna'da konağın karşısıda boş bir ev varmış oraya gideceğiz.'' ''Furtuna'ya mı? Eleni, Koçari'de de çok boş ev var. Furtuna'ya gitmeyun.'' ''Esme seni çok iyi anlıyorum ama bana da annem ile yakınlaşabilmem için bir fırsat ver. Ben de istemem Koçari'den ve de sizden ayrılmayı fakat annem ile yakınlaşmak istiyorum.'' Bu sırada Eleni, sağlık ocağına gelen bir hastayı duyup ayağa kalkar. ''Esme ben hastaya bakmaya gidiyorum. Kendine iyi bak. Görüşürüz.'' ''Görüşürüz'' dedi Esme arkasından.
(Öğleden Sonra)
Eleni işini bitirmiş bir şekilde Oruç'un konağına gidiyordu. Eşyalarını toplayıp birkaç gün Koçari'ye gidecekti.
Konağa girdiğinde Oruç daha fabrikadan gelemişti. Eleni'de bu sırada çantasını hazırladı. Zaten çok eşyası yoktu. Yarım saat sonra ise Oruç eve geldi. Eleni, çantasını kapı ağızına koyup, akşam için mutfakta yemek hazırlıyodu. Yemekten sona da gidecekti. Oruç, kapı eşiğindeki çantaları görüp Eleni'nin yanına, mutfağa geldi. ''Eleni, hayırdur bugün Koçari'ye mi döneysun?'' Oruç elbette üzgündü. Çünkü buna alışmıştı. Hergün eve geldiğinde sevdiği kız ile birlikte olmayı. Yemeklerde onunla sohbet etmeyi. Ama bu sonsuza dek sürmeyecekti elbet. Zaten fazlasıyla kalmıştı evde. Normalde sadece Eleni ile kaza sonrası ilgilenmek için gelmişti. Sonra Oruç vurulunca da bu süre uzamıştı. ''Evet, yemekten sonra gideceğim.'' Eleni biraz durduktan sonra elindeki bıçağı bırakıp Oruç'a döndü. ''Ama zaten bir iki güne tekrar geleceğim'' ''Neden?'' ''Bugün Hicran ile konuştuk, karşıda boş bir ev varmış. Oraya taşınacağız'' ''Eleni sen delirdun mi?'' ''Niye delireyim ben bre?'' ''Koçari'de ev almak varken gerçekten gidip Şerif'in dibinden ev mi alacaksun. Kızum bunlar bir kaç gün evvel seni öldürmeye çalıştu. Hem Hicran ile ayrı eve çıkmak nedu ya?'' Eleni ellerini beline koyarak tüm bedenini Oruç'a döndü. ''Ela Oruç.. Hem bana annemi verdin şimdi de onunla ayrı eve çıkma mı diyorsun?'' ''Kızum ben ayrı eve çıkmayın mi dedum? Koçari'de ayı eve çıkın. Ben senin burada olmandan rahatsız falan olmam, hatta çok sevinirim, ama Furtuna olmz Eleni.'' ''Oruç, ben 20 yaşında yetişkin bir kadınım. kendi kararlarımı kendim verebilirim, benim iyiliğimi istiyorsun tamam ama fazla abartıyorsun. Hadi masaya geç ben de şimdi geliyorum.'' Oruç içeri geçerken ne derse desin Eleni'nin kararını değiştiremeyeciği biliyordu. Eleni, Oruç'un onu korumakta bu konuda fazla abarttığını düşünüyordu ama zaten böyle dikkat etmeliydi Oruç Eleni'ye. Çünkü biliyordu ki o psikopat amcası, Esme Adil ile bir aile olmasın diye Eleni'ye her şeyi yapabilirdi. Ve Oruç bunardan hiç birine izin vermeyecekti. Sevdiği kadının zarar görmesine izin vermeyecekti. Gerekirse Işık Parçası için yüz defa daha önüne sper olup mermiyi engelleyecekti ama Şerif'in Eleni'ye zarar vermesine izin vermeyecekti. En azından artık Eleni hemen yanında kalacaktı. Onu daha rahat korurum artık, diye Eleni'nin kararına saygı duymaya çalışıyodu.
5 dakika sonra Eleni masaya geldi. Sanki az önce (küçük bir) tartışma yaşamamışlar gibi yüzüde tebessüm ile Oruç'un hemen yanına oturdu. Yemeğe başladıktan biraz sonra Oruç Eleni'ye sordu, ''Buraya geleceğun zaman sana yarduma geleyum mi?'' Eleni şaşırmış bir yüz ifadesi ile Oruç'a baktı, ''Ela, daha az önce reddediyordun, ne oldu birden'' ''E senun kararun. Zorla uzak tutacağum diye bir şey yok. Neyse sen soruma cevap ver. İstermisun?'' ''Sağol ama gerek yok. Mika bana yardım eder.'' Oruç'un yüzü Mika'yı duyduğu gibi düştü. ''O gereksiz mu yardum edecek?!'' Eleni, Oruç onu her kıskandığında çok hoşuna gidiyordu. ''Evet'' Oruç ilk önce biraz kararsız kaldı ama sonra sordu, ''Eleni bir şey soracağum'' ''Efenim'' ''Kızum bu Mika senun çocukluk aşkindu değil mu, sen bu gereksizi eviydun da, bu gereksuz da seni seviymiydu.'' ''Ela Oruç, sevdiyse sana ne. Bitti itti işte..'' Eleni biraz durduktan sonra Oruç'un gözlerine baktı. ''Sen beni yine mi kıskandın, arkadaşım?'' ''Hee kıskandum arkadaşum. Senun da ayarlarumla oynamak çok hoşuna gidiyor galiba avrupalı.'' Eleni buna gülümseyip omuzunu silkerek cevap verdi.
(Yemekten Sonra)
Hava iyice kararmıştı. Eleni sofrayı da kaldırdıktan sonra odasındaki son çantasını almaya gitti. Odadan çıkmadan önce son bir kez baktı. Evet Furtuna'ya tekrar gelecekti, belki Oruç'un konağına da tekrardan gelecekti ama bu oda, tekrardan Oruç'un evindeki bu oda onun olabilecekmiydi, pek emin değildi. Tam çıkmak için arkasını döndüğü an kapının yanında Oruç'un onu izlediğini fark etti. ''Ne?'' diye sordu Eleni, Oruç'un bakışlarına cevaben. ''Ne ne, bakıyrum da odayı sevmişsun'' ''Evet, bir Koçari odası olmasa da, çok güzel odaydı.'' Oruç hafifçe tebessüm etti. ''Tamam halde, Doktor Eleni Miryano bu oda senun, ne zaman Furtuna'ya gelsen bu Konakta kalabileceğinu unutma.'' Eleni'nin yüzüne hızla bir tebessüm yayıldı, ve aynı zamanda kızardı. ''Ela Teşekkür ederim.'' ''Birşey değul''
Oruç, Eleni'ye aşağıya kadar eşlik etti. Eleni arabaya binmeden önce arkasını dönerek Oruç'a baktı, ''Görüşürüz Doktor Bey '' ''Görüşürüz Doktor Hanım'' ve Eleni arabaya, Oruç konağa girdi. Eleni ve Oruç artık ayrı evlerdeydi ama gönülleri hep yan yana idi.
