8. bölüm / 24
Hayatın sonu değil0.8
Bölümler 24Şu an: 0.8
- 1 0.189 kelime
- 2 0.299 kelime
- 3 0.3119 kelime
- 4 0.475 kelime
- 5 0.561 kelime
- 6 0.6596 kelime
- 7 0.7269 kelime
- 8 0.8817 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 0.91.240 kelime
- 10 0.10841 kelime
- 11 1.11.449 kelime
- 12 1.21.103 kelime
- 13 1.31.126 kelime
- 14 1.4201 kelime
- 15 1.5184 kelime
- 16 1.6748 kelime
- 17 1.7484 kelime
- 18 1.8508 kelime
- 19 1.9674 kelime
- 20 1.10780 kelime
- 21 2.1801 kelime
- 22 2.2789 kelime
- 23 2.3701 kelime
- 24 2.4888 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kahvaltı güzeldi. Annem börek yapmıştı, üstüne iki bardak çay içtim. Cem masada sürekli bir şeyler anlatıyordu, Yakup abim telefonuyla oynuyordu, Eymen abim geç kalkmıştı, saçı hâlâ yastık şeklindeydi. Babam gazetesini okurken bir yandan da anneme "Kumru, çay koy" diyordu. Normal bir cumartesi sabahı işte. Ama benim aklım başka yerdeydi.
Doydum. Kalktım, tabağımı makineye koydum. "Ben çıkıyorum" dedim. Annem arkamdan bağırdı: "Nereye?" "Kızlarla buluşacağım." "Kaçta döneceksin?" "Bilmem."
Odama çıktım. Dolabı açtım, baktım. Beyaz tişört, siyah ceket, kot pantolon. Üstüme geçirdim. Saçımı topladım, sonra vazgeçtim, saldım. Aynaya son bir kez baktım. Fena değil.
Tam kapıdan çıkıyordum ki sigara kokusu geldi. Bizim sokağın köşesinde, duvara yaslanmış, elinde sigara, telefonuna bakan o. Aras.
"Selam mal" dedi, kafasını kaldırmadan.
"Selam geri zekâlı" dedim.
Biz Aras'la böyle anlaşıyorduk. Yapacak bir şey yok.
Yanına gittim. Sigarasını yere attı, ayağıyla ezdi. "Özledin mi beni?" dedi.
"Ya ya çok Aras. Çok özledim. On sekiz yıldır görmüyorum seni sanki."
Aras güldü. Sonra gözlerini kıstı. "Eeee?"
"Ne eee?"
"Enişte nasıl?"
Yüzümü ekşittim. "Ne alakası var?"
"Hadi ama. Dün gece ne oldu? Attın mı mesajı?"
"Sus. Kızların yanına gidelim, orada anlatacağım."
"İyi be of!" dedi, ellerini cebine soktu. Yürümeye başladık.
Kafede Buse ve Yıldız çoktan gelmişti. Masada kocaman bir pasta vardı. Çikolatalı. Benim favorim.
"Ooo" dedim, oturur oturmaz çatalı kaptım. "Bunu ben mi yesem acaba?"
"Otur lan" dedi Buse, çatalı elimden aldı. "Önce anlat."
"Ne anlatacağım?"
Yıldız gözlerini devirdi. "Ceren. Dün gece. Yiğit. Mesajlar. Her şey. Anlat şimdi."
Aras da oturdu, kollarını kavuşturdu. "Bekliyoruz."
Derin bir nefes aldım. Anlattım.
"Tamam, şimdi şöyle. Fake hesap açtım, adını 'Fark Etmek' koydum. Salı günü mesaj attım. Dört mesaj. Cevap yok. Ertesi gün bir daha attım. İki mesaj. Bu sefer 'görüldü' geldi ama cevap yok. Sonra gece bir daha yazdım. 'Kimsiniz' dedi. 'Sana aşık olan biri' dedim. 'Öyle mi' dedi. 'Evet' dedim. Beni engelledi."
Buse'nin çatalı elinden düştü. "Ne?"
"Engelledi."
"Yiğit Karaca seni engelledi?"
"Evet."
Yıldız kahkahayı bastı. "Oha. Oha. Ceren, sen gerçekten manyaksın."
"Sus ya."
Aras gülüyordu. "Devam et. Sonra?"
"Sonra gece yeni hesap açtım. 'Fark etmez_2.' Yazdım. 'Selam, özledin mi beni' dedim. 'Manyak mısın, sapık mısın' dedi. 'İkisi de değil' dedim. Sonra 'izin ver ders çalışacağım' dedi, tamam dedim."
"Yani hâlâ konuşuyorsunuz?" dedi Buse.
"Konuşuyorduk. Sonra pazartesi bir daha yazdım. 'Çok mu merak ediyorsun beni' dedim. 'Ya çok' dedi. Sonra 'beni ne kadar tanıyorsun' dedi. Ben de anlattım işte. 9. sınıfta gördüğümü, 11'de aşık olduğumu. Sonra... 'bana aşık olma' dedi. 'Senin gibi biriyle birlikte olmam' dedi. Ben de bir şey diyemedim. 'Ama yok, olma ve git' dedi. Beni engelledi."
Masa sustu. Buse başını iki elinin arasına aldı. "Ceren..."
"Ne?"
"Sen niye bunu bize daha önce anlatmadın?"
"Anlatıyorum ya işte."
Yıldız pastadan bir dilim aldı, ağzına attı. "Peki sonra?"
"Sonra ben onu engelledim."
Buse kafasını masaya vurdu. "Ceren, sen gerçekten gerizekâlısın."
"Niye ya?"
"Niye olacak? Sen kızın ona aşık olduğunu söylüyorsun, o da 'bana aşık olma' diyor, sen de gidip onu engelliyorsun. Ne bekliyordun? Seni geri mi arayacaktı?"
Aras araya girdi. "Ama işte o da onu engellemişti. Yani ödeşmiş oldular."
"Sus Aras" dedi Buse. "Sen zaten karışma."
"Ben niye karışmıyorum ya?"
"Çünkü sen Aras'sın."
Yıldız güldü. "Kızlar, kızlar. Sakin. Ceren, peki şimdi ne olacak?"
Omuz silktim. "Bilmem. Engel kaldırdım bu arada."
Buse'nin gözleri büyüdü. "Ne zaman?"
"Bugün. Çıkarken."
"Yani şu an Yiğit sana yazabilir mi?"
"Yazabilir. Ama yazmıyor."
"Yazar mı sence?"
"Bilmem."
Aras telefonuna baktı. "Bence yazar. Adam merak etmiştir."
"Sen ne bilirsin" dedim.
"Ben erkeğim, bilirim."
Yıldız güldü. "Erkeksin ama Aras'sın işte."
"Ya siz beni niye böyle yapıyorsunuz?"
Hepimiz güldük. Pastayı bitirdik. Lafı başka şeylere getirdik. Ama benim aklım hâlâ telefondaydı. Cebimde, sessiz sessiz duran o şeyde.
Eve dönüyordum. Yolda telefonuma baktım. Bir saat olmuştu engeli kaldıralı. Hiçbir şey yok.
"Tamam" dedim kendi kendime. "Pes ediyorum. Bu iş bitti. Yiğit Karaca, sen kaybettin. Ben de kaybettim."
Adımlarımı hızlandırdım. Eve yaklaşıyordum. Tam apartmanın kapısına gelmiştim ki telefon titredi.
Elimi cebime attım. Kalbim bir şey oldu, ama belli etmedim kendime. Baktım.
Yiğit.karaca_1.
"Selam, Nazlı kız."
Gözlerim kocaman açıldı. Olduğum yerde durdum.
"Selam Nazlı kız. Nazlı kız mı dememi istersin, yoksa sen mi gerçek adını söylersin? Ceren Yılmaz."
Ne? Ne? Ne? Adımı öğrenmiş. Nasıl öğrenmiş? Kim söylemiş? Ne zaman?
Elim titriyordu. Cevap yazdım.
Fark etmez_2: ne dedin
Yiğit.karaca_1: alt tarafı Ceren Yılmaz dedim
Fark etmez_2: nasıl öğrendin
Yiğit.karaca_1: Aras'a bir daha sırrını verme güzelim
Aras. Aras! O pislik! O şerefsiz! O gerizekâlı!
Fark etmez_2: Aras bittin sen oğlum
Yiğit.karaca_1: hahaha
Fark etmez_2: gülme ya
Yiğit.karaca_1: gülmeyeceğim, tamam
Fark etmez_2: ciddi misin sen
Yiğit.karaca_1: ciddiyim. Hem de çok ciddiyim. Adını öğrendim. Şimdi ne olacak?
Fark etmez_2: bilmem
Yiğit.karaca_1: buluşalım mı?
Fark etmez_2: ne?
Yiğit.karaca_1: buluşalım mı dedim. Yarın. Okulun oradaki kafede.
Fark etmez_2: sen ciddi misin
Yiğit.karaca_1: ciddiyim. Saat üç. Gelir misin?
Fark etmez_2: gelirim
Yiğit.karaca_1: tamam. o zaman yarın görüşürüz. Ceren Yılmaz.
Fark etmez_2: görüşürüz. Yiğit Karaca.
Telefonu kapattım. Apartmanın kapısında öylece duruyordum. Elimde telefon, kalbim göğsümde, gözlerim açık. Ceren Yılmaz. O bana Ceren Yılmaz dedi.
İçimden bir ses bağırdı: "Aras! Sen bittin oğlum!"
Bölüm etkileşimi
