Hayatın sonu değil kitap kapağı

25. bölüm / 25

Hayatın sonu değil

2.5

Yazar: Mavisu D.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: 2.5

Arkadaşlar kusura bakmayın yeni bölümü biraz geç attım şu aralar internette biraz sorun yaşıyorum bölümler hazır ama internet yüzünden bölümleri atamıyorum onun için biraz geç geldi Özür dilerim hepinizden iyi okumalar dilerim hepinize
♪♪♪♪
Bugün günlerden cuma. Bir haftalık uzaklaştırma cezam dün gece itibarıyla bitmişti. Ve bugün, Ceren'le çıktığımızdan beri planladığım o büyük gün gelmişti. Ceren'in hiçbir şeyden haberi yoktu. Ona sadece "Cuma akşamı Buse'lerde buluşalım" dedim. O da inandı.

Ama işin aslı bambaşkaydı. Sabah erkenden kalktım. Kaan, Doruk, Emir ve Kuzey'i ayarladım. Aras da bizimleydi. Saat öğleden sonra ikide sahil kenarında buluştuk. Sinop'un en güzel yerlerinden biri. Deniz hemen yanı başımızda. Rüzgâr hafif esiyor. Gün batımına doğru hava yavaş yavaş turuncuya dönmeye başlamıştı. Işıklandırmaları Kaan ayarlamıştı. Küçük, sıcak ışıklar. Masanın etrafına asılmış, yerden yükselen fenerler, rengarenk ampuller. Emir masayı kurmuştu. Beyaz örtü, tabaklar, çatallar, kaşıklar. Doruk yemekleri getirmişti. Kuzey ise mavi gülleri tek tek düzenliyordu. Ben de çiçekleri yerleştiriyordum.

"Abi bunlar ne kadar güzel olmuş" dedi Kaan. "Ceren bunları görünce kesin ağlar."

"Umarım ağlamaz, makyajı akar" dedim gülerek.

Aras yanıma geldi. Elini omzuma koydu. "Yiğit, gerçekten yapacak mısın?"

"Ne yapacağım?"

"Çıkma teklifi."

"Yapacağım tabii. Daha önce de söylemiştim. Sadece kafede falan olmasın istedim. Hakkını versin."

Aras güldü. "Kız seni bulduğu için şanslı."

"Ben de onu bulduğum için şanslıyım."

Saat altı olduğunda her şey hazırdı. Ceren'in en sevdiği şarkıyı, Sibel Can'ın "Kıvrak" şarkısını arka planda çalmak için bir hoparlör de ayarlamıştık. Kaan'la son bir kez göz geçirdik. Her şey yerli yerindeydi.

İşte tam o sırada telefonum titredi. Ceren'in kız arkadaşlarından Buse'den geliyordu.

Buse: Ceren'i aldık, yoldayız. Gözlerini bağladık. Sadece senin dediğini yaptık. Hadi hayırlı olsun.

Yiğit: Tamam. Geldiğinizde beni görürsünüz. Masanın arkasında duruyorum.

Buse: Anlaşıldı.

Telefonu cebime attım. Kalbim göğsümden çıkacak gibiydi. Elimde mavi gül buketi vardı. Yüzlerce gül. Aras yanıma geldi. "Hazır mısın?" dedi.

"Değilim" dedim. "Ama yapacak bir şey yok."

"Yiğit, sen bu kızı çok seviyorsun. Onun da seni sevdiğini biliyorsun. Bu kadar heyecan yeter. Kendine güven."

Derin bir nefes aldım. "Haklısın."

Birkaç dakika sonra araba sesi duyduk. Kızlar gelmişti. Kaan, Doruk, Emir ve Kuzey masanın etrafında, benim arkamda duruyorlardı. Yüzlerinde kocaman bir sırıtış vardı.

Buse, Yıldız ve Eylül, Ceren'in iki yanından tutmuş, onu bize doğru getiriyorlardı. Ceren'in gözleri siyah bir kumaşla bağlıydı. Adımları çekingen, elleriyle önünü yokluyordu.

"Kızlar nereye gidiyoruz ya? Buse, şaka yapmıyorsun değil mi? Ayağım takılacak şimdi."

Buse güldü. "Biraz daha sabret Ceren. Az kaldı."

Eylül "Kapalı gözle yürümek zormuş gerçekten" dedi.

Yıldız "Az kaldı, az kaldı" diye fısıldadı.

Ceren'in adımları yavaşladı. Bizim masaya iyice yaklaşmışlardı. Kızlar Ceren'i masanın hemen önüne, tam karşıma getirdiler. Buse arkadan Ceren'in gözündeki bağı çözmeye başladı.

"Tamam Ceren, açılıyor. Hazır ol."

Bağ çözüldü. Ceren gözlerini kırpıştırdı. Bir an ışığa alışmaya çalıştı. Sonra karşısına baktı.

Ve beni gördü.

Elimde kocaman mavi gül buketi. Arkamda deniz, yanımda yanan fenerler, masada hazırlanmış yemek, hoparlörden çalan Sibel Can'ın "Kıvrak" şarkısı. Ve ben, ona bakıyordum. Dudaklarımda o çapkın gülümseme vardı. Gözlerim onun gözlerinde.

Ceren dondu. Ağzı açık kaldı. Gözleri kocaman oldu. Elleriyle ağzını kapattı.

"Yiğit..." dedi. Sesi titriyordu.

"Hoş geldin, Ceylan Gözlüm."

Ceren bir an ne diyeceğini bilemedi. Gözleri buketten masaya, masadan bana, benden arkamdaki denize kayıp duruyordu. Yutkundu. "Bunlar... bunlar ne?"

"Bir şey değil" dedim, gülümseyerek. "Sadece seninle bir anı bırakmak istedim."

Ceren'in gözleri doldu. Bir adım attı, sonra bir adım daha. Karşıma geldi. Buketi ona uzattım.

"Bunlar senin için. Mavi güller. Eylül önermişti. Ben de en güzelini buldum."

Ceren buketi aldı. Elleri titriyordu. Güllere baktı, sonra bana. Gözlerinden bir damla yaş süzüldü. Ama gülümsüyordu.

"Sen manyaksın" dedi. "Gerçekten manyaksın."

"Belki. Ama senin manyağınım."

Ceren güldü, gülmekle ağlamak arasında bir ses çıkardı. Sonra buketi bir eline aldı, diğer eliyle bana sarıldı. Sıkıca. Boynuma sarıldı. Kokusunu içime çektim. Saçlarındaki o tanıdık koku.

"Teşekkür ederim" diye fısıldadı kulağıma. "Hayatımda kimse benim için böyle bir şey yapmadı."

"Yapmayacaklar da" dedim. "Çünkü ben varım."

Ceren başını geri çekti, gözlerime baktı. "Seni seviyorum."

"Ben de seni seviyorum, Ceylan Gözlüm."

Arkamızdan Kaan'ın sesi geldi. "Eee, biz burada yok muyuz?"

Ceren güldü, bana sarılmaya devam etti. "Sizi de seviyorum çocuklar, sağ olun."

Aras "Biz olmasak bu masa kurulmazdı zaten" dedi.

Buse "Ceren, kızım seni zorla getirdik, bir teşekkürü çok gördün" dedi.

Ceren güldü, Buse'ye döndü. "Sağ olun kızlar. Gerçekten."

Masanın etrafına oturduk. Ceren yanımda, elimi hiç bırakmadı. Yemekler yendi, şarkılar çalındı. Kuzey bir ara kalktı, kendi kendine dans etmeye başladı. Kaan ona katıldı. Emir telefonuyla video çekiyordu. Doruk ise masada oturmuş, gülümseyerek bizi izliyordu.

Ceren bana döndü. "Yiğit."

"Efendim."

"Bu geceyi hiç unutmayacağım."

"Ben de."

Ceren başını omzuma yasladı. Ben de onun saçlarını öptüm. Sahil kenarında, mavi güllerin ve ışıkların arasında, hayatımın en güzel gecesini yaşıyordum. Ve o an, Ceren'e bir kez daha aşık oldum. İlk günkü gibi. Hatta daha fazla.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…