2. bölüm · Damganın Sırrı
1. Bölüm.
1.BÖLÜM: Kör Nokta.
_______
2025
Üzerimdeki siyah elbise, sanki beni susarak anlatmak için dikilmiş gibi. İnce askıları omuzlarıma zar zor dokunuyor, gövdemi tam kavrıyor, aşağı doğru indikçe kumaş özgürleşiyor, adımlarımda sessiz ama iddialı bir akış bırakıyor. Her adımda yere değen paçalarım, içimdeki kararlılığı gizler gibi.
Kollarıma kadar uzanan siyah eldivenler, beni dünyadan bir adım uzaklaştırıyor. Dokunduğum her şey mesafeli, her hareketim kontrollü. Elimdeki küçük siyah çanta, fazlalığa yer olmadığını hatırlatıyor. Taşıdığım iki şey var, telefonum ve çakı. İki bin on sekizden beri, o lanet günden beri yanımdan çakıyı hiç ayırmadım.
Ayaklarımda parlak siyah topuklular var. Yürürken çıkardıkları ses net ve keskin, ben buradayım diyor. Bu kombin ne masum ne de sert. Tam ortasında duruyor. Tıpkı benim gibi. Bu gece, siyah sadece bir renk değil. Bir duruş. Bir sır. Ve benim zırhım.
Aynanın karşısında durup sarı dalgalı saçlarımı geriye çektim. Aynanın yanında duvarda olan raftan beyaz kutuyu aldım. Kutuyu açıp içinden sargı bezi ve cerrahi bantı aldım. Kare olarak kesilmişti zaten sargı bezleri, önceden hazır ederim. Bezi kalbimin yanında olan damga izine koydum. Etrafını cerrahi bantla bantladım düşmesin diye.
Derin bir iç çektim. Önü açık olan elbisemde sargı gözüküyordu. Ki zaten herkes görmüştü beni sargıyla, ama arkdaşım Ulaş'dan başka kimse damgayı bilmiyordu. Sadece ben ve o biliyordu, anlamını ise bilmiyorduk. 4H'nin ne olduğunu öğrenmem gerekti. Altı yıl önce o adam niye kardeşlerimi öldürüp beni sağ bıraktı, kalbime ise 4H damgasını bastırdı?
Kendimi toplayarak saçlarımın bir tutamını önüme aldım. Odamdan çıkıp merdivenleri dikkatlice indim. Evden çıkıp bahçeye irelledim, arabamı şoför hazır etmişti. Geldiğimi görünce arka kapıyı benim için açtı.
"Buyurun Zilan hanım."
"Babam nerede?" Sordum binmeden önce.
"Akif bey çoktan çıktı, Zilan hanım. Şimdiye kadar davete varmıştır." Başımı sallayarak arabaya bindim. Şoför kapımı kapattı ve ardından direksiyon başına geçti.
Şoför yola çıkınca başımı yana çevirdim. Eski şoförüm ama şimdi koruma olarak kapıda duran Ulaş'a baktım. Aynı zamanda en yakın arkadaşım. "Durdur arabayı." Dediğim an şoför arabayı durdurdu. Camı açıp Ulaş'a baktım gülerek.
"Zilan, yapma sakın." Diyerek yüzünü buruşturdu. Bu haline daha çok güldüm. Hep onunla dalga geçtiğim için sıkılmıştı. Kendiside gülüyordu ama sinirli olunca hiç çekemiyordu beni.
"Ehliyetsiz mi kaldın?" Dudaklarımı büzerek dalga geçtim. Geçen sene içkili araba kullandığı için poliste ceza kesti tabi. Tam bir senedir ehliyetsiz dolaşıyor garibim. Şoförüm değil, evi koruyan korumaydı artık.
Gözlerini devirerek güldü. "Merak etme, yakında kavuşuyoruz." Kaşlarım havalandı. "Bir hafta sonra cezam bitiyor, ehliyetimi alacağım."
"Sevindim." Dedim keyifle. Arabayı kullanan şoföre döndüm. "Senin araba kullanmanda sorun yok. Biliyorsun sen bizi."
Şoför tebessüm ederek başını salladı. "Merak etmeyin, Zilan hanım."
"Neyse, görüşürüz." El sallayıp camı kapattım. En sevdiğim arkadaşımdı Ulaş benim. Daha otuz yaşında olmasına rağmen onunla çok iyi anlaşıyoruz. İtiraf edeyim, Ulaş'la olan yolculuğum keyifli oluyordu. Sürekli ters yöne girerdi küfür ederdi, trafik olurdu küfür ederdi. Herkesle kavga ederek yolumuza devam ediyorduk. O yüzden onunla olan yolculuklar keyifli. Az önce biraz sinirliydi sevgilisiyle tartışmış olmalı. Hep kavga ederler ama günün sonunda barışırlar. Deli gibi aşıklar birbirlerine.
Başımı arkaya yaslayıp camdan dışarıyı izledim. Davete gitmek istemiyordum, ama babama karşı gelemedim. Daveti düzenleyen, Kayalar ailesi. Kayalar ailesi Türkiye'nin en zengin ailesiydi. Normal şartlarla zengin olmadılar. Silah kaçakçılığı, adam öldürme ve bir sürü şey Kayalar ailesinde vardı.
Kayalar ailesi denildiğinde herkes korkardı, Yücel'lerden başka. Yücel ailesi Kayalar'dan asla korkmaz ve çekinmezdi. Herkes bizim onlarla olan düşmanlığımızı bilir; Kan davası.
Herkes sadece düşmanlığımızı bilir, sebebini bilmiyorlar. Benim amcam, Kayalar ailesinin başı Karan Kayalar'ın babasını öldürmüş. Çok yakın iki dostlardı ama aralarında ne olduysa düşman oldular, ve benim amcam Karan Kayalar'ın babasını öldürdü. Karan Kayalar'ın abisi Boran Kayalar'da gelip benim amcamı öldürdü.
Babam Akif Yücel kardeşinin, Karan Kayalar ise babasının intikamını almak istiyordu. Birbirlerini öldürmek istiyorlar, anca o zaman bu kan davası sona erer. Boran Kayalar ömürlük hapis cezası aldı ama dışarda olan kardeşi Karan Kayalar initkam diye dolanıyor.
Benim amcam onun babasını öldürdü, onun abisi ise benim amcamı. Kan davası bitmeliydi, ama bitmedi. Karan Kayalar babasının intikamını almak istiyor benim babamın canıyla. Ben buna asla müsade etmem.
Kayalar ailesinden sadece Karan Kayalar ve annesi sağ kalmıştı. Anne tarafı kuzenleri hep onunlaydı. Sağ kolu olan, kardeşi gibi gördüğü, dayısı oğlu Zafer Soykıran.
Her işlerini birlikte çözmüşler, herşeyin üstesinden birlikte gelmişler ama babamı alt edememişler. Babamla tam baba-kız olmasakta onu seviyordum. Beni sevdiğini biliyordum çünkü, sadece sevgisini gösteremiyor.
"Zilan hanım?" Şoförün sesini duyunca kendime geldim. Belli ki ilk çağırdığında duymamıştım.
"Söyle." Dedim başımı iki yana sallayıp kendime gelmeye çalışarak.
"Şarkı açmamı ister misiniz?"
Başımı salladım onaylayarak. "Aç bakalım, kafamız dağılsın." Şoför rastgele bir şarkı açınca gülümsedim. Güzel şarkı, severdim.
Melike Şahin - Durma Yürüsene.
Şarkısız yolculuk olmaz, şarkılarla yaşıyorum. Hatta yıllar önce vefat eden kardeşim Canan ile sokakta şarkı çalardık. Sesimin güzel olduğunu ve asla pes etmemi söylemişti. Ama pes etmiştim, altı yıldır sokaklarda şarkı okumuyorum. Şarkılara eşlik ediyorum sadece. Şarkıcı yerine cerrah oldum. Çalışmıyordum, sadece mesleğim vardı.
Başımı geri yaslayıp camdan dışarıyı izledim. Nisan ayı olmasına rağmen sıcaktı. Şarkının en sevdiğim kısmı gelince mırıldandım. "Kimse bilmez ağrım nerdenir." Şarkı bana yazılmış gibiydi. "Merhem elimde sızısı içerdedir." Yara kalbimin üzerindeydi, ama acısı kardeş acısıydı. "Cümle alem tuzumu kuru sanır." İç çektim. "Döktüğüm her yaş yanıma kar kalır."
🖤🩹
Kayalar ailesinin hazırladığı davete vardığımızda şoför kapımı açtı. Arabadan inince flaşlar patladı. Flaştan gözlerim kamaşınca elimi gözüme götürdüm. Tüm magazin buradaydı, ve Yücel ailesinin niye Kayalar davetine geldiklerini merak ediyorlardı.
Bir erkek yanıma geldi. "Zilan Yücel sizden kısa bir röportaj alsak?" Kabul ettim ama çok dibime kadar girmesinler diye elimi uzatarak onlarla arama mesafe koydum.
"Olur, ama o ışıkları kapatın önce." Işıkları kapatınca mikrofonları bana uzattılar. "Kısa sorun, içeri geçmem gerek. Yormayın beni." Şoförüm yanımda durarak onları yanıma yaklaşmalarını engelliyordu.
"Yücel ailesi olarak Kayalar ailesinin düzenlediği davete geldiniz, barış mı var yoksa?" Tüm dünya düşman olduğumuzu biliyordu. Sadece kan davası olduğunu bilmiyorlardı.
"Barış falan yok arkadaşlar." Dedim net bir sesle. "Kayalar ailesiyle asla barış olmaz." Her ne kadar ilk benim amcam o Karan Kayalar'ın babasını öldürmüş olsada, Karan Kayalar'ın abisi Boran Kayalar benim amcamı öldürdü. Ben amcamı herkesten çok severdim. "Ben Zilan Yücel olarak tüm Türkiye'nin karşısında söylüyorum," Kameraya baktım duruşumu dikleştirerek. "Kayalar ailesiyle asla barış olmayacak."
"Davete katılma sebebiniz?" Sordu bir kadın mikrofonu dibime kadar getirerek. İrkildiğim an şoförüm kadını biraz geri çekti.
"Sebebini bilmiyorum arkadaşlar." Dedim dürüstçe. "Söylediklerim bu kadardı, çekilin şimdi." İnatla önümü kesmek istediler ama şoförüm ve davetin önünde duran güvenlikler engel oldu.
İçeri girerek derin bir nefes aldım. Bunların dilinden kurtulmak olmuyor. Kalabalığın olduğu tarafa giderken kenarda duran Karan Kayalar ve kuzeni Zafer Soykıran'ı gördüm. Zafer Soykıran beni görünce keyifle gülümsedi.
"Zilan Yücel, hoşgeldiniz." Aldırış etmeden yoluma devam ettim. Ters bakmayı da ihmal etmemiştim. Karan Kayalar hiçbir şey demedi, benim olduğum tarafa bile bakmamıştı. Gözlerinde siyah gözlükler vardı. Ne zaman çıkarmayı düşünüyordu acaba bu gözlükleri. Son iki aydır o siyah gözlüklerden vazgeçmiyor. Ve son iki aydır Zafer Soykıran'la dibdibeler. Ekranlara daha az çıkmaya başladı. "Ve Zilan Yücel yine cevap vermedi." Diyerek dalga geçti bu sefer. Onlar bana birşey dediğinde cevap vermediğim için benim lal olduğumu sanıyorlardı. Yada onlardan korktuğumu. Saçma.
Lüks bir otelde davet yapmışlardı. Kayalar oteli. Kalabalığın olduğu yere, yani davetin olduğu yere giriş yaptım. Kameramanlar beni rahatsız etmeden fotoğrafımı çektiler. Ortam kalabalıktı baya. Daire şeklinde masalar vardı. Etrafta dolanan garsonların birini durdurdum.
"Akif Yücel nerede?" Babamı göremiyordum çünkü etrafta.
Garson soluna dönerek eliyle bir masayı gösterdi. "Orada efendim."
Ön masalara babamı oturtmuşlardı. Kayalar ailesinin derdi neydi? "Sağol." Diyerek babamın yanına irelledim. Tüm gözler bana dönse de sakin kalmaya çalıştım. Bizim tarafımızı tutanlar benim gelişimi alkışladılar.
Babamın yanına geçip oturunca hafif gülümsedi. "Geç kaldın."
Omuzumu silktim. "Erken geldin." Gülerek önüne döndü babam. Onun gibi ona karşılık vermeme bayılıyordu. Çantamı sandalyemin kenarındna astım.
Başım sağ omuzuma çevirdim, sahne vardı. Kayalar ailesi konuşma yapacaktı anlaşılan. Babam sol yanımda oturmuştu, yani sahneyle yüzyüze. Benim karşım boştu, yani masamızda kimse oturmamıştı. Ama tam önümde ki masada sevmediğim yüzler vardı.
Tülin Kayalar oturmuştu aynı babam gibi yüzü sahneye doğruydu. Karan Kayalar'ın annesi Tülin Kayalar. Yalan yok, kadını severim. Kimseyle işi yok çünkü, tek suçu Kayalar soyismini taşıması. Tülin Kayalar'ın yanında abisi Hüseyin Soykıran, yani Zafer Soykıran'ın babası. Onun yanında ise Zafer Soykıran'ın kız kardeşi Begüm Soykıran. Hiç sevmem o kızı. Yirmi iki yaşında ama baya havada uçuyor, paraları var diye bir dünyayı satın almadığı kaldı.
Karan Kayalar ve Zafer Soykıran içeri girdiler, dibdibe. Zafer Soykıran'ın sol kolu tamamen Karan Kayalar'ın koluna değiyordu. Sanki yapışmışlardı birbirlerine.
Herkes alkışlamaya başlayınca Karan Kayaların annesi Tülin Kayalar yanında ki masayı çekti. Oğlu gidip onun yanında oturunca Zafer Soykıran'da tam onun yanında oturdu. Şuan Karan Kayalar ile karşı karşıya oturuyorduk. Mide bulandırıcı.
"Kayalar, konuşma mı yapacak, niye sahne var?" Babam omuzunu silkti yüzünü buruşturarak. "Biz buraya niye geldik peki, barış mı var?" Babam tersçe bana döndü.
"Barış asla olmayacak." Göz ucuyla Kayalar ailesinin masasına baktı. "Orada oturan herkesi geberteceğim!" Önünde duran suyu alıp içmeye başladı. Bende Kayalar ailesinin oturduğu masaya bakınca rahatsız oldum. Karan Kayalar geldiğinden beri gözlerini dikmiş bana bakıyordu. Tam karşısında kimse yoktu, başını bile çevirmiyordu. Onlarla konuşuyor ama bakışları bende.
Rahatsız olarak elimi enseme götürdüm. Gözlerimi kapatarak iç çektim. "Buraya gelme sebebimiz ne?" Sordum kendimi toparlayarak.
"Bilerek kameracıları getirdi benim bir açık vermemi bekliyorlar. Ama buraya gelmemizin sebebi barış." Kaşlarımı çattım. Az önce barış yok demişti. "Polisler bizim bir açık vermemizi bekliyor. Güya barış yapmışız gibi kameralara oynuyacağız."
Başımı salladım. "Anladım." Yanımıza bir adam gelince babam ayağa kalktı. Babamın çok sevdiği bir arkadaşıydı ve onu bir yere çağırınca babam kalkıp gitti. Kayalar ailesinin masasına bakınca Karan Kayalar'ın gözü hala bendeydi. Tülin Kayalar ve Hüseyin Soykıran davetlileri karşılamak için ayağa kalkıp gittiler. Şu nefret ettiğim Begüm ise fotoğraf çekinmek için ayağa kalkıp gitti. Masada sadece Zafer Soykıran ve şu gözünü benden almayan Karan Kayalar kalmıştı.
Zafer Soykıran benim onlara olan ters bakışlarımı görünce sırıttı. Adam tek derdi benimle dalga geçmek! Sırıtarak el sallayınca yanına garson geldi. Garson kulağına birşey diyince Zafer Soykıran ayağa kalktı. Gitmeden önce Karan Kayalar'ın kulağına bir şey dedi. Karan Kayalar başını sallayınca Zafer Soykıran gitti.
Resmen bakışlarından rahatsız oluyordum. Gözlerini çekmiyordu üzerimden. İnsan bir sağına soluna bakar. Derin bir iç çekerek ayağa kalktım. Karan Kayalar'ın yanına gidip tepesinde dikildim.
"Sabahtan beri gözünü üzerimden çekmiyorsun! Bunun sebebi nedir Karan Kayalar?!"
"Zilan Yücel?" Yüzünü bana çevirmemişti. Ayağa kalktı dikkatlice ve karşımda durdu.
"O gözünü üzerimden çekeceksin!"
"Boş boş konuşuyorsun yine, git işine." Hem suçlu hem güçlü. Sinirle bir anda tokat attım yüzüne. Başı omuzuna düşerken siyah gözlüğüde yere düşerek kırıldı. Başını kaldırıp bana bakınca kahverengi gözlerim onun koyu yeşil gözleriyle buluştu. "Manyak mısın sen?!" Diye kızınca başını önüne eğdi. "Gözlüğüm nerede?" Yerde kırık olan gözlüğü görmüyor muydu?
"Başını kaldırır mısın?" Başını kaldırınca elimi yüzüne doğru uzattım. Yüzüne karşı elimi salladım ama gözleri aynı noktaya bakıyordu hep. Karan Kayalar kör mü? "Görmüyor musun?"
"İki aydır hiçbir şey görmüyorum!" Diye kızdı dişlerinin arasında. O yüzden gözlük takıp Zafer Soykıran'la dibdibe geziyorlardı. Zafer Soykıran onun gözü gibiydi. "Senin o piç baban yüzünden!"
"Babam hakkında doğru konuş, Karan Kayalar."
"Nasıl istersem öyle konuşurum, Zilan Yücel." Gözlerimi devirince bazı gözlerin bizde olduğunu gördüm. Ona tokat atmamı görmüş olmalılar.
"Gözlüğün yere düştüğü için kırıldı."
"Bana vurduğun için kırıldı." Diye lafımı düzeltince dudağımın köşesi yukarı doğru kıvrıldı. Benim gibiydi o da. Ve ben ilk kez Karan Kayalar'la karşı karşıya durup sohbet ediyordum.
"Özür dilerim." Dedim bakışlarımı kaçırarak. "Bana baktığını görünce rahatsız oldum." Saçlarımı savurdum Karan Kayalar'a dönerek. "Geçici mi peki körlüğün?"
"Geçici." Dedi sert bir sesle. "O piç Akif içkime metil alkolden damlatmış! Ölümden döndüm ben!" Sinirlendim. Babamla böyle konuşamazdı. Yumruğumu onun karnına geçirince acıyla inledi.
"Keşke damlatmak yerine direkt sana içirseydi, geberip giderdin!"
"Siktir olup gider misin yanımdan?! Zafer'i çağır bana gözlük getirsin." Derin nefes alıp vermeye başladım. Kimse onun kör olduğunu bilmiyordu. O yüzden Karan Kayalar yerinde oturamıyordu. Yanlış yere oturup düşer diye endişeleniyordu.
O kadarda gaddar değildim. Yanına yaklaşıp koluna girdim. "Otur şöyle." Onu sandalyesine oturttum dikkat çekmeden. "Zafer Soykıran'ı bulup geliyorum." Gideceğim esnada elimden tuttu. İlk önce eli koluma falan değdi ama bileğimi kavradı en son. Görmediği için zor tutmuştu elimi. "Birşey mi diyeceksin?" Diye sorarak ona yaklaştım. Çünkü kulağıma birşey demek istiyordu.
Ona yaklaştığımı anlayınca. "Özür dilerim." Diye fısıldadı. Şok içinde yüzüne bakınca burnumuz birbirine değdi, geri çekilmedik. Görmediği için gözlerime bakmıyordu. Ben ise onun koyu yeşil gözlerine baka kaldım. "Sana küfür ettiğim için." Kendimi toparlıyarak geri çekildim.
"Zafer Soykıran'ı bulayım." Hızla konuşup elimi ondan kurtardım. Zafer Soykıran'ın az önce gittiği tarafa gittim. Zafer Soykıran telefonla konuşarak gelince durması için önünü kestim.
"Anladım, sonra konuşuruz." Gözlerimin içine bakarak telefonu kapatıp siyah ceketinin içine attı. "Zilan Yücel, yolumu mu kesiyorsunuz?" Sırıtarak dalga geçti.
Gözlerimi devirdim. "Kuzenine vurunca gözlüğü düşüp kırıldı. Git ona yeni gözlük ver." Zafer Soykıran'ın gülüşü büyüdü.
"Az manyak değilsin sende." Ceketinden siyah bir gözlük çıkardı. "Halam oğluna neden vuruyorsun, manyak?" Sorarak kuzenine doğru gidince peşinden gittim.
"Gözlerini benden ayırmıyordu, rahatsız oldum bende."
"Görse bile sen tarafa bakmaz benim halam oğlu." Yüzümü buruşturdum. Sanki çok meraklısıyım o aptalın.
"Gözüme bir görükmesin o gaybana." Zafer Soykıran kahkaha atarak Karan Kayalar'ın yanına gitti. Ben ise kendi masama geçtim. Karan Kayalar karadenizli olduğu için ona gaybana diyordum. O şiveyle konuşmaz ama Karadeniz'liydi.
Sinirle yerime geçince saate bakmak için sandalyemin başında asılı kalan siyah çantamı aldım. Çantamı açarak içinden telefonumu çıkardım. Saate baktım, 22:51. Ekrana bakınca bilinmedik numaradan bana mesaj gelmişti. Mesaja tıklayıp gelen mesajı okudum.
+90 314 ** ** : Nasılsın?
+90 314 ** ** : Beni özledin mi kül kızı?
___________
Merhabalar, nasılsınız?
Beğendiniz mi ilk bölümü? Umarım beğenmişsinizdir.
En beğendiğiniz sahne hangisiydi;
Şunu da söyliyeyim. Bundan sonra bölümler iki haftada bir veya haftada bir gelecek. Çünkü bölümleri yazmam gerek.
Bana ulaşmak isterseniz TikTok hesabımdan ulaşa bilirsiniz: simalla__
