Esrarengiz Mezar kitap kapağı

1. bölüm / 15

Esrarengiz Mezar

1

Vaveyla Yazarı: Murat Kesgin

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 1

Beden ölür ama hakikat kalır.
Gerçek, mezarda çürümez.

-Soren Kierkegaard

1

Adım Elif. Ateist bir kadın için tezat bir isim. Babaannemin iki oğlu var. Büyük olan benim babam. Amcamı ise hep kız istemiş ve adını da Elif koymayı planlıyormuş. Ben doğunca da babam annesinin hatrına adımı Elif koymuş. Üstelik babaannemin özellikle böyle bir talebi ya da ısrarı olmamasına rağmen. Öyle ki babam da benim gibi bir ateist ve üstelik Arap mitlerinden nefret eden bir Türk milliyetçisi. Ve elbette ki adım Türk, soyadım müslüman diyen ve asimile olduğunun farkında bile olmadan milliyetçiyim diye geçinen insanlardan hiç hoşlanmaz. Gene de çok sevdi rahmetli annesini ve bana tereddüt bile etmeden Arap alfabesinin ilk harfini verdi isim olarak. Ben henüz iki yaşımdayken ölmüş. Dolayısıyla kendisine dair hiçbir şey hatırlamıyorum. Kucağında olduğum birkaç fotoğraf var. Annem saklıyor o fotoğrafları. Kaç gelin tanıyorsunuz kayın validesinin fotoğraflarını saklayan. Öyle çok severmiş babaannemi. Hem annem hem de babam o kadar iyi anlattılarki onu bana. Ben de sevdim. Görmeden, tanımadan sevdim. Ve sırf onun arzusu diye gururla taşıyorum adımı.

Gazetecilik mezunuyum. İkincilikle bitirip aileme buruk bir sevgi yaşattım. Ya da ben öyle düşünüyorum. Çünkü babam, “sonuncu da olsan ben seninle gurur duyardım kızım” demişti. “Hem evlatların anne babalarını gururlandırmak gibi bir sorumlulukları yoktur. Asıl çocuklar gururlanmalı babalarıyla.”

Eğitime çok önem verir babam ama öyle okullardaki ezberlenmiş klişelere değil. “Bildiğim her şeyi üniversiteden mezun olduktan sonra öğrendim” der her zaman.

Müfredatın saçmalığı konusunda babamla genel olarak aynı fikirde olsam da onun kadar karamsar olmadığımı söyleyebilirim. Zaten o yüzden hevesli bir öğrenciydim ve birinci olmak için kastım. Nihayetinde ikinci oldum ve sekiz sene geçmiş olmasına rağmen birinciyle hep dip dibeydik. İkimiz de aynı kanalın gazete departmanında çalışıyoruz. Okulda da en iyi arkadaşımdı zaten Metehan. Benim aksime bir müslüman olan Metehan’ın ismi de benimki gibi kişiliğiyle tezat. Hoş gerçi o biraz cumadan cumaya, ramazandan ramazana müslümanlardan. Ülkemizin büyük çoğunluğu gibi. Oysa benim canım babaannem ölüm döşeğinde bile gözleriyle kılarmış namazını…

Biz bir kontrollü muhalefet gazetesinde çalışıyoruz. Yani iktidar bir bok yediğinde, bir yolsuzluk yaptığında halkın gazını almak için iktidar partisini ve hükümeti eleştiriyoruz. Tabii onların çizdiği sınırlar çerçevesinde. Halkın bir kısmı yavaş yavaş olayımızı çözdü fakat emin olun tiradımız 2024 yılı için hala çok iyi ve elbette ki gazeteyi muhalif kesim satın alıyor. Muhtemelen gazetemizin gizli sahibi yine iktidara yakın biri. Çünkü iktidar propagandası yapan gazetelerden kar sağlayamıyorlar. Malum, iktidarı destekleyen kesim gazete falan okumuyor. O yüzden bağlı bulunduğum kanal muhalifleri hedef alacak şeyler sürüyor piyasaya ve elde ettikleri kazanç ile gene medya kanallarından iktidarın propagandasını yapıyorlar. Müslüman olsaydım şeytanın daha masum olduğunu düşünürdüm bunlardan. Gel gelelim eleştirdiğim bu çarkın bir bireyiyim. Fakat and içerim ki Metehan ve benim bile yalandan muhalif bir gazete olduğumuzu çözmemiz seneler sürdü.

Başlarda iktidar kesimi şimdikine oranla daha az yolsuzluk ve usulsüzlük yapıyordu ki az dediğim bu şeyler medeni bir ülkede hükümet düşürür. Sonra giderek daha da cüretkarlaştılar ve daha büyük suçlar işlemeye başladılar. Hal böyle olunca biz de tabii ki daha sivri yazdık çizdik. İşte bu noktada baş editörden telefonlar gelmeye başladı. “O kısmı güncelleyelim. Şurayı yumuşatalım…” Hatta bazı konularda haber bile yapmamızı istemiyordu. Gene de şerefli gazeteciliğin gereği burnumuzun dikine gittik ve nihayetinde departman değişikliği, geri plana çekilmeler derken abuk subuk basit haberlerde görevlendirilmeye başladık.

Yarın sabah komik harcırahlarımızla Trakya bölgesinde bir kasabaya gidiyoruz. Son birkaç yıldaki nüfus kaybını ve büyük şehirlere göçün nedenini araştırmamızı istiyorlar. Bölge halkından birkaç kişiyle röportaj yapıp bir yazı dizisi hazırlayacağız. Sanki göçün nedeni bariz bir şekilde belli değilmiş gibi… İş bulamıyor insanlar, bölgeye yatırım yapılmıyor, fabrikalar açılmıyor. Gençler de mecbur kaçmaya bakıyor. Bir tek gideceğimiz yer için değil Türkiye’nin bütün şehirleri için geçerli bu, kaçıp gelen de İstanbul’a geliyor. Sonunda da balık istifi gibi yaşıyoruz. Her gelen belediye başkanı boş vaatlerle milleti soyup soğana çeviriyor ve asla seçildiği yeri düzeltmek ya da geliştirmek adına bir şey yapmıyor. Ve sonunda yozlaşıyor ülkeler, şehirler. Suç oranları artıyor, pislikler artıyor, haysiyetsizlikler normalleşiyor. Lağım doluyor da doluyor. Nihayetinde ölüyor bir zamanlar güzel olan her şey. İlgisizlikten, alakasızlıktan ölüyor. Çünkü bu sadece bir çiçek için geçerli değildir, ihmal edilen her şey ölür… Bir bitki, bir lisan, bir insan…

Biz Metehan’la bunları korkusuzca dile getirdiğimiz için uzaklaştırıyorlar bizi. Kız arkadaşını kesen psikopat, kadın tecavüzleri, hastanelerdeki bebek katilleri ve daha bir ton rezalet varken ve bizim bu olaylar üzerinde durmamız gerekirken böyle basit bir göreve layık görüyorlar bizi…

Bu bahsettiğim daha ciddi haberlere ise mini etekli, göğüsleri gömleğinin düğmesini patlatacak hemcinslerim layık görülüyor… Hem de onlar bizim gibi yazı kısmında değil, ekran önünde şov kısmında. Bir de sivri dilli ödüllü gazeteci diye dümenden ödüllerle servis ederler böylelerini her zaman kamuoyuna. En önemli vakalara bunlar gider, ana haberleri bunlar sunar. Biz ise zapt ediliriz işte… Çünkü biz gerçekten cesurken onlar kontrollü köpeklerdir. Tepedeki ne kadar isterse o kadar havlarlar. Kontrollü muhalefetin kontrollü köpekleri.

Kurulduğu günden beri her girdiği seçimde birinci olan Ak Parti ilk defa son seçimde ikinciliğe düştü. Cumhuriyet Halk Partisi küçük bir farkla da olsa birinci oldu ve bu çok uzun bir aradan sonra yaşandı. İşin özü o günden beri partinin başındaki beyefendi ve dalkavukları oy kaybedip tekrar ana muhalefet konumuna düşmek için her türlü saçmalığı deniyor. O kadar bıkmış ki insanlar artık mevcut iktidardan, değişmesini umdukları için en yakın rakibine oy verdiler. Ve muhtemelen ana muhalefet lideri kendi de beklemiyordu birinci olacağını. Ana muhalefet lideri şaşkın… Yanlışlıkla birinci oldu ve tekrar ana muhalefet konumuna düşmek için elinden geleni yapıyor. İşte bunu yazmıştım köşemde. Yayınlamadılar. Hani biz muhaliftik? Muhaliflik demek bütün partileri eleştirmek değil midir?

Maalesef böyle uyutuyorlar bu halkı yıllardır. İktidarı muhalefeti el ele götürdüler… Onları destekleyenler de boş yere birbirlerini yediler. Uzun zamandır arkadaş olan insanlar dostluklarını bozdu. Babalar oğullarıyla tartıştı. Hatta bazı insanlar birbirlerini öldürdü. Nihayetinde o politikacılar meclis lokantasına fakirin asla alamayacağı bonfilelerinin tadını çıkardılar….

Bir süredir Metehan ile çalıştığımız yerden ayrılıp bir youtube kanalı açma projemiz var. Fakat çok para gerekiyor bu işler için. O yüzden mecburen emredilen her şeyi yapıyoruz. Şu işten sonra muhtemelen istifaları basacağız…

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.