17. bölüm / 29
Damganın Sırrı16. Bölüm
Bölümler 29Şu an: 16. Bölüm
- 1 Giriş.573 kelime
- 2 1. Bölüm.2.222 kelime
- 3 2. Bölüm.1.969 kelime
- 4 3. Bölüm.2.126 kelime
- 5 4. Bölüm2.107 kelime
- 6 5. Bölüm2.217 kelime
- 7 6. Bölüm1.898 kelime
- 8 7. Bölüm.1.817 kelime
- 9 8. Bölüm.2.096 kelime
- 10 9. Bölüm.1.752 kelime
- 11 10. Bölüm1.971 kelime
- 12 11. Bölüm1.839 kelime
- 13 12. Bölüm1.693 kelime
- 14 13. Bölüm.1.924 kelime
- 15 14. Bölüm1.929 kelime
- 16 15. Bölüm2.165 kelime
- 17 16. Bölüm1.767 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 17. Bölüm1.979 kelime
- 19 18. Bölüm2.073 kelime
- 20 19. Bölüm1.961 kelime
- 21 20. Bölüm.1.952 kelime
- 22 21. Bölüm1.994 kelime
- 23 22. Bölüm1.922 kelime
- 24 23. Bölüm1.840 kelime
- 25 24. Bölüm1.841 kelime
- 26 25. Bölüm1.806 kelime
- 27 26. Bölüm2.099 kelime
- 28 27. Bölüm1.957 kelime
- 29 28. Bölüm.1.927 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Boğulmaya başladım gibi. Aslı eline mikrofon almış gülüyordu. Sarhoş olduğu yürüyemediğinden belliydi. Zafer ve Ulaş yan yana durmuş şaşkın gözlerle Aslı'ya bakıyordu. Ben ise bir kenarda durdum Karan'la beraber.
Karan'ın birşey yapması gerekti yoksa Aslı herşeyi anlatacaktı Ulaş'a. Onun kalbini kırmak istemiyorum, Ulaş benim kardeşim gibi. Onunla beraber büyüdüm ben sonuçta. Ailesini kaybetmiş yaralı biriydi.
Ailesinden sonra ilk kez aşık oldu. Aşık olduğu kadın ise onu aldattı. Aylarca kandırdı onu. Ulaş aldatıldığını öğrenseydi mahvolurdu. Benimle de asla konuşmazdı. Ulaş'ın iyiliği için susuyordum ama bu gece mahvolacaktı.
Aslı elinde sıkıca mikrofonu tutmuş eğlenerek Zafer ve Ulaş'a bakıyordu. Yalandan öksürüp boğazını temizledi. "Dikkat." Dedi sarhoş sesle.
"Birşey yap." Dedim Karan'ın koluna tutunarak.
"Ulaş, ben seni aldattım." Karan Aslı'ya doğru adım atarken Aslı itiraf etti. Gülerek itiraf etti hemde. "Hemde kimle biliyor musun?" Sırıtarak Zafer'e baktı. "Zafer Soykıran'la aldattım seni." Gözlerim dolunca elimi kalbime götürdüm. Yakamı çekiştirerek nefes almaya çalıştım. "Zafer, bende seni Ulaş'la aldattım." Onların arkalarında olduğumuz için tepkilerini göremiyorum. Zafer yumruklarını sıkıyordu, Ulaş ise başını önüne eğmişti hayal kırıklığıyla.
"Aslı!" Karan sinirle Aslı'nın yanına gidince Aslı geri adım attı kaçarak.
"Bunu size söylemiyeyim diye Karan Kayalar ve Zilan Kayalar bana her ay yüklü miktarda para ödüyorlardı." Karan Aslı'nın elinden mikrofonu alıp yere fırlattı.
Ulaş hayal kırıklığıyla bana döndü. Yanına gitmek için adım attım ama yapamadım. Başımı önüme eğip akan göz yaşımı sildim.
Bir anda kolumu sıkı tuttuklarında başımı kaldırdım. Ulaş kolumu sıkıca tutarak beni bir yere götürüyordu. Peşinden gidince beni arka kapıdan dışarı çıkarıp kenara çekti.
"Zilan." Diye fisıldadı üzüntüyle. "Yalan olduğunu söyle bana."
Başımı önüme eğdim. "Doğru."
"Siktir!" Diyerek duvara yumruk attı. "Aylarca kandırılmışım!"
Başımı kadırarak ona doğru adım attım ama geri çekildi. Artık ona dokunmamı istemiyordu. "Üzülme diye söyleyemedim."
"Bırak ya!" Onun için yapmıştım her ne yaptıysam. "İlk öğrendiğinde dalga geçtin mi kocanla birlikte?"
Kaşlarımı çattım. Başımı iki yana salladım. "S-saçmalama, Ulaş." Gözyaşımı sildim. "Sen beni tanımıyor musun Allah aşkına." Karan yanımıza gelerek kenarda durdu.
"Ben artık seni tanıyamaz oldum, Zilan!" Dudaklarımı büzdüm acıyla.
"Ulaş tamam, yeter artık. Zilan ne yaptıysa sen üzülme diye yaptı." Karan araya girerek beni arkasına aldı. Ulaş'ın da gözleri doluydu ve nefes alması zorlanıyor olmalı ki iç çekiyordu sürekli.
"Şimdi çok mutlu etti beni." Dedi Ulaş iğneliyici sesle. "Bravo ona!" Diyerek alkışlamaya başladı.
"U-Ulaş, yapma böyle." Sesim boğuk çıkmıştı ağlamam yüzünden.
Karan dönüp ağladığımı görünce gözyaşlarımı sildi. "Ağlama." Diye mırıldandı aynı anda. Ama elimde değildi ki.
"Seni kardeş gibi görüyordum. Artık kardeşim falan değilsin, defol git." Yüreğime sanki ok girdi. Nefesim kesildi, olduğum yerde donup kaldım. Ulaş bana son sözlerini söyleyip çekip gitmişti, ben ise arkasından baka kaldım.
Ağlamaya başlayınca Karan sarıldı bana. Saçlarımın arasına öpücük kondurup içine çekti. "Üzülme artık."
"Beni asla affetmiyecek." Dedim, bunun ihtimali bile daha çok ağlama neden oldu. Hıçkırarak ağlamaya başladım başımı Karan'ın gövdesine gömerek. "Yalnız kaldım ben artık."
"Ben varım." Diyerek geri çekildi. Yüzüme doğru eğilip eliyle gözyaşlarımı sildi. "Sabah bende sana aynısını söylediğimde bana aynen o şekilde söyledin, 'ben varım' demiştin." Hatırlıyorum o konuşmayı. Mezarlığın başında Karan'ı teselli etmeye çalışmıştım. "Şimdi ben sana diyorum." Elimi tuttu. "Ben varım."
Dudaklarımı büzdüm küçük çocuklar gibi. "İyi ki varsın." Dedim. Karan'ın dudağının köşesi kıvrılarak önümde ki saçlarımı okşadı.
"Hadi evimize gidelim, sakinleşelim. Sabah olduğunda Ulaş'la tekrar konuşursun. Ona zaman vermen gerek, Zilan." Başımı salladım. Haklıydı. Daha yeni öğrendi. Sinirlenip, kızması çok normal. Olaylar tazeyken üzerine gitmemem gerekti. Biraz sakinleştikten sonda onun gönlünü alacaktım...
🖤🩹
Gözlerimi açtığımda beynim çatlıyacak gibiydi. Baş ucumda olan telefonum çaldığı için sinirlerim bozulmuştu. Sabahın köründe kim arıyor olabilirdi ki?!
Gözlerimi açıp tavana baktım. Sırtımı yataktan ayırıp oturur pozisyonu aldım yatakta. Etrafıma bakınınca Karan'ı göremedim. Kim bilir yine nerelere gitmişti gaybana.
Komodinin üzerinde olan telefonum inatla çalmaya devam ederken hemen elime aldım. Gözlerimi ovalayarak saate baktım ilk. Oha, saat on ikiydi. Ben çok uyumuşum bu günü. Normalde saat on da uyanıyordum.
Arayan kişinin kim olduğuna bakınca ekranda Ulaş yazısını gördüm. Heyecanla telefonu açıp kulağıma koydum. "Alo? Efendim Ulaş?"
"Kayalar konağının bahçesindeyim, gelebilir misin?" Kaşlarımı çattım ama yinede ayağa fırladım.
"T-tabi tabi, iki dakikaya oradayım." Telefonu kapatıp koşarak banyoya gittim. Yüzüme su carpıp kendime gelmeye çalıştım. Uykudan ve ağlamaktan gözlerim şişmişti...
Banyodan çıkıp qarderoba yöneldim. Elime geçenleri alarak giydim. Siyah bir pantalon, üstüne ise beyaz bir kazak. Ayağıma çorap giyerek yatağa doğru gittim. Yatağa bıraktığım telefonumu alıp odadan çıktım. En son ayağıma ev terliği geçirerek koştum.
Koşarak alt kata indim. Kapıyı açıp evden çıkınca serin hava yüzüme çarptı. Ne sıcaktı, ne soğuk. Orta bir havaydı. Uzun kolla sıcak olmazdı, kısa kolla da soğuk olmazdı.
Etrafa bakınınca Ulaş'ı kenarda durarak gördüm. Elini cebine sokmuş beni bekliyordu. Hızlı adımlarla yanına gidip karşısında durdum. Mahçup mahçup yüzüne baktım. Konuşmasına fırsat vermiyerek ilk konuya giren ben oldum.
"Özür dilerim, Ulaş." İç çektim. "Sadece onsuz yaşayamam dediğinde kendine zarar vermenden korktum. Yaptığım büyük bir hataydı ama sen üzülme diye yaptım."
"Beni affet." Dediğinde şok içinde yüzüne baktım. Kaşlarımı çattım. Ben doğru mu duymuştum? "Gece sana patladım birden. Özür dilerim."
Sevinçle gözlerim doldu. "Gerçekten affettin mi beni?"
Elini yanağıma bastırdı okşadı. "Asıl sen beni affettin mi? Sana onca laf ettim." Cevap vermedim. Sadece boynuna atlayarak ona cevabımı göstermiş oldum. Ben ona kırgın değildim ki.
Geri çekilerek gülümsedim kocaman. Ulaş ise burukça gülümsedi. "Ben artık gideyim." Başımı salladım.
"Tamam, sen işine bak. Görüşürüz." Ulaş başını sallayarak vedalaştı benimle. Ağır adımlarla yanımdan geçip gidince bende sevinçle eve doğru gittim.
Bana küs olacak ve asla barışamayacağız diye korkmuştum. Gece ağlayarak uyumuştum Karan'ın kollarında. Sabah kalktığımda yoktu. Eve girince, yardımcı mutfağa doğru giderken onu durdurdum.
"Karan nereye gitti?"
"İşe gitti efendim. Birazdan gelir ama." Cevap vermedim, sadece başımı salladım 'anladım' dercesine. Sıksık gitmezdi işe ama giderken beni öpmeden çıkmazdı. Her halde ben uykudayken öpüp çıkmıştı.
Salona gidince içerden gülüşmeler geldi. İçeri göz atınca salonda sadece Tülin abla ve avukat İdil Alkoç vardı. Sabah sabah bu kadının ne işi vardı burada? Kocamın peşinden ayrılmıyordu. Yani Karan'ın.
İçeri girerek saçlarımı arkaya ittim. İdil geldiğimi görünce rahatsızca kahvesinden bir yudum aldı. Tülin abla ise gülümseyerek bana baktı. "Gelinim geldi." Dedi neşeyle. Gülümseyerek Tülin ablanın yanında oturup karşımda rahatsız olan İdil'e baktım.
"İdil avukat." Dedim sakin sesle.
"Hoşgeldin, Zilan." Gülümseyerek kaşlarımı çattım. Hoş mu gelmiştim?
"Asıl siz hoşgeldiniz." Diyerek ağzının payını verdim. "Malum benim kocam bu evde yaşıyor. Buraya gelen siz olduğunuz için asıl siz hoşgeldiniz." İdil yüzüne sahte bir gülümseme kondurup kahvesinden bir yudum daha aldı. "Hangi rüzgar attı sizi buraya, kötü bir durum falan mı var?"
"Yok, gelinim ne kötü duru mu." Dedi Tülin abla elini dizime koyarak. "Buralardan geçiyormuş, İdil kızım gelip uğradı sadece."
"Ay ne güzel." Dedim sahte bir sevinçle. Haftada üç kez yolu buraya düşerdi İdil kızın. Sanki ben onun derdini bilmiyorum.
Saçlarımı düzelterek etrafa baktım bıkkınlıkla. "Keşke Karan da burada olsaydı." Anlamadım? Anlamak için dönüp İdil'e baktım.
"Kim burada olsaydı?" Bir daha desin de onun o ağzının payını vereyim ben! Bu ne yüzsüzlük. Benim karşımda oturmuş Karan'dan bahsediyordu.
"Karan'ı diyorum canım." Sinirle iç çektim. Kendimi toparlayarak başımı silktim sağa-sola. Saçma sapan triplere girmiştim. Bana ne ki Karan'dan. Kim onu seviyorsa sevsin, umrumda olmaz.
"Keşke." Diyerek iç çektim. "Ama çok yoğun biliyorsunuz." Başını salladı anlayışla. Tülin abla ise saçını kulağının arkasına sıkıştırarak kahvesinden bir yudum aldı. "İşe giderken beni öpüp gitti de kendisi." Bunu söylemem Tülin ablayı mutlu etmişti. Ama İdil için aynı şeyleri söylemem. Elinde tuttuğu fincanı sıktı parmaklarıyla.
Benim kocamı benden kıskanıyordu.
Karan'ı benden kıskanıyordu!
"Oğlumla gelinimin ilişkisi çok başka." Tülin abla kahvesini kenara koyarak bizim ilişkimizi anlattı. "Oğlumun gözünden belli zaten aşık olduğu. Sürekli sahiplenmesi, koruması." Onayladım her dediğini.
"Neyse, ben gideyim artık. Çok uykum var." Ayağa kalktım.
"Biraz daha otursaydın." Dedi Tülin abla.
"Yok yok, uykum var. Kusura bakmayın." Arkamı dönüp giderken Karan'ın salona girdiğini gördüm.
"Selam millet." Diyerek bodoslama dalmıştı içeri. Yanımdan geçerken yanağımdan bir makas alıp gitti. Dönüp ona bakınca gidip İdil'le oturduğunu gördüm. Bilerek beni delirtmeye çalışiyordu!
Odama geçip uyumaktan vazgeçip tekrar Tülin ablanın yanında oturdum. Gözlerimi dikerek Karan ve İdil'i izledim. Samimi samimi sohbet edip gülüyorlardı. Ama Karan'ın bunu bilerek yaptığınıda çok iyi biliyordum.
Dizim üzerinde bir el hissedince bakışlarımı Karan gilin üzerinden çekip Tülin ablaya döndüm. "Kızım, sen uyumaya gitmiyor muydun?"
"Uykum kaçtı, Tülin abla." Uykumu kaçıran ise bu iki salaktı! Tekrar onlara dönüp baktım. Karan ara sıra bana bakıp tekrar İdil'e dönerek gülüyordu. Telefonumu açıp WhatsApp'a girdim.
Siz: Hemen o kadının yanından kalkıp benim yanımda oturuyorsun!
Bekledim. Hiç bir bildirim gitmedi ona. Sessize atmıştı yine telefonu galiba. Gözlerimi ona diktim. Bana bakınca bakışlarımla cebini gösterdim. 'Ne' dercesine başını salladı. Kendi telefonumu göstererek başımla kandisini işaret ettim. Nihayet anlamıştı.
Telefonunu alarak yazdığım mesajı okudu. Gülümseyerek mesaj yazmaya başladı. O sırada bende WhatsApp'a girip yazmasını bekledim.
Gaybana: Niye?
Gaybana: Kıskandın mı yoksa?
Gözlerimi devirerek ekrana baktım. Kendisini ne sanıyordu bu? Benim gibi biri neden onu kıskansın ki?
Siz: Ben kimseyi kıskanmam
Gaybana: O zaman sıkıntı yok
Gaybana: Buradan kalkmam
Siz: Tamam
Bozulduğumu belli etmiyerek ayağa kalktım. Demek oradan kalkmazmış. Ben onu oradan kaldırmasını iyi bilirim. Telefonumu cebime attıp gülümseyerek Karan'a döndüm.
"Ben bugün bir arkadaşımla buluşacağım, Karan." Başını salladı.
"Olur, keyfine bak." Dedi. "Hangi arkadaşın?"
Gülümsedim. "İsmi Okan." Bunu diyerek arkamı dönüp gittim. Gitmeden önce Karan'ın ayağa fırladığını gördüm. Koştursun bakalım peşimden. Eski nişanlımın adını duymak sinirlerini bozmuş olmalı ki arkamda adım seslerini duydum.
"Zilan, bekle." Diyerek peşimden geldi. Arkama bile bakmadan merdivenlere yöneldim. İkişer şekilde merdivenleri çıktım. "Kızım dursana." Hafif kızgın sesini duydum ama yine de durmadım. Üst kata çıktığımız an Karan kolumdan yakaladı. "Zilan."
"Niye peşimden geldin? Ne güzel oturmuştun İdil'ciğinle." Bilerek 'İdil'ciğinle' derken bastıra bastıra demiştim. Dediğimi umursamadı çünkü şuan derdi tam başkaydı.
"Okan'la mı buluşacaksın?"
"Evet." Sinirle alt dudağını kemirdi. Kolumu bırakıp saçını dağıttı sinirle.
"Zilan'ım benim." Dedi sakin sesle. "Benim güzel karım." Önüme düşen saçlarımı kulağımın arkasına sıkıştırdı. "Birtanem benim." Suyuma gitmeye çalışıyordu. "Beni sinirlendirmesen mi acaba?"
"Sinirlenmem umurumda olmaz." Kolumu sıkıca kavrayıp aramızda ki mesafeyi kısalttı. Dudaklarıma doğru yaklaştı. Nefesim kesilir gibi olunca Karan'ın kolu belimde dolandı. Gözgözeydik artık onunla. Koyu yeşil gözlerine bakarken sıcak nefesim onun dudaklarına çarptı.
"Zilan." Diye fısıldadı. Yakınlığımızdan dolayı bacaklarım titreyince düşecek gibi oldum. Tutunmak için ellerimi onun geniş omuzlarına bastırdım. Burnunu burnuma sürtünce istemsizce gülümsedim. "Okan'la mı buluşacaksın?"
"Yok." Dedim gözlerimi kapatarak. "Oradan kalk diye söyledim." Bana yaklaşarak konuşturmuştu beni. Gözlerimi aralayıp ona bakınca keyifle başını salladı. Bir anda geri çekilip kendime gelmeye çalıştım.
Kendimi kaybetmemem gerekti, ama elimde değildi. Karan'la olan ufacık bir temas bile heyecanlanmama yetiyordu. Başımı iki yana sallayıp silktim kendime gelmek için. Öksürerek boğazımı temizledim.
"Odaya gidiyorum ben." Elini belimden çekerek geri adım attı. Yüzünde gülümseme berilince arkamı döndüm. Odaya doğru hızlı adımlarla gidip kapıyı kapattım. Sırtımı kapıya yaslayıp derin nefes aldım. "Kendine gel, Zilan." Diye fısıldadım kendime.
Telefonuma mesaj gelince hemen cebimden çıkarıp baktım. Az önce ki temasımız yüzünden titreyen ellerimle telefonu tuttum. Bilinmeyen numaran gelen mesajı okudum.
+90 938 ** ** : Karşına çıkmamı ister misin kül kızı?
Bölüm etkileşimi
