6. bölüm · Han, Beni Bırakma/ Minsung
Yanındayım Sevgilim
J- Öyle yani. Biliyorum çok erken ve ani oldu ama dayanamadım lix..
F- Bende sana bir şey itiraf edeyim o zaman
J- Ne itiraf edeceksin?
F- Biz Hyunjinle birlikte sizi yapmaya çalışacaktık
J- Ama gerek kalmadı çünkü sevgiliyiz bile
F- İyi biri olabilir ama dikkatli ol jis. Ben o adama gerçekten hiç güvenemiyorum
J- Şimdi mi söylüyorsun bunu amına koyayım çocukla yaklaşık dört kez öpüştüm bile
F- Yavaş lan
J- Merak etme dördünden üçünü ben yaptım o devam ettirdi
F- Sende az değilmişsin ha AHAHAHAHAHAHAHH
J- Gülme lan sarışın şeytan senide Hyunjinle göreceğiz yakında
F- Aşık değilim ona arkadaşız sadece
J- İnandım bende zaten
F- O da bana bakmaz zaten
J- Sana aşık olmuş olabilir belki ne biliyorsu-
bir dakika.. Amına koyayım ya
F- Noldu la
J- Babam evde sesi geliyor
F- Sakın belli etme kendini hemen kapa telefonu yarın görüşürüz dikkatli ol
J- Tamam görüşürüz
*Jisung telefonu kapatıp odasından bağrışmaları dinlemeye başladı.
J.B- Sen kendini ne sanıyorsun acaba?
J.A- Sırf ailen önemli kişiler diye bana böyle davranamazsın
J.B- Bak seni içeri attırırım süründürürüm o oğlununda velayetini alır kendi ellerimde hastanelik ederim onuda süründürürüm
*Jisung'un kalbi hızlandı*
J.A- Oğlumu rahat bırak. Bana ne yaparsan yap ama oğluma dokunma
J.B- Nerde o pezevenk bu saate kadar
J.A- Seni ilgilendirmez sakın ona dokunma
J.B- Sus be kadın
*Jisung'un babası ağır ve sert adımlarla Jisung'un odasına doğru yürüdü. Kalbi yerinden çıkacak gibiydi. Kapı hızla açıldı.
J.B- Nerdesin sen bu saate kadar?
J- Dışarıdaydı-
J.B- Cevap verme bana saygısız herif
J- Saat daha dokuz sadece baba ben-
J.B- BABAN FALAN DEĞİLİM SENİN VE BANA CEVAP VERME DEMEDİM Mİ SALAK
*Jisung'a gerçekten sert bir şekilde tokat attı.*
J.A- VURMA ÇOCUĞUMA ŞEREF YOKSUNU
J.B- SANANE LAN OROSPU
J- YAPMAYIN LÜTFEN
J.B- SEN NE KONUŞUYORSUN AHLÂKSIZ HERİF ÖNCE DİNLEMEYİ ÖĞREN
*Bir tokat daha attı. O kadar sertti ki, Jisung'un burnu kanamaya başladı.*
J.A- YETER YA ÇOCUĞU ÖLDÜRMEK Mİ İSTİYORSUN
J.B- Altı üstü burnu kanadı sadece abartma
J.A- Bunu yapmaya hakkın yok çık git evimden
J.B- Senide dayak manyağı ederim bak karışma işime
J.A- Yapta görelim nasıl polislik oluyorsun
J.B- Sen kendini kim sanıyorsun lan?
#Odadan çıktılar ve babası kapıyı çarptı. Annesinin çığlıkları tüm evde yankılanıyordu. Jisung kanayan burnunu tutarken sözde babası bu sefer onun odasına girdi. Kapıyı çarpıp kilitledi. Annesinin ağlamaları hâlâ duyulurken Jisung'a da girişti. Gözünün altı mosmor olmuştu. Jisung avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Bağırdıkça daha çok canı acıyordu. Ağıza alınamayacak sözlerle, acı bağırışlar ve ağlamalarla tüm mahalle ayaklandı. Sonunda polisi aramışlardı. Eve zorla girip sözde "baba"yı götürdüler. Jisung'un kaşı patlamıştı. Kıyafetinde büyükçe kan izleri vardı. Kendisinin aşırı kötü bir durumu yoktu ama annesinin durumu çok ağırdı. Bilinci yerinde değildi. Hastaneye kaldırılmıştı. Jisung hastanede titreyerek bekliyordu. Telefonunu alıp rehberine baktı. "Minho'm🤍" yazısını gördü. Onu aramaya karar verdi.
M- Efendim sevgilim noldu?
*Jisung kekeleyerek ve ağlayarak konuşuyordu*
J- Minho.. Lütfen attığım konuma gel..
M- Tamam hemen geliyorum sakin ol
*Minho ceketini alıp evden çıktı.*
M- Hastane mi? Noldu acaba ya sesi çok kötüydü
*Minho kısa sürede konuma ulaştı. Hastaneye girdi ve telaşla etrafa bakındı. Jisung bacaklarını titreterek oturuyordu. Koşar adımlarla yanına gitti. Elini sıkıca tuttu. *
M- Han iyi misin geldim benim Minho
J- İyi değilim Minho. Hiç iyi değilim şuanda.. Geldiğin için teşekkür ederim..
M- Üstün kan içinde kalmış, kaşına noldu? Endişeleniyorum Jisung
J- Babamın eseri. Annemde hastaneye kaldırıldı onun için bekliyorum.
M- ne
*Jisung kafasını Minho'nun omzuna gömdü. Ağlaması şiddetlendi*
M- Tamam sakin ol, geçti. Sarıl bana burdayım sevgilim
J- (ağlayarak) Annem burdan daha çıkamaz napacağım ben.. Ya hiç iyileşemezse? Ya velayetim o akıl hastasına kalırsa? Beni ilk günden öldürür..
M- Tüm gece seni burda bırakamam benim evime gideriz. O adamda sana ben varken hiç bir şey yapamaz. Zaten içeri atmışlardır bile. Sakin ol lütfen annen iyileşecek, gözünün altına nolmuş öyle kıyamam ya çok acıyor mu birtanem?
J- *Kafasını yavaşça salladı.*
M- Gece yarısından sonra çok kalmayalım burda olur mu? Annemede haber vereyim endişelenmesin
J- Beni biliyor mu?
M- Sevgili olduğumuzu bile biliyor, neyse arayayım. Hemen geliyorum
J- Nasıl ya..
*Telefon açıldı*
M.A- Yine nereye kaçtın Minho?
M- Hastanedeyim.
M.A- Bu saatte hastanede napıyorsun acaba?
M- Jisung için geldim. Annesi hastaneye kaldırılmış, kendiside perişan halde. Babası zaten senin eski kocandan farksız biriymiş. Endişelenme diye aradım, en az gece yarısına kadar burdayız
M.A- Yazık çocuğa ya. Bana bak sakın çocuğu orda bırakma eve getir tamam mı?
M- Zaten getireceğim. Sevgilimi hastanede tek bırakmam asla. Bide çocuk değil sevgilim o benim.
M.A- Tamam, tamam. Çok geçe kalmayın tamam mı?
M- Tamam görüşürüz
*Minho Jisung'un yanına geri döndü.*
M- Konuştum. O da çok geçe kalmayın diyor
J- Tamam..
M- Sarılayım mı sana sevgilim?
J- En çok buna ihtiyacım var şuan..
*Tekrardan sarıldılar. Jisung çok geçmeden Minho'nun kollarında uyuya kaldı. Havanın soğukluğuyka kolları soğumuştu. Ceketini yavaşça Jisung'a giydirdi. Yaklaşık iki saat sonra yanlarına bir doktor geldi.
-Bayan Han'ın yakınları siz misiniz?
M- Evet, durumu nasıl?
-Hâlâ kritik ama daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Bu gün hastaneden çıkmaz, evinize gidebilirsiniz. Geçmiş olsun.
M- Sağolun.
*Minho Jisung'u yanaklarından öperek nazikçe uyandırdı.*
M- Jisung, kalk hadi sevgilim. Eve gidebiliriz.
*Mahmur gözlerini yavaşça açtı.*
J- Annemin durumunu söylediler mi?
M- Merak etme, çok daha iyimiş. Ama bu gün çıkamazmış. Burda daha çok üşüme gel gidelim
J- Ceketi sen mi giydirdin? Minho, buz gibi olmuşsun
M- Perişan haldesin Jisung, beni düşünme şimdi.
*Hastaneden çıkıp otobüse bindiler. Saat bir gibi Minho'nun evine ulaşmışlardı. Minho zile bastı. Kapıyı annesi açtı. Jisung yine utangaçlığını takınmıştı.
M- Biz geldiik
M.A- Hoşgeldiniz, geçin içeri hemen hava çok soğudu.
M- Gel sincabım
*İçeri girdiler*
J- Rahatsızlık vermiyorum değil mi?
M- Saçmalama birtanem. Annem kendi ağzıyla sevgilini orda bırakma dedi, değil mi anne?
M.A- Evet evet, aç mısın canım? Minho sana rahat bir şeyler versin kanlı kanlı kıyafetlerle oturma öyle
J- Dürüst olmak gerekirse gerçekten acıktım..
M.A- Biraz çorba var onu ısıtayım sana olur mu?
J- Hiç fark etmez, çok teşekkür ederim.
M- Gel sana kıyafet vereyim sevgilim
J- Teşekkür ederim Minho'm..
*Minho Jisung'u kolundan tutup odasına götürdü.*
M- Sana uygun bir şey bakalım, şöyle sıcak, bol şeyleri seversin sen
J- Tam isabet sevgilim
M- Yaralı olmasan şimdiye dudaklarını ısırırdım
J- Ama yaralıyım. Her zaman yaralıyım..
*Minho Jisung'a baktı. Gözlerinden damla damla yaşlar süzüldüğünü fark etti. Jisung'un yüzünü ellerinin içine aldı. Göz yaşlarını hızla sildi. *
M- Jisung, yapma lütfen. Ben yanında olduğum sürece yaralarını birlikte kapatacağız. Seni çok iyi anlıyorum, bende geçmişimde çok benzer şeyler yaşadım. Birlikte atlatacağız. Annen hastaneden sağ salim çıkacak ve o adam asla size karışamayacak. Lütfen ağlama, senin ağladığını görmeyi kaldıramıyorum. Üstünü değiştirip uyuman senin için en iyisi şuan. Çokta geç oldu. İstersen yarın okula gitme burda dinlen. Ya da hastaneye gideriz. Her şeyi yaparım senin için, yeter ki ağlama..
J- Tamam, bak ağlamıyorum canım. Kıyafet seçelim artık. Kollarında uyumak için sabırsızlanıyorum.
M- Sen nasıl istersen bebeğim. Şöyle bol bir takım vardı onu vereyim. Al canım. Ben çıkarıyım mı?
J- Yok sağol daha o kadarına hazır değilim
M- Peki birtanem, giyin gel bekliyorum.
*Giyindi ve odadan çıktı.*
M- Çok yakışmış sevgilimm
(Dudağına minik bir öpücük bıraktı.)
J- Sağol minho'mm
M- Hemen yemeğini ye ve uyuyalım çok yoruldun
J- Nasıl istersen canım.
*Jisung yemeği yerken Minho ona kitlenmişti. Hayranlıkla bakıyordu yine. Kendisine baktığını fark edince güldü.*
J- Sana odaklanmaktan yiyemiyorum. Lütfen daha sonra aşk dolu bakışlarla bak.
M- Bakmamak mümkün değil ki sevgilim
(Jisung'un belini kavradı)
J- Şimdi olmaz canım. Hemen şunu yiyip uyumak istiyorum.
M- Tamam o zaman, bende yatağımızı hazırlayacağım.
J- Yatağımızı derken?
M- Hemen fesat anlıyorsun sincabım. Evde üç kişi yaşamıyor bunu biliyorsun. Mecburen ikimiz aynı yatakta yatacağız.
J- Koltukta yatsam-
M- Kabul etmiyorum.
J- O zaman ayaklarımı üstüne koyarak uyuyacağım
M- Nasıl istersen öyle uyu sevgilim.
J- Yatağa yayılırım
M- Bende sana sarılırım o zaman
J- Anlaşıldı, belli ki seni böyle sinir edemeyeceğim.
M- Asla edemeyeceksin, hadi ye artık şu yemeğini.
J- O ne öyle emir mi veriyorsun canım benim?
M- Tamam, tamam. Lütfen yemeğini yer misin sevgilim?
J- Yerim sevgilimm
(Minho'nun yanağına bir öpücük bıraktı.)
M- Yaşasın hanımcılık...
*Minho gidip yatağı hazırladı. Jisung da yemeği bitirmişti. Saat ikiye yaklaşıyordu, iyice geç olmuştu. Minho'nun annesi uyumuştu bile. Herkesin uykusu gelmişti. Minho koltukta telefonuyla ilgilenirken Jisung yanına yaklaştı.
J- Çok uykum var..
(Kendini Minho'nun üstüne bıraktı.)
M- Uyu o zaman canım
*Ses gelmedi*
M- Hey, Jisung? Uyumuş bile
*Kafasını Minho'nun göğüslerine yaslamış, kucağında uyuya kalmıştı. Minho saçlarına bir kaç öpücük bıraktı. *

M- Böyle uyuyamayız, kalk hadi.
*Yavaşça kalktı*
J- Noluyor ya?
M- Böyle rahatsız olursun, gel yatağa gidelim tamam mı sevgilim?
J- Gidelim..
*Gidip uzandılar. Minho Jisung'un arkasından ona sarılmıştı.*
M- Jisung, beni hiç bırakma demiştin ya, bende sana en hassas yerimi söyleyeceğim.
*Uykulu bir sesle konuştu*
J- Söyle sevgilim
M- Eskiden benimde babam denilen adam anneme ve bana böyle şiddet uygulardı. O zamanlarda her gün günlüğüme ağlayarak o adamın yaptıklarını yazardım. Hâlâ saklıyorum. En büyük korkum ve hassas yanım o yazıların yayılması. Yayan veya yayılmasına yardımcı olan kimse onu asla affedemem. Özelliklede bunu dalga konusu yaparlarsa.. Senden öyle bir şey beklediğim için değil, sadece bil istedim. Bu gün yaşadığın olaydan aklıma geldi.
*Jisung yüzünü Minho'ya döndü ve ona sıkıca sarıldı.*
J- Seni anlayabiliyorum. Ne olursa olsun böyle bir şey yapmayacağım sevgilim, eğer olursada senin yanında olacağıma söz veriyorum.
M- Seni seviyorum Jisung..
J- Bende seni Minho.
##Jisung Minho'nun burnunun ucuna o küçük öpücüğünü bıraktı, geri arkasına döndü. birlikte uykuya daldılar. Bu soğuk gece boyunca birbirlerinin ateşi oldular. Böylesine mutluyken yollarının ayrılacağına inanmak mümkün değildi. Ama kim bilebilirdi ki sadece bir yanlış anlaşılmanın tüm bu sıcak anları sadece anı olarak bırakabileceğini?
*Sabah saat sekizdi. Minho gözlerini açtı. Annesi çoktan işe gitmişti. Jisung hâlâ uyuyordu ve ona sarılıyordu. Onu rahatsız etmeden yataktan kalktı ve her sabah yaptığı şeyleri yapıp kahvaltı hazırlamaya gitti. Jisung da kısa süre sonra uyanmıştı. Yaptığı ilk şey Minho'nun yanına gitmek oldu. O kahvaltıyı hazırlarken Jisung'ta arkasından sarılıp boynunu bir kaç kez öptü.*
M- Günaydın sevgilim.
J- ( Hâlâ Minho'nun boynunu öpüyordu)
Günaydın canım.
M- Bakıyorumda öpmeye doyamadın
J- Doyamadım sevgilim. Sen okula gitmeyecek misin?
M- Sence canım? Hastaneye uğrayacağız itiraz istemiyorum
J- İstemesende zorla gidecektik zaten onda hemfikiriz
M- Kahvaltıyı hazırlıyorum ben sende içerde otur istiyorsan.
J- Tamam sevgilim~
M- Gel bir kez öpiyim çok içimde kaldı
J- Bende bunu demeni bekliyordum.
*Minho Jisung'u kolundan tuttu ve kendine çekti. Ellerini onun beline sardı. Yavaşça dudaklarına yaklaştı ve Jisung'un dudaklarıyla buluşturdu. Jisung da ellerini onun kollarında konumlandırmıştı. Çok sert olmayan bu öpüşme kısa bir süre sonra son buldu. Jisung içeri gitti. Aklına Felix gelmişti. Onu aramaya karar verdi.
J- Alo lix napıyorsun
F- Hazırlanıyorum, sen?
J- Bende Minholardayım işte
F- Niye lan okula birlikte mi geleceksiniz ondan falan mı
J- Keşke ondan olsaydı.
F- Evde sıkıntı çıktı deme ya
J- Sıkıntı ne, kaos çıktı amına koyayım mahalle ayaklandı annem o aptal herif yüzündrn hastanede yatıyor şuan
F- ney
J- Benimda kaşımı patlattı aklıma ilk Minho geldi onu aradım gece hastaneye geldi falan
F- Sana dikkat et demiştim Jisung ya
J- Abi bir anda odaya daldı siktiğimin adamı vallahide bir şey yapmadım iki tokat yapıştırdı bitti sandım ama yok polis gelmese benide sikiyordu orda
F- Gelmiyorsunuz yani bu gün
J- Maalesef. Kahvaltı yapıyor Minho şuan yiyip hastaneye gideceğiz
F- Geçmiş olsun canım ya
J- Sağol lix.. Ben seni daha çok oyalamıyım hazırlan sen
F- Peki o zaman yarın gelebilir misin?
J- Annemin durumuna bağlı
F- Tamam, görüşürüz kendine dikkat et
J- Sende, görüşürüz.
*telefon kapandı*
J- Bir Minhomun yanına gideyim ne yapmış acaba
*Mutfağa giderken gelen kokularla Minho'nun ne yaptığını anlamıştı. Hemen içeri daldı.*
J- Pankek mi yaptınn
M- Sevmiyor musun yoksa?
J- Hayır bayılırımm çok teşekkür ederimm
M- Pankek yerine seni yiyeceğim az kaldı bak
J- Ye sevgilim bitir beni
M- Seni Hyunjin falan bozdu galiba, eskiden canım dememe kızan çocuk şuan bitir beni diyor
J- Aşk olsun ben çocuk muyum lan sevgilinim senin ondan olabilir mi
M- Tamam, tamam özür dilerim sevgilim
J- Minho, şakasız düne göre çok isteksizsin noluyor? Yani tek istediğin beni elde etmek falan mıydı?
*Minho hızla Jisung'a döndü ve ellerini sıkıca tuttu. Gözlerinin derinliklerine doğru baktı.*
M- Sevgilim, saçmalama. Seni gerçekten sevdiğim için seninle sevgiliyim. Lütfen böyle düşünme, sadece senin için endişeleniyorum. O adam içerde mi yoksa serbest mi sorusu aklımdan çıkmıyor. Ya sana bir şey olursa diye korkudan ölüyorum. Hatta seni tek başına dışarı çıkarmaya korkuyorum. Sana biraz yansıttım galiba özür dilerim birtanem. Lütfen bana anlayış göster.
*Minho Jisung'a sıkıca sarıldı bu sefer. Gerçekten sımsıkıydı. Gözünden süzülen o korku dolu göz yaşıyla konuştu.*
M- Sensiz bir gün bile dayanamam ben sevgilim.. Sensiz ne yaparım ben, sana bir şey olursa bırak kahrolmayı kendimi affedemem. Yeterince iyi olamadığım için. Yanındayım, hemde her zaman, tamam mı? Seni kendimden daha çok seviyorum ya lütfen böyle düşünme
J- Minho, ben özür dilerim böyle düşündüğüm için. Bir dakika, dur ağlıyor musun? Özür dilerim ya.. Minho bende otutup seninle ağlayacağım şimdi
*Minho eliyle göz yaşlarını hızlıca sildi*
M- Özür dileme canım, açıklamaya gerek vardı bende yaptım işte. Gel yiyelim şunu daha çok soğumasın
*Jisung Minho'nun iki yanağına da iki küçük öpücüğünü bıraktı. Bir tane pankeki aldı ve Minho'ya doğru götürdü.*
J- Aç ağzını canımın içi
M- Tamam sevgilim
*Jisung pankeki Minho'ya yedirirken bir diğer tarafından kendi ısırdı. Göz göze geldiler bir anda. Jisung ona fesat bir göz kırptı. Minho bir ısırık daha aldı. Artık burunları birbirine neredeyse değecek kadar yakındı. Jisung da bir ısırık aldı ve artık o kadar yakındılar ki aralarında o pankek kadar bir mesafe vardı. Minho son ısırığı aldı ve yine dudakları buluştu. Jisung geri çekildi. Minho ise dudaklarını yalıyordu. Biraz kızarmıştı ve belli belirsiz bir şekilde kıkırdıyordu. Jisung ona baktı ve elini onun dudaklarına koydu. Aşağıya bakan kafasını kendine doğru kaldırdı ve bu sefer onu öpmedi, direkt dudaklarını yalamaya başlamıştı. Minho bu hareketten sonra Jisung'a keskin gözlerle baktı ve sadece bir cümle konuştu.
M- Sen azgınsan, ben daha azgınım bebeğim
* Bu sefer Minho Jisung'un dudaklarını yalamaya başlamıştı. Bu hareketler, zamanla önce sert ısırmalara, sonra french kiss'e dönüştü. Jisung da hiç geri kalır bir yanı olmadığını düşünğü için ona karşılık veriyordu ona. İkiside tam olarak içindeki sevgi değilde sevgiyle ve aşkla karışık o hırçınlık ve vahşilik hissi ile dolmuştu. En sonunda Jisung hızlı nefesler alıp vererek ve yandan yandan sırıtarak bu ateşli anlarını sonlandırdı. Minho da aynı azgın sırıtışla ona bakıp kendi dudaklarını ısırdı.
J- Seni çok hafife almışım, performansın hiçte fena değildi.
M- Tam olarak sergileseydim hastanelik olurdun. Sana kıyamadığım için hafif bıraktım. Bide çok ani oldu yine beklemiyordum.
J- Bu senin hafifinse sertini düşünemiyorum. Bende spontane şeyleri severim zaten, böyle plansız, tutkulu.
M- Merak etme, senin rızanı almadan o performansı sergilemem zaten.
J- Belki bir gün sevgilim.
M- Öpüşmekten yemek yerine seni yiyerek doydum ben napacağız şimdi?
J- Ben hâlâ açım canısı.
M- Karnın mı aç, bana mı açsın? açık açık konuşalım.
J- İkiside. Ama şuan vaktimiz çok yok biliyorsun ki. Annem uyanmışsa onu çok bekletmek istemem.
M- Tama o zaman sevgilim, sen ye bende hazırlanayım. Sanada kıyafet hazırlayacağız itiraz istemiyorum
J- Tamam, tamam. Bekliyorum tavşan gibi tatlı gözüken ama kurt gibi azgın sevgilim.
M- İltifat olarak alıyorum bunu.
