12. bölüm / 17
GERÇEK AİLEMBÖLÜM(11)
Bölümler 17Şu an: BÖLÜM(11)
- 1 KARAKTER TANITIMI408 kelime
- 2 BÖLÜM(1)1.204 kelime
- 3 BÖLÜM(2)1.029 kelime
- 4 BÖLÜM(3)666 kelime
- 5 BÖLÜM(4)952 kelime
- 6 BÖLÜM(5)677 kelime
- 7 BÖLÜM(6)969 kelime
- 8 BÖLÜM(7)755 kelime
- 9 BÖLÜM(8)570 kelime
- 10 BÖLÜM(9)1.214 kelime
- 11 BÖLÜM(10)890 kelime
- 12 BÖLÜM(11)796 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 BÖLÜM(12)1.391 kelime
- 14 BÖLÜM(13)882 kelime
- 15 BÖLÜM(14)809 kelime
- 16 BÖLÜM(15)947 kelime
- 17 BÖLÜM(16)860 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yağmur bardaktan boşanırcasına yağmaya devam ederken, okulun önündeki o büyük arbedenin ardından Gece ve Doğu hemen eve dönmedi.
Zihninde fırtınalar kopan Gece, hem üzerindeki o yoğun adrenalinin yatışması hem de kafasını toparlayabilmek için adımlarını mahallenin arka sokaklarına doğru kırdı. Doğu, ikizinin hemen yanında, sessiz ama korumacı adımlarla ona eşlik ediyordu. Bir büfeden aldıkları iki sıcak çayla bir parkın üstü kapalı bankına oturdular. Yağmur tıpırtıları arasında Gece sadece sustu. Doğu ise kardeşinin omuzlarındaki ağır yükün farkında olarak onun bu sessizliğine saygı duydu. Bir süre sadece yağan yağmuru, sokak lambalarının altında süzülen damlaları izlediler. Zamanın nasıl geçtiğini,havanın karardığını ve saatin ilerlediğini fark etmediler bile.
Bu sırada Karahan Malikanesi’nde ise zaman adeta durmuştu.
Saatler ilerledikçe evdeki gerilim yerini büyük bir panik ve endişeye bırakıyordu. Okul çıkışında yaşanan o tehlikeli olayın haberi eve çoktan ulaşmıştı ama çocuklardan tek bir haber bile yoktu. Telefon aramaları yanıtsız kalıyor, dakikalar geçtikçe salondaki hava daha da ağırlaşıyordu.
Seda Hanım elindeki mendili sıkmaktan parmak boğumlarını beyazlatmış, gözü kapıdan ayrılmıyordu. Gökhan Bey salonda bir aşağı bir yukarı yürüyor, telefonla korumaları ve istihbarat elemanlarını sıkıştırıyordu. Boran çoktan polis ekiplerini harekete geçirmek için telefonuna sarılmış, Demir ise adamlarına kentin altını üstüne getirme talimatı veriyordu.
“Neredeler Gökhan? Nerede kaldılar?” diye feryat etti Seda Hanım. “Belalı adamların saldırdığı haberi geldi, hava karardı ama hala yoklar ya başlarına bir şey geldiyse?”
“Sakin ol Seda” dedi Gökhan Bey, ama kendi sesi bile endişeden titriyordu.” Boran, ekipler bir iz buldu mu?”
“Sokak kameralarını taratıyorum baba, “ dedi Boran gergin bir sesle. “Okulun önünden yürüyerek uzaklaşmışlar ama sonrası yok sinyal alamıyoruz.”
Tam bu sırada, evin ağır ahşap kapısının kilit sesi salonda yankılandı.
Salondaki herkes aynı salisede kapıya doğru yöneldi. İçeriye üstleri başları yağmurdan sırılsıklam olmuş, yorgunluktan biraz düşmüş Doğu ve Gece girdi.
Seda Hanım çığlık atarak Gece’ye doğru koştu. “Gece! Doğu! Neredeydiniz siz çıldıracaktık burada telefonlarınız neden kapalı? Size bir şey oldu sandık!”
Gökhan Bey ve abiler de ikilinin etrafını sardı. Endişe, bir anda büyük bir mahcubiyete ve vicdan azabına dönüştü.
Gökhan Karahan adımlarını yavaşça kızı Gece’ye doğru attı. Dışarıdan sert ve tavizsiz duran bu adamın gözlerinde ilk defa katıksız bir çaresizlik vardı:
“Gece…”dedi Gökhan Bey, sesi yılların yorgunluğuyla titreyerek. “Bizi affet güzel kızım. Seni merak etmekten çıldırdık ama biliyorum…Seni o insanların arasında, o zorbalıkların içinde tek başına bıraktığımız için ve sana inanmadığımız için bize kızgınsın. Yıllarca senin varlığından habersiz kalmak bizim en büyük ayıbımız. Ama ant içerim ki bundan sonra tek bir kılın bile zarar görmesine izin vermeyeceğim.”
Seda Hanım, Gece’nin soğuktan titreyen ellerini narin bir şekilde kavradı:
“Sana anne olamadığım, seni koruyamadığım her gün için içim yanıyor Gece… saatlerdir sizi beklerken kalbimin nasıl sıkıştığını anlatamam. Bize bir şans ver kızım, seni ne kadar çok sevdiğimizi ve pişman olduğumuzu kanıtlamamız için bize izin ver.”
Abisi Demir bir adım öne çıkıp Gece’nin karşısında durdu:
“Yıllardır bir kız kardeşim olsun, onu gözümden sakınayım isterdim Aslı’yla yapamadım bunların hiçbirini senin için çok geç kaldık. Ama şunları bil ki arkanda artık koca bir Karahan ailesi var.”
Rüzgar, Boran ve ikizler bile gördükleri bu tablo karşısında içlerindeki mesafeyi korumakta zorlanıyor, gözlerindeki pişmanlığı gizleyemiyorlardı.
Gece, karşısındaki ailenin gözlerinin içine tek tek baktı. Yıllarca Yılmaz ailesinin yanında hayatta kalmak için insanların jest ve mimiklerini okumayı öğrenmişti. Karşısındaki bu insanların yalan söylemediğini, içlerindeki pişmanlığın ve endişenin tamamen gerçek olduğunu hissedebiliyordu.
İçinde bir yerler bu sıcaklığa teslim olmak istiyordu.ama zihnindeki alarm zilleri susmuyordu. Pişmanlık güzeldi, fakat cehalet ve belirsizlik onun gibi savcı olmak isteyen bir kız için en büyük tehlikeydi.
Gece derin, sarsıcı bir nefes aldı. Üzerindeki ıslak ceketi çıkarıp koltuğun kenarına bıraktı. Ardından elini cebine attı ve telefonunu çıkarıp salondaki cam orta sehpanın üzerine sertçe koydu.
Çıkan “Tak” sesi salondaki tüm özür ve pişmanlık fısıltıları bıçak gibi kesti.
Gece parmağıyla sehpadaki telefonu işaret etti. Ekran ışığı yanıyor, bilinmeyen numaralardan gelen tehdit mesajları ve gizemli uyarılar açık bir şekilde görünüyordu. Salondaki herkes şaşkınlıkla telefona kilitlendi.
Gece, yorgunluktan kızaran ama bir o kadar da keskinleşen gözlerini babası Gökhan Karahan ve abilerinin üzerinde gezdirdi. Ses tonu salonda çınlandı:
“Pişman olduğunuzu görebiliyorum…ve ben geçmişin hesabını tutup sizi burada daha fazla ezmek niyetinde değilim!”
Gece adımlarını babasına doğru bir adım daha yaklaştırdı.
“Ama artık dayanamıyorum! Şu telefona gelen tehdit mesajlarına bakın! Okulun kapısına kadar dayanan, sekiz kişiyle üzerime çullanan o adamlar kimdi! Benden, sizden, Karahan ailesinden ne istiyorlar?”
Gece’nin sesi gittikçe yükseliyor, içindeki tüm bastırılmış duygular dışarı taşıyordu:
“Karahan ailesi olarak benden ve Doğudan gerçekten ne saklıyorsunız? Geçmişinizde nasıl bir bela var da ucu gelip bana dokunuyor? Eğer aramızda gerçekten yeni bir sayfa açılacaksa, eğer size güvenmemi istiyorsanız ben bu düşmanların kim olduğunu dışarıdaki adamlardan değil en azından sizin kendi ağzınızdan duymak istiyorum! Bize her şeyi anlatmak zorundasınız!”
Salona tek bir yaprak kıpırdamayacak kadar ağır, devasa bir sessizlik çöktü. Tüm bakışlar Gökhan Karahan’a ve abilere çevrildi. Artık gizlenecek hiçbir maske, kaçacak hiçbir alan kalmamıştı.
Evet bir bölümün daha sonuna geldik inşallah beğenirsiniz iyi okumalar dilerim 💗
Bölüm etkileşimi
