Damganın Sırrı kitap kapağı

29. bölüm / 29

Damganın Sırrı

28. Bölüm.

Vaveyla Yazarı: 𝒮𝒾𝓂𝓁𝒶 𝒜𝓇𝓂𝒶𝓃

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: 28. Bölüm.

28. BÖLÜM - Tuzak.

***

Kayalar konağına dönmüştüm. Begüm ve Ulaş gitmiyeyim diye çok ışrar ettiler ama kendi bildiğimi yapıp geri döndüm. Sabah erkenden gelmiştim yarım kalan uykumu Karan'la birlikte tamamlamıştım.

Şimdi saat on iki olmak üzere. Karan şirkete gideceği için aynanın karşısında durup saçını düzeltiyordu. Tarakla saçını tarayıp dikkatle kendisini inceliyordu. Tarağı makyaj masama bırakıp komodine doğru irelledi.

Yataktan çıkarak yanına gittim. Karan komodinen kendisine siyah bir kravat seçince elinden aldım. Her zaman ki gibi ben bağlayacaktım. Kocam işe giderken onu uğurlamak hoşuma gidiyordu.

Kravatı boynundan geçirip önüne getirdim. Dikkatli hareketler ederek kravatı bozmadan bağlayacaktım. Kravata düğüm atınca çektim boynuna kadar. Kravat ceketinin içinde kaldı.

"Teşekkür ederim, güzelim." Dedi ceketinin üç düğmesini ilikleyerek. Yanımdan geçip odadan çıkmak isteyince konuşmaya başladım.

"Birşey unuttun." Dedim. Bana dönerek baktı kaşlarını çatarak.

"Telefonum mu?" Elini cebine attı kontrol ederek. "Yok, telefon cebimde."

"Onu demiyorum." Gözlerimi devirdim. "Başka birşey."

"Ne?" Bu böyle olmayacak. Arada beyni durabiliyordu böyle. Bıkkınlıkla elimi onun kravatına atıp bileğime doladım. Hızla kendime çekince dudaklarına kapandım. Elinde ki iş çantası yere düştü ve belimi kavradı kolu.

Ben kısa öpüp bıraktım. Başımı geri iterek yüzüne baktım. Karan belimi bırakıp iki eliyle yüzümü kavradı. Üzerime eğilerek dudaklarıma kapandı. O anın zevkiyle parmak uçlarımda yükselip omuzundan tutundum. Öyle hoş ve nazik öpüyordu ki insan bırakmak istemiyordu.

Geri çekilerek yüzüme baktı. "Şuan durmam gerekti, yoksa işe gidemeyecektim yine." Kıkırdadım. Geri adım atarak yerde olan iş çantasını aldı. Onunla beraber odadan çıkınca ses duydum. Evdeki yardımcı kapıdan biriyle konuşuyordu.

"Zilan hanıma mı?" Diye sormuştu yardımcı.

"Evet." Dedi tanıdık bir ses. Yaşar'ın sesiydi bu.

"Saat kaç?" Sordum Karan'a bakarak. Karan kol saatini bana gösterdi. Saat tam 12:00'dı. Kargo gelmişti. Koşarak merdivenlere yönelim hızla indim. Yaram sızlayınca yüzümü buruşturdum. Elimi karnıma bastırarak indim merdivenleri.

Merdivenlerden çıkan Begüm beni gördü. "Dikkat etsene sen kendine." Dedi kısık sesle. Cevap vermeden indim merdivenin son basamağını. Yaşar'ın yardımcıya uzattığı kargoyu aldım ellerinden.

"Teşekkür ederim." Diyerek yalandan gülümsedim. Tekrar merdivenlere yönelerek çıktım.

"Ne ki o?" Sordu Karan inerek.

"Hiç, arkadaşım hediye gönderecekti." Dedim. "Hadi sen git işe." Karan birşey demeden merdivenleri indi. Bende paketi açmaya çalışarak odama girdim.

Paketi açarak yere firlattım. İçinden kırmızı bir kutu çıktı. Kutunun kapağını açınca içinde küçük bir poşet ve USB çıktı. Bilgisayarı masanın üzerinden alarak yatağa geçtim. İlk önce poşeti açtım. İçinde saç çıktı kırmızı renkte. Kaşlarımı çattım anlamayarak.

USB'yi bilgisayara takınca açılan dosyaya tıkaldım. Görüntü açıldığı an elimi ağzıma götürdüm şok içinde. Cellat elinde kocaman bir bıçakla durmuştu ve yerde diz çöken Sara'ya bakıyordu.

Bu saç onun saçıydı...

"Etraf kan olacak ama süpriz yapmam gerekti." Sara ağlayarak ekrana baktı. Ağzında bant olduğu için bağıramıyordu. Çırpınıyordu kurtulmak için ama imkansız. "Tik tak, tik tak, tik tak." Dedi iğrenç bir kahlaha atarak. "Zaman doldu," Sara'nın sırtına bıçağı geçirdi. "Sara öldü."

Zaman doldu, Sara öldü...

Hiç durmadan defalarca bıçağı çekip tekrar soktu. Sara gözleri açık halde yere düşünce çığlık attım. Videoyu durdurup yataktan kalktım. Ağlayarak gözlerimi kapattım ve ellerimi başımın iki yanına koydum.

"Hayır, hayır, hayır." Dedim yerde diz çökerek. Odamın kapısı açıldı. Başımı kaldırıp gelen kişiye bakmadım bile. Sesinden anlamıştım kim olduğu.

"Zilan." Bu Zafer'in sesiydi. "Zilan." Yanıma gelerek koluma dokundu. Gözlerimi açınca panik içinde yüzümü inceledi. Begüm ise kapının eşiğinde durup endişeyle yüzümü inceledi. Zafer'e dönerek ona bilgisayarı işaret etti.

"Öldü," Dedim yerde diz çökerek. "Sara, öldü..." Begüm yanıma gelerek yanımda çöküp elini sırtıma yasladı. "Benim yüzümden."

"Abi ne o?" Sordu Begüm bilgisayara bakmak için kalkınca. Zafer bilgisayarı kapattı bize dönerek.

"Bakma sakın buna." Dedi kardeşine. "Bunu kim gönderdi sana, Zilan?"

"O adam." Dedim tek seferde. "Cellat." Zafer Sara'yı tanıyordu bildiğim kadarıyla. Çünkü Almaniya'ya Karan'la beraber gelip giderdi. Karan etrafımda olan herkesin ismini ezber bildiği için muhtemelen Sara'yı da tanıyorlardı.

Telefonuma mesaj gelince irkildim. Bu Cellat olabilirdi. Ayağa kalkarak komodinin üzerinde ki telefonumu aldım. Bilinmedik numaradan bir mesaj. "O yazdı!" Dedim. Zafer ve Begüm tepemde dikilince mesaja tıkladım.

+90 193 ** **: Hediyemi beğendin mi kül kızı?

Dayanamayarak sesli ağlayınca Zafer telefonu elimden aldı. Begüm bana sarılınca omuzunda ağlamaya başladım. "Benim yüzümden." Diyip duruyordum. "Benim canımı alırsa sevdiklerime zarar gelmez artık."

"Saçmalamayı kes!" Dedi Bagüm sinirle. "Kendini suçlayıp durma. Adam psikopat."

Zafer numarayı birilerine aratmaya çalışıyordu. Adresi bulur belki ama sürekli yeni hattan yazardı. Nereden bulabilirdi ki?

"Begüm." Geri çekilerek Begüm'e baktım. "Adamın benimle derdi ne? Niye gelip beni buldu?"

"Psikopat işte." Öyle olduğu belliydi zaten. "Kim bilir senden başka kimin canını yakmış böyle." Başımı iki yana salladım. Yatağımın üzerinde ki bir tutam saç görünce daha çok ağladım. Taktığı tokasıyla birlikte göndermişti bana birde.

"Teslim olmam gerek." Dedim hızla. "Anca öyle sevdiklerimi kurtarırım." Odamın kapısına doğru irellemek için adım atınca kolumdan sıkıca tuttu Begüm.

"Zilan, bak seni buraya bağlarım!"

"Begüm, bırak beni!" Tekrar gitmek isteyince daha sıkı kolumu tutup kendisine çevirdi. Yüzüme tokat attı kendime gelmem için.

"Zilan dedim!" Yakamdan tutarak sarstı beni. "Hiç bir yere gitmek yok!" Beni itince odanın diğer ucuna gittim. "Nerede o Ulaş?" Diye söylenerek cebinden telefonunu çıkardı. "Gelsine sana biraz akıl versin, göz-kulak olsun sana!"

"Begüm-"

"Karan abimi de çağırırım bak!" İşaret parmağını bana doğru uzattı uyararak. "Alo, Ulaş nerdesin sen?!" Ulaş birseyler dedi ona. "Çabuk bizim konağa gel, Zilan'ı zaptetmen gerek." Begüm telefonu mikrofona koydu. "Duyuyor seni." Anladığım kadarıyla Ulaş ondan rica etti mikrofona koymasını.

"Zilan, sen ne yapıyorsun yine?"

"O adam Sara'yı öldürdü, Ulaş." Dedim ağlayarak. "Tüm sevdiklerim ölüyor benim yüzümden."

"Ne..." O da Sara'yı çok severdi. "Geliyorum oraya hemen."

Bir adım attım gitmek için ama Begüm önümü kesti. "Sen gelene kadar Zilan'ı zaptetmem gerek. Birşey öner gözünü seveyim."

"Dört-beş tane tokat at kendine gelsin." Yemek tarifi verir gibi kendime gelmemin taktiğini veriyordu Ulaş! Begüm telefonu kapatarak cebine attı.

"Yapmam gerek, kusura bakma." Bir tokat daha atınca geri adım attım. "Sana vurdum diye Karan abi beni gebertecek, ama senin teslim olmak için gitmene izin verirsek Soykırak ve Kayalar ailesi geberecek." Bir tokat daha attı.

"Tamam!" Dedim elimi yanağima bastırarak. O sırada Zafer çoktan odamdan çıkmıştı. "Gitmiyeceğim bir yere!"

"Ulaş dört-beş dedi ama." Bir adım attı. "Bir-iki tane daha atmam gerek." Engellemeye çalıştım ama iki tokat art-arta geldi. Yanağım yerinden çıkacak gibi oldu. "Geldin mi kendine?"

"Begüm!"

"Tamam, kendine gelmişsin." Dedi. Gözlerimi deviridm ellerini saçlarıma geçirerek.

"Begüm, senin yüzünden sevdiklerin ölürse ne yaparsın?"

Omuzunu silkti. "Ne güzel benim için ölüyorlar diyip geçerim."

"Egonun sırası değil, kendine gel." Dedim ona kızarak.

"Belki de senden daha fazla tepki veririm. Ve sen de şuan benim yaptığım gibi beni sakinleştirmeye çalışırsın." Başımı salladım. "Ama şuan benim aklım yerinde, senin sağlıklı düşünemediğin farkındayım."

"Bırak gideyim." Gözlerini devirerek önümden çekildi.

"Tamam, siktir git hadi nereye gidiyorsan." Emin olmak için yüzüne baktım. "Hadi git!" Yanından geçerek hızlı adımlarla uzaklaştım. Odamdan çıkıp merdivenlere ireledim. Birkaç basamak sonra tam boynumda bir sızı hissettim. "İyi uykular tatlım." Begüm'ün sesi gelince ona döndüm. Gözlerim kararmadan önce Begüm'ün elinde enjeksiyon gördüm.

🖤🩹

Gözlerimi araladım. Kipriklerimin arasından Zafer'i ve Begüm'ü gördüm. Gözlerimi tam açıp etrafa baktım. Odamdaydım ve beni yatağa yatırmışlardı. Birileriyle telefonda konuşan Karan'ı görünce işten geldiğini anladım. Ulaş ise tam yanımda, yatağın kenarında oturmuştu.

Yerimden doğrulunca bana döndüler hepsi. Karan telefon konuşmasını bitirip yanıma geldi hızla. Kalkarak sırtımı yatak başlığına yasladım. Kafamı silkim kendime gelmeye çalıştım. Begüm'ün yaptığı her neyse artık beni uyutmuştu.

"Zilan, iyi misin?" Sordu Karan elimi tutarak.

"İyiyim."

"Tokatlarım sayesinde." Karan yanağıma baktıktan sonra Begüm'e döndü.

"Tokat atma artık birilerine." Dedi kızarak.

"Söz veremem, Karan abi." Elini Ulaş'a uzattı. "Dimi ortak?" Begüm ve Ulaş ne ara ortak olmuştu pardon? Dün beni kurtarırken, anladım. Ulaş Begüm'ün elini sıkınca Begüm gülümseyip göz kırptı.

"Hey!" Dedi Zafer ikisine bakarak. Begüm'e sinirle baktı. "Çek elini o piçin elinden!"

"Abi!" Dedi Begüm öne atlayarak. Karan'la beraber şok geçiriyorduk. Begüm Ulaş'ı koruyarak abisini susturmuştu. "Tamam, yeter artık. Aranızda ki bu çekişmeyi bırakın."

"Onu şu koruduğun adama söyle, sevgili kardeşim." Zafer sinirle kapıya yumruk attı.

"Hâlâ Aslı mevzusu mu?" Dedi Begüm sinirle.

Ulaş dudaklarını araladı. "Abin, benim sevgilimle yattı."

"Ulan! Senin sevgilim dediğin kız benim nişanlımdı!" Ulaş'ın üzerine gelince Karan öne atlayıp engelledi.

"Sen zaten herkesle yatıyorsun, sana farketmez o kişinin senin neyin olduğu." Dedi Ulaş ayağa kalkarak. Aslı'dan sonra Zafer biraz sapıttı. Geceleri eve gelmiyip otellerde kalırdı. Ne yaptığı da belliydi zaten. Her gece bardan başka kızla çıkıp taksiye binerdi. Magazine bile çıkmışlığı var. Almaniya'da olurken bile haberleri izlerdim. 'Zafer Soykıran yine gecelere aktı.' Diye haber yaparlardı.

Zafer Ulaş'ın üzerine yürüyünce Karan itti onu. "Yeter! Kendinize gelin ikinizde!"

Bu sefer Ulaş adım Zafer'e doğru. Ama Ulaş'ı engelleyen Begüm oldu. Kolundan tutarak Ulaş'ı çekti. Ayağa kalkıp yanlarına gittim. Ulaş sinirden deliye döndüğü için Begüm bana baktı.

"Ne yapayım?" Diye sordu kısık sesle.

"Bir kaç saat once provasını yapmıştın benim üzerimde. Sen bildiğin yöntemi kullan." Önerim hoşuna gitmiş olmalı ki Ulaş'a dönüp hiç düşünmeden tokat attı. Ulaş gözlerini belerterek Begüm'e baktı.

"Helal kız sana." Dedi Zafer keyifle.

"Beni yanlış tanımışsın, abi." Begüm abisine doğru yürüyüp Zafer'e tokat attı. "Kim kendisine gelmek zorundaysa ona tokat atarım işte böyle." Allah'ım ben nereye düştüm böyle.

"Kavga etmeyin artık." Dedim. "Kötü haldeyim zaten."

"Ben sakinim." Dedi Zafer nefes alarak. "Konumuza geri dönelim."

"Zilan." Karan bana döndü. "Zafer önce davranıp numarayı araştırdığı için onun yerini bulduk."

Öne atıldım Karan'ın karşısında durarak. "Gidelim hadi o zaman."

"Sen gelemezsin." Dedi Ulaş.

"Kendimi tehlikeye atmam." Yanlarından bile ayrılmazdım. "Söz veriyorum size. Siz demeden adım bile atmam. Çatışma çıkarsa geride dururum." Son cümle yalan olabilirdi. Çatışma olursa tabiki de uzakta durup izlemeyecektim. En önde ben olurum.

Karan yeşil gözleriyle bana baktı. "Söz mü?"

"Söz." Dedim. "Hadi gidelim."

"Gece gideceğiz." Dedi Begüm kollarını göğsünde birleştirerek. İtiraz etmedim. Bildikleri birşey vardır diye sustum.

🖤🩹

"Dikkatli ol." Dedi Karan kısık sesle. Gece olmuştu ve biz hepimiz Cellat'ın bulunduğu eve gelmiştik. Bahçe de korumaları olduğu için birşey yapamıyorduk. Bu korumalar bilmam kaç tane ama biz sadece beşimiz gelmiştik.

Duvara yaslanmış ecelimizi bekliyorduk. On dakikadır duvara yaslanmış halde duruyorduk ellerimizde silahla. Karan eliyle Zafer'e işaret yapınca Zafer yanımızdan uzaklaştı evin arkasına geçerek. Bu sefer de Karan Ulaş'a bir işaret yaptı.

Bir tek ben anlamıyrodum geliba Karan'ın el hareketlerini. Ulaş yanımızdan uzaklaşarak evin önüne gitti. Panikle Karan'a baktım. "Ulaş'ı tehlikeye attın!"

"Korkma, başının çaresine bakar o." Dedi Begüm sanki Ulaş'ı yirmi yıldır tanıyor gibi. "Güvendeyiz yani."

Kaşlarım havalandı. "Ulaş'la pek yakınsınız bakıyorum." Begüm gözlerini kaçırdı gülümseyerek.

"Y-yok canım, ne yakınlığı."

"Ben senin bu hallerini biliyorum, kuzen." Dedi Karan göz ucuyla Begüm'ü süzerek. Karan'ın kulağına doğru yaklaştım.

"Ulaş'dan mı hoşlanıyor diyorsun?"

"Sence?" Başıyla Begum'ü işaret etti. "Ağzı kulaklarında kızın." Gülerek önüme döndüm. Karan Begüm'e sataşmak için sırıtıp ona laf soktu. "Aşk meşk işlerini sonra yaparsın, kuzen."

"N-ne aşkı ya, Karan abi?" Begüm boyalı sarı saçının bir tutamını kulağının arkasına sıkıştırdı. Var birşeyler, var. Var da, Ulaş'ın duygularını bilmiyordum. Öğrenirim onu bir şekilde zaten.

Ulaş bize işaret yapınca yanına gittik. Evin önüne geçince Zafer ve Ulaş'ın korumaları hallettiklerini gördük. Kapıya yaslanınca Karan kapıyı aralayıp içeri baktı.

"Kimse yok." Dedi. İçerde koruması yok muydu? Sadece dışarda olan üç koruması mı vardı? Karan önden girdi, ardından Ulaş ve Zafer. Biz Begüm'le en son girip etrafa baktık.

Evin içine girdik dikkatli hareket ederek. Tek tek tüm odalara baktık. Üst kata çıktım ses etmeden. Odalara baktık, kimse yoktu. Bakmadığımız tek oda vardı. O kapıyı Zafer açınca karşımızda Cellat'ı gördük.

Silahımı ona doğrulttum. İki adım atarak öne geçtim. Bu adamı ben öldürecektim. Karşımızda durarak bize silahı doğrultuyordu hareket etmeden. Bu tek, bizim beşimizi öldüreceğini falan mı zannediyordu?

"Yolun sonuna geldin, bırak silahı!" Dedim dişlerimi sıkarak.

"Zilan, sıkıyorsan sık. Yanına yaklaşman tehlikeli." Dedi Karan arkamdan. Hiç düşünmeden Cellat'a sıktım. Tam karına bir kurşun. Haraket etmeyince kaşlarımı çatım.

"Olmadı kül kızı." Tavanda olan hoparlörden ses gelince başımı kaldırdım. "Yanlış adama sıktın." Silahı indirip odaya daldım. Maskeli ve hareket etemeyen adamın yüzünden maskesini çıkardım.

Karşımda gördügüm adamla donup kaldım. En sonunda benden bir çığlık koptu gördüklerim karşısında. "BABA!"

______

Selamm, nasilsiniz??

Hangi sahneyi begendiniz bakalim?

Oy vermeyi unutmayın lütfen❤️

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18