Chanın içine düşen müşteri

Yazar: Miana skz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 21Şu an: Chanın içine düşen müşteri

Şirketin ana girişindeki hareketlilik sabahın erken saatlerinde başlamıştı. Kore’deki devasa tekstil ve perakende zinciriyle yapılacak yeni ortaklık için bütün departmanlar.

Pazarlama ve Tasarım ekipleri sunum dosyalarını son bir kez gözden geçirirken,Chanın odasının kapısı açıldı ve Chan hyung yanında şirketin yeni baş danışmanı ve temsilcisi olan kadınla dışarı çıktı.

Kadın gerçekten de adım attığı her yerde dikkatleri üzerine çekecek türden bir havalılığa sahipti.

Adı Sunhwa’ydı. Beline kadar dökülen, simsiyah, ipek gibi parlayan düz saçları ve keskin, pürüzsüz yüz hatları vardı. Çekik, derin koyu kahve gözlerini vurgulayan hafif kedi gözü makyajı, düzgün fındık burnu ve belirgin dolgun dudaklarıyla ilk bakışta insanı büyükeyecek bir güzelliği vardı.

Üzerine tam oturan, bel kesimi oturtmalı siyah ceket-pantolon takımı ve ince sivri burun topuklu ayakkabılarıyla attığı her adımda koridorda yankı uyandırıyordu. Boynundaki zarif pırlanta kolye ise o mesafeli, lüks havasını tamamlıyordu.

"Görseller ve pazarlama stratejisi konusunda ekibimiz son derece yetkindir Sunhwa Hanım," dedi Chan hyung, profesyonel bir tebessümle kadına eşlik ederek.

Sunhwa, siyah saçlarını omuzunun arkasına doğru zarifçe attı ve doğrudan Chan hyung’un bakışlarını yakalayıp dudaklarını büktü. Sesi son derece yumuşak ama bilinçli bir yakınlıkla tınlıyordu.

"Biliyorum Chan... Ama bana 'Sunhwa Hanım' demek zorunda değilsin, yalnızken nasıl hitap ediyorsan öyle de. Kore’deki günlerimizden beri aramızdaki resmiyeti aşmışızdır diye düşünüyordum."

Masamın başından bu sahneyi birebir izlerken içimde bir şeylerin çatırdayarak kopup gittiğini hissettim. Kore’deki günlerimiz mi? Yalnızken mi?

Chan hyung hafifçe öksürerek duruşunu bozmamaya çalıştı. "İş ortamındayız Sunhwa. Şirket içi disiplin önemli."

"Öyle olsun," dedi Sunhwa gülümseyerek. O sırada bakışları doğrudan bana kaydı. Chan hyung ile göz göze gelmeye çalıştığımı, bakışlarımdaki o sertliği ve yanaklarımdaki gerginliği fark ettiği an, o pürüzsüz yüzünde sinsi, aşırı zeki bir tebessüm belirdi.

Bir kadının bir erkeğe bakışındaki sahiplenmeyi ve aradaki o gizli bağı hissetmekte gecikmemişti.

Sunhwa tam o an Chan hyung’un koluna girmeden hemen önceki o tehlikeli mesafeye girip elini Chan’in ceketinin klapasına koydu. "Ceketindeki yakayı düzeltelim önce CEO bey, sunuma böyle girilmez."

Chan hyung bir an duraksayıp geri çekilmeye çalıştı ama Sunhwa çoktan yakayı düzeltip elini hafifçe Chan’in omzunda gezdirmişti.

Gözlerimi masama indirip elimdeki kalemi öyle bir sıktım ki plastik kırılacak raddeye geldi. Kalemliğe sertçe fırlatıp sandalyemi geriye ittim.

"Seungmin?" dedi Hyunjin yan masadan fısıltıyla. "Oha Bu kadın kim ve niye patrona yapışık geziyor?"

"Bana ne Hyunjin," dedim buz gibi bir sesle, dosyalarımı toplarken.

"kadın bildiğin adama kur yapıyo," diye söze girdi Jisung, masasının üzerinden eğilip. "bakışlarını gördüm, senin Chan hyung’a baktığını anladığı an bilerek yaptı o dokunmayı. Kadın tam bir kaşarlanmış kobra"

Büyük toplantı odasına geçildiğinde gerilim tavan yapmıştı. Masanın baş köşesinde Chan hyung, hemen sağında ise Sunhwa oturuyordu. Ben, Jisung ve Hyunjin masanın karşı tarafındaki sandalyelere yerleşmiştik.

Sunhwa sunum boyunca gözlerini bir an bile Chan hyung’un üzerinden çekmedi. Masanın üzerindeki tabletini bahane ederek sürekli Chan hyung’a doğru eğiliyor, o siyah saçlarının vanilya kokusunu Chan’in yüzüne doğru savuruyordu.

"Chan, grafiklerin bu kısmını Kore pazarına göre revize etmemiz gerekebilir," dedi Sunhwa, sesindeki o cilveli tonu hiç düşürmeden.

Konuşurken elini Chan hyung’un masadaki kolunun üzerine koydu ve parmak uçlarıyla hafifçe ceketinin kumaşını okşadı.

"Bilirsin, Seul’deki projede de benzer bir renk paleti kullanmıştık. Hatta seninle o akşam kutlama yemeğinde bunu uzun uzun konuşmuştuk, hatırladın mı?"

Chan hyung hafifçe geriye çekilip kolunu masadan kaldırdı. "Evet, hatırlıyorum ama şu anki hedef kitlemiz farklı Sunhwa. Seungmin hazırlar raporları, o daha iyi hakim."

Sunhwa gözlerini yavaşça bana çevirdi. Dudaklarında o sinsi tebessüm yeniden belirdi. "Öyle mi? Seungmin bey oldukça titiz görünüyor zaten. Ama bence görselleri seninle baş başa bir daha incelemeliyiz Chan. Gece geç saatlere kadar çalışmaya alışıktır bizim bünye, değil mi?" dedi gülümseyerek.

O sırada sandalyelesini Chan hyung’a daha da yaklaştırıp bacağını bacağına değdirecek mesafeye getirdi.

Masada oturan Jisung alt taraftan bacağıma sertçe vurdu. Kısık sesle Hyunjin’e fısıldadı: "kadına bak, toplantı odasında adamı yiyecek .Bildiğin bacağını yapıştırdı adama"

Hyunjin de elindeki kalemle önündeki kâğıda sertçe çizikler atıyordu.

"Sürtüğe bak ya, 'Gece geç saatlere kadar çalışırız' diyor bir de Seungmin sakin ol, masayı kadının kafasına geçirme şimdi"

Ben ise sadece buz gibi bir suratla Sunhwa’ya bakıyordum. Elimdeki not defterini pat diye kapattım.

"Sunhwa Hanım, bütçe ve görsel analiz raporlarının tamamı sistemde yüklü. Baş başa gece mesaisine kalmanıza gerek yok, ben hepsini detaylandırdım."

Sunhwa hafifçe kaşını kaldırdı. "İşimi nasıl yapacağımı sana soracak değilim Seungmin bey. Chan ile bizim çalışma disiplinimiz eskiden beri böyledir." Elini tekrar Chan hyung’un omzuna koyup eğildi. "Değil mi Chan-ah?"

Chan hyung rahatsızca kıpırdandı, bakışları panikle beni buldu. "Sunhwa, toplantı konusundan sapmayalım lütfen," dese de kadını sertçe itekleyemediği için iyice köşeye sıkışmış görünüyordu.

Öğle arasına doğru toplantı bittiğinde Chan hyung odasından çıkıp doğrudan benim masama yöneldi.

"Seungmin," dedi Chan hyung, sesini alçaltarak. "Toplantıdaki dosyaları kontrol ettin mi? Biraz odaya gelsen de üzerinden geçsek?"

Sertçe yüzüne baktım. Dudaklarımı birbirine bastırıp mesafemi korudum. "Dosyaların hepsi tamam Chan bey. Eksik bir şey yok. Baş Danışman Sunhwa Hanım incelemek isterse masasına iletebilirim."

Chan hyung’un gözleri hafifçe büyüdü. "Seungmin... Neler oluyor? 'Chan bey' mi?"

"İş ortamındayız," dedim tıpkı kadının az önceki kelimelerini ona vurur gibi. "İş disiplini önemli biliyorsunuz. Ben yemeğe çıkıyorum, izninizle."

Arkamı dönüp hızlı adımlarla koridora yürüdüm. Chan hyung arkamdan "Seungmin dur bir dakika" dese de durmadım. Tam asansörün oraya geldiğimde Sunhwa odasından çıkıp yüksek topuklularının tıkırtısıyla Chan hyung’un önünü kesti.

"Chan!" dedi Sunhwa, o cilveli sesiyle koridoru doldurarak. "Akşamki akşam yemeği mekanını seçtin mi? Bu arada arabam serviste bugün, beni eve sen bırakırsın değil mi? Eski günlerdeki gibi bir akşam turu atarız."

Chan hyung bana doğru bir adım atmak istedi ama Sunhwa kolunu kavrayıp onu durdurdu.

Chan hyung şaşkınlıkla, "Şey... Sunhwa, bugün yoğu-" diyecek oldu ama Sunhwa lafını kesti: "Hiç itiraz istemiyorum, kaç yıldır görüşmüyoruz zaten. Anlaştık!"

Chan hyung çaresizce gözlerini asansörün kapısında bekleyen bana çevirdi. Yüzümdeki o buz gibi ifadeyi gördü. Asansörün kapısı açıldığında arkama bile bakmadan içeri girdim.

Akşam çıkışında Chan hyung ile dönmek yerine Hyunjin ve Jisung'la durağa yürüdüypduk.

" bak o kadını ilk gördüğüm an anladım" dedi Hyunjin elini kolunu sallayarak.

"Kore’den geldi falan ama tam bir yılan amk O siyah saçlarını savuruşu, toplantıda adama sürtünüşü..."

"Aynen" dedi Jisung, adımlarını hızlandırıp yanımıza gelerek. "Bir de toplantıda Seungmin'in bakışını fark ettiği an adama daha çok yapıştı ya 'Seul’deki gece yemeği' falan diye laf sokuyor bir de. Lan sürtük, adamın sevgilisi iki metre ötede masada oturuyor amk"

"Bana bir şey demeyin," dedim dişlerimin arasından. "Chan hyung da maşallah hiç 'Dur ne yapıyorsun' demedi. Kadın 'Beni eve bırak' dedi, gıkını çıkaramadı."

"Kanka Chan hyung da ne yapsın, müşteri kadını terslese iş yatacak," dedi Jisung yumuşatmaya çalışarak.

"Bana ne işinden" diye bağırdı Hyunjin, Jisung’un kafasına vurarak. "Müşteriyse müşteri Erkek dediğin çizgisini çeker Kadın toplantıda adamın bacağına yapıştı, Chan hyung da bön bön baktı Seungmin sonuna kadar haklı, ben olsam Chan’ın yüzüne bakmam bir hafta"

"Zaten bakmayacağım," dedim soğuk bir sesle otobüse binerken. "Gitsin bıraksın evine. Eski günleri yad etsinler."

Otobüsün en arkasına oturduğumuzda Hyunjin telefonunu çıkarıp mesaj grubuna yazmaya başladı.

"Ne yazıyorsun yine?" dedi Jisung.

"Jeongin’e haber veriyorum” dedi Hyunjin hırsla tuşlara basarak.

"Oğlum eve varınca Chan hyung arayacak kesin," dedi Jisung bana dönüp. "Açacak mısın?"

"Açmayacağım," dedim telefonumu sessize alıp cebime koyarken. "Gitsin Sunhwa Hanım’la akşam turu atsın."

Hyunjin ile Jisung birbirine bakıp "Oooov, bu trip felaket patlayacak" der gibi gözlerini devirdiler. Bütün otobüs yolculuğu boyunca şirketteki o kadının toplantıdaki yapışkan hareketlerini, Chan hyung’un pısırık kalışını ve aradaki o gerilimi konuşup durduk.

İçimdeki kıskançlık ve öfke ateşi, otobüsün camına çarpan yağmur damlalarıyla birlikte daha da büyüyordu…

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

13okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…