9. bölüm / 15
Esrarengiz Mezar9
Bölümler 15Şu an: 9
Mete arabayı mezarlığın girişine gelişigüzel park etti.
"Ne yapıyor lan o manyak sıçıyor mu?"
O da benim gibi şok olmuştu. Küçük kız hararetle kendisine doğru koşan adamı gördü. Fakat hiç istifini bozmadı. Sanki işini bitirmeden kalkmaya niyeti yok gibiydi. Adam elindeki sopayı ilk indirişinde bile kız gözünü dahi kırpmamıştı. Sonunda darbelerin acısına dayanamamış olacak ki apar topar toparlanıp kaçmaya başladı.
"Piç kurusu!" diye bağırıyordu adam, "gelme lan artık!"
Merakımıza yenik düşüp adamın yanına doğru yürümeye başladık.
"Harabeye dönmüştü evet" dedi Mete, "ama bu kadarını da beklemiyordum."
"Al benden de o kadar. Sıçtı resmen! Neden yaptı ki bunu?"
"Dur bakalım öğreniriz."
Adam geldiğimizi fark etmişti.
"Selamun aleyküm" dedi Mete. Ben de, "iyi akşamlar" dedim.
"İyi akşamlar gazeteci hanım. Elif miydi adınız?"
Beni tanıyordu. Doğru ya küçük yer... Muhtemelen dün öğlen kafede gördü bizi. Köşe yazılarımı okuyacak hali yok ya...
"Evet. Sizin adınız ne?"
"Veli."
"Veli abi ne yaptı o ufaklık öyle ya?"
"Ya ne ufaklığı Allah aşkına. Yaratık! Şeytan! Şeytan'ın ta kendisi!"
"Neden böyle bir şey yaptı ki? Hep mi yapıyor bunu?"
"Hep yapıyor Allah'ın belası. Bunu kovuyorum gördüğümde ama sağdan soldan bir yerden girip geliyor gene."
"Öyle ya, hapishane mi ki burası etrafını yüksek duvarlarla, çitle kaplayasın."
"Öyle öyle. Ölüye de saygısı yok bunların. He gerçi o adamın da ne ölüsüne ne dirisine saygı duyulur ya! Bir şey demiyeyim hadi ölünün arkasından, Allah günah yazmasın."
"Ya Veli abi biz çok merak ettik. Kim ki o mezardaki? Biz bu kızı dün de gördük burada. Dua ediyor, yas tutuyor falan sandık."
"Ya yok ne dua etmesi Elif kardeşim. O dua etmez, beddua eder. Kızın yaşadıklarından sonra hakkıdır ha ona hiçbir lafım yok. Ama geliyor sıçıyor mezara ben uğraşıyorum sonra."
"Ne yaşadıki o kız? Ne yaptı mezardaki ona?"
"Annesini öldürdü."
"Yapma ya! Peki babası?"
"O babası işte... Mezardaki Celal, bu kızın babası. Kızın adı Ayşenur."
Mete ile birbirimize bir bakış attık. Kim bilir daha ne tuhaf hikayeler vardı bu kıç kadar kasabada?
"Veli abi biz çok merak ettik bu Celal ile Ayşenur'un öyküsünü. Vaktin varsa, müsaitsen dinlemek isteriz."
"Vaktim var tabii, ölüler sipariş vermiyor sonuçta. Herhangi bir talepleri de olmuyor. Yaşayanlar gibi tripli değiller."
Yaptığı espriye nezaketen tebessüm ettim. Üzerine çalışılsa güzel bir aforizma çıkardı aslında söylemeye çalıştığı şeyden. Fakat her laf, her ağıza yakışmıyor...
"Nedir peki abi bu Celal'in olayı? O mezar ne halde öyle?"
"Valla işte o adamdan da günaha girmeden bahsetmek zor. Beş para etmez herifin tekiydi."
"Sen anlat abi, günahı vebali benim boynuma olsun."
"Dur ben bir çay koyayım bize."
Adam kalkıp yandaki küçük mutfağa gitti.
"Bu gece de buradayız o zaman?" dedi Mete.
"Zaten bugünün de parasını peşin vermemiş miydik?"
"Bir şey mi dedin gazeteci hanım?" diye bağırdı Veli abi içerden.
"Yok abi gel hadi bekliyorum."
Bölüm etkileşimi
