3. bölüm · GERÇEK AİLEM
BÖLÜM(2)
Gece’nin ağzından
Doktorun ağzından çıkan o
kelimeler odadaki tüm havayı bir anda buz kesti. %99,9 uyuşuyor.
İçimee fırtınalar koptu ama kendimi hemen ele vermedim bugüne kadar aldığım darbaler bana tek bir şeyi öğretmişti acını, yara izlerini ve zayıflıklarını kimseye hemen gösterme. Yoksa o yaralardan vururlar seni.
O yüzden yüzüme en dik, en dobra maskemi taktım bunca yıl çektiğim işkenceleri Yılmaz ailesinin beni her gün nasıl hırpaladığını şimdilik sadece içime gömdüm onların bunu hemen bilmesine gerek yoktu. Ben Gece’ydim kolay kolay yıkılmazdım.
Sessizliği ilk bozan o ana kadar tırnaklarını kemiren ve boya kutusuna dönmüş yüzüyle etrafa tiksinerek bakan Aslı oldu çığlığı odayı inletti:
Aslı:Ne demek uyuşuyor? Hayır ben o varoşların, o pis kokan insanların kızı olamam baba, bir şey söyle Demir abi, Rüzgar abi … Bu bir şaka deyin!.
Demir: Sen artık ait olduğun yerdesin sesini kes ve yeni ailene kavuş ve bize bir daha bulaşma.
Aslı:Görceksiniz benden kurtulamayacaksınız size daha neler yaşatacağım bekleyin!.
Babam sandığım o pislik gözlerini parıltadarak Aslı’ya doğru yürüdü ve kolundan sertçe yakaladı. Yüzünde iğrenç paragöz bir sırıtış vardı
Kemal:Hoppala! Demek holding sahibi Karahanlar’ın prensesi aslında benim kızımmış
dedi sırıtarak ve Aslı’yı kolundan tutup hepsi odayı terk ettiler.
Ve bende arkalarında baka kaldım gerçi ne bekliyordum ki tam gözlerim dolacakken gerçek babam, Gökhan Karahan öne atıldı dışarıdan bakınca sert ve heybetli duran o adamın gözlerinde yumuşak ve neredeyse ağlamaklı bir ifade gördüm. Bana doğru bir adım attı:
Gökhan Bey: “Gece…” dedi sesi titreyerek.” Güzel kızım …”
Gözlerindeki o sıcaklık içimi ürpetti ama bir adım geri kaçtım. Alışık değildim ki bana böyle bakılmasına kendi koruma içgüdüsüyle kollarımı göğsümde birleştirdim.
Odada büyük bir gürültü vardı kardeşler şimdiden bölünmüştü:
Demir: Gece, korkma abicim artık güvendesin derken gözlerinden bir kız kardeş kazanmanın heyecanı okunuyordu.
Rüzgar: Valla dünya varmış. Aslı’nın huysuz genlerinin bizden gelmediği tescillendi! diyerek sırıttı.
Bana çok benzeyen çocuk çekingen adımlarla bana yaklaştı.
Doğu:Gerçekten … Gerçekten benim ikizim misin? Aslı gibi sende bana eziyet etmeyeceksin değil mi? Diye fısıldadı.
korkaktı, Aslı’nın ona çektirdikleri yüzünden çekingen biriydi kim bilir neler yaptı pislik içimden bir ses bu çocukla iyi anlaşacağız gibi duruyor bu düşüncem ile hafifiçe gülümsedim.
Boran: Hemen sevinmeyin. Aslı’nın ne mal olduğunu zamanla anlarız diyerek soğuk rüzgarlar estirdi.
Kuzey ve Güney: İkisi de aynı anda gözlerini devirdi. Kuzey, fark eden bir şey yok bu kız da aynısı çıkacak diye mırıldandı. Günay de onu kafasıyla onayladı.
Ben ise onlara dik dik baktım.
Ben: Bana bakın kimsenin parasında gözüm yok. Bana holding avcısı muamelesi yapmadan önce gidin aynaya bakın. Sizin o şüpheci bakışlarınız bana sökmez!. Dedim yüksek bir sesle.
Annemde tabi anne baba dediğime bakmayın içimden diyorum galiba hemen alışamayacağım ama özellikle bana iyi davranan kimseyi üzmek istemiyorum ama hemen olmaz Gece tamam mı hemen yelkenleri suya indirme!.
Annem: Yeter herkes sussun eve gidene kadar kimse sesini çıkarmıyor. Hadi kızım evimize gidelim.
Ooo annem son noktayı koydu valla
Ben: Tamam gidelim ama bana kızım demeseniz yanlış anlamayın hemen alışamam bana biraz zaman verin olur mu ?
Biraz yüzü düşse de belli etmedi
Annem: Tamam Gece hadi evimize gidelim ha hadi hem sana odada da yaptım çok güzel bir güzel dinlenirsin
Off ama bu kadın çok iyi ya napacağım ben kıyamam ben bu kadına.
Biraz ışınlanalım.
Karahan ailesinin lüks arabasıyla bir malikanenin önüne geldik arabadan inince bu evin büyüklüğü ile gözlerimi irice açtım Seda Hanım yol boyunca elimi tutmak istedi ama kibarca geri çekildim henüz hazır değildim.
Bende daha fazla görgüsüzlük yapmadan eve girdim beni kapıda çok tatlı bir kadın karşıladı
“Gece Hanım hoşgeldiniz “
Ben: Bana hanım demenize gerek yok lütfen benden yaşça büyüksünüz bana ismimle seslenebilirsiniz.
“Tamam Gece kızım hoşgeldin”
Ben:Hoşbuldum
Eve adım attığımızda salonun ortasında büyük bir sessizlik oluştu Karahan ailesinin tüm erkekleri, annem ve babam salondaki koltuklara dağılmıştı ortamdaki gerginlik bıçakla kesilecek cinstendi.
İlk taşı Kuzey attı. Alaycı bir tavırla koltuğa yayıldı:
Kuzey: Eee yeni prensesimiz geldiğine göre kurallarımızı anlatalım. Umarım Aslı gibi sürekli alışveriş çılgınlığı yapıp başımızı ağrıtmazsın ne de olsa varoşlardan geldin buradaki lükse alışman zor olacak.
Bu söz bardağı taşıran son damlaydı kendimi tutamadım salondakilerin tam ortasına geçip durdum sesim sakin ama zehir gibi keskindi:
Ben: Bana bakın! Dedim, gözlerimi tek tek üzerlerinde gezdirerek “ sabahtan beri Aslı gibi, holding avcısı, varoş diyerek beni iğneleyip duruyorsunuz
Özellikle siz diyerek Kuzey, Güney ve Boran’ı işaret ederek.
Ben: Ben varoş dediğiniz yerde tek başıma ayakta kaldım. Sizin o çok sevdiğiniz, şımarttığınız Aslı var ya… Benim yerime sizin ailenizde lüks içinde el bebek gül bebek büyürken, ben her gün ayakta kalma savaşı veriyordum. Siz neyin havasını atıyorsunuz bana? Benim o evde neler çektiğimi, neler yaşadığımı biliyor musunuz da daha ilk günden benim yargılıyorsunuz?.
Neler yaşadığımı, yediğim dayakları ve sırtımdaki izleri söylemedim ve söylemeyi de düşünmüyordum.Ama sesimdeki o derin acı ve öfke salondaki herkesi bir anda susturdu.
Herkes aldıkları bu sert tavırları ile donup kaldılar.
Gökhan Bey ayağa kalkarı, gözleri dolmuştu:
Babam: Kuzey, Güney ve Boran kardeşinizden hemen özür dileyin!. Gece… kızım çok haklısın biz seni koruyamadık yıllarca o insanların yanında bıraktık. Lütfen bize bir şans ver.
Annem yanıma gelip gözyaşları içinde omzuma dokundu.
Annem:Güzel kızım… Biz senin canını yakacak hiçbir şeye izin vermeyiz artık burası artık senin evin.
İkizim Doğu çekingen adımlarla yanıma yaklaştı:
İkizim: Ben… Ben senin buraya gelmene çok sevindim Gece gerçekten, dedi fısıldayarak.
Demir abi de ayağa kalktı, Kuzey ve Güney’e sert bir bakış attıktan sonra bana döndü:
Demir: Bu evde sana kimse saygısızlık edemez Gece. Ben buna izin vermem.
Hepsine bakarak:
Ben odama çıkıyorum dedim ve merdivenlere yöneldim. Rüzgar arkamdan “Valla helal olsun bizimkileri susturdu bir cümlesiyle.
Odam saray gibiydi ama bana yabacıydı. Yatağa uzanıp tavanı izlerken, telefonum titredi. Gözlerim parıldadı arayan ya da yazan tek kişi olurdu zaten: Aras
Aras: Küçüğüm… meraktan öleceğim durumlar nasıl? O yeni aile sana iyi davranıyor mu? Bir sıkıntı var mı?
Yazmaya başladım:
Ben: Hastaneden çıktık, eve geldik evdeki bazı abilerim bana laf sokmaya çalıştı ama ağızlarının payını verdim, şu an hepsi süt dökmüş kedi gibi. Yaralarımı, yaşadıklarımı onlara anlatamadım bilmelerine gerek yok anlatmayacağım da sadece hadlerini bildirdim.
Aras: işte benim Küçüğüm! Kimsenin seni ezmesine izin vermeyeceğini biliyordum ama canını sıkan olursa söyle polis olunca ilk onları tutuklarım:) yarın bana her şeyi anlatacaksın her detayını tamam mı ?
Gece: Tamam yarın görüşürüz.
Telefonu kapatıp gözlerimi yumdum.
Evet bölümün sonuna geldik inşallah beğenirsiniz beğeni ve yorum yapmayı unutmayın 💗
