3. bölüm · GÖLGE TİMİ 1
2. BÖLÜM
Operasyon odasına ağır bir sessizlik çökmüştü.
Masanın üzerindeki haritada kırmızıyla işaretlenmiş noktaya bakan herkes aynı soruyu düşünüyordu.
Akrep kimdi?
Albay Hakan Demir kollarını göğsünde birleştirdi.
— "Bu isim size bir şey ifade ediyor mu?"
Kimse konuşmadı.
Ta ki Oğuz Arslan'ın sesi duyulana kadar.
— "Evet komutanım."
Semih başını çevirdi.
Zeynep'in kaşları çatıldı.
Hakan Demir dikkatle Oğuz'a baktı.
— "Anlat."
Oğuz birkaç saniye sustu.
Sanki yıllardır açılmamış bir dosyanın kapağını aralıyordu.
— "Dört yıl önceydi."
Odadaki herkes sessizce onu dinliyordu.
— "Henüz yüzbaşıydım. Sınır hattında yürütülen gizli bir operasyonda görev alıyordum. Görev sırasında birçok kaçakçılık ve silah trafiğini yöneten bir adamın adına ulaştık."
— "Eren Vural..." dedi Zeynep.
Oğuz başını salladı.
— "Evet. Kod adı Akrep."
Semih haritadaki noktaya baktı.
— "Onun öldüğünü sanıyordum."
— "Biz de öyle sanıyorduk."
Oğuz'un sesi sertleşmişti.
— "Ama cesedi hiçbir zaman bulunamadı."
O sırada operasyon odasının kapısı açıldı.
İçeri Burak Kara girdi.
Elinde bir tablet vardı.
— "Komutanım."
Hakan Demir döndü.
— "Söyle Kuzgun."
— "Yeni görüntüler geldi."
Tablet masanın üzerine bırakıldı.
Ekranda terk edilmiş bir depo görünüyordu.
Görüntü gece çekilmişti.
Kameranın çözünürlüğü düşüktü.
Ancak içerideki silahlı adamlar seçilebiliyordu.
Bir süre sonra görüntüdeki adamlardan biri kameraya doğru döndü.
Odadaki herkes nefesini tuttu.
Adamın yüzünün sol tarafında belirgin bir yara izi vardı.
Oğuz'un çenesi sıkıldı.
Semih'in gözleri büyüdü.
Zeynep sessizce küfretti.
Çünkü görüntüdeki kişi tam olarak tarif edildiği gibiydi.
Eren Vural.
Akrep.
Hayattaydı.
---
Saatler sonra...
Bozkurt Timi hazırlık hangarındaydı.
Silahlar kontrol ediliyor, ekipmanlar hazırlanıyordu.
Sema Aydoğan her zamanki enerjisiyle çantasını toplarken Barış yanına geldi.
— "Heyecanlı mısın?"
Sema gülümsedi.
— "Biraz."
— "Yalan söylüyorsun."
— "Tamam çok heyecanlıyım."
Derya uzaktan seslendi.
— "İkiniz de konuşmayı bırakın da ekipmanlarınızı kontrol edin."
Sema hemen toparlandı.
— "Emredersiniz Kartal."
Burak ise sessizce tüfeğini temizliyordu.
Her zamanki gibi sakin görünüyordu.
Ancak onu tanıyanlar bunun gerçek sakinlik olmadığını biliyordu.
Burak görev öncesinde her zaman sessizleşirdi.
Tam o sırada Zeynep hangara girdi.
— "Toplanın."
Herkes ona döndü.
— "Otuz dakika içinde kalkıyoruz."
Semih de içeri girdi.
— "Hedef bölgeye ulaştığımızda telsiz sessizliği uygulanacak."
Oğuz haritanın başında duruyordu.
Yüzündeki ifade diğerlerinden farklıydı.
Sanki bu operasyon onun için sadece bir görev değildi.
Sanki geçmişten gelen yarım kalmış bir hesap vardı.
Bunu ilk fark eden kişi Zeynep oldu.
Oğuz'un yanına yaklaştı.
— "İyi misin?"
Oğuz kısa bir nefes aldı.
— "İyiyim."
— "Yalan."
Oğuz hafifçe gülümsedi.
— "Bu kadar belli mi?"
— "Bana karşı mı? Evet."
Oğuz cevap vermedi.
Bir süre sessizlik oldu.
Sonunda Zeynep yavaşça konuştu.
— "Bu operasyonu bitireceğiz."
— "Biliyorum."
— "Ve hepimiz geri döneceğiz."
Oğuz başını kaldırıp ona baktı.
İlk kez yüzündeki gerginlik biraz olsun azalmıştı.
Tam o sırada alarm sesi duyuldu.
Hangardaki herkes hareketlendi.
Helikopter pistte hazır bekliyordu.
Albay Hakan Demir telsizden son emrini verdi.
— "Bozkurt Timi."
Herkes durdu.
— "Bu görev sıradan bir görev değil."
Ses tonu sertleşti.
— "Karşınızdaki adam yıllardır gölgelerde saklandı."
— "Ama bu gece saklanacak yeri kalmayacak."
Semih kaskını taktı.
Burak tüfeğini omzuna aldı.
Zeynep ekibini kontrol etti.
Sema ve Barış birbirlerine başlarıyla onay verdi.
Derya son hazırlıklarını tamamladı.
Oğuz ise helikoptere binmeden önce karanlık ufka baktı.
Ve kendi kendine fısıldadı:
— "Bu kez kaçamayacaksın Akrep..."
Arkadaşlar kitapta en sevdiğiniz karakteri sorsamm??
