13. bölüm / 24
Hayatın sonu değil1.3
Bölümler 24Şu an: 1.3
- 1 0.189 kelime
- 2 0.299 kelime
- 3 0.3119 kelime
- 4 0.475 kelime
- 5 0.561 kelime
- 6 0.6596 kelime
- 7 0.7269 kelime
- 8 0.8817 kelime
- 9 0.91.240 kelime
- 10 0.10841 kelime
- 11 1.11.449 kelime
- 12 1.21.103 kelime
- 13 1.31.126 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 1.4201 kelime
- 15 1.5184 kelime
- 16 1.6748 kelime
- 17 1.7484 kelime
- 18 1.8508 kelime
- 19 1.9674 kelime
- 20 1.10780 kelime
- 21 2.1801 kelime
- 22 2.2789 kelime
- 23 2.3701 kelime
- 24 2.4888 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Abi kardeş nasıl konuşulur bilmiyorum yani elimden geldikçe yapmaya çalıştım umarım seversiniz yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum
♪♪♪♪♪
Yiğit kafeden çıktığında bacakları titriyordu. Ceren'le vedalaşmıştı, kız sağa dönmüştü, o sola. Yürürken birkaç kere arkasına baktı ama Ceren çoktan gözden kaybolmuştu. Elinde papatya demeti vardı, kırılan sapı cebine koymuştu. Farkında olmadan sıkıyordu demeti.
Eve gitti. Kapıyı açtı, ayakkabılarını çıkardı. Annesi "Geldin mi oğlum" dedi, "geldim" dedi. Salona geçmedi. Direkt merdivenlere yöneldi. Mert'in odası ikinci kattaydı, kapısı hep açıktı, içeriden müzik sesi geliyordu.
Kapıyı çaldı. "Mert."
"Gel" dedi Mert.
Yiğit girdi. Mert yatağın üstünde uzanmış, telefonuyla oynuyordu. 24 yaşındaydı, üniversiteyi altı senede bitirmişti, şimdi babasının yanında çalışıyordu. Ama asıl meselesi kızlardı. Mert Karaca, Sinop'un en çapkınıydı. Kiminle nasıl konuşulur, ne zaman ne denir, hangi mesaj ne anlama gelir... hepsini bilirdi. Yiğit bunu bilirdi. O yüzden ilk ona anlatıyordu.
Mert telefonu bıraktı. "Ne var, yüzün bir tuhaf."
Yiğit oturdu. Yatağın kenarına. Elinde papatyalar vardı hâlâ. Mert onları gördü, kaşını kaldırdı ama bir şey demedi.
"Abi" dedi Yiğit. "Bir şey anlatacağım."
"Anlat."
Yiğit anlatmaya başladı. Baştan. Fake hesaptan. "Fark etmek" adından. İlk mesajlardan. Engellemesinden. Yeni hesaptan. "Bana aşık olma" demesinden. Ceren'in onu engellemesinden. Kendi engeli kaldırmasından. Aras'ın adını söylemesinden. Dün gece mesajlaşmalarından. Bugün kafede buluşmalarından. Kızın nasıl göründüğünden. Ne konuştuklarından. Nehir'i anlattığından. Ceren'in "vazgeçmedim" demesinden.
Mert hiç konuşmadı. Sadece dinledi. Kardeşi ilk defa ders dışında bir şey anlatıyordu. Mert bunu biliyordu, o yüzden ağzını açmadı.
Yiğit telefonunu çıkardı. "İstersen mesajları oku."
"Oku" dedi Mert.
Yiğit ilk mesajdan son mesaja kadar okudu. "Selam." "İnsan selam verir ya." "Hayatın sonu değil ya." "AAA fark et de hadi." "Aşk olsun ya insan bir bakar ya." "Ya bak be adam öleceğim." "Kimsiniz?" "Sana aşık olan biri." "Öyle mi?" "Evet." Sonra ikinci hesap. "Selam özledin mi beni." "Manyak mısın sapık mısın." "İkisinden de değil." "Kimsin sen Allah aşkına." "Dedim ya sana aşık olan biri." "Sence korkmalı mıyım." "Yok be." "İyi o zaman izin ver ders çalışacağım." Sonra üçüncü gün. "Çok mu merak ediyorsun beni." "Ya çok." "Ayiii çok sevindim." "Beni ne kadar tanıyorsun." "9. sınıfta tanıdım, 11'de aşık oldum." "Bana aşık olma, senin gibi biriyle birlikte olmam." "Ama yok, olma ve git." Engelledi. Sonra Yiğit engeli kaldırdı. "Selam Nazlı kız." "Nasıl öğrendin." "Aras'a bir daha sırrını verme güzelim." "Aras bittin sen oğlum." "Hahaha." "Gülme ya." "Buluşalım mı?" "Ne?" "Buluşalım mı dedim." "Sen ciddi misin." "Ciddiyim. Saat üç. Gelir misin?" "Gelirim."
Mert dinledi. Sonunda telefonu elinden aldı, bir iki mesajı kendi okudu, sonra geri verdi. Yüzünde bir şey vardı. Şaşkınlık mı, gülümseme mi, belli değildi.
"Ee" dedi Mert. "Kız güzel mi?"
Yiğit bir an durdu. Sonra "Evet abi" dedi. "Güzel."
Mert doğruldu. "Nehirden sonra ilk defa bir kızdan bahsediyorsun."
"Evet."
"Nehirden sonra."
"Evet abi."
Mert başını salladı. "Peki bu kız Nehir'i biliyor mu?"
"Biliyor. Her şeyi anlattım. Bugün kafede."
"Her şeyi mi?"
"Her şeyi. Nehir'i, Poyraz'ı, nasıl kandırıldığımı... hepsini."
Mert bir süre baktı. "Ve seni bırakmadı öyle mi?"
"Bırakmadı."
"Güzel o zaman. Afferim sana."
Yiğit kaşını kaldırdı. "Afferim mi?"
"Afferim."
"Abi ben sana kızgın mısın diye sordum, sen aferin mi diyorsun?"
"Övüyorum canım kardeşim. İlk defa birine güveniyorsun. İlk defa bir şeyi saklamıyorsun. İyi yapmışsın."
Yiğit bir şey demedi. Ama içinden bir şey geçti. İyi bir şey.
Mert devam etti. "Bak, sana bir şey diyeyim. Kız mesajlarda 'iki yıldır seni görüyorum' demiş. İki yıl az bir zaman değil. Bu kız ya çok sabırlı ya da çok deli."
"İkisi de olabilir."
"İkisi de olsun. Ama bırakmamış işte. Seni engelledin, o yine yazdı. Sen 'aşık olma' dedin, o yine yazdı. Sen engeli kaldırdın, o hemen cevap verdi. Bu kız seni gerçekten istiyor."
"Öyle mi dersin?"
"Öyle demiyorum, öyle. Ama senin de bir şey yapman lazım."
"Ne yapayım?"
"Bilmem. Bir şey yap. Mesaj at. Ara. Çiçek gönder. Ama bir şey yap. Kız iki yıldır bekliyor. Sen de iki gün bekleme bari."
Yiğit başını salladı. "Tamam."
"Tamam mı?"
"Tamam."
Mert güldü. "Bak, sana güven sıfır demişsin ya hani. O yüzden mi böyle yapıyorsun?"
Yiğit "Ne bileyim abi" dedi. "Güven sıfır işte."
Mert "Mal" dedi.
Yiğit "Abi sen liseyi kaç senede bitirdin" dedi.
Mert bir an durdu. "Altı."
"Asıl mal sensin."
"LAN!"
Yiğit koşarak odadan çıktı. Merdivenlerden indi, mutfağa girdi. Annesi Zümrüt Hanım tezgâhın önünde hamur açıyordu. Yiğit hemen annesinin arkasına geçti.
Zümrüt Hanım "Oğlum yavaş" dedi. "Ne oluyor?"
Mert merdivenlerden indi. "Anne! Yiğit bana mal dedi!"
Yiğit annesinin arkasından "Altı senede okulu bitirdin ya" dedi. "Bittin oğlum sen."
Zümrüt Hanım elindeki oklavayı tezgâha vurdu. "Susun ikiniz de. Kek yaptım, gidin yiyin. Yoksa ikiniz de terlik yersiniz."
Mert "Ama anne" dedi.
"Sus."
"Yiğit başlattı."
"Sus dedim."
Yiğit annesinin arkasından güldü. Mert ona baktı, gözlerini devirdi. Sonra ikisi de mutfak masasına oturdu. Zümrüt Hanım keki kesti, tabaklara koydu. Önlerine sürdü.
Yiğit bir ısırık aldı. Sıcaktı. Güzel kokuyordu. Mert de aldı.
Bir süre sustular. Sonra Mert "Ee" dedi. "Yarın ne yapacaksın?"
"Bilmem. Okula gideceğim."
"Kızı görecek misin?"
"Görürüm herhalde. Aynı okuldayız."
"Konuşacak mısın?"
"Bilmem."
Mert başını salladı. "Yiğit."
"Efendim."
"Bir tavsiye vereyim mi?"
"Ver."
"Kızı fazla bekletme. Bak, ben çok kızla konuştum. Çoğu beklemekten sıkılır. Senin kız iki yıl beklemiş, bu büyük bir şey. Ama bir yerde sabrı biter."
Yiğit bir şey demedi. Ama düşündü. Mert haklı olabilirdi.
"Tamam" dedi.
"Tamam mı?"
"Tamam."
Mert güldü. "Aferin."
Yiğit kekini bitirdi. Tabağını makineye koydu. "Ben odama çıkıyorum."
"Tamam. Ha, bir de..."
"Ne?"
"Bu kızın adı neydi?"
"Ceren."
"Ceren. Güzel isim."
"Evet."
Yiğit merdivenlerden çıktı. Odasına girdi. Kapıyı kapattı. Yatağa uzandı. Telefonu aldı. Fark etmez_2'ye baktı. Çevrimiçi değil. Ama bir mesaj vardı.
Fark etmez_2: eve gittim. bugün çok güzeldi. iyi ki gelmişsin.
Yiğit gülümsedi. Cevap yazdı.
Yiğit.karaca_1: ben de iyi ki gelmişim. yarın görüşürüz.
Ceren hemen cevap verdi.
Fark etmez_2: görüşürüz :)
Yiğit telefonu bıraktı. Tavana baktı. Bugün hayatının en tuhaf günüydü. Ama aynı zamanda en iyi günüydü. Bunu kendine itiraf etmek istemedi ama biliyordu.
Kapı çaldı.
"Gel" dedi Yiğit.
Mert girdi. Elinde bir kutu vardı.
"Ne o?"
"Kek. Annem bir dilim daha verdi."
"Sağ ol."
Mert yatağa oturdu. "Bir şey daha diyeceğim."
"Ne?"
"Yarın kızla konuşurken... güzel bir şey söyle. Hediye falan al. Çiçek aldın bugün, yarın başka bir şey al."
"Ne alayım?"
"Bilmem. Çikolata. Kitap. Ne seviyorsa."
"Ne sevdiğini bilmiyorum."
"Öğren o zaman."
"Nasıl öğreneceğim?"
"Sor."
Yiğit bir an durdu. "Sorayım mı?"
"Sor."
"Tamam."
Mert kalktı. Kapıya yöneldi. Tam çıkarken döndü.
"Yiğit."
"Efendim."
"Sen bugün iyi iş yaptın. İlk defa."
"Sağ ol abi."
"Bir şey değil."
Mert çıktı. Kapıyı kapattı. Yiğit yatağa uzandı. Gözlerini kapattı. Ama uyuyamadı. Kafasında Ceren vardı. Gözleri. Gülüşü. "Vazgeçmedim" deyişi.
Bir süre sonra telefonu aldı.
Yiğit.karaca_1: ceren
Fark etmez_2: efendim
Yiğit.karaca_1: ne seversin sen
Fark etmez_2: ne mi
Yiğit.karaca_1: yani. çikolata mı, kitap mı, ne seversin
Fark etmez_2: bu bir soru mu
Yiğit.karaca_1: evet
Fark etmez_2: çikolata severim. sütlü.
Yiğit.karaca_1: tamam
Fark etmez_2: neden sordun
Yiğit.karaca_1: bilmem. öğrenmek istedim
Fark etmez_2: :)
Yiğit.karaca_1: :)
Telefonu bıraktı. Gözlerini kapattı. Bu sefer uyudu.
Bölüm etkileşimi
