Esrarengiz Mezar kitap kapağı

13. bölüm / 15

Esrarengiz Mezar

13

Vaveyla Yazarı: Murat Kesgin

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 13

Gözümü açmamla üzerime doğru düşen tavanı görmem bir oldu. Aniden yuvarlanıp yatağın yanına bıraktım kendimi. Daha ben yere temas etmeden çökmeye başladı bulunduğum zemin. Bütün bunlar belki bir saniye, belki bir saniyeden de az bir sürede oldu. Sanırım bayılmışım. Gözlerimi ne kadar süre sonra açtım bilmiyorum. Son hatırladığım üzerime doğru gelen lamba ve tavandı. Ve şimdi karanlık dar bir alanda sıkışmış vaziyetteyim. Yani lambayı görmemden, gözlerimi yeniden açtığım ana kadar neler oldu bilmiyorum. Ama belli ki bir yerlerim kırılmış. Canım çok yanıyordu. Bacağım bazanın altına sıkışmış, kımıldatamıyordum. Dışarıdan gelen sesleri duyuyordum. Çığlıktı bunlar. Yardım çığlıkları... Olmuştu sonunda... Beklenen deprem gelmişti. Büyük marmara depremi. Tekirdağ'ı yıktıysa, Silivri, Büyükçekmece, Beylikdüzü ve Avcılar'ı düşünemiyordum... Mete'ye seslenmek istedim. Sesim çıkmadı. Ömrümde canımın bu kadar yandığını hatırlamam. Şans eseri şimdilik hayatta kalmıştım ama yardım gelmezse ne kadar dayanabilirdim ki? Eğer Kahramanmaraş merkezli depremde olduğu gibi devlet eline yüzüne bulaştırırsa belki günler sonra ulaşırlardı bana. Oysa benim bir dakika bile dayanacak gücüm yoktu. "Mete..." diye cılız bir ses çıktı ağzımdan. Kendim bile duymakta zorlandım. Bu sefer gücümü biraz daha topladım ve, "Mete!" diye bağırdım. Normalde yan odamdaydı fakat bu yıkımdan sonra yanımdaki oda onun odası mıydı şüpheliyim. Belki yanımda bir oda bile yoktu şu an. "Metehan..." dedim ağlayarak. "Ne olur ölme..." Hissetmiş gibi ilk defa beni odasına çağırmadı. Belki farkında olmadan beni kurtardı. Fakat ne fark eder ki? Çok dayanamayacağım ortadaydı. Zifiri karanlıkta iki büklüm can çekişerek bekliyordum. Her şey önemsiz oldu birden...Neden buradaydım? Gazetecilik, mezarlık, Celal ve siktiri boktan hayat hikayesi. Hiçbir şeyin önemi yoktu. Her şey boştu...

Gözlerimi açtığımda karşımdaki televizyonun açık olduğunu gördüm. Hastane odasındaydım. Haberler açıktı. '7.2'lik depremin şoku devam ediyor' yazıyordu. Nasıl yani 7.2? Beklenen büyük marmara depremi en az 7.5 büyüklüğünde olacaktı. 7.2 yıktıysa benim kaldığım oteli, Kahramanmaraş'taki gibi 7.8'de ne olurdu kim bilir? Kafamı çevirdiğimde annemi gördüm. Kitlenmiş haberleri seyrediyordu. Sonra bana baktı ve uyandığımı fark etti. Yüzündeki heyecanı hiç unutmam. "Uyandı!" diye çığlık attı. "Hemşire hanım! Kızım uyandı!"

Hemşire geldi. "Kat doktoruna haber verin" dedi yanındaki stajyer hemşireye.
"İyi misin?" diye sordu bana. Cevap vermeye çalıştım ama sesim çıkmadı. Doktor gelmişti. Dikkatlice gözlerime baktı, "beni duyabiliyor musun?"

"Evet..." dedim zorla da olsa. Bu sırada annemi kulağında telefonla odanın dışına çıkarken gördüm. "Uyandı! Şükürler olsun rabbime!" diyordu. Ya teyzem ya da babamla konuşuyordu. Düşünebiliyordum, kafamda bağlantı kurabiliyordum. Hayattaydım ve akli dengem yerindeydi.

"Bugün günlerden ne?" diye sordu doktor.

İşte orasını bilemem...

"Bilmiyorum" dedim. Sesim kısık çıkıyordu. Öksürdüm ve genzimi temizlemeye çalıştım.

"Adın ne?" diye sordu.

"Elif" dedim.

"Güzel" dedi.

"Neler olduğunu hatırlıyor musun?"

"Ben bir oteldeydim..."

"Evet öyleymiş. Seni enkazdan birkaç saat sonra çıkardılar. İki gün Tekirdağ devlet hastanesindeydin. Sonra çalıştığın şirketle anlaşmalı olan bu özel hastaneye sevkin gerçekleşti. İki gündür İstanbul'dasın. Yani yaklaşık dört gündür uyku halindeydin."

Dört gün ha... Bir ömür ayakta tutar bu dört günlük uyku beni. Ve aklımın yavaş yavaş başıma gelmesiyle kafamda şimşek gibi çakan o soruyu sordum.

"Mete iyi mi?"

Doktor ve hemşire birbirlerine baktı.

"Mete kim?" diye sordu doktor.

"Meslektaşım. Biz beraberdik. O da oteldeydi."

"Bilemiyorum Mete hakkında bir bilgimiz yok bizim."

Yoksa onu çıkarmadılar mı? Yoksa günlerdir enkaz altında mı bekliyor? Belki uzun süre hayattaydı ama yardım gelmeyince daha fazla dayanamayıp can verdi. Gözlerim doldu. Ağlamaya başladım. O benim can yoldaşımdı. Hemen toparladım kendimi. Umudumu kesmeyecektim. Sağlam adamdı Mete. Ben sağ kaldıysam o hayli hayli kalırdı. Annem odaya geri gelmişti.

"Baban da geliyor kızım, yolda."

İkisi nöbetleşe kalıyorlarmış yanımda.

"Anne..." dedim kendimi toplayarak.

"Efendim canım kızım?"

"Mete'yi başka hastaneye mi götürdüler?"

"Nasıl kızım?"

"Mete'yi diyorum. Hayatta mı? Başka hastanede mi?"

Biraz duraksadı. Oturduğu yerden başını kaldırıp şaşkın vaziyette doktora baktı. Sonra bana döndü,

"Mete kim kızım?"

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.