27. bölüm / 30
Han, Beni Bırakma/ MinsungÖzür dilerim
Bölümler 30Şu an: Özür dilerim
- 1 Yeni Okul, Yeni Ortam2.200 kelime
- 2 Sincap Çocuk2.328 kelime
- 3 Kim Bu "Minho"2.054 kelime
- 4 İlk Adımlar1.958 kelime
- 5 İlk Öpücük1.451 kelime
- 6 Yanındayım Sevgilim2.506 kelime
- 7 Geçecek1.212 kelime
- 8 Biraz Eğlenelim mi?1.424 kelime
- 9 91.115 kelime
- 10 Nostalji1.491 kelime
- 11 Sen1.826 kelime
- 12 Benim Olan Benimdir1.446 kelime
- 13 Git Başımdan1.472 kelime
- 14 Deniz1.091 kelime
- 15 Ayrılmıyorum1.355 kelime
- 16 Aç Gözlerini953 kelime
- 17 Kölemsin2.302 kelime
- 18 Kantindeki Çocuk1.412 kelime
- 19 Seni Seviyorum Tamam Mı!?1.389 kelime
- 20 Bilmiyorum785 kelime
- 21 Neden ki706 kelime
- 22 Soğuk1.089 kelime
- 23 Jisung Nerdesin?1.279 kelime
- 24 Jisung Kayıp866 kelime
- 25 Affet Beni1.717 kelime
- 26 Han, Beni Bırakma847 kelime
- 27 Özür dilerim884 kelime · Okuduğun bölüm
- 28 Sıcak Aile Ortamı648 kelime
- 29 Evlilik (F)2.036 kelime
- 30 Ozel boluumm!1.203 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Telefonu açmalısın bence jisung. Sonuçta hiç iyi şeyler söylemediler annene." Minho doğru söylüyordu. Meraktan çatlamış olması lazımdı şuan.
"Peki, peki. Açacağım ama uzun tutmam." Gülümseyerek başını salladı ve yanağından bir öpücük çaldı sevgilisinin. Çalan telefonu açıp kulağına götürdü.
"Jisung, alo? Sensin değil mi, yaşıyorsun değil mi-" Annesi endişeyle diziyordu peş peşe sorularını.
"Benim, yaşıyorum sakin ol." Jisung onun aksine gayet sakindi. Olayın üstünden baya bir saat geçmiş, her şey bitmiş gitmişti.
"Ben... Sana karşı çıktığım için, senin mutluluğuna engel olduğum için çok üzgünüm oğlum. Senin kararlarına saygı duymam gerektiğini çok geç anladım." Jisung parlayan gözlerle Minhoya baktı, 'başardık' der gibi bakıyordu ona.
"Farkına varman güzel anne." Kısa kesmek için her şeyi yapmaya çalışıyordu Jisung. Ama annesi uzun zamandır görmediği, sesini bile duymadığı oğluna hemen telefonda veda etmek istemiyordu.
"Geri gelecek misin?" Annesi umutla karışık hevesli bir sesle yöneltti sorusunu. Genç oğlan aslında Minhoyla yaşamak istiyordu, onun annesi iş nedeniyle şehir dışına taşınmıştı ve ev boştu. Minho ona daha önce bunu teklif etmişti ama çok üstelememişti istemez diye. Sevgilisinin fikrinden birhaberdi ve diyecekleri onu hem şaşırtıp hemde mutlu edecekti.
"Anne ben aslında..." Jisung duraksadı, derin bir nefes aldı. "Minhoya taşınmak istiyorum." Ani bir kararla söylemişti bunu. Hem telefon sessiz kaldı, hemde Minho. Gözleri mutlulukla büyüyüp parlarken gülümsediler birbirlerine. Karşı taraf her ne kadar beklemesede üstelemek istemiyordu, ama oğlunu görmemeyi de istemiyordu.
"Ciddi düşünüyoruz, tabii ki uzun zamandır görüşmediğimiz için yanına geleceğim ama onunla yaşamak istiyorum." Ciddi düşünüyoruz cümlesiyle Minho yerinde kıpırdandı mutlulukla. Çünkü kendi ciddi düşünüyordu zaten, sevgilisinin de böyle düşünmesi havalara uçurmuştu onu.
"Senin kararın canım, nasıl daha mutlu olacaksan öyle yap. Beni görmek istemezsen üstelemem zaten-" Tekrar sözü bölündü annesinin.
"Seni görmek istiyorum. Affettim." Şuan iki tarafta mutluydu. İki tarafında istediği oluyordu.
"Lütfen kendine dikkat et oğlum, canın her şeyden daha kıymetli bunu unutma tamam mı?" Onu görmemesine rağmen başını salladı oğlu.
"Tamam anne, eğer istersen akşam Minhoyla beraber gelelim." Kafasını Minhoya çevirdi, başını onaylar biçimde sallayınca gülümsemesini tutmadı.
"Akşam görüşürüz küçük aşıklar." Telefonu gülerek kapatmışlardı. Annesiylede arası düzelmişti artık. Minhoya döndüğünde ona gülümseyerek baktığını fark etti.
"Gerçekten bana mı taşınacaksın?" Başını aşağı-yukarı salladı Jisung. O an karar vermişti aslında buna fakat hiç yanlış bir karar olduğunu düşünmüyordu.
"Eğer ki istemezsen-" Minho sözünü böldü.
"Her şeyden çok isterim." Çok sevdiği dudaklarından öptü sevgilisini.
"Şey... Bizimkiler bana çok kızmış mıdır? Çok fazla yükseldim onlara karşı..." Mahçupça konuşmuştu Jisung. Başını öne eğmiş, ellerini arkasında birleştirmişti. "Beni affetmezlerse..."
Çenesini kavrayıp bakışlarını yukarı çıkarttı Minho. Omuzlarını tutup ovdu sevgiyle.
"Anlayışla karşılayacaklardır diyemem, ama sonsuza kadar seni affetmeyecek değiller. Zaten o zamanki durumun bariz belli." Biraz duraksadı ve gözlerini kaçırdı Minho. Tekrar Jisunga baktığında konuşmaya devam etti. "Aklını yitirmiş gibi gülüyordun." gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı genç oğlan.
"Olur öyle şeyleer..." Omzunu tutan ellerden kurtulup kendi ellerini boynuna sardı sevgilisinin. Hafif bir cilvesi vardı. Minho ellerini direkt belinde konumlandırmıştı.
"Ama sen böyle yaparsan sonumuz yatakta olacak." Jisung ne demek istediğini tam olarak anlamıştı.
"Nasıl yaparsam?" Başını yana eğdi yavaşça. Minho kendini sıktı. Bilerek yapıyordu bunu. Minhoyu bölye delirtebileceğini çok iyi biliyordu.
"Böyle." Tekrar kıkırdadı ve ayrıldı Minhodan. Ona şaşkınca bakan oğlanın aklındaki soru işaretlerini gidermek için konuştu.
"Ekibin gönlünü alacağım. Daha çok geç kalmadan."
Minho onun bu haline gülüp peşinden gitmişti.
--
Şuan yedi kişi, karşımda oturmuş sorgulayıcı bakışlarla bana bakıyordu. Sekizinci ise yoldaydı. Hemen haberdar olup yola çıkmıştı. Herkes Minhonun evinde toplanmıştı.
Tabii ki Chan Hyungu bekliyorduk. O da geldiğinde kardo tamamlanmıştı.
"Evet Jisung." Seungminin dediğiyle yerimde dikleştim. Herkese baktım teker teker. Gözlerinde o kadarda kızgınlık yoktu.
"Sizden özür dilerim, hepinizden. Cidden o sırada sağlıklı düşünemedim. Sizi kırmak yada gömmek istemedim. Çok garipti. Affetmezseniz anlarım ama böyle olmayalım."
Felix söze girdi.
"Zaten amacının bizi gömmek yada kırmak olmadığını hepimiz biliyoruz." Herkes başını onaylar biçimde salladı. "Sadece... Korktuk Jisung." Başımı öne eğdim.
Sözü Seungmin devraldı.
"Belki gözümüzdeki değerini bilmiyorsun, ya da çok görmüyorsun ama hepimiz o kadar çok korktuk ve endişelendik ki, yani senin değerin hepimizin gözünde dünyalar kadar."
Mahçup bir şekilde gülümsedim. Bu sefer de Changbin konuştu.
"Kendine bir daha böyle bir şey yapma tamam mı? Sıkıntın olursa altı kardeş, bir sevgili olarak yanındayız." Salondan küçük kıkırtı sesleri yükseldi. Hyunjinde konuşmaya girdi.
"Bu arada, sabah okulda üstüne çok geldik. Bizde özür dileriz. Dimi Chang?" Başını sallayarak onayladı.
"Teşekkür ederim yaa, siz birtanesiniz! Gelin sarılalım!" sekiz kişi ayaklandı ve hepimiz birbirimize sarıldık sıkıca.
O zaman anladım, ben doğru insanları, doğru dostları, doğru sevgiliyi bulmuştum çoktan.
"Tamam yeter, o kadar çok sarılmayın kıskanıyorum." Minhonun dediğine herkes güldü ve koltuklara dağıldı.
"O zaman, bende bir şeyi itiraf edeceğim." Herkes Chan Hyunga odaklandı. Seungmin ise sırıtarak yerinde kıpırdanmıştı.
Onları öpüşürken yakaladığım akşamı hatırladım. Kesin bunu itiraf edeceklerdi.
Yanında oturan Seungminin elini kavradı ve kaldırdı. "Biz sevgiliyiz."
Herkesin ağzı bir karış açılırken ben sadece gülümsedim. Alkış tutunca herkes alkışlamıştı bir anda.
"Biliyordum ki ben." Herkes bana döndü yine.
"Bir akşam, sahilin ordaki bir çıkmaz sokakta onları öpüşürken yakalamıştım. Sonra seung beni kimseye söylememem için tehdit etti." Herkes kahkayı patlatmıştı.
"Ee o zaman, biraz içelim mi?" Herkes bu sefer Hyunjine döndü.
"Olmaz. Bebek var." Changbin Jeongine bakarak demişti.
"Ya hyung! Bebek değilim artık, birazcıktan bir şey olmaz." Hepimizi yine güldürmüşlerdi.
Gecenin geri kalanında içip gülüştük, eğlendik. Hayatıma yeni bir sayfa açmıştım artık, ve bu hayatımın en iyi zamanları olacaktı.
~~~~~~~~~
Dostlar final yakın...
İlk ficim bitiyo cok duygulndm.
Neyseee gorusuruuzzz
Finali sizde nerde yapiyim
A) ilk bulustuklari yer
B) sahil
Hngisi
Hadi bbbbbbbbb
Bölüm etkileşimi
