2. bölüm / 29
Han, Beni Bırakma/ MinsungKim Bu "Minho"
Bölümler 29Şu an: Kim Bu "Minho"
- 1 Yeni Okul, Yeni Ortam2.200 kelime
- 2 Kim Bu "Minho"2.054 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Sincap Çocuk2.328 kelime
- 4 İlk Adımlar1.958 kelime
- 5 İlk Öpücük1.451 kelime
- 6 Yanındayım Sevgilim2.506 kelime
- 7 Geçecek1.212 kelime
- 8 Biraz Eğlenelim mi?1.424 kelime
- 9 91.115 kelime
- 10 Nostalji1.491 kelime
- 11 Sen1.826 kelime
- 12 Benim Olan Benimdir1.446 kelime
- 13 Git Başımdan1.472 kelime
- 14 Deniz1.091 kelime
- 15 Ayrılmıyorum1.355 kelime
- 16 Aç Gözlerini953 kelime
- 17 Kölemsin2.302 kelime
- 18 Kantindeki Çocuk1.412 kelime
- 19 Seni Seviyorum Tamam Mı!?1.389 kelime
- 20 Bilmiyorum785 kelime
- 21 Neden ki706 kelime
- 22 Soğuk1.089 kelime
- 23 Jisung Nerdesin?1.279 kelime
- 24 Jisung Kayıp866 kelime
- 25 Affet Beni1.717 kelime
- 26 Han, Beni Bırakma847 kelime
- 27 Özür dilerim884 kelime
- 28 Sıcak Aile Ortamı648 kelime
- 29 Evlilik (F)2.036 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
# Bol klişe ve türlü türlü olaylı bir gün olmuştu Han'ın yeni okuldaki ilk günü. Akşam uzanıp tavana bakan yorgun bir beden ile düşüncelere dalmıştı. Minho kimdi? Nasıl biriydi? O da travmalar geçirmiş olabilir miydi? Yoksa şımarık ve istediğini elde etmek isteyen bir ergen mi? Acaba onun da ailesi ayrı mı? Yoksa mutlu bir ailesi mi var? Yada iki ebeveynide dar görüşlü iki insan mıydı? Minho, Minho... İlk günden ona bu kadar hem yardım eden, hem zorluk çıkaran kişi. Ona ilk günden bir aşk ilan eden kişi. Acaba bu "hoşlantı" adı altında yapılan bir tür şakalaşma mı? Ciddi bir düşünce olup olmadığını bile bilmiyordu. Tek bir gün, hatta sadece iki saatte nasıl hoşlantı hissetmişti ki? İlk görüşte aşk mı yaşamıştı? Hem de hemcinsine? Tamam, bu normal. Çünkü Jisung'un mezun olmadan önce başına benzer bir olay gelmişti. Ama bu kadar hızlı nasıl olabilirdi ki? Jisung her zamanki gibi aklında dönen o milyon tane soruyla baş başaydı. Yarın Minho ile ilgili ondan kendi hakkında bazı şeyler öğrenmek için onunla kendi konuşmaya geçmek istiyordu. Ama Felix'in ilk bahsettiği şeyler de kafasında bir tarafta duruyordu. Sonuçta bu Jisung için basit bir şey değildi, hemde hiç değildi. Aşırı derecede travmatik bir olaydı. Acaba Minho da günlük tutar mıydı? İnsanlara açıklayamadığı hislerini oraya yazarak oda günlüğüne içini döker miydi? Aynı kendisi gibi düşünüyordu Jisung. Ama Minho hakkında hiç bir şey bilmiyordu ki. Onun hakkında hiçe yakın bir bilgi oranına sahipken hakkında bir şeyler düşünmek yanlış geliyordu. Minho bu kadar gizemli bir karakter iken onu çözmek kolay mı olacaktı zor mu? Yoksa bu gün olay burada bitecek ve bu gün bu günde mi kalacak? Aralarında ne olacak? Yada aralarında bir şey olacak mı? Jisung'un bir yanı "Tatlı aslında" derken bir yanı "Asla." diyerek noktayı koyuyordu. En sonunda Jisung hayâl dünyasından çıkıp kendi kendine söylendi; Hadi be Jisung, yine uyumadan önce beyninde milyon tane soru ve senaryo kurup saati üç ettin. Artık bırak şu Minho'yu da uyu. Jisung yine aklında dolaşan bir sürü soru ile ve bu olaylı günün ardından yorgun bir beden ile nihayet uykuya dalmıştı.
*Han, çalan telefonunun sesiyle kalktı. Arayan bir numaraydı. Uykulu bir şekilde telefonu açtı ve söylendi.
- Sabah saat altı mı? Kim bu amına koyduğumun şerefsizi, tüm uykum kaçacak şimdi.
J- Alo? Kimsiniz?
Arayan Minho'dan başkası değildi.
M- Benim sincap. Minho.
J- Lan saat sabah altı uyuyordum
M- Ay ne tatlı uyuyorsundur şimdi sen. Belli sesin bir garip geliyor
J- Ruh hastası mısın sen? Bu saatte niye aradın?
M- Sesini duymak beni uyanık tutuyor, ondan aradım.
J- Şaka yapıyorsundur şuan umarım yoksa engelleyeceğim seni amcık herif.
M- (gülerek) Tamam ya, engelleme. Kapatıyorum git uyu.
J- Sağol, görüşürüz.
M- Okulda görüşürüz.
*Jisung telefefonu kapattı. Kendi kendine konuştu.
J-- Bu herif benden ne istiyor? Kaydedeyim bari.
J-- Nasıl kaydetsem ki? Düz minho yazayım işte. Sonunda 1 saat daha uyuyacağım ^^
* Jisung telefonu kapatınca Minho'da içinden konuşmaya başladı.
M-- Bu kadar tatlılık öldürür insanı Jisung, yavaş ol. Az kalsın ölüyordum.
*Minho'da rehberinde yazan "Sincabım" yazısına bakıp uyuya kalmıştı.
*Jisung bir saat sonra kalktı. Okula gitmek için her zaman yaptığı şeyleri yapıyordu. Telefonu sabah olduğunda ki gibi tekrar çaldı. Arayanı tahmin etmek zor olmamıştı.
J- Noluyo yine acaba
*Telefonu açtı*
J- Ne var yine?
M- Seni özledim sincap. Daha erken gelirsin diye düşünmüştüm.
J- Saat başı arayacak mısın sen böyle, hem daha evden bile çıkmadım.
M- Uyuya kaldın galiba sincap. Hoca on dakikaya burda.
J- Saçmalama saat daha sekiz, ders sekiz buçukta başlıyor
M- Zekiymişsin bak test etmek istemiştim
J- Oyalama beni gerçekten geç kalacağım senin yüzünden.
M- Yürüyüp geleceksin işte, olmadı koşarsın.
J- Otobüsle geliyorum akılsız herif kaçırırsam geç kalacağım.
M- Öyle desene başından ya, tüm gün sensiz yapamam hızlı ol gel.
*Jisung telefonu suratına kapattı.*
M- Alo, hey, sincap? Yüzüme kapatmış şerefsiz
* Han telefonu kapattığı gibi dişlerini fırçalamaya devam etti.*
J- Oyun oynuyor sanki amcık.
* Jisung en sonunda evden çıkmıştı. Minho'yla olan konuşmalarından dolayı otobusü az kalsın kaçırıyordu. İnince derin bir nefes alıp içeri girdi.
*Minho kapının önünde elinde telefonla bekliyordu. Yine Jisung'u aramıştı. Jisung'un telefonu çalınca kafasını kaldırdı.
M- Sincap? Gelmişsin bile. Bir daha bu kadar geç kalma özledim seni.
J- En son on beş dakika önce aradın.
M- Yüzünü en son dün gördüm ama.
J- Çok zaman geçmedi.
M- Olsun, seni bir kez gören hemen diğer günde özlüyor.
J- Başladık yine.
M- Burada flört etmeye çalışıyorum ve sen yine anlamıyorsun.
*Han, bu sefer Minho'yla sert konuşmadı.*
J- Demek flört ediyorsun.
M- Evet, normal değil mi? Seni görünce gözlerini bir daha ayıramıyor insan, o kadar muhteşemsin.
J- Bak, sana ısınmaya başladım. Felix'in dediği gibi değilmişsin. Neyse, Felix demişken merak etmiştir beni yanına gideyim onunda.
M- Birlikte gidelim. Yani, eğer istersen.
*Jisung artık Minho'yla iyice yumuşak bir şekilde konuşuyordu.*
J- Olur, niye olmasın.
M- Peki, gel gidelim sincap. Hem zilin çalmasına az kaldı. Hava da soğukmuş ya.
*Minho bu sırada tarif edilemeyecek kadar mutluydu. Havanın soğukluğu onu etkilemiyordu. Çünkü içi sıcacıktı. Ama belli ki Jisung'u etkilemişti. Davranışlarından açıkça belli oluyordu.
M- Bir dakika, sen üşüyor musun?
*Minho sıkıca Han'ın soğuk elini tuttu.*
J- Elim her zaman soğuk olur zaten, üşümüyorum
*Han konuşurken Minho ceketini çıkarmıştı bile.*
M- Çok belli ediyorsun sincap, üzgünüm.
J- Sen üşüyeceksin ama
M- Senin gibi incecik giyinmedim. Yürü hadi.
*Minho ceketi Han'a yavaşça verdi. *
J- Teşekkür ederim
M- Sen iste, her şeyimi veririm.
*Minho elini Han'ın omzuna attı.*
J- Neden beni bu kadar seviyorsun? Daha iki gün oldu tanışalı. Hem sana saydırıyorum ama hiç sinirlenmiyorsun. Neden?
M- Çok hoş birisin. Tatlısın, seninle konuşmak içimi ısıtıyor. Asıl nedeni ise, ilk defa böyle hissediyorum.
*Han gülümsedi*
J- Böyle bir cevap beklemiyordum açıkçası.
M- Kalbimden geçeni aktardım sincap.
*Jisung, omzunda olan sıcak eli yavaşça tuttu.*
J- Elin ne kadar sıcakmış.
*Minho, Han'ın elini daha sıkı bir şekilde kavradı.*
M- İstersen elini ısıtabilirim, seninkiler çok soğuk çünkü.
*Jisung panikle elini çekti.*
J- Yok, sağol.
M (hafif kıkırdayarak) - Tamam, tamam sakin ol.
*Jisung cevap vermedi. Birlikte sınıfa doğru yürümeye devam ettiler. Felix sınıfa girdikleri gibi kafasını kaldırdı. Hyunjin henüz gelmemişti.
F- Jis, lan bir dakika? Minho'yla beraber mi gelmişler? Daha dün düşman gibiydiler. Dur bir sorayım.
*Felix sırasından kalkıp Jisung ve Minho'nun yanına yavaşça ilerledi.
J- Ceketini verdiğin için sağol tekrardan. İstersen sana yıkayıp geri vereyim.
M- Yok ya sincap, abartma bir dakika boyunca giydin. Sende kalsın, incecik bir gömlek giymişsin hava ne kadar soğuk haberin var mı?
J- Aceleyle çıktım ya geç kalıyordum az kalsın. Hem üç saat uyuyabildim uykusuzum baya.
M- İyi o zaman. Ders müzik şimdi hoca çoğunlukla gelmiyor bile rahatça uyursun.
*Felix yanlarına ulaşmıştı.
F- Jis, korktuğun adamla ne ara beraber yürümeye başladın? Nasılsın dün kötüydün baya
J- Boşver sen onu.. Asıl sen nasılsın? Dün evinde kavga çıkmıştı falan
M- Boşvermesin canım. Söylesene yakınlaştığımızı. Utanma bu kadar.
F- Yakınlaştınız derken?
*Jisung Minho'nun kolunu hafifçe sıktı.
J- Sadece kaynaştık biraz. Aynı sırayı paylaştığımız için. Dimi Minho?
M- Öyle değilde hadi öyle olsun.
F- Artık düzgün bir cevap verin.
*Tam o anda Hyunjin sınıfa girdi.*
H- Selam yine double date mi yapıyoruz
J- Felix'le olduğunuzu söylüyorsun yani
H- Daha ne kadar sevgili değiliz diyeceğim
M- Bizimde olduğumuzu söylüyor Jisung
J- Yok öyle bir şey.
M- Olsun o zaman
J- Uykum var amına koyayım salın beni
M- Ceketimi verdim ısıttım seni o kadar ama ayıp ediyorsun bende geliyim bari
J- Gel sikine koyduğum gel
M- Ayy sağol canımm
F- Ney?? Ceket onun mu?
J- Felix, söz teneffüste anlatacağım şuan gözlerim kapanıyor.
F- Peki o halde
H- Lix sende benimle gel o zaman
F- Tamam geliyorum
#Jisung sıraya oturduğu gibi kafasını sıraya koyup uyumaya başladı. Minho da yavaşça yanına oturdu. Jisung o kadar uykusuzdu ki, direkt uykuya dalmıştı. Minho çekinerek ve yavaşça Jisung'un saçlarına dokundu. Beklediğinden daha yumuşaktı. Onu uyandırmayacak şekilde Jisung'un saçlarıyla oynamaya devam etti. Hareket ettikçe elini çekiyordu, sonra tekrardan saçlarına dokunmaya devam ediyordu. Bu, Minho için en güzel dakikalardan biriydi. Tam saçlarıyla oynamaya dalmışken Jisung uykulu haliyle gözleri bile kapalıyken kafasını kaldırdı ve kafasını Minho'nun omzuna nazikçe yasladı. Minho'nun kalbi hızlanmıştı. Rahatsız olmasın diye onunla aynı anda nefes alıp vermeye başlamıştı bile. Hiç hareket etmiyordu, sadece arada göz ucuyla Jisung'a bakıyordu. Jisung ise gerçekten o kadar yorgun ve uykusuzdu ki deliksiz uyuyordu. Tüm ders Minho için böyle hoş bir şekilde geçmişti. Aynı zamanda Felix ve Hyunjin onları fark etmişlerdi, aralarında onlar hakkında konuşup gülüşüyorlardı. Ders herkes için güzel geçmişti. Ama Jisung için pekte öyle olmayacaktı. Zil sesiyle uyanmıştı. İlk önce ne olduğunu anlamamıştı. Kafasının sırada olmadığını anladığında gözleri bir anda açıldı. Hemen doğruldu ve Minho'ya baktı. Minho yüzünde gayet memnun bir ifadeyle ona bakıyordu.

M- Günaydın sincap!
J- Hay sikiyim.. Senin omzuna kafamı koyup uyudum değil mi
M- Merak etme hiç rahatsızlık vermedin, hatta hayatımın en güzel dakikalarıydı. Harbiden çok tatlı uyuyormuşsun
J- Off, şakayı bırak şimdi. Biri gördü mü?
M- Şaka değil kalbim hızlandı baya
J- Özür dilerim.
M- Hayır, özür dile diye değil şaka olmadığını anla diye.
J- Peki, tamam. Başkası gördü mü?
M- Felix ve Hyunjin dışında kimse kulak asmadı bile.
J- Sikiyim ya..
M- Ama, iyi tarafından bakarsan ben kırk dakika boyunca aşırı mutluydum. Beni rahatsız etmedin, çok iyi hissettim.
J- Sana sövsemde rahatsız olmuyorsun zaten anladım orasını.
M- (gülerek) Felix'e güzel bir açıklama yapman gerekecek
J- Açıklama yapmama gerek yok istemsizce oldu
M- Tekrar olması için heyecanla bekliyor olacağım.
J- Hiç bekleme çünkü olmayacak
M- Altı üstü kafanı omzuma koyup yattın bir şey olmaz
J- Gidiyorum ben
M- Git canım bekliyorum
*Jisung Minho'nun yanından kalkıp Felix'in yanına doğru yürür*
J- Felix-
F- Sonunda geldin çünkü güzel bir açıklama yapman gerekecek.
J- Bak en baştan anlatacağım
F- Sen ne ara bu kadar yakın oldun bu lavukla daha dün amcık derken?
J- Dün ayağımı burktuğumda çok yardım etti o yüzden çıkarken numaramı verdim ona sabah aceleden incecik gömlekle çıktım evden oda üşüdüğümü fark etti ceketini verdi sonra üç saatlik uykuyla durduğum için uyudum ve bilinçsizce kafamı çocuğun omzuna yasladım çok uykusuzdum. O da hiç rahatsız etmedi. Rahatsız etmeyi bırak, uyandığında hayatımın en güzel kırk dakikasıydı dedi. Bu kadar yani, iyi davrandı bana o yüzden yakın davrandım
F- Gayet iyi bir açıklamaydı, sağol. Şimdi sana çok güzel bir haberim var. J- Nedir?
F- Minho sana aşık.
J- Ney
F- Gerçekten kör olduğundan şüphelenmeye başladım jis. Çok belli değil mi? Sen gelmeden önce Hyunjin dışında kimseyle konuşmazdı bile.
J- Öncesini ben nerden bileyim
F- Yinede baya belli ediyor
J- Olabilir, ama ben ona karşı bir şey hissetmiyorum.
F- Lan bu kadar seveni bir daha bulamazsın
J- Üzgünüm lix. Artık eşcinsel değilim, geçti o zamanlar. Etkisinden yeni yeni çıktım o olayın.
F- Peki. Gel kantine inelim acıktım baya
J- Bende ya.. Hâlâ da uykum var.
F- Soğuk havayla uykun açılır, gel inelim en kötü yine uyursun.
J- Tamam geliyorum
*Felix ve Jisung aşağı inerken, Hyunjin de Minho'nun yanına gitti.*
M- Hyunjin ben galiba-
H- Jisung'a fena halde aşıksın
M- Nerden bildin?
H- Kör değilim herhalde, çocuğa nasıl bakıyordun farkında mısın
M- Değilim. Değilim Hyunjin. İlk defa böyle hissediyorum, ya onu kaybedersem? Ruh eşimi bulmuş gibiyim
H- İki günde nasıl bu kanaate vardın?
M- Sen ne anlarsın amcık herif
H- Anlarım, hemde senden daha iyi anlarım.
M- güldürme beni
H- Ya bi siktir git belki bende burda bir şey açıklayacağım
M- Hadi açıkla ne diyeceksin acaba
H- Sanada güvenemiyorum ki
M- Hadi söyleyeceksen söyle
H- Bende Felix'e karşı bir şeyler hissediyorum. Söyledim, oldu mu?
M- Oldu. Biliyordum zaten şaşırmadım
H- İlk defa haklıymışsın.
M- Peki, o sana karşı bir şey hissediyor mu?
H- Bilmiyorum.
M- Sende hiç bir şey bilmiyorsun. Davranışlarından belli olur mutlaka
H- Olmuyor işte. Seninle bu konuda konuşulmaz ya gidiyorum ben
M- Dur, tamam gitme aranızı yaparım
H- Sen mi yapacaksın, ciddi misin yoksa yine-
M- Evet, ciddiyim. Ama bir şartla.
H- Nedir?
M- Sende bana yardım et. Sen Felix'le olursan Jisung da bana gelir. Yani Felixle beraber takıl sürekli. Aranız da olur. Bu kadar kolay.
H- Kafana bir şey mi çarptı normalden daha zekisin.
M- Sağol canım.
H- O zaman, ben Felixin yanına gideyim.
M- Tamam görüşürüz, Jisung'a da Minho seni özlemiş de.
H- Tamam söylerim
M- Hadi koçum başaracağız
*Hyunjin hızlı adımlarla aşağı ineken Jisung ve Felix zaten yukarı çıkıyordu.*
Bölüm etkileşimi
