15. bölüm / 15
Esrarengiz Mezar15
Bölümler 15Şu an: 15
Çıkmadan annemle babamı kontrol ettim. Derin uykudalardı. Ağrı kesicilerimi aldım ve kapıdan yavaşça dışarı çıktım. Binanın önünde Mete’nin arabasını gördüm. Araba nasıl gelmişti ki buraya? Metehan yok ama arabası var... Belli ki babam birini gönderip aldırmıştı. Ya da Metahan’ın babası. Metahan’ın babasının adı neydi? Neyse, yaşadığım şeyden sonra hafıza kaybı yaşamam normaldi bence. Sonuçta araba burada. Öyle ya, ‘araba Mete’nin değil, senin’ diyecekler. Elimi şartlı refleks gibi montumun cebine attım. Anahtarları da koymuşlar cebime... Her şeyi ayarlamışlar. X’deki onca adamı da oyunlarına dahil edecek halleri yok ya. Çıktım yola. Yol boyunca X kasabasında yaşadıklarımız film şeridi gibi gözümün önünden geçti. Cinayet, Zeynep, Kudret, Cenk ve Ayşenur... O iğrenç mezarın içinde yatan pis herif... Karısına çektirdikleri... Şimdi hepsi önemsizdi. Önemli olan tek şey Mete idi. Öyle bir dalmışım ki düşüncelere ne ara geldim fark etmedim bile. Buradaki en aklı başında adam Cenk abiydi. Onu nerede bulacağımı biliyordum. Evet oradaydı... Her zamanki gibi o kafede tek başına oturmuş kitap okuyordu. Bu kez elindeki kitap ‘Tutunamayanlar’dı. Bu adam bu kitabı ilk defa okuyor olamazdı.
“Selam Cenk abi” dedim.
Başını kaldırdı ve gülümsedi. “İyi olmana sevindim. Senin için çok endişelenmiştim. Neyse ki hayattasın.”
“Öyleyim... Tutunamayanlar ha?”
“Evet.”
“Bunu ilk defa okuyor olmana hayatta inanmam.”
“İlk defa değil. Nereden anladın?”
“E çok okuyan adam bu yaşa kadar atlar mı Oğuz Atay’ı”
“Öyle...” dedi tebessüm ederek. Yirmilerimin başında okumuştum. Yirmilerimin başında bıraktığı etki ile ellilerimin başında bıraktığı etki farklı oluyor.”
Gülümsedim. “Cenk abi, röportaj yaptığımız günü hatırlıyor musun?”
“Evet daha bir hafta bilemedin on gün önceydi.”
“Abi yanımdaki arkadaşımı da hatırlıyorsun değil mi? Metahan’ı”
Anlamsızca baktı. Bakma işte Cenk abi öyle... Bakma öyle... “Abi yanımızdaydı.”
“Kimse yoktu. Sadece sen vardın?”
Al işte! “Sende mi Cenk abi?”
“Elif, inan anlamıyorum. Zor bir badire atlattın. Kafanın karışması normal.”
“Böyle mi demeni söylediler?”
“Nasıl?”
“Yok bir şey ya!” diyerek bir hışımla kalktım yanından. Ağrılarım şiddetlenince birkaç hap birden yuttum. Öyle ya... Herifle röportaj yaptığımızı biliyordu kanaldakiler. Elbette ki onu da alet ettiler bu oyuna. Dürüstlüğü de kıracak bir meblağ vardır elbet. Metehan’dan bile şüphelenmeye başlamıştım. Belki bizzat onun tertiplediği bir eşek şakasıydı. Ama gram ihtimal vermiyorum böyle bir şeye. Bence kanaldakilerin bir oyunuydu. Zaten işi bırakmamı istiyorlardı. Benden kurtulacaklardı. Fakat mezarlık görevlisi Veli... İşte onunla konuştuğumuzu kimse bilmiyordu. Bu saçmalığa bir son verecektim. Arabaya atlayıp doğruca onun yanına gittim. Celal’in mezarının önünden geçerken Ayşenur’u gördüm. Kara bir odunu mezarın ortasına dikmiş sabitlemeye çalışıyordu. Al işte bak Ayşenur koyuyormuş onu oraya. Ne demek kesiyoruz yeniden çıkıyor. Her şeyin mantıklı bir açıklaması olmalı.
Veli abi mezarlığın diğer tarafında bir mezara su döküyordu. Geldiğimi fark etti. Uzaktan el salladım. “Dur geliyorum” dedi. Tahminimce vefat eden bir kişinin yakını uzakta olduğu için arada mezarla ilgilensin diye para vermişti ona. Ölülere bile torpil gerek.
Biraz sonra yanımdaydı.
“Abi, Ayşenur mezarla uğraşıyor haberin olsun.”
“Uğraşsın ya. Ne yapayım? Sen nasılsın bu arada? Verilmiş sadakan varmış ha!”
“Abi tamam geçelim bunları. Seninle konuştuğumuz şeyleri hatırlıyorsun değil mi? Celal, Aliye, Suriyeli kadın falan...”
“Evet.”
“Yanımda kim vardı abi benim?”
“Nasıl?”
Aynı aptal ifade... “Abi ben senin yanına kiminle geldim?”
“Hiç kimseyle. Tektin.”
Yoktu...
Metahan diye biri yoktu...
Bir şekilde onu var etmiştim ve depremle birlikte yok olmuştu. Nasıl olur?
“Abi, ben seninle konuşurken neredeyse hep ‘biz’ diye hitap ettim. ‘Biz’ merak ediyoruz bu mezarın öyküsünü falan dedim. Madem ben tektim, hiç garipsemedin mi kendimden çoğul bahsetmemi?”
“Garipsedim ama sonradan söyle düşündüm; Sen şimdi ajansta mı gazetede mi ne çalışıyorsun ya, hani çalıştığın kurumu temsilen öyle biz diyorsun sandım.”
Kabullenmesi çok zordu... Fakat kimsenin bana oyun oynadığı falan yoktu. Bana oyun oynayan tek şey beynimdi gerçekten. Bunca yıl boyunca kendime farklı bir kişilik yaratmış ve onunla yaşamıştım. Peki şimdi en yakın arkadaşımın yokluğuna nasıl alışacaktım?
“Çay içer misin?” diye sordu Veli abi. Kafamı kaldırıp bir müddet yüzüne baktım. “İçerim abi.”
O çayları koymaya giderken ben de Celal’in mezarına doğru yürüdüm. Ayşenur işini halledip çoktan gitmişti. Yazık, kız Celal’den kurtulmuş ama Kudret gibi bir pisliğe mahkum olmuş. Geri döndüm. Veli abi çayları doldurmuştu.
“Abi, şu Ayşenur’u sosyal hizmetler alsa keşke.”
“Alacak zaten.”
“Öyle mi? İyi bari. Peki neden şimdi?”
“Haberin yok mu senin? Kudret’i tutukladılar. Cinayetleri o işlemiş.”
Şok üstüne şok... Ama demiştim Mete’ye. Yoksa o mu bana demişti?
“Nasıl çıktı ki ortaya?”
“Depremden sonra ortalık karışıyor... Bu Kudret salağı kaosu fırsat bilip Zeynep’e gidiyor. Önce iyi misin, bir şey lazım mı falan ayağı yapıyor. Sonra içeri girip tecavüze kalkışıyor. O arada Zehra da evdeymiş. Kudret bilmiyor tabii. Kız lavabodan çıkmış, nasıl soğuk kanlı davrandıysa bunu arkadan videoya çekmiş. İtirafı falan her şeyi var salağın. Sonradan arkadan ütüyle indirmiş bunun kafaya. Kudret afallar gibi olunca da avazları çıktığı kadar bağırıp kaçmışlar. Jandarma aldı götürdü. Çifte cinayet, itiraf var. Daha ömür billah çıkmaz o pislik.”
“Vay be... İyi olmuş.”
“Öyle işte. Daha neler göreceğiz kim bilir?”
“Biliyor musun Veli abi, gün geçtikçe daha az şaşırıyoruz.”
Bir şey demedi. Çayının son yudumunu içip bardağı bıraktı.
“Ben artık gidiyorum abi. Hakkını helal et.”
“Helal olsun Elif kardeşim. Her zaman bekleriz. Gel misafirimiz de ol.”
“Eyvallah abi de gelmem be... Yalan yok bir daha bu kasabaya asla gelmem.”
Arabama atladım. Tek başımaydım. Bir an yan koltuğa baktım. Biliyorum Mete orada değildi ve olmadığının farkındaydım. Gene de oradaymış gibi kendi kendime konuştum,
“Bırakıyorum Mete. Kitap yazacağım. Mezarı anlatacağım. Belki kimse okumaz ama olsun be... Bu arada amma sallamışsın be oğlum, katil yanlış eve girmiş falan... Bak gördün mü Kudret öldürmüş. Ben demiştim sana. Sen yanıldın. Ben haklı çıktım.”
Bölüm etkileşimi
