21. bölüm / 29
Damganın Sırrı20. Bölüm.
Bölümler 29Şu an: 20. Bölüm.
- 1 Giriş.573 kelime
- 2 1. Bölüm.2.222 kelime
- 3 2. Bölüm.1.969 kelime
- 4 3. Bölüm.2.126 kelime
- 5 4. Bölüm2.107 kelime
- 6 5. Bölüm2.217 kelime
- 7 6. Bölüm1.898 kelime
- 8 7. Bölüm.1.817 kelime
- 9 8. Bölüm.2.096 kelime
- 10 9. Bölüm.1.752 kelime
- 11 10. Bölüm1.971 kelime
- 12 11. Bölüm1.839 kelime
- 13 12. Bölüm1.693 kelime
- 14 13. Bölüm.1.924 kelime
- 15 14. Bölüm1.929 kelime
- 16 15. Bölüm2.165 kelime
- 17 16. Bölüm1.767 kelime
- 18 17. Bölüm1.979 kelime
- 19 18. Bölüm2.073 kelime
- 20 19. Bölüm1.961 kelime
- 21 20. Bölüm.1.952 kelime · Okuduğun bölüm
- 22 21. Bölüm1.994 kelime
- 23 22. Bölüm1.922 kelime
- 24 23. Bölüm1.840 kelime
- 25 24. Bölüm1.841 kelime
- 26 25. Bölüm1.806 kelime
- 27 26. Bölüm2.099 kelime
- 28 27. Bölüm1.957 kelime
- 29 28. Bölüm.1.927 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Tüm dünyanın bilmesini istedim onu sevdiğimin. Onu çok seviyordum ve ona aşıktım. Kimse beni ondan ayıramazdı. Onu sevdiğimi bağırarak söylediğim için Karan çok etkilenmişti. Büyülenmiş gözlerle bana baktı. Dudağının köşesi yukarıya doğru kıvrıldı. Baya erimişti itirafıma.
Başka birşey söylemek için dudaklarımı ayırınca Karan bir anda yüzümü kavrayarak beni kendisine çekti. Dudaklarımız birbiriyle buluştuğu an kalbim tekledi. Dudakları dudaklarımı talan ederken donup kalmıştım. Karşılık nasıl verecektim ben şimdi ona?
Ona karşılık vermemi istiyormuş gibi bir eli belime indi. Beni kendisine çekince göğüslerimiz birbirine çarptı. Alt dudağımı dişlerinin arasına geçirince istemsizce inledim. Sert ısırdığı için acıyla dudaklarım aralandı. Fırsatçı biri olduğu için bunu fırsat bilerek dudaklarımın arasına daldı.
Elimi onun yanaklarına bastırarak kirli sakallarını okşadım. Ona karşılık verince beni kendisine daha çok çekti ve daha fazlasını istediğini buradan anlaya biliyordum. Her öpüşmemizde, her nefesimiz dudaklarımıza çarpası beni daha çok etkiliyordu. Onu çok daha arzuluyordum.
Bir anda dönme dolap durdu, gözüme bir ışık çarpınca başımı geri iterek dudaklarımızı ayırdım. Güvenlik bize el fenerini tutuyordu. Elinde odun bile vardı. Yutkununca Karan elimi sıkıca tuttu.
"Ne yapıyorsunuz siz burada? Çabuk gelin buraya!" Güvenlikçi abi bizi azarlayınca kaşlarımı çattım. Karan cevap vermiyerek ayağa kalkınca bende onunla beraber kalkıp dönme dolaptan indik. Güvenlikçi abinin karşısında durunca dudaklarını ayırdı. "Polise şikayet edeceğim sizi!"
"Avucunu yalarsının!" Diyerek koşmaya başladım Karan'ı çekiştirerek. Karan kahkaha atarak peşimden koşmaya devam etti. Arkama bakınca güvenliğin arkamızda olduğunu görünce daha çok eğlendim ve kahkaha attım. Arkama dönüp geri geri koşmaya başladım. "Sana mı soracağız lan nerede öpüşeceğimizi?" Tekrar önüme dönüp koştum.
"Yavrum adamı daha fazla kızdırmasan mı?" Lunapakta çıktık sokağa doğru.
"Kaçmayın!" Güvenliğin sesi biraz daha uzaktan geldi ama biz hiç durmadık. Baya eğleniyordum bu durumdan. Arkama bakınca güvenliğin artık gelmediğini gördüm. Yinede pes etmeden koşmaya başladık.
Lunaparktan baya uzaklaşıp yola çıktık. Adımlarımız yavaşladı ve yerimizde durduk. Çok güldüğüm için yüzüm gerildi o an sanki. Ama mideme bir ağrı gelince durdum. Kusacaktım galiba. Bir elimi karnıma, diğer elimi ise ağzıma götürdüm kusmayı engellemek ister gibi.
"Birşey mi oldu?"
"Midem kalktı bir an." Dedim boğuk bir sesle. Bir ağacın kenarında durup hafif eğildim.
"O kadar içersen miden kalkar tabi!" Çocuk gibi azarlanıyordum her yerde. Elimi ağzımdan çekince kusmaya başladım. Karan saçlarımı arkadan tutarak bana destek oldu. Kusarken saçlarım önüme düşmesin diye yardımcı oluyordu.
Benden iğrenmediğini bildiğim için onu uzaklaştırmadım. Ne var, ne yoksa kusunca midem rahatladı. Geri çekilerek duruşumu dikleştirdim. Montumun cebinden peçete çıkarıp ağzımı sildim. Peçeteyi ise buruşturup çöpe fırlattım.
"Şimdi daha iyi misin?" Başımı salladım Karan'a dönerek. "Su alayım mı sana?"
"Gerek yok, iyiyim." Gözlerim kapanmak isteyince kendimi zorlayarak açık tuttum gözlerimi. "Uykum var." Karan'a doğru adım atıp sarıldım ona. Başımı göğüsüne yaslayıp gözlerimi kapattım. "Beni eve götür, sevgilim."
"Sana ölürüm ben." Erimiş gibiydi. "Gel bakalım." Beni kucağına alınca korkuyla çığlık attım. Beni kucağına alır almaz kollarımı onun boynuna doladım. "Uyu sen." Onun kalbinin üzerinde, onun kokusuyla uykuya daldım.
🖤🩹
Gözlerimi araladım huzurla. Tam boynumda bir nefes hissediyordum. Sıcak nefes her boynuma çarptığında gıdıklanıyordum. Başımı çevirince Karan'ın bana sarılarak uyuduğunu gördüm. Yerimden doğruldum onu uyandırmadan. Yanağını okşayıp dudağına küçük bir öpücük kondurdum. Aylar sonra onunla ilk kez uyumuştum.
Yerinden kıpırdayarak gözlerini açtı. Beni karşısında görünce gülümsedi kocaman. Karnımdan kavrayarak beni tekrar yatağa yatırınca üzerime doğru çıkıp yüzüme eğildi.
"Dün geceyi hatırlıyor musun?"
"Hatırlamıyorum." Çokta güzel hatırlıyordum. Beni gece eve getirdikten sonra yatırmıştı sadece. Başka birşey olmadı, yaşanmadı.
"Gerçekten mi?" Sırıttım. "Bir anı gerçekten unuttun sandım." Gülerek başımı kaldırıp Karan'ın dudaklarını küçük bir öpücük kondurdum. "Sabah sabah beni öldürmeye niyetlisin bakıyorum."
"Bu kadarı yeter sana." Omuzundan onu hafif iterek yerimden kalktım. Banyoya doğru yürüyünce son kez arkama baktı. Tavanı izleyerek gülüyordu. Öpücüğün etkisinden çıkamamıştı anlaşılan.
Banyoda işlerimi hallettikten sonra çıktım. Kalbimin üzerinide sargıyla gizlemeyi unutmamıştım. Garderoptan kendime kıyafet seçerken Karan banyoya girdi. Üzerime mavi pantalon, kahverengi kazak giydim kalın.
Makyaj masama geçerek saçlarımı taradım. O kadar dağınıklardı ki tarak saçlarımın arasında kalacak diye korkuyordum. Tarağı kenara bırakınca Karan içerden çıktı. Ben banyodayken üzerini değişmişti zaten.
Kapımız tıklanınca. "Gel." Dedim küpelerimi takarak. Kapı açılınca Begüm içeri baktı.
"Rahatsız ediyorum ama." Aman, çokta saygılıymış. "Polis geldi, sizi soruyor." Kaşlarımı çattım.
Ayaklandım kapiya doğru giderek. "Niye be?" Dedim odadan çıkarak. Karanda peşimden geldi olayı anlayarak. Bende sonradan anladım tabi. Lunaparka izinsiz girdiğimiz için suçlu çıkmıştık.
Alt kata inerek kapıda ki polisler bize döndü. "Buyurun polis bey amca." Dedim inmeye devam ederek. Merdivenleri inince hemen yanlarına gidip durdum.
"Sizi ve eşinizi karakola almamız gerek. Hakkınızda şikayet var." Gözlerimi devirdim.
"Olayı niye bu kadar büyüttülerse." Dedi Karan bıkkınlıkla.
"Dimi, alt tarafı kocamla dönme dolapta öpüştüm. Ne var bunda?" Zafer ve Hüseyin Soykıran gülerek başlarını önlerine eğdiler. Tülin abla kıkırdayarak ağzını kapattı. Begüm ise istemiyerekde olsa dudağını köşesi kıvrıldı.
"Gitmemiz gerek." Dedi polis. Sıkıntılı bir iç çektim.
"Ama ben gelemem." Diyerek omuzumu silktim. Polis kaşlarını çattı. "Makyajım yok."
"Hanımefendi-"
Devamını getirmesine izim vermedim. "Makyajı bir kenara koyalım, üzerime mont bile almadım."
"Tamam, sizi bekliyoruz o zaman." Gözlerimi devirip üst kata doğru çıktım. Biraz bekleyecekler mecbur. Makyajımı yapmadan nezarethaneye düşemem. Orada ki suçlular beni makyajsız görmesinler dimi mi?
Hafif makyaj yapmaya başladım. Fondöten kullanmadım, çünkü solgun çillerim kaybolsun istemiyordum. O yüzden hafif makyaj yaptım. Maskarayı kirpiklerime vurunca kahverengi gözlerim ortaya çıkıyordu.
Makyajım hazır olduktan sonra siyah bir ceket aldım. Karan içinde bir mont seçip alt kata indim. İnerek kendi ceketimi giydim diğer elimde Karan'ın montunu tutarak. Karan'a montumu fırlatıp kimseyi beklemeden çıktım evden. Sabah sabah uğraştığımız şeye bak.
Bir tane polis aracını seçip kendi kapımı açıp girdim. İlk defa nezarethaneye düşmeyecektik herhalde. Yıllar önce, ergenlik döneminde kaç kere nezarethanelere düşmüştüm. Babam gelip alırdı beni hep. Okulda ki erkekleri hastanelik ettiğim için ceza veriyorlardı bana.
Karan'da gelip benim yanımda oturunca tam karşımızda iki polis oturdu. Ben rahatça keyfime bakarken Karan şok içinde beni izliyordu. Yola çıkarak emniyete doğru gitmeye başladık.
🖤🩹
Bacağımı bacak üstüne atmış soğuk duvarlarla bakışıyordu. Tam sağımda ki nezarethanede Karan vardı. Sinirliydi ve elini demir parmaklıklara yaslayarak duruyordu. Benim zaten umurumda olmadığı için keyif çatıyordum. Sonuçta cinayet işlemedik. Sadece gizlice lunaparka girip dönme dolaba bindik. Abartılacak bir durum yok ki.
Ellerimle saçlarımı düzeltip saç uçlarıma baktım. "Baya yıpranmışlar." Diye mırıldandım kendi kendime.
"Efendim?"
"Saçlarım diyorum, yıpranmışlar." Karan'ın sorusuna cevap vererek ona dönünce şok içinde bana baktığını gördüm. "Ne bakıyorsun be öyle?"
"Nerede olduğumuzun farkında mısın, Zilan? Sen hala saçının yıpranmasından bahsediyorsun." Somurtarak ayağa kalktım. Ona doğru yaklaşıp saçlarımı önüme çektim.
"Baksana, çok kötüler." Dikkatlice saçlarıma baktı. Uçlarına bakınca kaşlarını çattı.
"İki satım kısalmış." Kaşlarımı anında çattım. "Saçlarını niye kestin?"
"Geçen ay iki parmak kadar kestim, bu daha uzamış hali." Başını salladı birşey demeden. "Sen nasıl anladın saçımı kestiğimin?" Biraz daha yaklaşıp demir parmaklıklardan tutundum. Karan'da ağır adımlarla gelip elini benim elimin üzerine koydu.
"Her zerreni ezberledim." Dedi büyüleyici bir sesle. Gülümseyerek başımı önüme eğdim. Beni utandırıyordu ama. Başımı tekrar kaldırarak onun koyu yeşil gözlerine baktım.
"Öpüşelim mi?" Gülerek başını iki yana salladı. "Naz yapıyorsun yine."
"Burada olmaz." Güldüm. Arkama bakarak kapıyı kontrol ettim iki saniyelik. "Hem evlenmeden olmaz."
"Biz evliyiz." Yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum? Evliliğimiz gerçekti bizim. Aylar önce nikah kıyarak evlendik.
"O sahte evlilik. Gerçeği olduktan sonra bakarız." Beni uğraştırıyordu! Elimi çekerek kollarımı göğüsümde birleştirdim.
"Öpmiyecek misin şimdi sen beni?"
"Gel yanağından öpeyim." Sevinerek yanağımı ona yaklaştırdım. Nazarethanede bile fingirdeşiyorduk. Karan yanağıma öpücük kondurunca gülümsedi. "Şimdi sen beni öp."
Gülerek geri çekildim. "Avucunu yalarsın." Sürünsün azıcık. Hafif kızarak demir parmaklıklara tekme attı.
"Gel buraya." Kollarımı göğsümde birleştirerek omuzumu silktim. Çocuklar gibi inat ediyordum. "Gelmiyecek misin?"
"Gelmem, ne yapabilirsin ki?" Tek kaşı havalandı. Bana cevap vermiyerek nezarethanenin kapısına doğru yaklaşıp yana baktı.
"Bakar mısınız?" Diyerek polisi çağırdı. Beni polis amcaya şikayet mi edecekti şimdi? Adi herif! Polis abi Karan'ın yanına gelince fısır fısır konuşmaya başladılar. Dikkatlice dinlemeye çalıştım ama duymuyordum.
Bir anda abi nezarethanenin kapısını açarak Karan'ı serbest bıraktı. "Ben peki?" Sordum dudaklarımı büzerek.
Karan sırıtarak bana baktı. "Avucunu yalarsın." Pişkin pişkin gülüyordu bi' de bana! Ben bunu gebertirim! Polis abi benim kapımı da açınca heyecanla gülümsedim.
"Oh olsun sana, bak gördün mü abi benide serbest bırakıyor." Açılan kapıya doğru giderken Karan içeri girdi. Olduğum yerde kalınca polis abi kapıyı kilitledi. "Ama abi." Dedim polis abinin peşinden bakarak.
"Ne oldu, Zilan?" Üzerime geldi ağır adımlarla. Her adımında geri gittim. "Deminden beri atar yapıyordun."
"Kim?" Dedim şok içinde. "Ben mi?" Bana iftira atıyormuş gibi yazıklar olsun dercesine yüzüne baktım. "İstediğin öpücük olsun." Mesafeyi sıfırlayıp onun dudaklarına doğru kapandım. Parmak uçlarımda yükselip onu öpmüştüm. Geri çekilince belimi kavradı. "Yeter bu kadarı sana."
Cevap vermedi ama dudaklarıma doğru eğilerek kapandı üzerine. Elim ensesine giderek onu kendime daha çok çektim. Dün ki öpücüğü hatırlıyordum ama ne hissettiğimi unutmuştum. Bu sefer ki beni daha çok etkilemişti.
Ellerim onun ensesinde saçlarını okşuyordum. Karan ise belimi daha sıkı tutuyordu. Adım sesleri gelince duraksadık ama ayrılmadık. Başımı geri çekerek dudaklarımızın temasını kopardım. Kapı tam önümdeydi ama karşımda Karan olduğu için göremiyordum.
"Biri mi geldi?" Diye fisıldadım. Karan dediklerimi umursamiyarak alt dudağımı öpmeye başladı. Gözleri kapalı, alt dudağımı öpüyor ve beni kendisine daha çok çekiyordu. Ondan her ne kadarda uzaklaşmaya çalışsamda beni bırakmıyordu. İkimizinde kulağına öksürük sesi gelince Karan belimi bıraktı. Karan önümden çekilince karşımızda Zafer'i gördük az önce ki polis abiyle.
Dudaklarımı ıslatarak başımı önüme eğdim. Utançtan kendime mezar kazıp gidip yatacaktım içinde. Herşeyi rahat söyleyen biri olabilirim ama birinin gözünün önünde öpüşmeye utanırım.
"Ne oldu, Zafer?" Sordu Karan gömleğini düzelterek.
"Serbest kaldınız gençler." Diye cevapladı Zafer sırıtarak. "Devamını evde yaparsınız."
Utandım, ama bunu belli etmedim. Başımı kaldırarak kapıya doğru irelledim. "Yapacağız tabi, sana mı soracaktık." Zafer kahkaha atınca gözlerimi devirerek önünden geçtim.
Ondan sonrası basitti. İmza attık bazı belgelere ve serbest bırakıldık. Benim sicilim ise baya bir kabardı bu gidişle. Olsun, ben alışığım zaten bu tür olaylara.
🖤🩹
Gece olmuştu artık. Biz emniyetten çıktıktan sonra eve döndük ama Karan birkaç dakika evde oturup şirekete geçti. Hala gelmemişti daha. Bende pijamalarımı giymek için garderoba baktım.
Bir an kapım açılınca arkama döndüm. Karan odaya girip kapıyı kapattı. Şok içinde ona baktım çünkü çok kötü bir haldeydi. Beyaz gömleği kanlar içinde kalmıştı. Düğmelerinin bazılar kopmuş halde. Dudağının kenarı kanlar içindeydi.
"Karan?" Dedim ürkek bir sesle. "Ne oldu sana?" Yanına giderek kolundan tuttum. Elini karnına götürerek acıyla inledi. Onu yatağın kenarında oturtup gömleğinin önünü açtım. Dikişleri patlamamıştı, ama kontrole gitmeliydik acil. "Cevap versene, Karan."
"Sokakta kavga ettim altı tane itle."
"Altı kişi senin üzerine mi atladı?!" Başını salladı. "Bekle pansuman yapayım. Burnunda kanıyor zaten."
"Üç kez burnum kanadı. Gömlekte ki kan burnumdan akan kan." Gece gece başımıza gelen olaya bak. Sanki bana vurmuşlar gibi canım yanıyordu. Banyoya gitmek isteyince durdurdu beni. Elini cebine atarak bir kutu çıkardı. "Bunu sana aldım."
Afalladım. Kırmızı kutuyu alarak içini açtım. İçinde güzel bir kolye vardı. İncecik zincirin ucunda pembe taşlardan yapılmış bir kuğu var. Işığa vurdukça rengi değişiyor, sanki her bakışta başka bir duyguyu anlatıyor. Elime aldığım an kalbim yumuşadı. Essiz, zarif ama 'seni düşündüm' diyen bir hediye.
"Ne gerek vardı?" Dedim naz yaparak. Alması değilde, beni düşünerek alması çok hoşuma gitmişti.
"Doğum günün kutlu olsun." Burukça gülümsedim. Doğum günümün dün olduğunu unutmuştu galiba.
"Teşekkür ederim." Dedim bozuntuya vermeden.
"Doğum gününün dün olduğunu biliyordum." Bakışlarımı kolyeden ayırıp Karan'ın yeşil gözlerine baktım. "Sadece kutlamadığını bildiğim için dün tebrik etmedim seni."
O an o kadar duygulandım ki. "Seni çok seviyorum." Diye mırıldandım. Karan ayağa kalkarak kolyeyi aldı boynumdan takmak için. Saçlarımı önüme çekince Karan kolyeyi taktı. Asla çıkarmayacaktım bu kolyeyi. Karan boynuma küçük bir öpücük kondurunca gülümsedim. Ona doğru dönerek kolyede elimi gezdirdim. "Çok beğendim." Burnundan akan kanı silince kendime geldim. "Ya beni niye tutuyorsun, bekle geliyorum." Elimde ki kutuyu yatağa bırakarak banyoya koştum. O an telefonu çalınca cebimden çıkararak açtım.
"Efendim Ulaş?"
"Şu Almanya'da tuttuğumuz ev sahibi aradı. Gelecek misiniz diye soruyor." Kutuyu sıkıca tutarak sesimi kıstım. Banyonun kapısı kapattım ve öyle konuşmaya başladım.
"İptal et, ben gitmiyeceğim Almanya'ya." Dedim. "Seviyorum ben Karan'ı." Hemde çok. "Sende biliyorsun, planımızdı bu bizim. Karan'ı kendime aşık edip onu yarı yolda bırakacaktım. Ama-" Kapının açılma sesi gelince dönüp baktım. Karan kapının eşiğinde durmuş hayal kırıklığıyla yüzüme baktı.
Herşeyi yanlış anladı...
Bölüm etkileşimi
