Damganın Sırrı kitap kapağı

12. bölüm / 29

Damganın Sırrı

11. Bölüm

Vaveyla Yazarı: 𝒮𝒾𝓂𝓁𝒶 𝒜𝓇𝓂𝒶𝓃

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: 11. Bölüm

2017

Yücel kardeşler birlikte dışarı çıkmışlardı. Zilan'ın tam on sekiz yaşı olduğu için kutlama yapacaklardı. Zilan kardeşleriyle birlikte doğum gününü kutlamaya çok severdi. Kardeşleri onu bir kafeye getirmişlerdi. Ulaş gelememişti maalesef, başka bir işi vardı. Kocaman bir pasta yaptırmışlardı. Pastanın üzerine ise Zilan'ı duygulandıran o cümleyi yazdırmışlardı. 'Bize anne olduğun için teşekkür ederiz.' Zilan pastanın üzerindeki yazıyı görünce kalbi bir tuhaf oldu, gözlerinden yaşlar süzüldü ve dudakları titredi.

Yıllar önce anneleri kaybettiklerinde Zilan onlara anne oldu. Babaları sürekli çalıştığı için pek ilgilenemiyordu ama elinden geleni yapıyordu. Çalışanlar ise sürekli koşuşturuyorlardı. Ama Zilan hem kardeşlerine hatta abisine bile anne olmuştu.

"Sizi çok seviyorum." Dedi Zilan ağlayarak. Kollarını açınca kardeşleri ve abisi ona kocaman sarıldı.

Geri çekildiler. "İyi ki doğdun Zilan abla." Orkun'un sesine karşılık olarak ablası Zilan onun yanağını okşadı.

"Teşekkür ederim ablasının yakışıklısı."

Abisi Yalçın bozulmuş gibi yaparak elini eşorfmanının cebine soktu. "Hani Yücel ailesinde tek yakışıklı bendim?" Zilan kahkaha atarak abisine döndü.

"Sende yakışıklısın abim."

"Babam delirecek." Dedi Canan keyifle. Tüm kardeşler aynı anda gülmeye başladı.

"Babamda, abim de, kardeşim de çok yakışıklı ama." Yalçın güldü başını sallayarak.

"Abla hadi üfle pastanı." Dedi Canan yerinde zıplayarak. "Ama dilek tut önce."

Yalçın mumları yakıp Zilan'a döndü. Zilan gözlerini kapattı gülümseyerek ve dilek tuttu. Derin bir nefes aldı ve sadece bir dilek tuttu. Dileğini sessizce kalbine sakladı, tüm hayatını değiştirecek bir dilekti belki de. Sonra mumları tek nefeste üfledi.

"Ne tuttun Zilan abla?" Zilan ilk cevap vermek istemedi kardeşi Orkun'a ama onu kırmayıp tutduğu dileği söyledi.

"Hep sizinle beraber doğum günümü geçirmeyi diledim."

2025

Bir hafta geçmişti. Hiç bir gelişme yoktu daha, birşey öğrenemedim daha. Geçen hafta Karadeniz'deydik Karan'la. Bir iki gün kalıp geri döndük. Orada o evde sadece Karan'la yalnız kalmak beni kötü etkilemişti. İstanbul'da korkmuyordum, en azından bana birşey yapmaya çalışırlarsa babam ve Ulaş hemen gelebilirdi.

Şimdi babamın yanındaydım. Biraz daha oturup alışverişe çıkacaktım. Her gün alışveriş yapıyorum neredeyse, seviyordum çünkü kendime birşeyler almayı. Babamla karşı karşıya oturmuştuk salonda.

"Bebeğin nasıl?" Sordu babam karnımı işaret ederek. Doğru ya, ben babama hamileyim yalanı söylemiştim.

Elini karnıma götürdüm. "Çok iyi, dün kontrole gittim hatta Karan'la beraber." Babam Karan'ın adını duyar duymaz gözlerini devirdi. "Yapma böyle, ben onu gerçekten seviyorum." Düşmanım o benim. "O da beni çok seviyor." Planım onu kendime aşık etmekti, ve yaptım.

"Tamam, demedik birşey kocana." Babam beni tersleyince dudaklarımı birbirine bastırdım. Babama telefon gelince hemen baktı. "Buna bakmam gerek." Babam ayağa kalkarak salondan çıkınca ayaklandım bende.

Etrafa bakınca duvarda yeni bir resim gördüm. Babam ve rahmetli amcam Agah Yücel'in fotoğrafı. İlk defa görüyorum bu fotoğrafı ben. Gülerek birbirlerine bakıyorlardı. Fotoğrafa bakarak tebessüm ettim.

"Canım amcam..." Diye mırıldandım iç çekerek. Çok iyi bir adamdı kendisi. Keşke Kayalar ailesi onu öldürmeseydi. Biraz daha fotoğrafa yaklaşınca amcamın boynunda ki dövme dikkatimi çekti. "13M..." Diye korkuyla fısıldadım. Benim damgama benziyordu. Damga değildi amcamın boynunda ki, dövmeydi ama benim damgama benziyordu. Bende 4H, onda ise 13M. Babam içeri girince panikle ona döndüm. "Amcamın boynunda ki..." Devamını getiremedim. Babam yanıma gelerek fotoğrafa yaklaştı.

"Evet, en sevdiği dövmesiydi bu."

"N-ne anlama geliyor 13M?"

"Acıdan doğan güç demekmiş." Kaşlarımı çattım.

"Sen biliyor musun böyle şeylerin anlamlarını?" Babam başını salladı. "4H ne demek?"

"Onu bilmiyorum işte." Dedi babam ve bana kendi boynuna gösterdi. "Bak bendede var." Babamın boynunda ise 6H''ydi. "Kalp ve huzur anlamına gelir."

"A-anlamlarını nereden biliyorsun?" Kekelemeye başlamıştım. Amcamın ve babamın bir ilgisi mi vardı yoksa kardeşlerimin ölümüyle? Ama oyle olsa babam bana bunları söylemezdi ki.

"Amcan ısrar etti bu dövmeyi yapmamı. O da kendisine yaptırırken onu Kayalar ailesi zorlamış." Çenesiyle beni işaret etti. "Senin o çok sevdiğin kocanın babası biliyor anlamlarını."

Kardeşlerimi öldüren Karan'ın babasıydı...

Elimi kalbime götürdüm derin nefes alarak. "G-gitmem gerek." Babamın yanından uzaklaşarak koşmaya başladım. Evden hızla ayrılıp arabama doğru koşunca Ulaş önümü kesti.

"Koşarak nereye gidiyorsun?"

"Kardeşlerimin ölümüyle ilgili Karan'ın babasının bir parmağı olabilir." Ulaş'ın tepki vermesini beklemeden arabaya binip çalıştırdım. Gaza basarak uzaklaştım buradan.

Bunu daha önce nasıl anlamadım ki?! Sinirle direksiyona vurdum. Karan'ın babası benim kardeşlerimi öldürmüştü, Karan'da zaten öyle bulmuştu izimi. Belki de Karan sandığım kadar iyi biri değil mi?

🖤🩹

Eve varınca hemen indim arabadan. Eve doğru hızlı adımlarla yürüdüm. Bunun hesabını Karan Kayalar verecekti! Kapıyı sert bir şekilde açarak içeri girip merdivenlere yöneldim. Belimden küçük tabancamı çıkarıp emniyetini açtım. Bunu gören Zafer ve Tülin abla peşimden geldiler. Onlar daha merdivenlere yönelmeden merdivenin ilk basamağına üç kursun sıktım.

"Delirdin mi Zilan?!" Diye üzerime bağırdı Zafer şok içinde.

"Zilan ne yapıyorsun?" Tülin abla şok içinde konuşunca tekrar sıktım merdivenin ilk basamağına. Üst kata çıkınca odama doğru yürüdüm. Silah sesine Karan odadan fırlayıp çıktı. Yan odadan da Begüm çıkınca elimde ki silaha baktı.

"Sen misin sıkan?" Sordu Karan kaşlarını çatarak.

"Manyak işte!" Tabancayı Begüm'e doğrultunca Begüm korkarak odasına girip kapıyı kapattı. O sırada kurşun duvara isabet etti. Keşke kaçmasaydı!

"Zilan, iyi misin?"

"İçeri geç!" Ben bunları söylerken Zafer üst kata çıkmıştı bile. "Geç lan!" Tavana sıkarak Karan'ı odaya ittim. Kapıyı kilitleyip geri çekildim. Zafer çoktan kapıyı zorlamaya başlamıştı.

"Sakinleş Zilan–"

"Kardeşlerimin ölümünde babanın bir parmağı var mı?!" Karan afalladı birden. Neyden bahsettiğimi bilmiyor gibiydi, ya da salağa yatıyordu. "Cevap ver!"

"Babamın ne alakası olabilir, saçmalama!"

Gözlerimden yaşlar akmaya başladı. "O depoya niye gelip beni kurtardın?" Bu ilk sorumdu. "Geçen sefer Yaşar'ı niye o depoya yolladın?!"

"Bunu söyleyemem." Silahımı indirdim yorgunlukla. Gözlerimi kapattım nefes almak için. Karan'a doğru adım attım. Karşısında durunca başımı kaldırıp yüzüne baktım.

"Kardeşlerim öldü benim. Ben yetim kaldım ve sen bana bildiklerini anlatamaz mısın?" Silahımı yere attım. İki elimle göğsüne vurarak ittim onu. "Senden nefret ediyorum!" Diye haykırdım. "Senden tiksiniyorum!" Hıçkırarak ağladım bu sefer. "Keşke geberip gitseydin!"

"Zilan yapma." Dedi acı çekerek.

"Bildiklerini anlat, lütfen." Başını iki yana salladı. Sinirden gülmeye başladım. "Anlatmıyorsun demek?"

"Anlatmak istemiyorum."

"Ne ölüme, ne ölüne!" Diye mırıldanarak yerde ki silahımı alıp belime taktım. "Boşanıyorum senden, siktir git hayatımdan." Net olduğum anlaşılsın diye gözlerine baktım. "Geberdiğini söyleseler bir gram üzülürsem, yanında ki mezarı benim için kazsınlar." Karan'ın gözleri dolunca başını iki yana salladı.

"Hayır," diye fısıldadı. "Deme öyle."

"Mahkemede görüşürüz." Yanından geçmek isteyince kolumu tuttu.

"Boşanma olmayacak. Kan davası başlar."

"Sizden korkmuyorum. Bunca yıldır kan davanız, düşmanlığınız babamlaydı. Ben asla karışmazdım." Dedim sitem dolu sesle. "Şimdi kan davanız benimle artık." Kolumu ondan kurtardım. "Hodri meyden Kayalar." Kapıya yönelip kilidi açınca çıktım odadan. Tülin abla panikle odaya girince Zafer peşimden gelip kolumu tuttu.

"Sen ne yaptığını sanıyorsun?" Kaşlarımı çatarak Zafer'e dondüm. Benden hesap mı soruyordu bu? Sorusuna cevap olarak yumruk atınca burnunu tuttu acıyla inleyerek. Gözlerimi devirerek merdivenleri indim.

Gidip arabama binip bu evden uzaklaştım. Kimse bilmiyecekti yerimi, Kayalar ailesi asla bilemeyecek. Gaza basarak evden uzaklaşınca Karan'ın evden çıktığını gördüm. Bizim bir çiftlik evimiz vardı, ben orada kalacaktım. Kimse benim orada olduğumu bilemeyecekti.

Yanan kımızı ışıklarda bile durmuyordum. Yoluma devam ediyordum çünkü peşime Karan takılmıştı. Gaza biraz daha köklendim süratı artırarak. Sinirle direksiyona vurdum.

"Alçak herif! Birde peşimden geliyor!" Bir kez daha vurdum direksiyona. Tek elle arabayı kullanırken sol elimi sarı saçlarıma götürüp sinirle kaşıdım. Biraz daha hızlı gittim ama atlatamıyordum onu.

Peşime takılması yetmezmiş gibi telefonla arıyordu birde. Dikiz aynasından arkaya bakınca hala peşimde olduğunu gördüm. Bu böyle olmayacaktı. Arabayı kenara çekerek durdurdum. Kemerimi hızla çözüp arabadan indim.

Üzerine yürürken o da arabasını durdurup indi araçtan. "Nereye gidiyorsun?!"

"Sen benim peşimden niye geliyorsun!" Bu soru değildi, bu bir hesaptı.

"Düş önüme eve gidiyoruz, konuşacaklarımız var."

"Konuşacaklarımız bitti! Defol git hayatımdan!" Bunu söyleyerek arabama doğru gittim ama arkamdan beni yakalayınca şok geçirdim. Gitmemi engeller gibi kolunu karnıma dolayıp gitmemi engelledi, sonrası bende yok. En son boynumda bir şey hissettim ve bilincim kapandı.

Karan'ın Anlatımıyla

Zilan'ı gizli bir yere kaçırdım mecbur. Ormanda bulunan küçük bir kulübeye getirmiştim onu. Zilan'ı en son boynunda elektroşok verip bayıltmıştım. Beş dakikaya uyanırdı zaten tehlikeli birşey değildi. Ona konuşalım demiştim ama dinlemediği için mecbur kaldım bayıltamaya.

Bana saçma sapan sorular soruyordu evde. Onun kardeşlerinin ölümüyle babamın parmağı yoktu. Yıllar önce Zilan'ı ve kardeşlerini niye kaçırdıklarını bilmiyorum. O günü sadece Zilan'a açılmak istiyordum, ama onu kaçırdıklarında peşlerine takıldım. O maskeli adamı görmüştüm, o depodan çıkarken maskesini çıkarttığını gördüm. Yüzü net bir şekilde aklımda ama bulamıyorum, adam ortadan kayboldu resmen.

Korumam Yaşar'ı da o yüzden o depoya yolladım. Sıksık yollarım belki birileri gelip gidiyordur oraya diye ama ne gelen var, ne de giden.

Zilan'a açılmak istiyordum o günü ama birileri onu kaçırınca peşlerine düştüm. O adam o depodan çıktıktan sonra gidip Zilan'ı kurtardım ama kardeşlerini kurtaramadım, onlar çoktan ölmüşlerdi...

Aslında Zilan'a anlatırdım ama istemiyordum. O bana doğru dürüst birşey anlatamamışken ben ona nasıl anlatayım? Derdinin benden birşey öğrenmesi olduğunu biliyorum. Onun bütün sorularına cevap verebilirdim, ama benim sorularıma o susmayı seçiyordu hep.

Misal kalbinin üzerinde ki sargının altında ne var? Onu kurtarırken orasından kan akıyoru sadece. Bir izi mi kalmış, onu kapatmaya çalıyor diye düşünüyorum ama olamaz. Yara izi olsa Zilan orayı makyaj malzemeleriyle kapatırdı bence. Kocaman sargıyı kalbinin üzerinde taşıyordu.

Kulübede dolanmaya başladığım sırada Zilan gözlerini açtı. Yerimde olduğum gibi kalıp onu izledim. İlk gözlerini açıp nerede olduğunu algılamaya çalıştı. En son beni görünce gozlerini kocaman açtı sinirle.

"Ulan!" Diye kızarak koltuktan kalktı. Etrafa bakındı. "Nereye getirdin beni manyak?!"

"Önce bir sakinleş."

Vurmaya başladı beni. "Cevap ver lan!"

"Ormanda bir kulübeye getirdim seni. Burada kalacaksın ve sakinleseceksin. Ondan sonra adam akıllı oturup konuşacağız." Sinirle elini saçlarına geçirdi. Alt dudağını kemirmeye başladı.

"Ben sana 'ne ölüme, ne ölüne' demedim mi? Sen neden peşimden geliyorsun hala?" Gözlerimi devirdim.

"Söylediğinle ilgilenmiyorum. O boşanma olmayacak ayrıca." Ben asla Zilan'dan boşanmam. Kendi kendine boşanır artık. "Geç otur sen, sakinleş biraz." Sabır dileyerek gidip oturdu. Bende tam karşısında oturdum.

"Sakinleştim." Diyerek bana baktı. Sesi şimdi daha sakin çıkıyordu. "Evde sana sorduğum soruları cevapla."

"Bana şu sargının altında ne olduğunu söyler misin?" Şartımı söyleyince gözlerini kapattı sinirle. Tekrar gözlerini açarak başını salladı.

"Sadece ne izi olduğunu söylerim, izin kendisi değil." Pek anlamadım ama başımı salladım.

"Kabul." Dedim ve onun merak ettiği soruları cevapladım. "Altı sene önce sana açılacaktım ve bu yüzden peşine takıldım. Ama birileri seni kaçırınca bende takip ettim sizi. Depodan biraz uzak yerde durup bekledim." O anları gözlerimin önüne getirdim. "Silahlar patladı ama sonra o adam çıktı. Yüzünü hatırlıyorum." Zilan yerinden kalkarak gelip yanımda oturdu.

"Lütfen adamı bana tarif et."

"Siyah saçları vardı, boyu çok uzundu. Kirli sakallıydı." Biraz daha hatırlamaya çalıştım. "Kalın kaşlıydı. Genç bir adam değildi, yani kırk-elli civarda olurdu yaşı."

"O adamı bulmam gerek."

"Yaşar'ı o yüzden gönderiyorum o depoya. Belki o adam gelir diye ama yok." Zilan iç çekerek önüne döndü. "Anlatacaklarım bu kadardı şimdi sıra sende." Meraklı bakışlarımı ona çevirdim.

"Sargının altında damga izi var. O adam beni damgalamıştı." Dedi gözlerimi kapatarak. "Damganın ne şeklinde olduğunu söylemem ama," Başımı salladım içim acıyarak. Sevdiğim kadın neler yaşamıştı. Ona rağmen çok dayanıklı. "Beni damgalayıp silahla yaraladıktan sonra bana kül kızı demişti." Aklına o gün gelmiş olmalı ki gözleri doldu. "Sonra sizin düzenlediğiniz davette bana fotoğrafımı atmıştı hatta mesaj bile atmıştı." Şok içinde dinledim onu. "Mesajda bana kül kızı diye yazınca onun o olduğunu anladım."

"Bunu bana neden şimdi anlatıyorsun?" Omuzunu silkti burnunu çekerek. "Kamera görüntülerinden bakabiliriz kimin senin fotoğrafını çektiğini." Umut dolu bir bakışla bana döndü.

"Benim için yaparmısın bunu?"

"Tabi yaparım, Zilan." Diye mırıldandım sakince.

"Seni çok seviyorum." Dedi hızla ve boynuma sarıldı. Sarılışının samimi olduğu belliydi. Yada, bu sarılışını samimi olduğuna inanacak kadar salaktım...

Gerçekten seviyor muydu beni?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

55okunma 4beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18