Esrarengiz Mezar kitap kapağı

3. bölüm / 15

Esrarengiz Mezar

3

Vaveyla Yazarı: Murat Kesgin

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 3

Gömdük gömmesine de hem ekonomik koşullar, hem esnafın kurnazlığı derken bize harcırah için ödedikleri üç kuruş paranın yarısını da köfteciye bıraktık.

“Bir boka da benzemiyordu lan” dedi Mete.

“E ne getiriyorsun o zaman bilmediğin etmediğin yere... Hayır Tekirdağ’ın köftesi meşhurdur sözde.”

“Öyle zaten. Ama gel gelelim nadiren de olsa denk geliyorsun kötüsüne. Şimdi Malatya’ya gitsen hiç mi dandik kayısı satan yere denk gelmeyeceksin?”

“Öyle” dedim, “bok gibi de para bayıldık amına koyım.”

Çok nadir olsa da ben de ağzımı bozardım. Memleket müsait miydiki küfürsüz yaşamaya?

“Mesela Trakya bölgesindeki şehirler de genel itibariyle ülkenin en medeni yerleri sayılır. Ama bizim gideceğimiz yer pislik bir yer.”

“Tek pislik yer olan köfteciyi bul... Tek pislik olan kasabaya git... Ne şans be...”
“Ya...” dedi Mete, “gökten şey yağsa hesabı...”

“Ne yağsa hesabı?” diyip gülümsedim.

“Anladın işte sen.”

“Hayırdır ya sanki hiç benim yanımda küfür etmiyormuşsun gibi.”

Metehan’ın ağzı benimkine göre biraz daha bozuktu tabii. Birbirimizden çekinmez her şeyi konuşurduk. 1,92 boyunda, 100 kilo, kalıplı ve atletik yapılı bir adamdı. Ben güzel bir kadındım. Bir çok erkeğin ilgisini çekerdim. Fakat Mete’nin istediği zaman elde edemeyeceği kadın nadirdi.

“X” tabelasını görüp sağa döndük. Kısa süre sonra kasaba meydanındaydık. Meydanda toplanmış olan kalabalığı görünce bir şeyler olduğunu anladık.

“Hayırdır inşallah?”

“Dur bakalım Mete. Gelir gelmez bir haber patlatmayalım mı?”

Jandarma bahçeli bir evi abluka altına almıştı. Evin önünde cenaze nakil aracı vardı. Biz oraya vardığımızda hareket etti. Jandarma da toplanan kalabalığı dağıttı. Sonradan öğrendiğimize göre evden yaşlı bir çiftin cesetlerini çıkarmışlar. Meydandaki çay bahçesine gittik ve konuşan insanların muhabbetlerine kulak misafiri olduk.

“Ne olmuş yahu?”

“Hacı Hüseyin ile karısını öldürmüşler.”
“Karısını mı?”

“Hee. Neriman teyzeyi.”

“Onların genç kızı vardı Zehra mıydı adı?”

“Zeynep Zeynep!” diye söze karıştı bir diğeri. “Zeynep’e bir şey olmamış.”

“Evde mi değilmiş?”

Bir diğer kasabalı karıştı söze, “Jandarmayla konuşurlarken duydum ben. Şimdi onun tekrar ifadesini alırlar ama güya şöyle olmuş; Bu kar maskeleri olur ya hani yüzü komple kapatıp gözleri açıkta bırakan.”

“Eeee” dedi kalabalık toplu şekilde.

“Öyle bir adam basıyor susturuculu silahla evi... Bunların üçü sofradalarmış. Adam önce Hüseyin amcayı sonra karısını vuruyor... Zeynep kaçıyor diğer odaya, bu da peşinden. Yatak odasında kıstırıyor kızı. Tabancanın kabzasını vuruyor kafasına... Kız bayılır gibi oluyor.”

“Eee sonra?”

“Sonra çıkmış gitmiş adam.”

“Nasıl ya kızı neden öldürmemiş?”

“Ne bileyim artık.”

“Peki bir şey yapmış mı kıza, tecavüz falan?”

“Zeynep’in dediğine göre hiçbir şey yapmamış. Öyle çekmiş gitmiş. Yarı baygın görmüş onu Zeynep giderken. Öyle dedi valla astsubaya. Ama dediğim gibi onun şimdi resmi sorgusu falan olur.”

“E sık boğaz edersen gencecik kızı olacağı bu” diye söze karıştı 50 yaşlarında kel bir adam.

“Ne diyorsun Kudret?”

“Ne ne diyeceğim! Belli değil mi ne olduğu?”

“Ne olmuş?”

“Gitti sevgilisine öldürttü işte ana babasını.”

“Yok artık Kudret olur mu öyle şey?”

“Olmaz mı? Duymadık mı hiç böyle olaylar. Harikalar diyarında mı yaşıyoruz?”

“Yani onları öldürüp Zeynep’i sağ bırakması bana da akıl karı gelmedi.”

İçimden “memlekette akıl karı gelmeyen neler oluyor yıllardır” diye geçirdim. Tam o anda dayanamadım ve kasaba halkına kendimi tanıttım.

“Affedersiniz! Adım Elif. Biz gazeteciyiz. Sevgilisi dediniz... Bildiğiniz bir ilişkisi mi vardı?”

Adam şaşırdı, “Yahu olay daha yeni yaşandı. Siz ne ara duydunuz?”

“Aslında başka bir iş için buradaydık biz. Bu olayın üstüne gelmemiz tesadüf oldu.”

“Valla Elif hanım. Katı bir adamdı bunun babası. Muhtemelen Zeynep sevdiğiyle evlenmek istedi, bunlar da vermedi.”

“Yahu bilip bilmeden atıyorsun Kudret,” diye söze karıştı kasket şapkalı kır sakallı bir adam, “Zeynep’in sevgilisi mi vardı? Ayrıca Zeynep’in anlattığı hikayenin doğruluğu ne malum? Belki Zeynep öldürdü.”

“Kardeşim baskıcı ailenin kızı mecbur saklayacak sevgilisini, ne yapsın? E sen söyle o zaman neden anne babayı öldürdü de kızı öldürmedi?”

Sessizlik oldu.

“Orasını hepimiz merak ediyoruz ama abarttığın kadar baskıcı değildi Hüseyin amca. Zeynep dışarı da çıkardı, istediği gibi de giyinirdi. Hüseyin amcanınki daha çok her babanın kızının üzerine titremesi gibi bir şeydi. Bak Remzi abiyi desen anlarım. O adam kızını bağlar, hapseder eve.”

“Remzi kim?” diye sordu Mete.

“O da yan komşuları. Bunlar arkadaşlar.”

“Anladım. Peki bildiğiniz kadarıyla Zeynep’in sevgilisi var mıydı?” diye yineledim az önceki sorumu.

“Yok işte gazeteci hanım. Varsa da bilmiyoruz.”
Metahan’a dönüp, “Mete sen hemen ara kanalı bu bombayı haber ver” dedim sessizce. “Ben de bu arada yeni bir şeyler öğrenmeye çalışayım.”
“Ben de şimdi aramayı düşünüyordum zaten. Olay duyulup yayılmadan biz patlatalım haberi. Sonra da jandarmaya gideriz. Belki onlardan bir şeyler öğreniriz.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.