Seni Seviyorum Tamam Mı!?

Yazar: Hannie 🪽

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: Seni Seviyorum Tamam Mı!?

Jisung
Geç saatlere kadar orda oturduk. Minhonun beni bininci öpüşü falandı. Artık bizi izlemeyi bırakmıştı üçlü. Seungmin ve Chan aralarında konuşuyor, Jeonginde Changbin isimli bir arkadaşını aramış telefonda konuşuyordu.
"Jisung niye bu kadar güzelsin?" Minho sürekli böyle sözler söylüyordu.
Sonra yüzümün rasgele yerlerini öpüyordu.
"Minho iyice delirdi cidden." Seungmin ona bakarak konuştu ve yüzünü buruşturdu.
Gerçekten garipti. Sarhoş gibi konuşuyordu. Ama sarhoş değildi, sinir etmek için yaptığına adım kadar eminim.
"Minho Jisunga deli olmuş zaten." Chanda sevdiğine katıldı.
"Dudaklarım aşındı yemin ederim, bir anda aşkı tuttu." Sonra tekrar bir öpücük daha.
"Minho! Hayır kızamıyorumda napayım ben bununla!?" Chana bakarak yakınmıştım.
Halime gülmüştü.
Ben bilmem anlamında omuz silkti ve Seungmine döndü. Konuşup gülüşümeye devam ediyorlardı.
O bir anda dudaklarıma yapışınca oluyor, ben yapışıncada olmaz herhalde.
"Gel madem o kadar isteklisin"
Ensesini tutup dudaklarımı dudaklarını bastırdım. Sertçe.
Ayrıldığımızda sırıttı ve eliyle ağzının kenarına dokundu.
Çok azgınsın Minho.
"Chan, bir şey diyeceğim." Seungmin bunu biraz sesli ve ciddi bir şekilde söylemişti.
Minho dizlerimden kalkıp onlara döndü.
Jeongin telefonda denileni dinliyormuş gibi yapıp onları dinlemeye başladı.
Chan bakışların üstünde olduğunu anlamıştı. Gözleri bizim üstümüzde gezdi ama hemen Seungmine geri döndü.
"Diyebilirsin seung, dinliyorum." Bunu bile heyecanla söylemişti. Aşık halleri çok dikkat çekiyordu. Mümkün değildi Seungminden hoşlandığını anlamamak.
"Sen, benden mi hoşlanıyorsun?"
O da anlamış zaten.
Görünce aklıma zeka kelimesi gelen seungminin anlamaması şaşırtıcı olurdu, değil mi?
"Bir kaç aydır bunu düşünüyorum, yüz yüze geldiğimize göre emin oldum."
Chan hyung gözlerini kaçırıp soğuk terler döküyordu, ne yapacağını bilememişti. İnkar edemezdi çünkü Seungmini kandırmak imkansız gibi bir şeydi, özellikle onun gibi sürekli eli ayağına dolanan insanlar için.
"Seungmin, ben.."
Başka bir şey dememişti bir kaç saniye boyunca. Herkes sessizleşmişti.
"Evet senden hoşlanıyorum. Her ne kadar karşılık alamayacağımın farkında olsam bile evet, senden hoşlanıyorum."
Minhonun ağzı açılmıştı. Chan hyungtan böyle bir şey beklemedikleri ortadaydı.
"Karşılık alamayacaksın derken? Belki benimde hislerim vardır Chan?"
Minho kulağıma eğildi.
"Şimdi izleme sırası bizde işte."
Kafamı hızla salladım ve izlemeye devam ettik.
"Derken? Sende bana karşı bazı şeyler hissediyor musun yani?"
"Binnie sonra arayacağım" Jeongin telefonu kulağından uzaklaştırıp tüm dikkatini dönen olaya verdi.
Seungmin her ne kadar havalı, akıllı, zeka küpü bir insan olsada en zorlandığı şey duygularını dile getirmekti galiba. Çünkü yutkundu ve bakışlarını yere çevirdi.
Herkes merakla onları izliyordu. Sanki aksiyon filmi izliyoruz bizde.
Her şeyi bekliyordum ama bir anda Seungminin hiç bir şey demeden kafasını kaldırıp Chan hyungun yanağından öpmesini beklemiyordum.
Adam olduğu yerde kalmış Seungminin yüzüne öylece bakıyordu.
Yapmayın şöyle şeyler şu adama, buga girdi yine.
"Galiba... Evet, bende seni seviyorum.."
Seungmin aşırı utangaçca söylemişti bunu.
Biz şok tabii!?
Ağzımız yere değecek az daha açarsak, öyle böyle değil!
"Neden sevdiğimi sorma sakın!" İşaret parmağını Chana doğru salladı.
"Ve nasıl sevdiğimi ve nasıl fark ettiğimi de! Tüm aklım oynadı ya.."
Eliyle burun kemerini tuttu, başını eğdi.
Minho yine kulağıma eğildi.
"Ortam çok gerildi ya."
Yine hızla başımı salladım. Tüm dikkatimizi vermiştik.
Tabii boynumda o dudakları hissetmeme kadar.
"Lan emme artık! Açsın bana tamam ama doymadın mı be adam!? Yeter artık!"
Kendimi bağırırken bulmuştum bir anda...
Naneyi yemedim mi?
Artık dikkatler üstümüzdeydi.
"Minho, ben öyle demek istemedim"
O şaşkın ve masumca bakarken arkamızdan gelen sesle yine oraya döndük.
Chan Seungminin bileğini tutup kaldırdı ve onu tutarak hızla uzaklaştı ve gözden kayboldu.
"Nevrimi döndürdünüz amına koyayım ya! Hiç mi normal bir hyungum yok benim!?"
"Yok"
Aldığı cevaba derin bir iç çekti ve önüne döndü.
"Konumuza geri dönelim."
Minhonun ciddiyetle konuşmuştu.
"Ya valla öyle demek istemedim ben ya! Çok fazla yapınca kaçtı ağzımdan, özür dilerim Minho!" Telaşla hepsini tek nefeste söylemiştim.
Kahkahayı patlattı ve kendini üstüme attı.
"Lan! Yeter ya!" Jeongin dayanamamıştı.
Adamda sabır bırakır mı bu Minho? Ben dışında çeken yok zaten!
"Bu Chan hyung Seungmini nereye götürdü? Yiyecek çocuğu amına koyayım!"
"Seung döver onu." Minho yine elini götüme attı.
"Minho eve gidince vereceğim götümü en sonunda rahatlarsın tamam mı?"
Seviçle başını sallayıp dizlerime yattı.
Jeongine ağlamaklı bir bakışla baktım. O da bana acıklı bir bakış attı.
Senin fantezini sana sokacağım o zaman göreceksin Minho bey. Hele bi eve gidelim yarın kalkabiliyor musun yerinden.
"Harbiden nereye gitti bunlar?"
Yerimden kalktım. Minho napıyon la der gibi bakarken ellerimi belime koydum.
"Ben bir bakayım." Hızla uzaklaştım ordan.
Oh be, sonunda götümü elleyen bir el yok.
Gittikleri yere doğrulttum adımlarımı, bir yerden sağa döndüm ve bir ara sokağa çıktım.
Kafamı hafifçe oraya doğrulttum ve,
Orda ne görsem beğenirsiniz?
Öpüşen Seungmin ve Chan!
Tabii ki düz yolda yürüyemeyen bir insan olduğum için yere yapıştım.
Düşme sesimle ayrılıp bana baktılar, hassiktir der gibi bakışlar attılar.
Başka yer mi bulamadınız ya! Yok mu başka bir yer! Bide gece gece niye oluyorsunuz yani?
"Sen, ne zamandan beri izliyorsun bizi? Nasıl buldun!?" Chan götünden soluyordu.
"Sakın, ama sakın. Bundan kimseye bahsetmeyeceksin."
Seungminin elleri hâlâ Chan hyungun omzunda, Chan hyungun elleri seungminin belindeydi.
Tehdit eden masum Chan hyung olsaydı hepsine anlatırdım ama tehdit Seungminden gelmişti.
Durum ciddiydi yani.
"Onlara gidip ikisini de bulamadım diyeceksin, tamam mı?"
Seungmin bakışlarını yumuşatmıştı. Yapacak bir şeyim yok yani kabul ettim ne yapsaydım?
"Tamam! Korkutmayın ya!"
Koşarak uzaklaştığımda önümde Minhoyu görmeyide beklemiyordum.
Şok üstüne şok anasını satayım.
Elleri hemem belimi buldu.
"Minho?"
"Buldun mu güzelim?" Nazikçe tutuyordu hâlâ.
Kafamı olumsuz anlamda salladım ve kollarımı boynuna doladım.
"Bulamadım. Kaçmışlar."
Onların duyduğuna emindim, çünkü aramızda bir sokak fark vardı ve sesler her yerde yankılanıyordu.
Siktir, Minho ne zamandır burda? Eğer ben koşarken gelmemişse het şeyi duymuştur, naneyi yedik..
"Kesin şuan ya öpüşüyorlardır, ya da Seungmin onu güzelce dövmüştür."
İlk tahminin doğru bebeğim.
Güldüm ve Seungminlerin konusunu unutmak için dudağının kenarına küçük bir buse bıraktım.
"Cidden, sana deliriyorum Jisunggie."
Aşkı tuttu yine, tekrar sikmeden rahatlamaz.
Kıkırdadım ve daha çok kendinden geçmesi için dudaklarını öptüm.
"Öyle mi?" Flörtöz bir tonda söylemiştim.
"Ah, bilerek yapıyorsun." Dudaklarını ısırdı.
"Hm hm." Başımı olmlu anlamda salladım.
"Bebeğim, cidden çıldıracağım şimdi..."
Belimdeki ellerini sıkılaştırdı ve aramızda bulunan küçük mesafeyi de beni kendine çekerek kapattı. Birimiz konuşsa dudaklarımız değerdi birbirine, o kadar kısa.
Konuşma ihtiyacı duymadan dudaklarımızı birleştirdim.
Sert öpmek istemedim, o da sertleşmedi zaten.
Bir kaç saniye sonra çekildim, alnımızı birleştirdi.
"Seni öpmeye bayılıyorum Minho." Gözlerimi kapatmıştım.
Biraz romantik anlardan ne zarar gelir ki?
Bir şey demeden dudaklarımız tekrar birleşti.
Ayrıldığımızda güldüm ve biraz geri çekildim.
"Sen, sen bana sınav mısın çocuk? Aklımı başımdan alıyorsun, ben... Dayanamıyorum!"
Buna iyice gülmüştüm.
"Bende seni seviyorum."
Sarıldık.
"Lan!" Minhonun bağırmasıyla bir anda ayrılmıştık. Arkamı döndüğümde pis pis sırıtan iki yüzü gördüm.
Seungmin ve Chan hyungtan başka kimse değillerdi.
Üstelik yine o kamera...
Chan hyungun telefonunun kamerası..
"Hepsini çektim! Hepsinii!" Chan hyung yerinde zıpladı küçük bir çocuk gibi.
"Sikinize koyacağım lan!" Minho onların üstüne koşar adımlarla gitti. Salaklar çıkmaz sokakta öpüştükleri için kaçamamışlardı.
Minho telefonu aldı, bir şeyler yaptıktan sonra videoyu sildi.
"Ya niye sildin!? Anı kalırdı ne güzel!" Chan hyung yakınmaya başlamıştı.
"Kendime attım öyle sildim. Semde duracağına bende dursun."
Yanıma geri geldi, bir anda kendime kollarının arasında buldum. Kucaklanmıştım yine.
Arkadan gelen fotoğraf çekme sesiyle yine durdu.
"Bana atmazsan onu seni sike sike attırırım." Yürümeye devam etti.
--
"Jeongin nerde sevgilim?" Masumca sormuştum.
"Changbin onu gelip aldı birtanem." Sakince cevapladı, Chan hyungla konuştuğu tonda hiç konuşmamıştı benimle. Sesini yükseltmemişti yani.
"Nereye gidiyoruz?"
"Eve güzelim."
"Yemek yapar mısın bana?" Sınırlarını zorlayacağım.
"Ne istersen yaparım birtanem."
"Bana sarılarak uyur musun peki?"
"Hep öyle yapıyorum zaten bebeğim."
"Ne yapsam yapayım katlanır mısın bana?"
"O bildiğin konuyu dışta tutarsak evet aşkım, katlanırım."
"Beni bırakmazsın değil mi?"
Küçük bir öpücük bıraktı yanağıma.
"Asla."
"Beni ne kadar seviyorsun?"
"Her şeyden ve herkesten çok, en çok seni seviyorum. Kalbimin sahibisin hayatım."
"İstemediğim bir şeyi zorla yapar mısın?"
"Hayır, asla yapmam."
"İstediğim her şeyi yapar mısın peki?"
"Elimden geldiğince yaparım güzelim."
"Peki ben seni bırakırsam?"
"Bırakmazsın, sana inanıyorum."
"Diyelim ki bıraktım, ne yaparsın?"
"Sen geri dönene kadar beklerim seni."
"Ya ölürsem?"
"Öyle şeyler deme sevgilim, bunları düşünme."
"Ama ölüm kaçınılmaz."
"Gerekirse ondan da korurum ben seni."
"Onu nasıl yapacaksın?"
"İyi olmanı sağlayarak."
"Hmm... Peki ben bir anda seni çok seviyorum desem naparsın?"
"Hemen öperim seni."
"Seni çok seviyorum."
Dudaklarıma bıraktı öpücüğünü.
"Bende seni çok seviyorum jisunggie."
"Biri sana gelip seni seviyorum derse naparsın?"
"Ben sevgilimi seviyorum, seni değil derim."
"Sevgilin kimmiş ki ben daha iyiyim derse?"
"Sevgilim senden milyarlarca kat daha iyi, çok tatlı ve onu çok seviyorum, sana yüz vermem derim."
"Bırak onu benimle ol derse?"
"Onu asla bırakmam derim ve onun götüne tekmeyi koyarım."
"Geri gelirse?"
"Gelemez."
Gülümsedim, o da burnumun ucuna buse bıraktı.
"Tamam, pes ediyorum! Bıkmıyorsun benden gerçekten! Seni seviyorum tamam mı!?"
Güldü ve tekrar öptü.
"Tamam sevgilim."
"Bebeğim,

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

30okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…