8. bölüm · Gölgelerin Ardında
8. Bölüm- fısıltının ardından
Baran’ın kollarında kalan Dayra, derin bir sessizliğe gömülmüştü. Gözleri açıktı ama başka bir yere bakıyordu. Sanki henüz tam olarak dönmemişti…
Baran, onun başını omzuna yasladı. Dudakları kıpırdadı ama bir şey diyemedi. İçinden geçen tüm kelimeler, bu sessizliğin karşısında yetersiz kalıyordu.
Sila diz çöktü, Dayra’nın elini tuttu.“Bize ne söyledi?”
Dayra yanıt vermedi. Sadece gözlerini yavaşça Sila’ya çevirdi. O bakışta korkudan çok, bir yük vardı.“Geri dönecek,” dedi sadece. “Ama o döndüğünde… ben aynı ben olmayacağım.”
Tolga telsiziyle konuşmayı kesmişti. Gözleri hâlâ ormanın içine bakıyordu.“O şey bir canlı değildi… Sanki orman nefes aldı, sonra içindeki ruhu saldı.”
Riva başını iki yana salladı.“Böyle bir şeyi ne geçmişte gördüm, ne de gelecekte…”Bir an durdu.Zihninde zamanı geri sarma hissi kıpırdandı. Elini kaldırdı, havada küçük bir parıltı oluştu… ama sonra yumruğunu sıktı ve ışığı bastırdı.“Hayır. Bu geri alınacak bir şey değil. Bu… olması gereken bir şeydi.”
Tuna, Riva’ya yaklaştı.“İyisin değil mi?”Riva başını salladı.“İyiyim. Ama Dayra değil.”
Baran, yavaşça ayağa kalktı.“O bizimle. Biz onunla.” dedi, ama kendi sesi bile ona güçsüz geldi.
Grup yavaşça kampa dönerken, Vera sessizce Dayra’nın yanına geldi.“Yalnız kalmak ister misin?”
Dayra başını salladı.“Hayır. Ama konuşmak da istemiyorum.”
Vera, onun yanında oturdu. Uzun süre konuşmadılar. Sadece ormanın geceye bürünmesini izlediler. Uzakta bir baykuş ötüyordu.
Sonunda Vera konuştu:“Ben senin kadar güçlü değilim. Ama bazen sadece biriyle oturmak… yeterlidir. Ve ben buradayım.”
Dayra gözlerini kapattı.“O ses hâlâ içimde. Uzaklaştı ama tamamen gitmedi.”Bir duraksama.“Baran’a söyleme. Onu korumak istiyorum.”
Vera gözlerini kıstı.“Baran senin için canını verir. Ama bazen birine her şeyi söylememek de bir sevgi biçimi.”
Gecenin ilerleyen saatlerinde herkes kendi çadırına çekildi ama kimse uyumadı. Gökyüzünde yıldızlar bile daha farklı parlıyordu.
Kuzey, çadırının dışında sessizce oturuyordu.“Bazı anılar silinmemeli,” dedi kendi kendine.“Çünkü insanı değiştiren şeyler… tam da o anılardır.”
Gecenin sonuna doğru Baran, Dayra’nın çadırının önünde bekliyordu.Sabah olduğunda, her şey değişmiş olacaktı.Ama asıl sorulması gereken şu soruydu:
“Dayra hâlâ bizim Dayra’mız mı?”
