Hayatın sonu değil kitap kapağı

11. bölüm / 25

Hayatın sonu değil

1.1

Yazar: Mavisu D.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: 1.1

Sabah kantinde Ceren'i gördüm. Aras'ı sorguluyordu. Bir ara Aras'ın tostu boğazında kaldı, az kaldı ölüyordu. Ben de uzaktan izledim. Gülmemek için kendimi zor tuttum. Ceren'in suratı beş karıştı, elleriyle masaya vuruyordu. Aras da elini kaldırmış "vallahi ben demedim" diyordu. Sonra ikisi birden güldü. Belli ki affetmişti.

Ama Ceren'in kafasında tek bir şey vardı. Yiğit nasıl öğrendi. Hâlâ onu düşünüyordu. Yüzünden okunuyordu.

Ben de sırama geçtim. Ders başladı ama ben dinlemedim. Yarın saat üçte buluşacağız. Bakalım hanımefendi nasıl biriymiş. Merak ediyorum. Acaba bana gerçekten aşık mı, yoksa sadece bir heves mi. Kaç gündür aklımda bu soru var. Bir kız bana iki yıldır aşıkmış. Hem de benim hiç görmediğim bir kız. Bu nasıl olur.

Belki de beni seven başka biri vardır. Ama Ceren gibi bana yazmadı. Ceren gerçekten cesurmuş. Kız fake hesap açtı. Gece yarısı mesaj attı. Engellendi, yeni hesap açtı. Yine yazdı. Yine engellendi, yine yazdı. Ben olsam çoktan bırakmıştım. Ama o bırakmadı. Neden bırakmadı. Çünkü seviyor. Peki ama neyi seviyor. Beni mi, yoksa sevdiği kişiyi mi.

Of Yiğit. Normalde bu soruyu Ceren sorar. Sen soruyorsun. Ne yapacağım ben.

Okulda o kadar çocuk var. Kaan var, Doruk var, Emir var, Kuzey var. Hepsi benden iyi. Ama Ceren beni seçti. Neden. Neyimi gördü. Ben ders çalışmaktan başka bir şey yapmam. Kızın yüzüne bile bakmam. Kantinde oturur, kitabımı okurum. Kimseyle konuşmam. Bu kız bende ne buldu.

Umarım o da Nehir gibi olmaz.

Nehir.

Nehir'i hatırladım. 10. sınıftaydı. Nehir sınıfımıza gelmişti. Sarışındı, uzun boyluydu. Hep gülerdi. Bir gün bana yaklaştı. "Yiğit, sen çok sessizsin" dedi. Ben de "ders çalışıyorum" dedim. O güldü. "Sen hep ders çalışıyorsun" dedi. Sonra oturdu yanıma. Her teneffüs yanıma geliyordu. Bir şeyler anlatıyordu. Ben de dinliyordum. Zamanla hoşuma gitmeye başladı.

Sonra bana "Yiğit, ben seni seviyorum" dedi. Ben de inandım. Gerçekten inandım. İlk defa bir kız bana böyle bir şey söylüyordu. Ben de ona alıştım. Onu görmek için teneffüsleri bekledim. Derslerde onu düşündüm. Notlarım düştü, fark etmedim. Annem "Ne oldu sana" dedi, "bir şey yok" dedim.

Sonra bir gün öğrendim.

Nehir, Poyraz'a aşıkmış. Poyraz benim sınıf arkadaşımdı. Nehir onu seviyormuş. Bana sadece Poyraz'a yakın olmak için yaklaşmış. Beni kullanmış. Her şey yalanmış. "Seni seviyorum" dediği gün aslında Poyraz'la konuşuyordu. Ben sadece bir araçtım.

Okul çıkışı Poyraz'la konuştuğunu gördüm. El ele tutuşuyorlardı. Nehir gülüyordu. Ben de uzaktan izledim. Sonra Nehir beni gördü. Bir an durdu. Sonra Poyraz'a bir şey söyledi, ikisi birden yürüdüler. Yanımdan geçerken Nehir bana baktı. "Yiğit" dedi. Ben cevap vermedim. Geçip gittiler.

O gün eve gittim. Odama kapandım. Ağlamadım. Ama içimde bir şey kırıldı. O günden sonra kimseye güvenmedim. Kimseye yaklaşmadım. Kızlar bana yazdı, cevap vermedim. "Yiğit çok soğuk" dediler. Doğruydu. Soğuktum. Çünkü bir kere yandım, bir daha yanmak istemedim.

Sonra Poyraz'ın ailesi taşındı. Başka bir şehre gittiler. Nehir de onun peşinden gitti. Bir daha görmedim. Ama bende bıraktığı iz kaldı. O yüzden şimdi Ceren'e güvenmekte zorlanıyorum. O da yalan söylüyor olabilir. O da beni kullanıyor olabilir. O da birinin peşinden gidiyor olabilir.

Ama Ceren farklı olacak.

Bunu nereden biliyorum. Bilmiyorum. Sadece hissediyorum. Ceren Nehir gibi değil. Nehir hep gülerdi, hep konuşurdu. Ama Ceren... Ceren farklı. Ceren mesaj atarken bile "hayatın sonu değil ya" diyor. Yani hayatı ciddiye almıyor. Ama beni ciddiye alıyor. İki yıldır. Hem de kimseye söylemeden.

Ceren'e Nehir gibi davranmayacağım. Sırf Nehir gitti diye Ceren'e kötü davranmayacağım. Asla. Ama asla.

Yarın saat üçte kafede olacağım. Onu göreceğim. Konuşacağım. Belki de hayatımda ilk defa birine güveneceğim. Ya da yine yanacağım. Bilmiyorum.

Ama denemeye değer.

Ceren'i düşündüm. Saçı koyu kahverengi. Omuzlarına dökülüyor. Boyu benden kısa. 1.65 civarı. Zayıf. Gözleri koyu. Belki ela. Bilmiyorum tam. Ama yürüyüşü kendinden emin. Kantinde Aras'a bağırırken bile kendinden emindi. Kız korkmuyor. Utanmıyor. Ne istediğini biliyor. Ben ise hayatımda hiçbir şeyden bu kadar emin olmadım.

Bu yüzden Ceren'e saygı duyuyorum. Cesaretinden dolayı. Belki de bu yüzden onu merak ediyorum. Belki de bu yüzden yarını bekliyorum.

Telefonu aldım. Fark etmez_2'ye baktım. Çevrimiçi değil. En son 22.30'da görüldü. Uyumuş. Yarın için hazırlanıyor belki de. Kıyafet seçiyor. Ya da annesiyle kavga ediyor. Bilmiyorum. Ama yarın öğreneceğim.

Telefonu bıraktım. Yatağa uzandım. Tavana baktım.

"Yarın" dedim. "Yarın her şey değişecek."

Sonra güldüm. Kendi kendime.

"Yok ya" dedim. "Hiçbir şey değişmeyecek. Ben yine aynı Yiğit olacağım. O da aynı Ceren. Ama belki... belki bir şey olur."

Gözlerimi kapattım.

Sabah oldu. Alarm çalmadan uyandım. Saat 08.00. Normalde cumartesi günleri 9'a kadar uyurum ama bugün uyuyamadım. Kalktım. Lavaboya gittim. Yüzümü yıkadım. Aynaya baktım. Saçım dağınık. Gözlerim yorgun. "Bugün saat üç" dedim kendime. "Sadece bir kafe. Sadece bir kız. Sadece bir sohbet."

Ama içimden bir ses "belki de hayatının en önemli günü" diyordu. Saçmalama dedim. Daha dün "bana aşık olma" diyen bendim.

Kahvaltıya indim. Annem masada. Babam yok, erken çıkmış. Mert de yok, o da bir yere gitmiş. Eda çizgi film izliyor. Yeşim telefonuyla oynuyor.

"Günaydın" dedim.

"Günaydın" dedi annem. "Bugün bir yere mi gidiyorsun?"

"Neden sordun?"

"Üstünü değiştirmişsin. Normalde cumartesi pijamayla oturursun."

"Bir arkadaşla buluşacağım."

"Kim?"

"Kaan işte."

Yeşim kafasını kaldırdı, bana baktı. Gözlerinde "yalan söylüyorsun" ifadesi vardı. Ama bir şey demedi.

Kahvaltımı yaptım. Odama çıktım. Saat 10.00. Daha beş saat var. Ne yapacağım?

Ders çalışayım dedim. Masaya oturdum. Ama yine aynı. Kitap açık, kafam başka yerde.

Telefonu aldım. Fark etmez_2'ye baktım. Çevrimiçi. "Son görülme: şimdi."

Yazsam mı? "Günaydın" yazsam mı? Ama dün gece zaten her şeyi konuştuk. "Yarın görüşürüz" dedik. Fazla konuşmak saçmalık olur.

Yazmadım.

Öğlen oldu. Yemek yedim. Saat 13.00. İki saat var. Duş aldım. Saçımı yaptım. Yeşim'in dediği gibi siyah değil, lacivert bir tişört giydim. Üstüne açık renk bir ceket. Kot pantolon. Aynaya baktım. Fena değil.

Saat 14.00. Bir saat var. Evden çıktım. Yolda yürüdüm. Hava güzeldi. Sinop'ta ekim ayı böyle olur işte, ne çok sıcak ne çok soğuk.

Kafeye vardım. Saat 14.40. Erken geldim. İçeri girdim, bir masaya oturdum. Cam kenarı. Dışarıyı görebiliyorum.

Garson geldi. "Ne alırsınız?"

"Çay" dedim.

"Başka?"

"Şimdilik yok."

Garson gitti. Ben camdan dışarıyı izledim. İnsanlar geçiyordu. Yaşlı bir adam, elinde poşet. Bir anne, çocuğunun elini tutmuş. İki kız, gülüşerek yürüyor.

Sonra onu gördüm.

Camdan. Kafenin önünden geçiyordu. Sarışın değildi. Kıvırcık da değildi. Koyu kahverengi saçları vardı, omuzlarına dökülüyordu. Üstünde beyaz bir tişört, siyah bir ceket. Kot pantolon. Elleri cebinde. Etrafına bakıyordu, sanki birini arıyordu.

İçeri girdi. Gözleri beni buldu. Bir an durdu. Sonra yanıma geldi.

"Yiğit?" dedi.

"Evet" dedim.

"Ben Ceren."

"Biliyorum."

Oturdu. Karşıma. Elleri hâlâ cebinde değildi ama masanın altında bir yerdeydi. Gözleri bana bakıyordu ama bir yandan da kaçıyordu. Ben de ona bakıyordum ama belli etmemeye çalışıyordum.

"Çay?" dedim.

"Olur" dedi.

Garsonu çağırdım. Bir çay daha söyledim. Sonra sustuk. İkimiz de.

Bir süre sonra Ceren konuştu. "Sen... beni engellediğinde ne düşündün?"

"Bilmem" dedim. "Saçmalık olduğunu düşündüm."

"Saçmalık mı?"

"Yani... fake hesap. Bilinmeyen biri. 'Sana aşık olan biri.' Korkutucu."

Ceren güldü. "Korkutucu mu?"

"Biraz."

"Ben korkutucu muyum?"

"Sen... farklısın."

"Farklı mı?"

"Ya işte. Normal değilsin. Ama kötü anlamda değil. İyi anlamda."

Ceren gülümsedi. "Sağ ol."

Sustuk yine. Ama bu sefer sessizlik rahatsız edici değildi. İkimiz de gülümsüyorduk.

"Peki" dedi Ceren. "Şimdi ne olacak?"

"Bilmem" dedim. "Konuşuruz işte."

"Konuşuruz."

"Evet."

Çaylar geldi. İkimiz de birer yudum aldık. Sonra Ceren tekrar konuştu.

"Ben 9. sınıfta seni gördüm. Koridorda. Elinde bir sürü kitap vardı. Düşürdün, ben toplamana yardım ettim. Ama sen bana bakmadın bile."

Hatırlamıyordum.

"Sonra 10. sınıfta yine gördüm. Kantinde. Bir şey okuyordun. Ben de arkadaşlarımla oturuyordum. Ama sen yine bakmadın."

"Ben... fark etmedim."

"Biliyorum" dedi Ceren. "Ama ben fark ettim. Her seferinde. 11. sınıfa geçince anladım. Aşık olduğumu."

Sustum. Ne diyeceğimi bilemedim. Çünkü ben böyle bir şeyi ilk defa duyuyordum. Biri bana aşık olduğunu söylüyordu. Hem de iki yıldır.

"Yani" dedi Ceren. "Sen beni engellediğinde, ben aslında üzülmedim. Çünkü alışkınım. Sen beni hep görmedin."

İçimden bir şey geçti. Ama ne olduğunu bilmiyorum. Suçluluk mu? Merak mı? Başka bir şey mi?

"Ben" dedim. "Ben seni görmemiştim ama şimdi görüyorum."

Ceren bana baktı. Gözleri parlaktı ama ağlamıyordu. Gülümsedi.

"İyi" dedi. "O zaman bir çay daha içelim."

Ben de güldüm. "İçelim."

Garsonu çağırdım. İki çay daha söyledim. Saat 15.30 olmuştu. Bir saat konuşmuştuk. Ve ben hayatımda bu kadar hızlı geçen bir saati hatırlamıyordum.

Dışarıda hava kararmaya başlıyordu. Sinop'ta ekim akşamları erken gelir. Ceren saatine baktı.

"Benim eve gitmem lazım" dedi.

"Tamam" dedim. "Görüşürüz."

"Görüşürüz."

Kalktı. Ceketini düzeltti. Tam kapıya yönelecekti ki döndü.

"Yiğit."

"Efendim?"

"Bu sefer beni engellemezsin, değil mi?"

Güldüm. "Engellemem."

"Tamam. O zaman yarın okulda görüşürüz."

"Görüşürüz."

Çıktı. Camdan gidişini izledim. Sonra telefonuma baktım. Fark etmez_2. Çevrimiçi. Bir mesaj yazdı.

Fark etmez_2: eve gidince yazarım

Yiğit.karaca_1: tamam

Fark etmez_2: iyi ki gelmişim

Yiğit.karaca_1: ben de iyi ki gelmişim

Fark etmez_2: :)

Yiğit.karaca_1: :)

Telefonu kapattım. Garsona hesabı söyledim. Ödedim. Kafeden çıktım. Dışarıda hava serindi. Ceketimi ilikledim. Eve doğru yürümeye başladım.

Yolda hep aynı şeyi düşündüm. Ceren Yılmaz. Sarışın değildi. Kıvırcık da değildi. Ama güzeldi. Ve iki yıldır beni görüyormuş. Ben ise hiç görmemişim.

Bir daha göreceğim. Yarın. Okulda. Ve bu sefer fark edeceğim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

58okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…