8. bölüm / 13
ESKİ SEVGİLİM | CHANMİNSapık adam
Bölümler 13Şu an: Sapık adam
- 1 Ayrılık549 kelime
- 2 Özlemişim amk480 kelime
- 3 Piç adam678 kelime
- 4 Patronculuk620 kelime
- 5 Kafanı sikiyim Seungmin523 kelime
- 6 Bay Jean1.386 kelime
- 7 “Seungmin’nin yeri benim yanım.”1.329 kelime
- 8 Sapık adam1.408 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 ASANSÖR2.079 kelime
- 10 Beyaz gül1.475 kelime
- 11 Gülün hesabı1.198 kelime
- 12 Jisung ve Chanın Planı1.708 kelime
- 13 Gerçekler1.075 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Chan’in nefesi kulağımın yakınına değerken bedenim hafifçe gerildi. "Gelemeyeceğini sanıyordum..." sözü müziğin gürültüsünde zar zor duyulmuştu.
Gözlerimi onun ciddi ve mesafeli bakışlarına diktim. "Jisung tek başına gelmek istemedi... Hem ben de evde daha fazla duramadım," diye mırıldandım, sesimdeki o tutukluğu saklamaya çalışarak.
Chan cevabım karşısında sadece hafifçe başını salladı. Yüzündeki o soğuk ve profesyonel ifadeyi bozmadan aradaki resmi mesafeyi korumaya devam etti.
"Anladım," dedi, sesi düz ama netti. "Yine de göz önünde olman iyi. O adamın etrafında dolaşmamanı tercih ederim."
"O adamdan nefret ediyorum zaten," dedim başımı öne eğerek, sesimi hafifçe kısarak. "Bana bakışları, konuşması... Her şeyi midemi bulandırıyor."
Chan’in çenesi kenetlendi ama bana doğru ekstra bir hamle yapmadı. Bedenini hafifçe önüme siper edecek şekilde konumlandırdı sadece. "İşini yap ve onunla yalnız kalmamaya bak," dedi düz bir sesle. "Bir sorun olursa bana bildirirsin."
Onun bu net ve mesafeli ama bir yandan da varlığını hissettiren duruşu, az da olsa içimi rahatlatmıştı.
Tam o sırada elimize birer şampanya kadehi tutuşturan Jisung yanımıza geldi. "Aman Tanrım, Seungmin! Sonunda geldin!" dedi rahat bir nefes alarak. Sonra bakışları Chan ile benim aramda gidip geldi. "Umarım Bay Jean yine canını sıkmamıştır?"
"Aramıza girmeye çalıştı ama Chan hyung buradaydı," dedim çekingen bir tebessümle.
Jisung gözlerini devirdi. "O adama gerçekten katil olacağım. Neyse, madem buradayız biraz sakin kalmaya çalışalım."
Zaman ilerledikçe partinin ortamı daha da hareketlendi. Müzik ritmini artırmış, insanlar alkolün de etkisiyle kahkahalar atmaya başlamıştı. Chan ile salonun daha sakin bir köşesindeki yüksek masada duruyorduk. Aramızda fazla bir diyalog geçmiyordu; sadece aynı masada, sessiz bir mesafeyle duruyorduk.
Ancak bu sakinlik çok uzun sürmedi. Bay Jean, elinde kadehiyle ve yüzündeki o piç sırıtmaya devam ederek tekrar masamıza yaklaştı. Bu kez yalnız değildi, yanında şirketin diğer üst düzey yöneticileri de vardı.
"Ah, Chan ve asistanı..." dedi Bay Jean yüksek sesle. "İş ortaklığımızı kutladığımız bu güzel gecede sizi böyle kenarda yalnız görmezdik. Seungmin, gel biraz da bizim masada takıl. Yöneticilere projeyi nasıl hazırladığını anlatırsın."
Elini yine o rahatsız edici şekilde sırtıma koymaya kalkıştığı an Chan anında araya girdi. Bay Jean’ın önüne geçip durdu. Ortamdaki neşeli hava bir anda buz kesti.
Ben ise ne yapacağımı bilemeyerek bir adım geri çekildim, gözlerimi yere dikip huzursuzca tırnaklarımla oynamaya başladım. Yaşanacak bir gerilimden ölesiye korkuyordum.
"Bay Jean," dedi Chan, sesi oldukça profesyonel ama bir o kadar da soğuktu. "Seungmin bu akşam burada mesai dışı bir organizasyonda bulunuyor. Proje sunumunu zaten toplantıda yeterince iyi yaptı. Şirket adına konuşulacak bir şey varsa benimle konuşabilirsiniz."
Bay Jean yüzündeki o piç gülüşü bozmadan alaycı bir şekilde Chan’e baktı. Sonra bakışlarını tamamen pasifleşmiş, başı önde duran bana çevirdi.
"Ne o Chan, bir çalışanın adına karar vermek sana mı kaldı?" dedi Bay Jean imalı bir sesle. "Bırak çocuk kendisi söylesin. Ne dersin Seungmin, gelmek ister misin?"
Gözler bana döndüğünde yutkundum. Aşırı gerilmiştim. Chan’in biraz arkasında kalarak sadece hafifçe başımı iki yana salladım, tek kelime bile edemedim.
Chan benim bu çekingen halimi görünce duruşunu daha da sertleştirdi. Bay Jean’a doğru bakarak aradaki sınırı çizdi.
"Cevabını aldınız sanırım," dedi Chan, buz gibi bir edayla. "İyi akşamlar."
Bay Jean benim bu pasif tavrım ve Chan’in resmi duvarı karşısında hafifçe omuz silkti. Yüzündeki o piç sırıtışla ceketini düzeltti.
"Pekala..." dedi Bay Jean. "Görünüşe göre bu gece birileri çok utangaç. Size iyi eğlenceler beyler."
Bay Jean lafını atıp arkasını döndü ve yöneticilerle birlikte uzaklaştı.
O gittikten sonra Chan bana doğru döndü. Yüzündeki o sert ifade biraz olsun yumuşamıştı ama hâlâ mesafesini koruyordu.
"Bir şey yapamadı, değil mi?" diye sordu düz bir sesle.
Sadece başımla hayır anlamında onayladım. Chan derin bir nefes alıp önüne döndü ve kadehinden bir yudum aldı.
"Korkmana gerek yok," dedi sakin bir sesle. "Sınırı aştığı sürece araya girerim."
"Teşekkür ederim hyung..." dedim fısıltıyla
Parti tüm hızıyla devam ederken mekândaki uğultu ve yüksek müzik işte yice artmıştı. Jisung yanımıza dönüp kadehini masaya bıraktı, yüzünde huzursuz bir ifade vardı.
"Seungmin, iyi misin? Bay Jean tarafı sakinleşti mi biraz?" diye sordu Jisung, gözleriyle etrafı tarayarak.
"Bilmiyorum Jisung... Hâlâ üzerimde o adamın gözlerini hissediyorum," diye fısıldadım, kadehimi sıkıca tutarken.
Chan ise aradaki mesafesini hiç bozmadan, sakince içkisinden bir yudum aldı. Bakışları salonda gezinse de radarının merkezinde ben ve etrafımdaki hareketler vardı, bunu hissedebiliyordum.
"Çok kalmaya gerek yok sanırım," dedi Chan, pürüzsüz ve düz bir sesle. "Temel nezaket süresini doldurduk. Jisung, Seungmin'i eve götürsen iyi olur. Bugün yeterince yoruldu."
"Haklısın hyung. Ben de tam bunu diyecektim," dedi Jisung. "Seungmin, hadi montlarımızı alalım."
"Tamam," diye mırıldandım. Tam masadan kalkıp vestiyere doğru hamle yapacağımız sırada, aniden bileğimde hissettiğim sıcak ve yapışkan bir temasla irkildim.
Bay Jean, elinde kadehiyle tam yanımda bitmişti. Parmaklarını bileğime sıkıca dolamış, bırakmaya hiç niyeti yokmuş gibi beni kendine doğru çekmeye çalışıyordu. Yüzündeki o yılışık, sapıkça gülümseme alkolün de etkisiyle iyice çirkinleşmişti. Bakışları yüzümde, boynumda ve dudaklarımda utanmazca gezindi.
"Nereye böyle aceleyle, güzelim?" dedi Bay Jean, sesi midemi bulandıracak kadar yakından geliyordu. "Daha gece yeni başlıyor. Seni böyle hemen bırakacağımı mı sandın?"
Bileğimi elinden kurtarmak için panikle geriye çekildim. "Bay Jean, lütfen bırakın! Eve gitmem gerekiyor!"
"Aman, hemen de naz yapıyorsun..." dedi sapıkça sırıtarak. Onu itmeme rağmen bir adım daha üzerime yürüyüp serbest kalan elini belime koymaya çalıştı. "Dün gece seni evine ben bıraktım Seungmin, unutma. Arabamda ne kadar tatlı uyuduğunu hatırlıyorum da... Bu gece biraz daha vakit geçirmeyi hak ettiğimi düşünüyorum."
"Dokunmayın bana!" diye fısıldadım, korkudan ve iğrençlikten sesim titriyordu.
O an Chan tek bir hamlede Bay Jean ile arama girdi. Sertçe adamın elini belimden ve bileğimden itip beni arkasına aldı. Bedenini tamamen bana siper etmişti. Ortamdaki neşeli hava bir anda buz kesti.
"Sınırını aşıyorsun Bay Jean," dedi Chan. Sesi bağırmıyordu ama o kadar karanlık ve tehlikeli çıkmıştı ki etraftaki müzik bile arka planda silindi sanki. "Elini onun üzerinden çek."
Bay Jean hiç oralı olmadı. Kadehinden bir yudum alıp pişkin bir tavırla alaycı bir şekilde sırıttı. "Ooo, Chan Bey yine sahnede... Ne o, koruma polisliği mi yapıyorsun artık? Alt tarafı başarılı bir çalışanımı tebrik edip yemeğe çıkarmak istiyorum."
"Tebrik etmekle taciz etmek arasındaki farkı bilemeyecek kadar sarhoşsan, bu senin sorunun," dedi Chan, buz gibi bir edayla. "Seungmin senin oyuncağın değil. Sana 'hayır' dedi, duymadın mı?"
Bay Jean ellerini cebine sokup küstahça tek kaşını kaldırdı. "Hayır diyen o mu, yoksa onun adına kararları sen mi veriyorsun Chan? Belki de çocuk benimle gelmek istiyor ama sen etrafında böyle bekçi gibi dikildiğin için korkudan sesini çıkaramıyordur, hm?"
"Çocuğun korktuğu tek şey senin bu iğrenç ve yapışkan tavırların," dedi Chan, sesindeki laf sokan o keskin tondan ödün vermeden. "Kendini ne zannediyorsun bilmiyorum ama bu piç özgüvenin burada sökmez."
Bay Jean alaycı bir kahkaha attı. "Aman ne büyük laflar... Şirketin büyüklüğüne güveniyorsun sanırım Chan. Ama unutma, o çok güvendiğin projeyi ve sözleşmeyi tek gecede iptal edebilirim. Beni karşına almaya gerçekten değer mi bu çocuk için?"
Chan hafifçe öne doğru eğildi. Dudaklarında buz gibi, kibirli bir tebessüm belirdi. "Sözleşmeyi hemen şu an, kendi ellerimle yırtıp atmak için can atıyorum zaten Bay Jean. Senin gibi profesyonellikten uzak, iş etiğinden habersiz bir adamla çalışmaktansa o projeyi çöpe atarız, şirketimizin kılı bile kıpırdamaz. Sen kendi kariyerini düşün bence. Şirketindeki yöneticilerin, patronlarının buradaki bu rezil hareketlerini öğrenmesini ister misin?"
Bay Jean’ın yüzündeki o piç sırıtış ilk kez hafifçe bozuldu. Chan'in lafı tam damardan vurmasıyla duraksadı. "Beni tehdit mi ediyorsun?"
"Sadece gerçekleri hatırlatıyorum," dedi Chan, lafı gediğine oturtmanın verdiği rahatlıkla. "Seungmin'e ya da bu şirketteki herhangi birine bir daha sapıkça dokunmaya ya da rahatsız etmeye kalkarsan, sadece iş birliğimiz bitmez; senin o parlak kariyerini de rezil ederim. Şimdi o kadehini al ve gözümün önünden kaybol."
Bay Jean hırsından dişlerini sıktı. Etraftaki birkaç yöneticinin de gözünün onların üzerinde olduğunu fark edince daha fazla üsteleyemedi. Yüzüne zoraki bir gülücük yerleştirmeye çalışarak ceketini düzeltti.
"Çok korumacı bir patrona denk gelmişsin Seungmin..." dedi Bay Jean, son bir kez bana iğrenç bir imayla bakarak. "Yazık. Sana iyi geceler."
Lafını atıp arkasını döndü ve hışımla kalabalığın arasına karışarak uzaklaştı.
Ben arkada titreyen ellerimle tırnaklarımı etime geçirmiş, nefesimi tutmuş izliyordum. Chan arkasını dönüp bana baktığında gözlerindeki o sertlik anında silindi, yerini yine o mesafeli ama korumacı duruşuna bıraktı.
"İyi misin?" diye sordu düz bir sesle.
"İ-iyiyim hyung... Teşekkür ederim," diyebildim sadece.
Chan, Jisung’a döndü. "Hemen çıkarın onu buradan. Ben de arkandan geliyorum, taksiye kadar eşlik edeceğim."
Mekândan çıkıp soğuk gece havasını ciğerlerimize çektiğimizde biraz olsun nefes aldığımı hissettim. Chan taksiyi durdurdu, kapısını açtı. Jisung önce bindi, ben de binmeden önce duraksayıp Chan’a baktım.
"İyi geceler Chan hyung..."
Chan hafifçe başını salladı, aramızdaki o resmi sınırı koruyarak konuştu: "İyi geceler Seungmin. Eve varınca Jisung haber versin. Yarın iyice dinlen."
Taksiye binip kapıyı kapattım. Araç hareket ederken dikiz aynasından arkamızda duran Chan'in silüetine baktım. Ellerini ceplerine sokmuş, taksi gözden kaybolana kadar oradan ayrılmamıştı…
Bölüm etkileşimi
