14. bölüm · Gölgelerin Ardında
14. Bölüm- Dayra’nın Gidişi
Kampın havası hala yoğun ve gerilimliydi. Alp’ın gelişiyle oluşan dalgalanma, herkesi etkisi altına almıştı. Baran, içinde büyüyen kıskançlık ve öfkeyi kontrol etmekte zorlanıyordu. Her hareketinde, Dayra ve Alp’ın arasında geçen anları düşünmeden edemiyordu.
Gece çadırların içinde yavaş yavaş sessizlik hakim olurken, Baran tek başına kampın dışına çıktı. Ormanın kıyısına kadar yürüdü, nefesini derin derin aldı. Kafasında binlerce düşünce birbirine karışıyordu. “O adam benim yerimi mi alacak? Dayra onun yanında neden rahat? Beni seviyor mu hâlâ?” Sorularla doluydu zihni. İçindeki fırtına dinmek bilmiyordu.
Tam o sırada arkadan bir ses duydu:“Baran…”Arkasına döndüğünde Dayra’yı gördü. Yüzünde yorgunluk ama kararlılık vardı.“Konuşmamız lazım,” dedi Dayra, adımlarını yavaşça Baran’a yaklaştırarak.
Baran sertçe seslendi:“Ne konuşacağız? Alp’ın burada ne işi var? Beni dışlamanı mı?”Dayra derin bir nefes aldı.“Alp benim hayatımda özel biri, evet. Ama bu seni dışlamak değil, anlamanı sağlamak için. Sen benim yanımdasın, Baran. Ama geçmişimi de unutmam mümkün değil.”
Baran’ın gözlerinde biriken öfke ve kırgınlık, bir anlık yumuşadı.“Ben sadece… sadece her şeyi kaybetmekten korkuyorum, Dayra.” dedi fısıltıyla.“Sana olan hislerim o kadar derin ki, bazen kendimi kaybediyorum.”
Dayra ona doğru eğildi, hafifçe elini Baran’ın omzuna koydu.“Biliyorum. Ve ben de seni seviyorum. Ama sevgi, bazen sabretmeyi, anlamayı da gerektirir.”“Alp ve ben… o benim geçmişimin bir parçası. Ama sen benim geleceğimsin.”
Baran, gözlerindeki karmaşayı saklamaya çalışarak:“Bunu anlamak zor, ama deneyeceğim.”Dayra gülümsedi, “Yeter ki dene…”
O anda kampın diğer ucundan ani bir patlama sesi yükseldi. Gökyüzü bir anda aydınlandı. Herkes hemen alarm durumuna geçti.
Alp, hızla dışarı fırladı, Dayra’nın yanına koştu ve endişeyle sordu:“Dayra, iyi misin? Sana zarar geldi mi?”Baran ise Dayra’nın önünde dikilerek kararlı bir sesle cevap verdi:“Ben hep yanındayım, iyi ve güvendesin. Merak etme.”
Kampın etrafında yükselen duman ve alevler arasında kim veya ne tarafından yapıldığı bilinmeyen bu saldırının kaynağını araştırmak için hemen harekete geçtiler.
Dayra’nın zihninde beliren görüntüler, korkularını ve gerçeği ortaya koyuyordu: Beyaz tüylerle kaplı, devasa bir varlık, uzaktan kampı gözetliyordu. İlk defa tam olarak ortaya çıkıyordu.
Kampın ortasında, Dayra’nın etrafında aniden bir kalkan belirdi. Parlak ve bembeyaz bir enerji bariyeri, onu çevrelemişti. Beyaz yaratık ve Dayra baş başa kalmıştı; diğerleri bu ışık duvarının içine girememişti.
Farklılar grubu hızla koşarak Dayra’nın yanına gelmeye çalıştı ama kalkan onların geçişine izin vermedi.
Dayra’nın gözleri bembeyaz parlamaya başladı. Ayakları yerden kesildi, hafifçe havada süzülüyordu. Baran, gözleri öfkeyle dolu, delirmişcesine kalkanın üstüne yumruğunu indirdi. Alp de hemen ardından saldırdı ama hiçbiri Dayra’ya ulaşamıyordu.
Beyaz yaratık, Dayra’yı etkileyen bu güçle bağlantılı görünüyordu. Birkaç dakika sonra, yaratık aniden Dayra’yı içine alıp kayboldu. Kalkan sessizce eridi ve kampın etrafı yine karanlığa gömüldü.
Baran dizlerinin üzerine çöktü, çaresizlik ve öfke içinde:“Dayra…” diye fısıldadı. Alp ise gözlerinde derin bir hüzünle yere bakıyordu.
Farklılar, birbirlerine baktılar. Artık sadece Dayra’yı geri getirmek değil, bu beyaz yaratığın sırrını çözmek ve onu durdurmak zorundaydılar. Ve Baran, Alp’in yanında, duygusal fırtınaları içinde yeni bir mücadeleye hazırlanıyordu.
