12. bölüm · Han, Beni Bırakma/ Minsung

Benim Olan Benimdir

ARYA ADAR

Minho güldü yine

Ama bu sefer daha çok fesat bir gülüştü bu

Aynı anda bana bakıyordu

Gözleri dudaklarıma kayıyordu

Uyarı amaçlı, kolunu hafifçe sıktım

Ama yok adam doymuyordu, bakışlarıyla yedi bitirdi beni

Kolunu biraz daha sertçe sıktım

Felixte olanları bir kaşını havaya kaldırmış, izliyordu

Yok, hayır aklı yerinde değil bu çocuğun şuan

Bakmayı kesmiyordu, kızardığıma emindim

Dayanamıyordum artık, onu dünyasından çıkarmam lazımdı

Sırtına vurdum serçe, yapmayı istemezdim ama o bakışları görmeye dayanamadım

M- Bu üçüncü oldu güzelim canım acıyor yapma lütfen
J- Bakışlarınla yedin beni Minho farkında değilsin galiba kırıntı bile bırakmadın
M- Bakınca bakışlarımı geri alamıyorum ki sevgilim~
F- Romantizminizi bozuyorum ama, acıktım yani kantine gitmeye ne dersiniz? Hyunjinde yok kaldım tek başıma
J- Evet derim çünkü Minho çok acıkmış galiba beni yiyecek gibi bakıyor, korkuyorum gerçekten ısıracak diye.
M- Doğru, tek lokmada bitiririm seni gidelim hadi.

Kantin sırasında beklerken gözüme bir çocuk ilişti. Bize bakıp duruyordu, özellikle Minho'ya fazla bakıyordu. Tabii ki sevgilisi olduğum için rahatsız olmuştum. Minhonun elini tuttum, sıkıca. Çocuk bunu görünce direkt olarak bana baktı, göz göze geldik. Hemen gözlerini kaçırdı ama bir kaç dakika sonra yine o gözlerini dikmişti sevgilime. Kıskanç biri değilimdir ama bundan aşırı rahatsızlık duydum. Bu sefer elimi Minho'nun beline attım. Çocuğun bakışları sertleşti, bana son bir bakış atıp bir sınıfa girdi. Öyle sinirlenmiştim ki Felix beni dürtmese bakışlarım değişmeyecekti. O an yüzüme taş atsan parçalanırdı.

F- Jis, neye bakıyorsun öyle amına koyayım korktum ya
J- Bir çocuk, Minhoma bakıp duruyordu da
M- Kimmiş o senin aşkına bakan? Hemen uyaralım canım
J- Yok, ben senin yanındayım şuan gerek yok
M- Sen kıskandın mı yoksa?
J- Kıskandım tabii amına koyayım nasıl bakıyordu biliyor musun? Ben bile sana hiç öyle bakmamışımdır.
M- Tamam sevgilim, sinirlenme. Sana aitim sadece merak etme.
F- Hadii oturun şuraya

Yemeğimi yerken Bir yandan o sınıfa bakıyordum. Aşırı ayar olmuştum. Bir laf atmadan içim rahat etmezdi ama başıma bela alamazdım. Tek yapabileceğim ona Minho'yu sahiplendiğimi hissettirmekti. Sürekli dibinde durdum, gün boyunca, fırsat buldukça aynı şekilde ona baktım, Minho'nun elini tuttum. Çocuk bunu görmüştü bir iki kere, umarım "Benim olan benimdir" Mesajımı almıştır yoksa daha çok belli etmek zorunda kalacağım. Napabilirim, kafama taktım mı takarım. Minho benim, sadece ben öyle bakarım. Bunu anlayacak, o taş kafasına zorla da olsa sokacak. Kim olduğu umrumda bile değil.

**

Bu çocuk harbiden kimdi?
Bir anda ortaya çıkıp neden sevgilime öyle bakıyordu? Neyse ne işte.. Şimdilik sadece Minho'yu sahiplensem yeter. İleri giderse, bende ileri giderim. O çocuğun kim olduğunu öğrenmem lazım. Öyle gözlerini dikecek, bende bir şey demeyeceğim, asla olmaz. Yarın daha çok Minhoma öyle bakarsa, beni kimse durduramaz.
Minhodan durağa kadar gelmesini istedim, çocuk ben yokken her şeyi yapabilir çünkü. Çocuğun gittiğinden emin olunca sevgilimi bıraktım. Minho hallerimi fark etmişti ama sesini çıkarmadı. Eve gidince direkt olarak Minho'ya yazdım.

Sevgilimm🤍

Siz
Askm
Askmm
Askmmmm

Knowknow
Efendim sevgilim

Siz
Eve geldşm simdi

Knowknow
Tamam canim

Siz
Aksam bulusalimmii?? Yarin okul yok zqten

Knownknow
Olur askim aksam degil simdi de bulusabiliriz nerde bulusalim yada istersen seni alirim ben

Siz
Double date yapalim lixlerle olurmuu

Knownknow
Bas basa olcsk sanmistim ama istiyosan olur birtanem yapalim

Siz
He
Tamam bas basa olsun askim fark etmiyo
Konum atiypm gel tamam miii
📍Konumu açmak için dokun

Knownknow
Tamam bebegim geliyorum simdi
annen izin verdimi ki askim

Siz
Sey biraz bizim evde oturursun sonra cikariz diye dusunmustum

Knownknow
Tamam sevgilim geliyorum simdi
hem dunu telafi etmis olurum

Siz
Tamam o zamann bekliyorum askimm bababababayyyy
(🤍)

Knownknow
gorusuruz guzelimmm
(🤍)

Hemen anneme haber verdim, zaten Minho'ya bayılıyordu bu yüzden hayır demezdi.

J- Anne, Minho geliyor
J.A- Şimdi mi?
J- Evet, dünü telafi etmek için ve biraz oturduktan sonra dışarı çıkacağız beraber
J.A- Tamam, gelsin. Yardım et bari içeriyi topla biraz
J- Tamam tamam, çok bir hazırlığa gerek yok aslında
J.A- Var, şimdi bahane istemiyorum içeriyi topla
J- Tamam ya bir şey demedim

Annemin hazırlık takıntısı işte, her annede aynıdır bu.
İçeriyi topladıktan sonra birazda mutfakta yardım ettim. Hazırlığın bitimine yakın kapı çaldı.

J.A- Han, kapıya bak
J- Baktıım

Minho, elinde bir buket kırmızı gülle kapıdaydı. Kıyafetine hiç olmadığı kadar özenmişti. Bakışlarını bana çevirdi ve gülümsedi. O an kıpkırmızı olduğuma emindim. Gözlerim ona kitlenmişti. Konuşmasıyla odağımı bozdu.

M- Çekilde geçeyim sevgilim
J- Biraz daha bağırsaydın, annem var ya hani..
M- Baya etkilendin yine galiba
J- Geç içeri Minho, hadi
M- Tamam, tamam.

Minho içeri geçti ve çiçeği bana uzattı. Gözleriyle almamı işaret etti. Çiçeği tutarken istemsizce gülümsedim. Ona baktığımda göz kırptı ve annemin yanına geçti.

M- Merhaba, kolay gelsin. Yardım etmemi ister misiniz?
J.A- Ah, hoşgeldin. Gerek yok, içerde Han ile oturun şimdi geliyorum.
M- Güzel yaparım ama
J.A- Misafirsin şimdi canım, sonra belki yaparız, teşekkür ederim.
M- Pekii

Kolundan tuttum ve onu içeri götürdüm. O koltuğa otururken bende boş bir vazo alıp gülleri yerleştirmekle meşguldum. Gülleri sevdiğimi biliyordu, kesinlikle bu yüzden almıştı.

J- Çok teşekkür ederiz Minho
M- Lafı mı olur güzelim, bu gün tedirgin görünüyordun, bahsettiğin çocuk yüzünden miydi?
J- Yani..
M- Bende öyle düşünmüştüm. Haklısın, rahatsız ediciydi.
J- Yanımdan ayrılmayacaksın. Onu gördüğün yerde yönünü değiştireceksin, tamam mı?

Minho burnundan güldü ve elimi tuttu.

M- Tamam sevgilim. Nasıl istersen.
J- Sen niye bu kadar özendin kendine? Gömlek pantolon falan. Takım elbise giyseydin bide canım
M- Bir mekanda randevuya çıkarız diye düşündüm. Yoksa "baş başa" vakit geçirmek istemiyor musun?
J- İstiyorum da-
M- Senide hazırlayacağım itiraz var mı?
J- Yok sevgilim

O beni benden alan gülümsemesini takındı.

M- Anlaştık o zaman.
J- Sen benden daha fenasın Minho.
M- Zaten sincabım

Annem odaya girdiği gibi elini bıraktım

J.A- Nasılsın Minho? İyi ki geldin
M- İyiyim, sizi gördüm daha iyi oldum.

Bir kaç saat boyunca sohbet, muhabbet ettiler. Minho üstü kapalı iltifatlar ederken Jisung belli edecek diye kızıyordu. Komik saatler geçirmişlerdi. Saat akşam altı buçuk gibi Minho ayaklandı.

M- Çok geç olmadan Jisung'u da alayım ve çıkalım. Saat geçiyor yani.
J.A- Nasıl isterseniz öyle yapın, iyi eğlenceler size
M- Odan neredeydi Jisung
J- Gel

Odama geçince beni biraz süzdü ve dolabımı açtı.

M- Sana Jisung demek garip canım desem nolurdu sanki.
J- Hadii ne giyeceğim onu söyle

Dikkatle seçti ve bana verdi.

M- Şöyle buyrun beyfendi.
J- Resmileşme hemen
M- Hadi jis, seni böyle görmeyi çok istiyorum
J- Çık bakıyım
Gülerek cevapladı
M- Peki, peki.

Çıktı ve kapıyı kapattı, bende dediklerini giydim. Klasik, beyaz bir gömleğin altına hafif bol siyah bir pantolon seçmişti. Çıktım ve yine hayranlıkla bakıyordu. Yakınlaştı ve yakamı düzeltti. Tekrardan baktı ve dudaklarını ısırdı.

J- Sulandın yine
M- Sulanmamak mümkün mü sence şu görüntüye bakarken
J- Abartma, sadece bir gömlek
M- Sulanmam için sen yetersin zaten güzelim.
J- Hadi çıkalım artık
M- Çıkalımda güzelce öpeyim seni dimi?
J- Evet canım benim, evet
M- Önce saçını yapalım ama böyle olmaz birtanem
J- Peki, hızlı ol ama

Ona bir tarak verdim, saçımı nazik dokunuşlarla yapmaya başladı. Terapi gibi gelmişti âdeta. Bitirince boynunu sanki bir kediymiş gibi parmaklarımla okşadım. Gözlerini kapatıp kafasını kaldırdı hemen.

J- Tam bir kedi gibisin
M- Sadece sana güzelim.
J- Güzel oldu bu arada, sağol sevgilim. Artık çıkalım daha çok geç olmasın
M- Hemen canısı

Çıktık ve elimden tutarak beni arabasına kadar götürdü. Kapımı açtı ve içeri geçtim. O da bindi ve derin bir nefes verdi.

M- Saatlerce dudaklarına yapışamamak ne kadar zor haberin var mı?

Çenesini kavradım ve yüzünü kendime yaklaştırdım. Bakışlarım istemsizce dudaklarına kitlendi. Aramızda çok az bir mesafe kalmıştı. Dudaklarımız yavaşça birbiriyle buluştu. Minho'nun kısa süre sonra alt dudağımı ısırıp emmeye başlamasıyla çok uzun tutmadan çekildim.

M- Noldu sevgilim?
J- Bıraksam dudaklarımı kanatırsın Minho, yeterli.
M- Peki.
Sesi biraz soğuk çıkmıştı.
J- Tamam ya. Gel sevgilim, gel birtanem, yiyip bitir beni.

Direkt dudaklarıma geri yapıştı. Bende ona karşılık vermeye başladım. Ellerimi onun omuzlarına koydum, o da ellerini belimde konumlandırdı. Bazen saçlarımla belim arasında gidip geliyordu bir eli. Dudaklarımı yine ısırmaya, emmeye başlamıştı. Bende karşılık verdim tabii ki. O alt dudağımla ilgilenirken ben üst dudağıyla ilgilendim. Biraz daha devam ettik ve sonunda kendisi ayrıldı.

M- Çok iyi performans sergiliyorsun güzelim
J- Senin kadar yapamam ama sağol. Ee, nereye gideceğiz?
M- Bildiğim bir yer, için rahat olsun.
J- Tamam, rahatım zaten

Bir anda bana o hayranlık dolu bakışlarıyla bakmaya başladı.

M- Biliyor musun? Geceyi gündüze bağlayan mavi kadar güzelsin Han Jisung.

Olduğum yerde kaldım, adam öyle yaratıcı ve güzel bir iltifat etmişti ki konuşamadım. Gözlerim benden bağımsız şekilde ona bakıyordu. Gerçekten duygulanmıştım ve aşırı etkilenmiştim. Her gün farklı bir şekilde beni etkilemeyi başarıyordu.

J- O iltifat neydi öyle, aklına nasıl geldi? Çok değerli hissediyorum kendimi şuan
M- Zaten benim için en değerli kişi sensin güzelim.

Dudaklarına bir buse bıraktım

J- Artık gidelim, hava kararmaya başladı bile
M- Nasıl istersen birtanem

Yaklaşık yirmi dakika boyunca sürdü. İstediği yere ulaşınca park etti ve inip kapımı açtı. Elini uzattı ve sıkı sıkı tutarak içeri girdik.
Orda, o kişiyi gördüğüm an donup kaldım.
Onun burada ne işi vardı?