14. bölüm / 17
GERÇEK AİLEMBÖLÜM(13)
Bölümler 17Şu an: BÖLÜM(13)
- 1 KARAKTER TANITIMI408 kelime
- 2 BÖLÜM(1)1.204 kelime
- 3 BÖLÜM(2)1.029 kelime
- 4 BÖLÜM(3)666 kelime
- 5 BÖLÜM(4)952 kelime
- 6 BÖLÜM(5)677 kelime
- 7 BÖLÜM(6)969 kelime
- 8 BÖLÜM(7)755 kelime
- 9 BÖLÜM(8)570 kelime
- 10 BÖLÜM(9)1.214 kelime
- 11 BÖLÜM(10)890 kelime
- 12 BÖLÜM(11)796 kelime
- 13 BÖLÜM(12)1.391 kelime
- 14 BÖLÜM(13)882 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 BÖLÜM(14)809 kelime
- 16 BÖLÜM(15)947 kelime
- 17 BÖLÜM(16)860 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ertesi sabah Karahan Malikanesi’nde gün her zamankinden farklı bir telaşla başladı.Yıllar sonra kavuştukları kardeşlerinin mesafeli ve soğuk duruşu, abilerinin üzerinde devasa bir baskı yaratıyordu. Boran,Kuzey ve Güney Gece’nin o çelikten duvarlarını yıkabilmek için sabahın erken saatlerinden itibaren adeta seferber olmuşlardı.
Mutfaktan mis gibi kokular yükselirken, Boran elindeki kahve bardağıyla salonda bir aşağı bir yukarı yürüyüp duruyordu. Kuzey masadaki kahvaltılıkları milimetrelik bir düzenle yerleştiriyor, Güney ise Gece’nin sevdiği şeyleri öğrenmek için Yılmaz ailesinin eski mahallesindeki bakkala kadar ulaşıp edindiği bilgileri not almıştı.Karahan holdinglerini yöneten, iş dünyasında isimleri duyulmuş bu üç adam, şimdi on yedi yaşındaki kız kardeşlerinin tek bir tebessümünü kazanabilmek için ecel terleri döküyordu.
Gece ve Doğu merdivenlerden indiğinde, üç abide aynı anda doğrulup kapıya kilitlendi.
“Günaydın Gece” dedi Kuzey, yüzüne yerleştirmeye çalıştığı en samimi tebessümüyle. “Sana özel bir kahvaltı hazırladık. Hatta taze sıkılmış portakal suyu da var, tam en sevdiğin gibi hafif posalı…”
Gece yüzündeki şaşkınlığı gizlemeye çalışırken “günaydın” dedi belli etmeyerek soğuk bir şekilde. Masaya doğru yürüdü ama abilerinin beklenti dolu gözlerine rağmen oldukça sakin hareket ediyordu.
Güney hemen sandalyesini çekmek için hamle yaptı. “Geç otur şöyle Gece. Korumaları dert etme, bugün seni ben bırakacağım. İstersen yolda sevdiğin müzikleri de açarsın, ne dersin?”
Gece, Güney’in bu aşırı çabasına ve yüzünden akan o telaşlı ifadeye kısa bir bakış fırlattı. Sandalyesini kendi çekip oturdu. “Gerek yok Güney. Biz gideriz Doğu’yla korumalarında uzaktan takibi yeter.”
Boran derin bir nefes alarak tabağına birkaç çeşit peynir koydu. Yılların verdiği o otoriter havası, Gece’nin bu net ve soğuk tavrı karşısında tamamen eriyip gidiyordu. “Gece biliyoruz bize kızgınsın.Geçmişte yaşananları değiştiremeyiz ama sana kendimizi affettirmek için ne gerekiyorsa yapmaya hazırız. Tek bir kelimen yeter.”
Gece tabağındaki zeytinle oynarken başını yavaşça kaldırdı. “Gönül almak zaman ister Boran Bey bana dediklerini unutamam ve Aras’a yaptıklarınıza, bana yaptığınız muameleyi de hemen unutamam bence biraz zamana bırakalım.”
Güney ve Kuzey çaresizce birbirine baktı. Alınlarında biriken ter damlalarını silerken, Karahan ailesinin bu güçlü kızını etkilemenin düşündüklerinden çok daha zor olacağını bir kez daha anlamışlardı.
Doğu tabanına salam doldururken kıkırdamadan edemedi. “Valla abilerim, Gece’nin duvarları Karahan Malikanesi’nin surlarından daha sağlam. Biraz daha ter dökmeniz gerekecek gibi duruyor.”
Kahvaltının ardından Gece ve Doğu, lisenin yolunu tuttu. Zaten okula devam ettikleri için Gece’yi herkes çok iyi tanıyordu, ancak dün okul kapısının önünde yaşananlar bütün okula yayılmıştı duymayan kalmamıştı.
Bahçe kapısından içeri adım attıklarında havadaki değişim anında hissettirdi kendini. Koridorlarda ve bahçedeki öğrenciler Gece’yi görünce konuşmayı kesti. Gece’nin o cesur duruşu, sekiz adamı gözünü bile kırpmadan yere sermesi okuldan efsane gibi anlatılıyordu. Kimisi çekinerek geriye doğru çekiliyor, kimisi ise Gece’ye büyük bir hayranlık ve saygıyla bakıyordu. Bahçedeki fısıltılar Gece’nin etrafında bir fırtına gibi dolanıyordu.
Gece ise kendisine kilitlenen bu hayran ve çekingen bakışların hiçbirine aldırış etmeden, her zamanki sakin ve dik duruşuyla çantasını omzuna düzeltip sınıfa doğru yürüdü.
Sınıfın kapısı açılıp içeri girdiklerinde uğultu bir anda bıçak gibi kesildi Gece ve Doğu yerlerine geçerken arka sıralardan birinde oturan Ateş, gözlerini bir an bile Gece’den ayırmıyordu.
Ateş’in Ağzından
Sınıfın kapısı açılıp Gece içeri girdiğinde, odadaki havanın nasıl bir anda ağırlaştığını hissettim. Herkes hayranlıkla karışık bir korkuyla ona bakıyordu. Doğu’ya saldırdığımız o an, Gece’nin araya bir fırtına gibi dalıp üzerimize esişi kolay kolay unutulacak bir şey değildi.
Hele ki benim üzerime gelişi…
Beni saniyeler içinde etkisiz hale getirdiği, bileğimi kıvırdığı o anı düşündükçe hala bileğim sızlıyordu. O gün ona çok gıcık olmuştum hatta gidip Müdür’e şikayet etmiştim ama garip olan şey, şuan yüzüne baktığımda duyduğum öfke değil, bu korkusuz ifadeye karşı içimde uyanan garip hayranlıktı.Hayatımda ilk kez birinin karşısında böyle çaresiz kalmış ama aynı zamanda ondan gözlerimi alamamıştım.
Şimdi çantasını sırasına bırakıp yerine oturmasını izliyorum. Herkes ondan çekinerek uzak duruyordu ama o hiç kimseye aldırış etmeden, başı dik bir şekilde durmaya devam ediyordu.
Beni herkesinin içimde durduran bu kıza karşı içimde büyüyen bu hisse ne denirdi, hiç bilmiyordum. Kendime bile itiraf edemiyordum ama o günden beri zihnim tamamen onunla doluydu. Gece…Gece çok bambaşka biriydi. Kimseye benzemiyordu eşsizdi aman Allahım ben bu kıza aşık oluyordum.
Gece,Ateş’in kendisine kilitlenen o derin bakışlarını fark etti ama hiç renk vermeden sırasına oturdu. Ateş’in gözlerindeki o karmaşık ifadeyi çözmek zordu.
Doğu yanına oturup fısıldadı:”Ateş sana kilitlendi yine. O olayın etkisinden çıkamadı heralde.”
Gece hafifçe gülümsedi, defterini açarken son kez Ateş’e doğru baktı. “Bırak baksın Doğu. Herkes bu okulda kendi sınırını bilmeyi öğrenecek.”
Günün son zili çaldığında Gece ve Doğu bahçe kapısına doğru yürümeye başladı. Yağmur hafif hafif çiselemeye başlamıştı. Gece ceketinin kapüşonunu kapatırken bir anlığına duraksadı. İçinde garip bir belirdi; sanki birisi doğrudan ensesine bakıyor, hareketlerini adım adım izliyordu.
Oysa okulun karşı caddesinde, ağaçların gölgesine park etmiş siyah, karartılmış camlı aracın içindeki Devran Alaz, bir saniye bile gözünü Gece’den ayırmıyordu. Devran, elindeki telefondan gelen bilgilere bakarken bir yandan da Gece’nin o dik duruşunu hayranlıkla izliyordu.
Gece derin bir nefes alıp hızla arkasına ve caddenin karşı tarafına baktı. Siyah aracın filmli camları arkasından Devran’ın bakışlarını üzerinde hissediyor gibiydi. İçini garip bir ürperti kapladı.
Doğu onun duraksadığını fark edip yanına geldi. “Ne oldu Gece? Bir şey mi var?”
Gece bakışlarını caddeden çekmeden hafifçe yutkundu. “Yok bir şey…
“Haydi gel, bizimkiler ileride bekliyor,” dedi Doğu.
Gece arabaya binerken son bir kez caddenin karşısına baktı. Şimdilik her şey sakindi ama bu sakinliğin arkasında fırtına öncesi bir havanın saklı olduğunu, bir çift gözün sürekli üzerinde olduğunu içten içe doğru hissediyordu. Oyun durmamıştı, sadece sırasını bekliyordu.
Evet uzun bir aradan sonra yeni bölümü attım sonunda inşallah beğenirsiniz iyi okumalar 💗
Bölüm etkileşimi
