37. bölüm · GÖLGE TİMİ 1

35. BÖLÜM

ZEYOŞE Aydoğan

Öğleden sonra...

Kafenin sakin bir köşesinde Semih oturuyordu.

Önündeki kahveden ara sıra bir yudum alıyor, telefonuna göz atıyordu.

Buluşma saati henüz gelmişti.

Ama nedense Zeynep'in sabahki hâli aklından çıkmıyordu.

Giray'ın gelişi.

Mektup.

Ve Gökay'ın sonradan buluşmaya çağrılması.

Bunların hiçbiri tesadüf gibi görünmüyordu.

---

Kapı açıldı.

İçeri ilk giren Zeynep oldu.

Semih onu görünce hafifçe başını salladı.

— Selam.

— Selam.

---

Zeynep oturdu.

Ama her zamanki kadar rahat görünmüyordu.

---

— İyi misin?

diye sordu Semih.

---

— İyiyim.

---

Bu cevap fazla hızlı gelmişti.

Semih bunu fark etti.

Ama üstelemedi.

---

Yaklaşık beş dakika sonra kapı yeniden açıldı.

Bu kez Gökay geldi.

---

Masaya yaklaşırken yüzündeki ifade dikkat çekiyordu.

Neşeli değildi.

Şakacı değildi.

Oldukça ciddiydi.

---

— Beklettim mi?

— Hayır.

dedi Zeynep.

— Yeni geldik.

---

Gökay oturdu.

Garson siparişleri aldıktan sonra masada kısa bir sessizlik oluştu.

---

Sonunda Zeynep doğrudan konuya girdi.

---

— Sabah Giray evime geldi.

---

Gökay başını salladı.

---

— Biliyorum.

---

Zeynep'in kaşları çatıldı.

---

— Ne demek biliyorum?

---

— Dün gece beni aradı.

---

Bu kez hem Zeynep hem de Semih dikkat kesildi.

---

— Seni mi aradı?

---

— Evet.

---

— Neden?

---

Gökay birkaç saniye sustu.

---

— Çünkü benimle konuşabileceğini düşündü.

---

— Ne hakkında?

---

Gökay kahvesinden bir yudum aldı.

Sonra fincanı yavaşça masaya bıraktı.

---

— Senin hakkında.

---

Masadaki hava değişti.

---

— Gökay.

dedi Zeynep.

— Lafı dolandırma.

---

Gökay derin bir nefes verdi.

---

— Giray son birkaç aydır seni araştırıyormuş.

---

Zeynep'in yüzü bir anda sertleşti.

---

— Ne?

---

— Sosyal medya hesaplarını bulmuş.

Eski arkadaşlara ulaşmış.

Nerede yaşadığını öğrenmeye çalışmış.

---

— Bu normal değil.

---

— Ben de aynı şeyi söyledim.

---

Semih sessizce dinliyordu.

Ama bakışları artık çok daha dikkatliydi.

---

— Sonra?

diye sordu.

---

Gökay ilk kez Semih'e baktı.

---

— Sonra bana bazı şeyler anlattı.

---

— Ne gibi?

---

— Ayrıldıktan sonra hayatının pek iyi gitmediğini.

Yaptığı şeylerden pişman olduğunu.

Sana ulaşmaya çalıştığını.

---

— Ve sen buna inandın mı?

dedi Zeynep.

---

Gökay başını iki yana salladı.

---

— Bilmiyorum.

Ama bildiğim bir şey var.

---

— Ne?

---

— Dün gece telefonda konuşurken bir şey söyledi.

Ve o yüzden bugün gelmek istedim.

---

Zeynep'in içindeki huzursuzluk yeniden büyümeye başladı.

---

— Ne söyledi?

---

Gökay'ın yüzündeki ifade ciddileşti.

---

— "Geçmiş kapanmadı."

dedi.

---

Masada sessizlik oluştu.

---

Semih'in kaşları hafifçe çatıldı.

---

— Bunun anlamı ne?

---

— Bilmiyorum.

dedi Gökay.

— Ama sabah senin kapına gitmeden önce de aynı şeyi söyledi.

---

Zeynep yavaşça arkasına yaslandı.

---

İçinde kötü bir his vardı.

Çünkü Giray'ın özür dilemesi normaldi.

Mektup bırakması normaldi.

Ama...

---

"Geçmiş kapanmadı."

---

Bu cümle hiç normal değildi.

Ve ilk kez Zeynep, Giray'ın gelişinin sadece bir özür ziyaretinden ibaret olmayabileceğini düşünmeye başladı.