Bölümler 30Şu an: Git Başımdan
- 1 Yeni Okul, Yeni Ortam2.200 kelime
- 2 Sincap Çocuk2.328 kelime
- 3 Kim Bu "Minho"2.054 kelime
- 4 İlk Adımlar1.958 kelime
- 5 İlk Öpücük1.451 kelime
- 6 Yanındayım Sevgilim2.506 kelime
- 7 Geçecek1.212 kelime
- 8 Biraz Eğlenelim mi?1.424 kelime
- 9 91.115 kelime
- 10 Nostalji1.491 kelime
- 11 Sen1.826 kelime
- 12 Benim Olan Benimdir1.446 kelime
- 13 Git Başımdan1.472 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 Deniz1.091 kelime
- 15 Ayrılmıyorum1.355 kelime
- 16 Aç Gözlerini953 kelime
- 17 Kölemsin2.302 kelime
- 18 Kantindeki Çocuk1.412 kelime
- 19 Seni Seviyorum Tamam Mı!?1.389 kelime
- 20 Bilmiyorum785 kelime
- 21 Neden ki706 kelime
- 22 Soğuk1.089 kelime
- 23 Jisung Nerdesin?1.279 kelime
- 24 Jisung Kayıp866 kelime
- 25 Affet Beni1.717 kelime
- 26 Han, Beni Bırakma847 kelime
- 27 Özür dilerim884 kelime
- 28 Sıcak Aile Ortamı648 kelime
- 29 Evlilik (F)2.036 kelime
- 30 Ozel boluumm!1.203 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ayaklarım yere kilitlenmiş gibiydi, gözlerim aşırı derecede büyümüştü.
Minho'nun elini sıktım iyice, bana döndü ve bir yere kitlendiğimi fark etti.
Baktığım yere kafasını çevirdi ve kulağıma eğildi
M- O kim güzelim? Kime bakıyorsun?
Ağzımı açtım ama ses çıkmadı, konuşamadım
Minho hafifçe dokunarak beni dürttü. Onun bu planını mahfetmek istemiyordum bu yüzden kafamı salladım ve kendime geldim.
J- Sonra anlatırım sevgilim.. Gel, oturalım.
M- Nasıl istersen, ama sonra mutlaka anlatacaksın
J- Zaten Minho'm, senden hiç bir şeyi saklayamam
Bir masanın yanına geldik, elimi bıraktı ve sandalyeyi çekti. Ben oturunca oda karşıma oturdu.
M- Ne içmek istersin canım?
J- İçmek mi? Sadece oturmayacak mıydık?
M- Böyle bomboş oturtmam, uzun zamandır seni buraya getirmek istiyordum.
J- Peki o zaman, ben düşüneyim biraz
M- Şarap? Az olması şartıyla tabii ki
J- Olur.
Garsondan iki kadeh şarap istedi. Aklımı ve tüm dikkatimi Minho'ya vermeye çalışıyordum ama sürekli gözüm kayıyordu. Yeni kurbanıyla oturuyordu belli ki.
M- Jisung, gözün kayıyor sürekli anlat kim o? Bahane istemiyorum.
Kahretsin, fark etti.
J- Sana bahsettiğim sekizinci sınıftaki beni aldatan kişi o..
M- Nasıl?
J- Bilmiyorum, buraya gelmiş olduğumu nasıl öğendi ki? Üzgünüm, İstersen yer değiştirelim sevgilim tüm odağımı sana vermem lazım.
Minho kalktı ve yer değiştirdik
M- Sorun değil, bende şaşırdım yani
Masanın üstünde ellerimizi buluşturdum ve sıkıca tuttum.
Bir yandan içerken bir yandan sohbet ettik, beni arada o güzel iltifatlarıyla utandırdı. Yaklaşık bir saat sonra elini cebine attı.
M- Sana çok özel bir şey vereceğim.
J- Meraklandım bak, neymiş o çok özel şey?
Küçük, kırmızı bir kutu çıkardı ve ayağa kalktı. Oturduğum sandalyenin önünde diz çöktü ve kutuyu açtı.
M- Bir ömür boyunca benimle olur musun Han Jisung? Belki resmi olarak olmayabilir ama ikimiz arasında bir söz olsun.
Bu gümüş renginde, ince bir yüzüktü. Gözlerimden bir damla yaş süzüldüğünü hissettim.
J- Minho.. Tabii ki evet!
Yüzüğü yavaşça parmağıma taktı, ve kendi elindeki diğer yüzüğü gösterdi. Yerimden kalkıp ona sıkıca sarıldım. Herkesin ortasında öpemezdim, onu arabaya sakladım.
J- Çok güzel, çok teşekkür ederim sevgilimm
M- Ne demek canım, artık söz verdin sonsuza dek, ölene kadar birlikteyiz
J- Söz vermesemde hep seninle birlikte olacağım zaten.
M- Yerim seni bak
J- Yanaklarımdan başla
Gülümsedim ve ona içtenlikle baktım. Hayatımın en güzel anlarını yaşıyordum.
J- Ben bir lavaboya gideyim yüzümü yıkayayım etkisindeyim hâlâ.
M- Felixe hava atacağım desene direkt güzelim
Sinsice güldüm
J- Yok ya ne alaka
Gülüşürken kalkıp lavaboya doğru yürüdüm. Olacaklardan habersiz şekilde tabii ki..
Elimi ıslatırken yüzüğe baktım. Gerçekten çok güzel görünüyordu. Arkamda bir el hissetmemle irkildim. Kafamı çevirdiğimde o tam arkamdaydı.
Shinwoo arkamdaydı.
Hemen geri çekildim.
S- Selam Hanniee~~
J- Uzak dur benden
S- Nedenmiş o?
Ellerim titremeye başlamıştı.
J- Siktir git başımdan
S- Hadi Han, bana bir şans daha ver
J- Sevgilim var Shinwoo git başımdan
S- İnsanların sex oyuncağı olmaktan bıkmadın mı hm?
J- Sakın sevgilim hakkında öyle şeyler demeye çalışma. Herkes senin gibi şerefsiz değil
Üstüme yürümeye başlamıştı, kapıyı kapattıktan sonra sertçe itti ve yere düştüm.
S- Biraz eğlenmeye ihtiyacım var Hannie, hadi ama
J- Ben senin oyuncağın değilim
Yerden kalkmaya çalışırken hızla üstüme doğru gelip kollarımı yerde eliyle kafamın üstünde birleştirdi ve sertçe bastırdı. Tam bağıracakken ağzımı diğer eliyle kapattı. Kalbim çok hızlı atıyordu, aşırı streslenmiştim
S- Sadece bir kerecik, sonra seni bırakacağım
Yerde çırpınıyordum ama ona etki etmiyordu.
S- Elimi ağzından çekeceğim, eğer bağırırsan olacaklardan ben sorumlu olmam bebeğim.
Elini çekti
Minho diye bağırmak istedim
Ama yapamadım
Yapamazdım
Çünkü bağırırsam yapacaklarını kimsenin aklının alamayacağı seviyeye çıkartırdı.
J- Bana bebeğim deme piç kurusu
S- Ağzını bozma hannie
Elini boynuma attı. Morluğu görmüştü.
S- O adama kendini becerttin mi gerçekten? Ben daha güzel yaparım inan bana.
Sinirlerime dokunuyordu
Hafifçe bağırdım
J- Kalk üstümden orospu!
S- Bağırma hannie. O adamı siktir etsene hadi, eskisi gibi olabiliriz. Hem onu hiç gözüm tutmadı yakında bar köşelerinden toplamaya başlarsın.
Sesimi daha çok yükselttim
Minho hakkında böyle konuşmaya hakkı yoktu.
İstediği bağırmamdı ve bağırtmayı başarmıştı.
J- Kalk dedim sana! Bir daha da sakın sevgilime laf etme, kendin gibi düşünüyorsun asla onun gibi olamayacaksın
S- Kaşınıyorsun demek, kaşıyayım o zaman bebeğim.
Kafasını boynuma gömdü. Isırıp emmeye başlamıştı. Avazım çıktığı kadar bağırdım. Aynı anda ağlamaya başlamıştım. Elini gömleğimin düğmelerine atmıştı. Bir türlü ona engel olmuştum, o da sinirlenip daha çok sertleşmişti. Sinirini çıkartmak için derimi yüzmeye bile çalışıyordu. Bir ara boynumu bırakıp, o düğmeleri zorla açıp göğüslerime indi. Hüngür hüngür ağlıyordum. Sevgilimin adıyla bağırıyordum. Ama sesimi kimse duymuyordu.
S- Daha çok bağırsana hannie~
S- Yüzük ne kadar güzelmiş hannie~~
S- Şuan kimse seni kurtaramaz, kimse sesini duymuyor, o sevgilinin şuan ne olduğundan haberi bile yok~
S- Bana aitsin, artık anlaman lazım bebeğim~~
Gözlerim şişmişti. Bağırmaya devam ettim. Tek istediğim şey Minho'nun kollarında bağırarak ağlamaktı ve birinin beni duymasıydı ama sanki herkes sağırdı ve acı dolu çığlıklarımı kimse duymuyordu.
J- Bırak beni!
J- Canım acıyor lütfen bırak artık!
J- Yalvarırım bırak beni!
J- İstemiyorum, Shinwoo yeter çok acıyor...
S- Beni bırakmadan önce düşünecektin. Kâbusun olacağım hanniee~~
Artık bayılacağımı hissediyordum. Boynumu hissetmiyordum, kanıyordu hatta. Gözlerim kapanıyordu, ağlamaktan gözlerim kıpkırmızı olmuş, bağırmaktan sesim kısılmıştı. Shinwoo ben bağırdıkça ve ağladıkça daha çok sertleşiyordu. Tatmin oluyordu ve deli gibi eğleniyordu. Yalvartıyordu beni, istediği de buydu. Belli ki baya içmişti, alkol kokusundan nefesim kesiliyordu. Kapının çarpılıp açılmasıyla kendime geldim. Shinwoo denen şerefsizde üstümden kalkmıştı. Boynumu tutarak kenara çekildim, yerde ağlamaya devam ediyordum.
Gelen Minho'ydu. Baya rahatlamıştım ama alt üst olmuştum. Shinwoonun yüzüne sert bir yumruk yapıştırdı. Kalkmaya çalıştı ama bu sefer diğer taraftan yumruk yedi. Burnu kanamaya başlamıştı. Minho o kadar sinirliydi ki Shinwooyu yakasından tutup tokat manyağı etmişti.
M- Bir daha Jisung'a dokunacak olursan, seni ölmeye yalvartırım.
Endişeyle yanıma koştu ve yere çöktü. Kafamı göğsüne bastırdı ve sıkıca sarıldı. Bende ona sıkıca sarıldım hemen. Hâlâ deli gibi ağlıyordum. Saçlarıma öpücükler bırakıyordu. Kalbinin hızla atışını duyabiliyordum. O kadar şeyin içinde beni rahatlatıyordu, sırf onun için sakinleşmeye çalıştım ama olmuyordu.
Kahretsin, yine mi kriz?
M- Geçti, sakin ol. Yanındayım jisung.
Lütfen sakin ol ne yapmam gerektiğini bilmiyorum
Minho onun boynuna dokundu. Çok ciddi bir kanama yoktu ama o kadar az bir şeyde değildi. Beyaz gömleğinin yakası kanla kaplanmıştı. Shinwoo denen şerefsizde yerde kanlar içinde yatıyordu. Ağzı yüzü dağılmıştı. Minho jisungu zar zor sakinleştirdikten sonra polis ve ambulans olay yerine gelmişti. Shinwooyu ambulansla götürdüler, Jisungun orda boynuna müdahale ettiler ve ifadesini aldılar. Minho onun telefonundan annesini aradı.
J.A- Ne oldu Jisung? Bir sıkıntı mı var?
M- Ben Minho, sıkıntılı bir durum yok, sadece endişelenmemeniz için Jisungun benimle kalacağını bilmenizi istedim.
J.A- Peki, tamam ama o niye haber vermedi?
M- Biraz yorgun, uyuya kaldı. O yüzden ben aradım. İyi akşamlar.
J.A- Peki tamam iyi akşamlar
Minho Jisungu sırtına aldı ve arabaya götürdü. Kemerini bağladı ve yanağına bir öpücük bıraktı.
M- İyi misin sevgilim? Çok korktum
Jisung camdan dışarıya bomboş bakıyordu.
J- İyiyim.
M- Benim eve gidiyoruz. Benimle kal bu gece.
J- Annemin haberi var mı?
M- Evet, az önce haber verdim.
J- Günü mahvettiğim için üzgünüm.
M- Saçmalama, senin suçun değildi.
J- Sana söylemem gerekirdi.
M- Korkman kadar normal bir şey yok. Seni anlıyorum, lütfen kendinde suç arama, sen mağdursun. Bu konuyu daha çok konuşmak istemediğin için "iyiyim" diye geçiştirdiğini ve bu konuyu açtığını da biliyorum. Hiç bir şeyi mahvetmedin tamam mı?
Han cevap vermedi, Minhoya birkaç saniye boyunca sıkıca sarıldı ve dışarıya öylece bakmaya devam etti. Minho'nun evine giderken arabada kimse sesini çıkarmadı. Kapının önüne gelince Minho indi ve Han'ın kapısını açıp onu indirdi.
J- Olanları annene anlatmak istemiyorum
M- Zaten evde değil bu gün şehir dışına çıktı. İstemezsen sadece bizim aramızda kalır kimseye bundan söz etmem. Bana güvenebileceğini biliyorsun değil mi?
J- Senin istemediğim bir şeyi yapmayacağını biliyorum zaten, sağol Minho.
M- Her zaman sevgilim. Sadece senin iyi olmanı istiyorum.
Jisungun elini nazikçe kavradı, eve doğru yürüdüler. Bir kat yukarı çıktıktan sonra kapının önüne gelmişlerdi, anahtarı hızla çevirdi. Her çevirmesi kulağında yankılanıyordu. Kapının açılmasıyla kendilerini içeri atmaları bir oldu. Jisung içeri gidip oturdu. Minho üstünü değiştirdi ve rahat bir kaç kıyafet alıp onun yanına gitti.
M- Jis, bunları giyebilirsin
J- Kolumu dahi kaldırmak istemiyorum
M- Benim değiştirmemi ister misin birtanem?
J- Evet
Minho dikkatlice onunda kıyafetlerini değiştirdi ve kaşının üstüne uzun bir öpücük bıraktı. Her ne kadar normal görünsede hepsi Jisung için birer yara bandı gibiydi. Onu her öptüğünde morali biraz daha yerine geliyordu.
M- Acıktın değil mi güzelim? Ne istersin hemen yapayım sana
J- Sana sarılıp uyumak istiyorum
M- Hiç acıkmadın mı? Bir kaç bir şey yeseydin bari sevgilim
J- Sadece uyumak istiyorum. Tabii ki sana sarılarak.
M- Peki o zaman gel canısı uyuyalım
Jisung önden yatağa girdi. Minhoda yanına uzandı hemen. Jisung kollarını ve bacaklarını Minhoya sardı ve kafasını göğüslerine gömdü. Minho'da ona sarıldı ve yine uykuya daldılar.
M- Korkman kadar normal bir şey yok, Minho elini Jisung'un boynuna koydu. Çok ciddi bir kanama yoktu ama o kadar az da değildi. Beyaz gömleğinin yakası kanla kaplanmıştı. Shinwoo denen şerefsizinde ağzı yüzü kan içindeydi, yerde yatıyordu. Olay büyümüştü, insanlar toplanmıştı. Tüm gün o şerefsiz yüzünden mahvolmuştu. Jisungsa resmen travma geçiriyordu. Zar zor sakinleştikten sonra polis gelmiştiMinho'nun kollarına da iia Mipolis gelmişti.
Bölüm etkileşimi
