16. bölüm · Han, Beni Bırakma/ Minsung

Aç Gözlerini

ARYA ADAR

M- Canım, uyumayacak mıydın?
J- Annem ilişkimizi öğrenmiş. Ve şimdi ayırmak için her şeyi yapıyor.
M- Nasıl, nerden gördü nasıl öğrendi?
J- Bir hesap bizim denizde ki fotoğraflarımızı paylaşmış. O da görmüş işte. Eve gelince onunla kavga ettim. Şimdide çıktım evden iki üç saate dönerim
M- Seni alayım birtanem, dışarıda ne yapacaksın tek başına durakta bekle geliyorum şimdi
J- Tamam canım. Teşekkür ederim. Seni ne kadar övsem, ne kadar öyle biri değil desemde yarın gidip ayrılacaksın dedi. Yapamam ki seni çok seviyorum..
M- Bende yapamam sevgilim, annene ben kendim bir açıklama yaparım olur mu?
J- Olur, belki fikrini biraz da olsa değiştirir.
M- Tamam o zaman geliyorum ben şimdi birtanem görüşürüz
J- Görüşürüz canımm
*arama sonlandırıldı*

Jisung durakta oturup beklemeye başladı. Sabah ki sıcak havadan eser kalmamıştı. Hafif soğuk ve kapalıydı, yağmur arada atıştırıp duruyordu. Havada yağmurdan sonra kendini gösteren toprak kokusu hakimdi. Tamda kulaklık takıp tek başına şarkı dinlemelik bir zamandı. On beş dakika sonra Minho durağın önündeydi. Jisung arabaya bindi ve derin bir nefes verdi.

M- Hoşgeldin sevgilim.
J- Hoşbuldum canım.
M- Nereye gidelim?
J- Sizin ev uygun mu?
M- Uygun canım. Gidelim istersen
J- Olur sevgilim zaten hava kapalı yağmur indirecek gibi.
M- Şemsiyem var birtanem, eve gitmek zorunda değiliz.
J- Biraz yorgunum ya. Annem de sinirimi bozdu biraz, modumda değilim.
M- Tamam o zaman nasıl istersen güzelim.

**Jisung Minho'nun yanağına bir öpücük bıraktı ve eve gittiler.**

Bir süre boyunca oturdular. Jisung kafasını Minhoya yaslamıştı. Sinirliydi ama ona yansıtmamaya çalıştı. Yansıtmamaya çalıştı evet, ama başaramadı. Annesinin dedikleri kafasının içinde dönüp duruyordu ve onu daha çok sinir ediyordu. Minho bunu fark etmişti.

M- Jis, elin ayağın titriyor noldu?
J- Sinirliyim Minho. Sinirden kafayı yiyeceğim.
M- Tamam, sakin ol, sıkıntı ne?
J- Ayrılmaya zorlanıyorum seninle Minho, sıkıntı bu ve çok sinirim bozuluyor.
M- Bir ayrıl denmesiyle senden asla ayrılmayacağımı biliyorsun güzelim, sıkma o güzel canını böyle şeylere
J- Hâlâ da aramadı. Fikrini değiştirecek gibi bir hâli yok.
M- Benimle istediğin kadar kalabilirsin birtanem, lütfen sakin ol seninle ayrılmaya hiç niyetim yok tamam mı?
J- Senin benden ayrılmayacağını biliyorum ama annemin inadı inattır, istediğini yaptırana kadar trip atar, aramaz, sormaz.. Ondan dolayı streslendim.
M- Olsun, istediğini asla yapamayacak sen hiç merak etme.

Saat akşam dokuz olmuştu. Jisungun annesinden hâlâ mesaj veya arama yoktu. Bu yüzden kendileri aramaya karar verdiler.
Telefon uzun bir süre çaldıktan sonra açıldı. Telefonu hoparlöre aldılar, Minho da dikkatle onları dinlemeye başladı.

J.A- Ne var?
J- Hâlâ şu konuda mısın anne?
J.A- Evet hâlâ o konudayım. Ayrılacaksın Han.
J- Sana inat asla ayrılmıyorum, tamam? Eve almazsan alma, hatta kov, ama sevgilimden ayrılmıyorum. Bana bu kadar iyi davranan birine şerefsizlik yapamam. Gururum el vermez.

Minho onu sakinleştirmeye çalışıyordu sessizce.

J.A- Sakin ol Jisung. Eskisi gibi olmasını istemiyorum sadece. O hallerini tekrar görmek istemiyorum.
J- Zaten görmeyeceksin, Minho bana öyle şeyler yaşatacak biri değil.
J.A- Ne kadar tanıyorsun acaba? Bir ay olmuş sadece onu tanıdığını bile söyleyemezsin.
J- Bir şey yapacak olsa çoktan yapardı. Bırakacak olsa çoktan bırakırdı. Ama yapmadı, hatta onun yanındayım şuan kendi gelip beni aldı dışarda kalmayayım diye. İstersen kendin konuş onunla.
J.A- Kalsın. Benim kararım kesin Han. Ayrılmıyorsan gözüme görünme.

Telefonu Jisungun yüzüne kapattı.
Sinirlenmişti.

J- Kapattı işte! İstediğini yaptırmadan vazgeçmeyecek, eve bile almayacak.
M- Jis, sakin ol. Almazsa almasın seni bırakmıyorum. Sen istesende bırakmıyorum. İstersen yarın gider eşyalarını toplarız ve buraya yerleşirsin. Tamam mı? Sakin ol lütfen
J- Sakin falan olamıyorum şu anda. Annem lan annem, kararlarıma saygı duyması gerekiyor. Bide nasıl hemen ondan ayrılıp burda kalacağım? Seninde annenle bir düzenin var
M- Annem daha gelmez, orasını merak etme sen. Anahtarın var değil mi? Yarın gider alırız geliriz, bir süre böyle olması gerekiyor demek ki. Kabullenene kadar burda kal.
J- Sinirden başım ağrımaya başladı şuan. Erken ama uyuyacağım galiba. Yarın dediğin gibi yaparız. İyi geceler sevgilim.
M- İyi geceler birtanem.

Dudaklarına küçük bir buse kondurdu Jisungun. O kadar sinirine merhem gibi gelmişti. Yorgundu ama ona gülümsemeyi ihmal etmedi ve gidip yatağa uzandı.
Uzandı, ama uyuyamadı. Aklında annesinin sesi dönüyordu sürekli. Özellikle "Ayrılacaksın" demesi kulaklarında çınlıyor gibiydi. Yatakta sürekli dönüp durdu. Kafası hiç bir saniye boş kalamıyordu, hep aklına başka bir şey geliyor ve onu düşünmeye başlıyordu.
"Annemi nasıl ikna edeceğim?"
"O adam geri dönerse nolur?"
"Shinwoo beni tekrar bulursa bu sefer nasıl kurtulacağım?"
"Burda çok fazla kalıyorum, onları rahatsız ediyor muyum?"
"Kahretsin, yine düşünmekten uyuyamıyorum."
İçeri Minhonun gelmesiyle kafasındaki sesler dağıldı.

"Daha iyi misin hannie?"

Cevap vermedi, ellerini Minhonun elleriyle buluşturdu. Minhonun yanına gelmesini istiyordu. O da sanki hissetmiş gibi hemen yanına girdi, birbirlerine sarıldılar.

"Şimdi daha iyiyim."

Minho ona sarıldığı anda kafasındaki sesler susmuştu. Onun huzur kaynağıydı Minho. Her temasında rahatlardı. Ona sarılınca gelen huzuru daha önce hiç bir şey hissettirememişti. İliklerine kadar hissediyordu rahatladığını. Kalp atışları yavaşlıyor, nefesi düzene giriyordu. "Şimdi daha iyiyim." Bir kelime şakası veya o anda onu etkilemek için kullandığı bir kelime grubu değildi, gerçekten onunla daha iyi hissediyordu.

"Sevmek sanatsa, sen kalbimin en güzel eserisin Minho."

İlaçlar nasıl insanların acısını, ağrısını alıyorsa benim acımı ve ağrımı o şekilde alıyorsun. Hatta seni gördüğüm anda tek bir acı bile hissetmiyorum. Her saniye başka bir şey düşünen kafam sana itaat eder gibi sen gelince susuyor ve kapanıyor. Eskiden düzelebileceğime hiç inanmazdım, hiç bir şeyin beni hemen sakinleştirebileceğine inanmazdım. Ama sen ortaya çıkınca bu düşüncem hemen çürüdü. Bana her dokunduğun yerde âdeta çiçekler açtı, kuru topraklara benzeyen bedenimi suladın ve yeşerttin, bir başka deyişle resmen beni hayata geri döndürdün Minho.
Sana ne kadar minnet duyduğumu belki anlamazsın ama beni kurtaranın sen olduğunu her daim bilmeni isterim. Beni kendime getirdiğin için çok teşekkür ederim sevgilim..

Katkılarınla hayatımı değiştirdin. Sana ne kadar minnet duyduğumu belki anlamazdın ama, beni kurtaranın sen olduğunu her dâim bilmeni istiyorum ssefSarıldığı gibi huzuru içinde, iliklerine kadar hissedebiliyordu. Kafasının içi susmuştu bir anda. Minho onun kafasını sadece sarılarak susturmuştu. Konusunu içine çekerek rahatlamıştı.