1. bölüm · Han, Beni Bırakma/ Minsung
Yeni Okul, Yeni Ortam
#Han Jisung; Yeni dokuzuncu sınıfa geçmiş, zorbalık gören, pek arkadaşı olmayan biriydi. Ama analiz yeteneği yüksek ve zeki bir öğrenciydi. Babasından dolayı travmaları vardı. Bu yüzden hassastı da. Yıllar sonra okulda ona yapılan zorbalıklar akıl almaz duruma gelince okul değiştirmek zorunda kalmıştı. Aslında bu zamana kadar böyle bir düşüncesi yoktu ama artık dayanamıyordu.
(Z=Zorba.)
Z- Noldu Jisung? Dayanamıyor musun KSSKSKSKKSDK
Z(2)- Artık yolumuza çıkmamayı öğrenmişsindir ha?
--
Jisung gözünü hastanede açmıştı. Etrafına bakındı, önünde bir doktor vardı.
J- Ah.. Başım..
D- Sonunda gözünüzü açtınız. Kısaca anlatayım, sadece çok kan kaybettiniz. Ama şuan sıkıntı yok, gecmiş olsun.
Doktor yavaş adımlarda uzaklaştı.
Jisung'un annesi telaşla yanına geldi:
J.A- Oğlum! Sonunda iyisin çok korktum.. Bir yerin acıyor mu? Yemek getirmemi ister misin?
J- Anne, sakin ol iyiyim. Ama o okulda kalırsam yakında iyi olma ihtimalim pek olmayacak gibi, yada onlar gitmezse.
J.A- Merak etme, onu hallettim. Haftaya yeni bir okula başlayacaksın.
J- Bunu duymak sevindirdi.
*Aradan bir hafta geçti. Yeni okulun ilk günü bu gündü. Jisung'un aklından bir sürü soru geçiyordu. "Acaba arkadaşım olacak mı, ortam nasıl, öğretmenleri nasıl, ve en önemlisi yine zorbalık olacak mı? Bu gün tüm bu sorulara bir açıklık getirecekti.*
--
J- Düşündüğümden daha sakin bir ortammış. Bir dakika-
#Jisung yerde titreyerek oturan bir çocuk gördü. Elinde bir kağıt parçası vardı. Bu kişi Felix'ti. Oda bu yıl dokuzuncu sınıfa geçmişti. Çilleri yüzünden zorbalık görüyordu. Ayrıca ailesiyle arası pek iyi değildi. Bu yüzden zorbalıkları pek durduramıyordu.
J- Hey, sarışın çocuk.. İyi misin?
#Felix yavaşça kafasını kaldırdı. Gözleri kıpkırmızıydı, belli ki ağlamıştı.
J- Ağlamış gibi duruyorsun. Kalk hadi benden bir zarar gelmez.
#Felix ses çıkarmadan ayağa kalktı.
Elleriyle gözlerindeki yaşları sildi.
J- Neyin var? İyi durmuyorsun.
*Felix konuyu değiştirmeye çalışır.*
F- Beni geç, sen kimsin? Seni daha önce hiç görmemiştim.
J- Ben buraya yeni geldim, artık ne olduğunu anlatacak mısın? İstersen önce tanışalım böyle garip oldu
F- Ah.. Evet garip oldu. Ben Felix. Sen?
J- Ben Han Jisung. Kısaca jisung de.
*Felix yavaşça kafasını salladı.*
J- Eee, noldu artık söyleyecek misin?
F- Kısaca zorbalar. Bide sabah notumdan dolayı temiz bir dayak yedim.
J- Ah.. Ben.. Üzgünüm.
F- Problem değil, maden yeni geldin birlikte takılalım. Bende tek takılıyorum genelde.
*Han kabul etti. Okula birlikte yürüdüler. Birbirlerini tanıdılar, Felix Han'a okulu anlattı.*
F- Şansa bak! Aynı sınıftayız
J- Evett, ama bir kaç bir şey soracağım.
F- Sor?
J- Aşırı fazla zorbalık var mı? Ortam nasıl?
F- Zorbalık olsada engel oluyorlar genelde. Ortamımız iyi, ama..
J- Hm, noldu?
F- Ah.. Minho...
J- O da kim?
F- Pek iyi bir kişi değil. Yeni geldin diye seninle biraz uğraşabilir ama en fazla bir kaç gün. Çok değil.
J- Ha, anladım.
F- Böyle yani.
J- Sevindim, sonunda rahat olabileceğim.
F- Eskiden nasıldı ki?
J- Ah.. Hatırlamak istemiyorum. En son olan olaydan sonra gözümü hastanede açtım, kısaca böyle diyeyim
F- Ya.. Dertlerimiz çok benzer.
J- Evet biraz öyle.
#Felix ve Han birlikte konuşarak yolda ilerlediler. Felix sınıfı anlattı, Han uzun uzun onu dinledi. Hafif soğuk olan sonbahar havasında yavaş yavaş ilerliyorlardı. Aralarındaki arkadaş samimiyeti konuştukça artıyordu sanki. Birbirlerine yaşadıklarını anlatıp, birbirlerinin yaralarını kapatıyorlardı. Belli ki ilerdeki en yakın ve güvenilir yoldaşları birbirleri olacaklardı. Sadece yolda şahsen bir denk gelme, sıkı bir dostluğun başlangıcı haline gelmişti.
#Sonunda sınıfa ulaştılar. Felix ve Han sınıfa girdikleri gibi herkes bir anda gözlerini onlara çevirdi. Sınıftan fısıldaşmalar yükselmeye başlamıştı bile.
-- Bu da kim?
-- Yeni çocuk galiba
-- Aniden yeni biri mi ne alaka ya?
-- Ben nerden bileyim?
F- Benim yanıma otur. Bu günde hoca yer değişikliği yapacak, denk gelmeye bak ya.
J- Hay şansıma sıçayım..
F- Hemen kötü düşünme, sıkıntılı birinin yanına oturmazsın ya?
J- Umarım, umarım...
#Hoca sınıfa hızlı adımlarda girdi. Uzun uzun sınıfı süzdü, daha sonra konuşmaya başladı.
H- Oturun gençler. Bu gün yer değişikliği yapacağım biliyorsunuz. Hadi beni uğraştırmayın yapalım bitirelim. Herkes ayağa kalksın-
--Hoca tam başlayacakken sınıftan bir kişi dalga geçer gibi sırıtarak konuşmaya başladı.
??- Hocam! Sınıfa yeni bir çocuk geldi. Fark etmediniz galiba ;))
H- Ah, evet tamamen aklımdan çıkmış. Çocuğum ayağa kalk ve kendini tanıt. İsmin neydi?
J- Ee, şey.. İsmim-
Arkalardan bir çocuk yüksek sesle isyankâr bir şekilde söylendi:
?? - Konuş artık dersin yarısı geçti
H- Sus çocuğum ya, bir kere de tut şu çeneni! Bakma sen ona canım tanıt kendini.
J- Adım Han Jisung. Zorbalıktan dolayı buraya geldim. Umarım iyi anlaşırız..
#Han konuştuktan sonra sınıfta bir sessizlik oldu. Han da yavaşça yerine oturdu.
Bu sessizliği hoca böldü.
H- Hadi kalkın artık, yapalım şunu hemen bitsin birbirimizi uğraştırmayalım.
#Hoca sonunda yerleri değiştirmeye başlamıştı. Herkes bir telaş içinde birbirlerinin arkalarına saklanmaya çalışıyordu. Hoca en uyumsuz kişileri yan yana oturtmakta çok iyi ilerlerken bir anda Felix'e döndü. Felix kaskatı kesildi.
H- Felix, sen Hyunjin'in yanına otur.
F- (sessizce) Hyunjin mi?
--Hyunjin'inde gözleri bir anda fal taşı gibi açılmıştı. Oda sessizce "Felix mi?" diye söylendi.
Felix Han'a döndü.
F- Han, ben galiba açık açık sıçtım. Çocukla uzaktan bile alakam yok amına koyayım. Sana iyi şanslar..
J- Deme ya..
*Hocanın bir anda bağırmasıyla irkilirler.*
H- Hadi ama artık geçin şuraya.
F- Han iyi şanslar kardeşim.
J- Sağol..
(Han içinden konuşmaya başlar)
-Şu Minho'nun yanına oturmasında kimin yanına koyuyorsa koysun.
#Han'ın bu kendiyle konuşmasından sonra hoca bu sefer bir anda Han'a döndü ve konuşmaya başladı.
H- Sen, Jisung, seni kimin yanına koysam?
--Jisung'un kalbi hızlanmaya başlamıştı, hoca sınıfa Jisung için uygun sıra arkadaşını bulmak için herkese teker teker bakıyordu. Jisung, hoca sınıfı süzerken soğuk terler döküyordu. En sonunda hoca birine kilitlendi.
...
H- Han, sen Minho'nun yanına geç.
J- (sessizce) Ne.
H- Hadi hızlanalım biraz
#Jisung hemen Felix'e baktı, ama Felix ağzı bir karış açık ona bakıyordu zaten. Han sınıfta en korktuğu kişinin yanına oturtuluyordu. Felix bir Minho'ya, bir Jisung'a olabildiğince şaşkın gözlerle bakıyordu. Han korkak ve yavaş adımlarla Minho'nun yanına doğru ilerlemeye başladı. Minho da bir anda ona baktı. Minho bu sefer Han'nın nedenini bilmediği bir şekilde ona doğru sırıttı. Han bu sırıtıştan sonra daha çok streslenmişti. Acaba zorbalayacak mı, yoksa dalga mı geçecek, yoksa karışmayacak mı? Han'ın aklında milyarlarca soru dönmeye başlamıştı yine. En sonunda Minho'nun yanına gitti ve oturdu. Felix ona acı gözlerle bakıyordu. Han da ona karşılık yüz ifadeleriyle cevap veriyordu. Tüm bu dramalardan sonra Jisung nihayet Minho'nun yanına oturmuştu. Oturmuştu ama sıranın en dibinde kendini kasarak oturuyordu. Hoca da yer değiştirme işinin sonlarına geliyordu. Minho bir anda hafifçe Jisung'un omzuna dokundu. Jisung yavaşça Minho'ya döndü. Jisung Minho'ya döndüğü gibi Minho sırıtmaya başlamıştı yine. Jisung içten içe hocaya söverken stresten Minho'ya zar zor bakıyordu.
Minho iç çekti ve Jisung'un omzundan tutup yüzünü kendine çevirdi. Jisung nefesini tutuyordu. Minho onların bu uzun sessizliğini bölen kişi oldu.
M- Selam yeni çocuk!
Jisung cevap vermedi. Sadece yutkundu.
M- O kadar korktun mu sen ya, baştan söylesene. Seninle çok iyi anlaşacağız bebeğim. ;) (göz kırpar.)
Jisung donup kalmıştı. Minho ise kıkırdıyordu. Felix Jisung'a endişeli bir şekilde bakıyordu. Jisung Felix'e döndüğünde kıpkırmızıydı. Felix ağzı açık bakıyordu. Hoca dersi başlatınca önlerine dönmek zorunda kaldılar.
Zar zor geçen, işkence gibi bir 40 dakikaydı bu ders. Jisung düşünmekten derse odaklanmıyordu yine. Bacaklarını titretmeye başlamıştı. Dakikalar sanki saatler gibi geliyordu. Bir yandan yavaşça Minho'ya baktı. Fakat Minho zaten ona bakıyordu. Bir anlığına göz göze geldiler fakat Jisung hemen gözlerini kaçırdı. Minho ona bakıp gülümsemeye devam ediyordu. Jisung arada bir Minho'ya çekinerek bakıyordu her seferinde de gördüğü manzara o sinsi sırıtıştı. Üstelik, Minho hiç gözünü kaçırmıyordu. Bu durum Jisung için daha da streslendiriciydi. En sonunda Minho'nun önüne dönmesiyle rahatladı. Ders bitimine de on dakika gibi bir süre kalmıştı. Felix arkasına dönmeye çalışıyordu ama her seferinde uyarılıyordu. Tüm bu klişe olaylardan sonra ilk ders zili çaldı. Jisung hemen yerinden fırlayıp Felix'in yanına koştu. İkisi birlikte hızla dışarı çıktılar. Jisung'un okuldaki ilk dersi fazla sıkıntılı geçmişti. Han'ın tek düşüncesi ilerde ne olacağıydı.
#Jisung en aşağıya ulaştıklarında nefes nefese kalmıştı.
F- Han? Kıpkırmızıydın derste noldu?
J- Çok kötüydü, aşırı stresliydi, o salak herif sürekli bakıp bakıp sırıtıyordu ve "Seninle çok iyi anlaşacağız bebeğim " dedi. Amına koyayım böyle şansın.
F- Bebeğim mi? Ne yaşıyor bu amcık?
J- Bir bilsem. Hyunjin nasıl? Rahatsız ediyor mu o da yoksa iyi mi?
F- Yalan yok, kafa dengi çocukmuş..
J- Ha.. İyi ya şanslısın.
F- Keşke sende önümde falan otursaydın. En arkaya gittin ya.
J- Yapacak bir şey yok. Hoca dedi, kimsenin yerini değiştirmeyecek.
F- Of, neyse. Gel kantine gidelim.

*Felix ve Jisung yürürken Hyunjin ve Minho da aşağı inerler. Hyunjin Felix ve Jisung'a bakarak konuşmaya başlar.*
H- Çocuk yanına geldiği an "bebeğim" mi dedin gerçekten?
M- Evet.
*Hyunjin sıkılmış bir şekilde iç çeker.*
H- Salaksın işte amına koyayım.
M- Niyetim kötü değildi ya.
H- Kes lan, gördüm çocuk kıpkırmızıydı tüm ders niye kitleniyorsun çocuğa?
M- Ne yapacağımı bilmiyordum gelme üstüme.
H- Konuşabilirdin mesela
M- Of sus tamam denerim.
H- Bide çocuk seni zorba olarak tanıyor haberin olsun. İlk geldiğinde ne dediğini dinlemedin mi? Zorbalıktan gelmiş buraya, kesin yanına geçtiği için stresliydi ve sen daha da streslendirdin.
M- Napabilirim? Bilmiyordum zorba olarak tanıtıldığımı. Bide zorba ne alaka?
H- Of bilmiyorum git konuş işte
M- Senin Felix'le nasıl gidiyor?
H- Şey, iyi.. Baya kafa dengi, tatlı biri.
M- Boş değilsin sende ona galiba
H- Ne alaka lan? Eşcinsel değilim ben
M- Göreceğiz canım göreceğiz
H- Salak salak konuşma, gel yanlarına gidelim sende konuşursun çocukla.
M- Fikrimi sormadın-
H- SUS GEL İŞTE AQ
#Hyunjin ve Minho, Felix ve Jisung'un peşinden kantine doğru gidiyorlardı. Jisung bunu fark etmişti. Yavaşça Felix'e dokunup fısıldamaya başladı.
J- Lix, bizi takip ediyorlar.
F- Ne, kimler? Han ne diyorsun
J- Hyunjin ve Minho..
*Felix seslice bağırır.*
F-NE!?
J- Bağırma fark edecekler.. Yürümeye devam edelim kantin sırasında sıvışırız bi yere
F- Hyunjin mi..
J- Evet?
F- O Minho'yla takılır mıydı ya hiç fark etmemişim
J- Yürü lix yürü amına koyayım geliyorlar
F- Bence yanlarına gidelim
J- Kafayı mı yedin lan sabah Minho sıkıntılı diyordun?
F- Ya evet ama..
J- Yoksa sen Hyunjin'den hoşlandın mıı
F- NE ALAKA AQ Bİ KERE ÖYLE BİR ŞEY YOK VE-
J- Tamam sus geldiler amına koyayım
F- YOK ÖYLE BİR ŞEY
*Hyunjin ve Minho tam arkalarındaydı, Hyunjin bir anda konuşmaya başladı.*
H- Ne yokmuş Lix?
#Felix ve Jisung korkuyla arkalarına döndüler. Jisung ve Minho'nun gözleri direkt bir birine kitlendi. Bu sefer ki bakışma, sınıftaki gibi değildi. Kimse gözlerini kaçırmadı. Felix aralarındaki bu bakışmayı fark eden kişi oldu ve telaşla konuşmaya başladı.
F- Öhm, şey Jisung bir şey dedi de ona dedim. Siz ne yapıyorsunuz burda?
H- Hiç. Yanınıza gelmek istedik.
M- Ne yapıyorsun sincap çocuk? (göz kırpar.)
J- Sincap çocuk mu?
M- Evet, yanakların âdeta bir sincap gibi
J- ...
M- Niye benimle konuşmuyorsun ha? Göz temasıda kurmuyorsun
Minho bunu derken Han'ın çenesinden tutup kafasını kaldırdı, böylece artık göz göze gelmişlerdi. Han'ın yüzü yine kıpkırmızı olmuştu ve kalbi hızlanmıştı. Minho'nun eli hâlâ Han'ın çenesindeyken Hyunjin konuşmaya başladı.
H- Sana ne dedim az önce amına koyduğumun balık beyinlisi
*Minho Han'a ciddi bir bakış atıp elini çeker ve Hyunjin'e döner.*
M- İletişim kurmaya çalışıyorum burda, bölmezsen sevinirim bozuk ağız.
H- Bak-
*Felix elini Han'ın omzuna atıp konuşmaya başlar.*
F- Tamam, kavgaya başlamayın zil çalacak şimdi kantine gidelim
J- Evet, lix, haklı.. Acıkmıştım bende zaten.
*Hyunjin Felix'in omzuna elini atar.*
H- Hey, Lix benimle gel onların ikisi konuşsun biraz.
F- Ne? Lan, hayır konuşmasınlar Hyunjin bir dakika-
H- Hadi, buna ihtiyaçları var birbirlerini yemeyecekler ya
F- Jisung!
H- Hadi, dram yapma..
#Felix ve Hyunjin yürümeye başladılar. Felix arkasına bakmaya çalışarak yürüyüp uzaklaşıyordu. Han ve Minho artık yalnızdı. Han derin nefesler alıp verirken Minho hayranlıkla Han'a kitlenmişti. Han son kez nefes verip Minho'ya dönünce tekrardan bakıştılar. Ama Han rahatsız olup bu bakışmayı gözlerini kaçırarak böldü ve konuşmaya başladı.
J- Sana tek bir soru soracağım..
M- Sor canım
J- Canım mı?
M- Evet rahatsız mı oldun
J- Yani evet.. Demezsen sevinirim.
M- Tamam canım sor sorunu. (Gülmeye başlar.)
*Jisung sabır çekerek ve Felix'in arkasından acı acı bakarak konuşur.*
J- Zorba mısın?
M- Diyelim ki zorbayım, ne değişecek?
J- Soruma cevap ver
M- Yoksa seni kenara kıstırıp öpeceğim diye korkuyor musun?
J- Yavşaklık yapma amına koyduğumun salağı
M- Ama ben sana sincap çocuk diyorum sen ne diyorsun yakıştı mı?
J- Sabır diliyorum..
M- Bende seni diliyorum.
J- Yavşaklaşma pezevenk
M- Ayıp düzgün konuş
J- Uğraştığım şeylere bak şansımı sikiyim. Neyse ben Felix'in yanına gideceğim.
M- Sende hep Felix diye sayıklıyorsun asosyal sincap
J- Git başımdan amcık sapık herif.
M- Şimdide sapık olduk ha..
#Jisung koşar adımlarla uzaklaştı. Minho sadece arkasından bakıyordu. Jisung'un ne kadar ciddi olduğunu anlayınca içine bir hüzün çökmüştü. Ama hayır, ona böyle davranmayı kesmeyecekti. Aksine, onu tanımak için her yöntemi deneyecekti. Yani, artık tanımak için mi deriz yoksa onunla birlikte olmak istediği için mi deriz bilmem, ama Minho galiba gerçekten ona karşı koşulsuz sevgiyi hissediyordu, belki sadece nasıl göstereceği hakkında bir fikri yoktu. Ama her Jisung'a baktığında gözleri yıldızlar kadar parlaklaşıyordu. Kendi kendine hislerini bastırmaya çalışmıştı ama ilk defa içinde o değişik, mutlu ve huzurlu hissi iliklerine kadar hissedebiliryordu.
