24. bölüm · Damganın Sırrı

23. Bölüm

𝒮𝒾𝓂𝓁𝒶 𝒜𝓇𝓂𝒶𝓃

Özlemle nefretin arasında sıkışıp kalmıştım. Onu çok seviyordum, ama yasımı sadece bir hafta tutmasına inanamıyordum. İki gün sonra ise nişanı vardı hatta. Başkasının yapacağına inanırdım ama Karan'dan asla beklemezdim.

Aylar, hatta yıllar sonra onunla karşılaştım tekrar. Koyu yeşil gözlerine baktım uzun uzun. O adımı fısıldayarak söylemişti sadece. Şaşırmamıştı bile, belki de içinde savaş ediyordur. Yıllardır öldü bildiği karısı şuan karşısına çıkıyor.

Ona karşı olan duygularım garipti. Onu o kadar çok seviyordum ki, kardeşlerimin katili bilip bana söylemese bile ona kıyamaz gibiydim. Ondan uzak dururdum ama ondan vazgeçemez gibiydim. Bir yanım ondan uzak durmamı söylerken, diğer yanım ona yakın olmamı söylüyordu.

Şuan ona diyecek birşey bulamadığım için geri çıkarak kapıyı kapattım. Hızlı adımlarla merdivenleri inerken gözyaşlarımı sildim elimin tersiyle. Aynı zamanda dikkat ederek koşuyordum çünkü sarhoştum. Kapının açılma sesini duyunca Karan'ın koşarak peşimden geldiğini gördüm.

"Dur, bekle!" Diye fısıldadı peşimden gelerek. Ben merdivenleri inip havuz katına indim direkt. Benim burada olduğumu bilemezdi asla. İzimi kaybetmişti çünkü. Ses çıkarmadan arka kapıya yönelirken birden demir kapı arkamdan açıldı.

"Hii!" Dedim panikle arkama bakarak. Karan'ı karşımda görünce geri geri gittim. Allah'ım al canımı. Karan hızlı adımlarla yanıma gelince kalbim deli gibi atamaya başladı. Karan kollarını açarak bana sarılınca bedenim buz kesti.

"Seni çok özledim." İstemsizce göz yaşlarım döküldü durmadan. Ondan böyle bir tepkiyi asla beklemiyordum çünkü. Tam dört yüz altımış dört gündür ortada yoktum. O şaşırmak yerine bana sarılmıştı. Geri çekilerek yüzüme baktı buruk bir gülümsemeyle.

"Başka birşey söylemeyecek misin?" Dedim yerimde sendeleyerek. Sarhoş olduğum her halimden belli oluyordu zaten Karan'a.

"Yaşadığını biliyordum zaten." Kaşlarımı çattım. "Bana bu acıyı neden yaşattın?"

"Nereden biliyordun yaşadığımı?" Tek merak ettiğim soru buydu çünkü.

"Sokakta şarkı çalıyordun. Birileri görüntünü çekip internette yayınlamıştı." Başımı önüme eğerek alt dudağımı dişledim. Ah, salak kafam! Daha o günden biliyormuş yaşadığımı. "Araştırınca yaşadığını öğrendim."

Başımı kaldırarak ona baktım. "Madem biliyordun neden yanıma gelmedin?" Diyerek sesimi yükselttim. "İntikam için mi elin kızlarıyla gezdin!?" Öfke patlamasıyla birlikte göğsüne vurdum. "İntikam için mi o kadınlarla yattın?!" Tekrar ittim onu. "İki gün sonra nişanlanacaksın bi' de o kadınla!" Tekrar elimi kaldırdım vurmak için ama bir an da bileklerimi kavrayınca duraksadım.

"Canımın yanmadığını mı sanıyorsun?!" Dedi sesini yükselterek. "Geceleri uyuduğumu, eskisi gibi olduğumu mu sanıyorsun sen?!" Gözlerim doldu onun öfkeli gözlerine bakarak. "Sen farketmesen bile ben seni hep gizlice takip ettim. Ya daha geçen hafta Almaniya'daydım." Bileklerimi bırakınca iki adım geri attım. Ağlamaya başladım kendimi tutamayarak. "Ben seni hiç görmeden edermiyim?"

"Hergün magazinlerdeyin." Bunu da açıklasın şimdi bana. "Barlardan bilmem kaç tane kızlarla birlikte çıkıyordun."

"Bilerek yapıyordum." Beni delirtmeye çalışıyordu galiba. "Belki çekip gelirsin diye yapıyordum. Onlar ayarladığım kızlardı aslında." Derin bir nefes aldı. "Allah kahretsin ki karşına çıkacak durumda değildim, belki sen gelirsin diye yaptım herşeyi!."

"İdil'le nişanlanman?" Dolu gözlerle başını iki yana salladı. "Buna da bir açıklaman var mı?"

"İdil'e nişanlanacağımı duyunca geleceğini bilmiştim." Bir hafta sonra gelmeyi düşünüyordum. Buraya apar topar gelmemin azıcıkta olsa sebebi bu nişan olabilir. Bir hafta sonra bile gelmiş olsaydım Karan'ın karşısına geçerdim ona hesap sorardım. "İdil zaten bir başkasıyla nişanlı." Yalan haber mi salmıştı ortaya?

"Allah seni kahretsin!" Sinirlerim boşalarak ağladım, aynı zamanda göğsüne vurdum. "Senin yüzünden sinir krizleri geçirdim." Tekrar ittim onu. "Hepsi senin yüzündün!" Bir kez daha ittim ama o geri adım atarak durdu. Bir anda öne atılarak avuçlarıyla yüzümü kavradı.

Dudaklarıma kapanınca donup kaldım. O dudaklarıma sertçe kapanmıştı ama ben öylece kalmıştım. Gözlerim faltaşı gibi açık kalmıştı. Öpmesine izin veriyordum ama karşılık vermeye cesaretim yoktu.

Daha fazla dayanamadığım için kollarım havalandı. Sol elim ensesine koyup gözlerimi kapattım. Sağ elimle omuzuna tutundum. Ona karşılık vermeye başlayınca bir eli belime indi. Beni kendisine daha çok çekip üzerime eğildi.

Dudaklarıma olan yoğun ilgisi aklımı başımdan alıyordu. Uzun zamandır beklediğim o öpücük şuan gerçekleşmişti. Parma uçlarımda yükselerek onu daha tutkulu öpmeye başladım.

Karan Kayalar hayaller ötesiydi.

Soluksuz öpüşmemiz nedeninde nefessiz kalmıştık ama ikimizde dudaklarımızı ayırmıyorduk. En son soluklanmak için dudaklarımızın temasını kopardım. Bacaklarım titreyince kollarımı onun boynuna doladım tutunmak için. Dudaklarımız ayrılsa bile yüzlerimiz birbirine hâlâ yakındı. Sıcak nefesi her ıslak dudağıma değdiğine gıdıklanıyordu dudaklarım.

"Herşeye sıfırdan benimle başlamaya ne dersin?"

"Hayır derim." Dudağının köşesi yukarıya doğru kıvrıldı.

"Beni öperken iyiydi ama." Adi herif! Ben mi onu öpmüşüm?

"Sadece karşılık verdim. Malum hassas bir kalbe sahipsin." Gülerek geri çekildi. Artık aramızda bir metre kadar mesafe vardı.

"Beni özledin mi?" Omuzumu silkerek başımı iki yana salladım. "Hadi ordan. Özlediğin belli." İstemsizce gülümsedim gözlerimi devirerek. Ama en merak ettiğim soruyu sormadan edemedim.

"Bana inanmamıştın, hâlâ inanmıyor musun?" Omuzunu silkti bilmiyorum dercesine. Kafasının karışık olduğu belliydi. O da aynı benim gibiydi şuan.

"Beni gerçekten seviyor musun?"

"Artık sevmiyorum." Gülerek gözlerini devirerek. Göz ucuyla çıkış kapısına baktım. "Neyse, ben artık gideyim. Hoşçakal." Tam giderken kolumdan yakaladı. Beni kendisine çevirip gözlerimin içine baktı.

"Gitmesen olmaz mı?"

"Olmaz."

"Burada kal." Ellerimi tuttu. "Benimle kal." Olmaz dercesine başımı iki yana salladım. Evden gizlice çıkmıştım zaten. Babam sabah kalkıp benim olmadığımı görürse merak eder.

"Babam bekler, Karan."

"Çok özledim seni." Gülümsedim burukça. İstediğim zaten ona acı yaşatmaktı, ve yapmıştım bunu. Bir hafta sadece yasımı tuttu, ondan sonra yaşadığımı öğrenmişti. Kaç kez gelmiş beni uzaktan izlemiş. "Sadece bir gece." Sesi yalvarır gibi çıkmıştı. "Sen gittiğinden beri kabuslar görmeye başladım. Uykular haram oldu bana."

Bende kardeşlerimi kaybettikten sonra uyuyamaz oldum. Ama Karan'ı tanıdıktan sonra rahat uyumaya başlamıştım. Almaniya da ise uyurken geceleri iki kez falan korkudan sıçraradım. Karan'la kaderimiz aynı bizim.

"Tamam." Dedim. Gözlerim çoktan kapanmaya başlamıştı. Beni kucağına alması için kollarımı onun boynuna dolayınca beni kucağına aldı hemen. Bu kattan çıkarken ben gözlerimi kapatıp Karan'ın kokusunu içime çekiyordum. Parfümü hâlâ aynıydı.

O sessiz adımlarla odaya doğru giderken ben onun boynuna küçük öpücükler konduruyordum. Onu tahrik ettiğimin farkındayım, ama gel gör ki umurumda değil. Gülümseyerek boynunu benden uzaklaştırmaya çalışıyordu.

"Hadi çocuk yapalım." Diyince Karan gülmemek için zor tuttu kendisini. "Gülme ya, ben çok ciddiyim." İçkinin etkisiyle ne dediğimin farkında değildim.

"Biliyorum ciddi olduğunu ama sabah olduğunda beni silahınla kovalayacağına eminim." Bunları söylerken beni yere bıraktı. Qardolaba yönelerek gidip benim için pijama seçti. Uzaktan gösterirken başımı iki yana salladım. "Hangisini?"

"Üf, birşey bildiğin yok." Qardeloba değilde komodine yöneldim. Beyaz bir gecelik seçtim kendime. Üst kısmı tüldendi. O kadar kısa bir gecelikti ki sanki on yaşında ki bir kızın elbisesi gibiydi. Kısa olması yetmezmiş gibi bacağında yırtmacıda vardı.

Karan yutkununca gülümsedim. Banyoya doğru giderek üzerimi değiştim hemen. Geceliği giydikten sonra kıyafetlerimi kucağıma toplayarak odaya çıktım. Karan elinde telefon birşeye bakıyordu. Ben kıyfatelrimi küçük kanepenin üzerine atınca yatağa gittim.

"Ben hazırım." Dedim neşeyle.

"Zilan." Diyerek başını kaldırınca donakladı. Baştan aşağa beni süzdü. Bakışları her yerimde gezinince derinim altı ısındı. Karan bana olan yoğun bakışlarından sonra koyu yeşil gözlerini benim kahverengi gözlerime çıkardı. "B-böyle uyumasan mı?" Kaşlarımı çattım ona doğru adımlarken. "Hava soğuk."

"Terleriz." Benden bu cevabı beklemiyormuş gibi gözlerini belertti. Onu utandırmayı başarmıştım demek ki.

"Gel sen böyle." Bana bakmaməya çalışarak beni yatağa yatırdı. Üzerime yorganı örttükten sonra ışığı kapattı. Kendisi ise gelip yorganın üzerinde yattı. Ses etmedim yinede. Ona ahtapot gibi sarıldım sıkıca, o da aynı şekilde bana sarıldı.

Ve ben, aylar, yıllar sonra ilk defa huzur içinde uykuya daldım. Yanımda sevdiğim adamla. Kocamla.

🖤🩹

Gözlerimi açtığımda sıcak bir nefes boynumu gıdıklıyordu. İlk başta ne olduğunu anlamadığım için aldırış etmedim. Daha sonra gözlerimi tam açınca geri çekildim. Karan'la aynı yataktaydık. Ama nasıl?

Etrafa bakınca Kayalar konağında ve Karan'ın odasında olduğumu anlamam geç olmadı. Beni kaçırdı mı bu herif yani?! Geri çekilerek yatakta bağdaş kurup oturdum. Üzerimde ki beyaz geceliği görünce kalbim tekledi.

Dün gece içtiğimi hatırlıyorum sadece. Bu halimden faydalanıp beni yatağa atmış olamazdı. Ayrıca yarın nişanı olan bir adamla bu halde bulunmayı istemezdim. Yasımı bile bir hafta tutan bir adam!

Karan hangi yastığa başını koyuyorsa onu başının altından çekip aldım. Hiç düşünmeden yüzüne vurdum. Gözlerini açarak geri çekildi. Sinirle yastığı odanın bir köşesine fırlatıp yataktan kalktım.

"Ne yapıyorsun, Zilan?" Sordu uyku mahrumiyetiyle. "Sabah sabah iyice delirdin."

"Bana dün gece dokundun mu?"

"Oha!" Dedi sesini yükselterek. "Beni ne zannediyorsun sen?"

"Yarın bir başkasıyla nişanlanan adamın eski karısını kaçırıp buraya getirip onunla yatan adam alçaktır!"

"Sen geceyi hatırlamıyor musun?" Sordu kaşlarını çatarak.

"O iğrenç anı hatırlamayı tercih etmem!"

"Ne iğrenç anı, Zilan?!" Dedi bıkkınlıkla. "Gece birşey olmadı! Ben dün gece banyodan çıkarken bir anda seni karşımda gördüm! Gece gece sen içip gelmiştin buraya!"

"Gerçekten mi?"

"Evet." Öfkeli olduğu her halinden belli. "Sandığın gibi birşey olmadı aramızda. Olacağı varsada olmasın artık!"

"Olacağı zaten yoktu." Diye tersledim onu. "Alçak adamın tekisin!"

"Dün gece bu alçak adamdan çocuk istiyordun." Kaşlarımı çatarak geri adım attım. Yalan konuştuğu belliydi. Ben çocuk istemezdim bu adamdan asla.

"Yalancısın." İçimden geçeni söyledim hemen. "Benimle boşanacaksın ondan sonra gidip bardan çıktığın kadınlarla yatarsın. Sonra o İdil'le nişanlanırsın!"

"Sen gerçekten hatırlamıyorsun." Neyi hatırlamıyorum yine ben? İçkili halimden dün gece faydalandığı belliydi. "İdil'le nişanım yok. O zaten bir başkasıyla ni–"

"Kes sesini." Yalan duymaya halim yoktu. "Tek kelime daha etme!" Etrafa baktım kıyafetlerim için. Kanepenin üzerinde kıyafetlerimi görünce hemen oraya gittim. Kıyafetlerimi kucağıma alarak banyoya gittim.

Tek tek bütün kıyafetlerimi giydim. Montumu bile üzerime geçirerek banyodan çıktım. Karan yatağa oturmuş başını yere eğmişti. Ellerini başının iki yanına koymuş sakinleşmeye çalışıyordu.

Başını kaldırarak bana baktı. "Gidiyor musun?"

"Bir daha gelmemek üzere." Dedim hırsla. "Senin Allah belanı versin."

Gözleri dolarak yüzüme baktı. Burukça gülümseyip başını salladı. "Amin."

Hızla odadan çıkarken merdivenlere yöneldim. Hızlı adımlarla indim merdivenleri. Evden çıkarken korumalar beni görünce şok geçirdiler. Onları umursamadan evden ayrıldım direkt. Yıllar sonra ilk kez Karan'ı görmüştüm.

Dün ne oldu bilmiyorum ama Karan'ın benden faydalandığına eminim. Kavga ettiğimizi sanmam çünkü eğer kavga etseydik ben o gecelikle Karan'ın yatağında olmazdım. Ben nasıl geldim zaten bu konağa, onu bile bilmiyorum.

Kollarımı göğsümde birleştirerek yürüyordum hızlı adımlarla. Önümde siyah bir araç durunca irkildim. Allah'ım yalvarıyorum Karan olmasın. Lütfen o olmasın. Zaten o olsada ben burada kalmam, direkt kaçarım ondan.

Araçta iki adam inince geri adım attım. Adamlar üzerime doğru gelip kolumdan yakaladılar. "Siz kimsiniz ya?!" Dedim. "Bırakın beni!" Kimse yoktu etrafta. Bağırıp yardım isteyeceğim kimse yoktu. "Benden ne istiyorsunuz?!" Çırpınmaya başladım ama ne fayda. Kolumdan sıkıca tutarak arabaya oturttular. "Yardım edin!"

"Kes sesini!" Dedi sol kolumu tutan adam.

"Bırakın beni diyorum size! Başınıza iş açtınız, haberiniz yok daha!" Ellerimi önümde birleştirip bileğimden bantladılar sıkıca. Her ne kadarda onların bunu yapmasına engellesem de imkansızdı. "YARDIM EDİN!"

"SUS!" Dedi sağ kolumu az önce tutan adam. Bantı alıp biraz açtı ve dişiyle kopardı. O bantı ağzıma kapatmak için yaklaştırınca başımı iki yana salladım çırpınarak.

"YAPM–" Bantla ağzımı kapattı. Diğer adam siyah bir küçük çuvalı kafama geçirdi. Ağzım bağlı olsada bağırmaya çalışıyordum.

"ZİLAN!" Uzaktan gelen tanıdık sesle sustum. Karan'ın sesiydi bu. Beni kaçırdıklarını görmüş olmalı. Bir anda kapı kapandı. Ellerim önümde olduğu için hemen çuvalı başımdan çıkardım. O iki adamın biri ön koltukta, diğeri direksiyon başına geçti. Yana doğru kayıp kapıyı açmaya çalıştıma ama kilitliydi. Pencereyi de açamadım zaten.

Ağzımda ki bantı çekerek çıkartınca canım yandı. Direksiyon başında ki adam gaza basınca Karan yanıma varmış oldu. "KARAN!" Diye bağırdım cama vurarak. Onun yanından uzaklaşınca arkama baktım. Karan geri dönüyordu arabasını almak için ama yolda bir araba durunca o arabaya atladı. Zafer'in arabasıydı bu.

"Kızın gözleri açık kaldı abi." Dedi direksiyon başında ki adam. Onlara döndüm hemen.

"Benzinlikte falan durarsın bu kızı iple bağlarız."

Bunlar kim, beni nereye götürüyorlar hiç bilmiyorum. Dertleri fidye mi? Yoksa babamın canını yakmak mı? Ağlamaya başlayarak arkamızdan gelen arabaya baktım.

Kurtar beni, Karan...