21. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Su ✨

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 34Şu an: 21. Bölüm

"Ben senin istediğin her şeyi yapıyorum ama sen benim yanıma gelmiyorsun kaç gündür." Diye nazlandı. "Planın bozulmasın diye kaç gündür hastanedeyim ve kimin yaptığını bilmiyormuş gibi davranıyorum oysa planı ben yaptım." Duyduklarım karşısında elimdekiler yere düştü.

Allah'ım bu bir rüyaysa uyanmak istiyorum.

En acı şey dost dediğin kişinin ihaneti miydi?

Yere eğilip düşen poşeti aldım. "İşte birazdan çıkış yapılacak hastaneden. Akşama anca müsait oluruz sanırım." Bir süre karşı tarafı dinledi sadece. Beni duymasın diye nefes dahi almıyordum. "Yarın da olur. Saati ve konumu yaz bana."

Yakalanmamak için hızla uzaklaştım oradan. Asansöre basınca bulunduğum katta olduğu için hemen bindim. Çıkacağım kata basarken ellerim titriyordu. Derin nefesler alarak kendimi rahatlatmaya çalıştım.

Asansör yükselirken kendi kendime söyleniyordum. "İnanamıyorum ya, bunu nasıl yapabilir?" Elim hızla atan kalbimin üzerindeydi.

Yarın buluşacaktı o. Kiminle olduğunu bilmiyordum ama bunu da öğrenecektim. Yarın Gece'yi anneme emanet edip eve birşeyler almam gerekiyor diyebilirdim.

Asansörün kapıları iki yana açılınca asansörden indim. 1893 numaralı odanın önüne gelince derin bir nefes alıp öyle girdim içeri. Sonuçta içeride kızım ve Ömer vardı. Tüm saflığı ile gördüğüm iki insan vardı içeride.

"Anne." Dedi beni gören kızım heyecanla. "Geldin sonunda." Ömer ona çok dikkat etmişti galiba çünkü zavallı Gece ümidi bende arıyordu.

"Geldim annem de." İki saniyeliğine Ömer'e baktığımda tetikte beklediğini gördüm. Yani her soruna karşı gardını almış gibi duruyordu. "Baban ne yaptı ki sana?"

Yanına gelmemi işaret edince hızlı adımlar atarak yanına ulaştım. "Daha ne yapacak anne?" Sessizce hayıflanmaya başladı. "Kolumu uzattım ve babam hemen dikkatli ol dedi. İşin kötüsü bu en küçüğü."

Ömer hiç çocuk büyütmemişti ki. Ben de bunu Gece ile öğrenmiştim. Nasıl anne olunur, nasıl ebeveyn olabilirim, onun için daha iyi bir hayat nasıl oluşturulur? Bunlar benim için zor konulardı ama Gece bunların hepsini istemeden de olsa cevaplamıştı.

"Seni bunalttım mı?" Kaygı ile sormuştu bunu. "Ben kötü bir babayım, değil mi kızım?"

Gece böyle düşünmesine uzun vermedi.

"Aksine baba, sen en iyi babasın." Yataktaki boşluğa oturup Gece'yi kendime çekip sarıldım. "Hangi baba gidip saatlerce animasyon izler ki?" Bunu Ömer ile Gece dün konuşurken öğrenmiştim. Ömer oturup saatlerce Mucize'nin bütün bölümlerini izlemiş, bir de not çıkarmıştı. "Ya da bütün işlerini bırakıp lunaparka gider?" Bütün derken ikinci ü harfini uzatmıştı. "Sen kötü bir baba değilsin."

Ömer saf mutluluk ile gülümsedi. "O zaman neden annene beni şikayet ediyorsun?"

"Çünkü kısıtlanmayı sevmiyor." Gece yerine ben vermiştim cevabı çünkü en doğru cümle buydu. "Sevdiği kişilerin yanında birini görmek ve kısıtlanmaktan nefret ediyor." Bu iki şeyden nefret ettiğini her şekilde anlatıyordu.

"Eben?" Dedi soru sorarmış gibi.

"Ebemi niye karıştırıyoruz şimdi Ömer?" Kimse ebeme laf edemezdi.

"Senin ebeni demiyorum ki güzelim." Gece'nin ebesini de karıştırmasındı durduk yere. "Yani beni senin yanında görmekten nefret etmiyor."
Yan yana pek gelmedik ki.

"Bundan neden nefret edeyim ki?" Dudaklarını büzdü hemen. Bana baktı ilk. "Sen annemsin." Ömer'e döndü sonra. "Sen ise babam." Bilmediğimiz bilgileri bize iletmişti. "Annemin yanında babam var diye üzgün olmayacağım." Bakışlarını kucağındaki minik ellerine çevirdi. "Yıllarca bunu bekledim ben."

Gece'ye daha sıkı sarıldım. Saçlarının üzerine burnumu yaslayıp kızımdan gelen kokuyu içime çektim. Hemşire yardımı ile duş aldırmıştım hastanede. Mis gibi Dalin kokuyordu.

"Eben?" Diyen Ömer'e kaşlarımı çatarak baktım.

"Ebemi rahat bırak artık Ömer!" Sinirle gülüp söylenmeye başladı.

"Gerçekten eben artık Ece. Bilerek mi yapıyorsun, anlamadım ki? Demek istediğim şey 'peki ya ben?' kalıbıydı sadece." Bunu deseydi o zaman.

"Baba, sen de gelsene." Buna dünden razı olan Ömer Cihan Alkanlar üç büyük adımda yanımıza ulaştı. Yatak genişti ama Ömer'de genişti. Yatağın üçte ikisini Ömer kaplamıştı zaten.

"Güzellerim benim." İkimize birden sarılacakken kapı pat diye açıldı. Kapıyı açan Gurur ve Erkan'dı. Tencere yuvarlanıp kapağını bulmuştu.

"Bu bir baskındır." Diyen Gurur'u, "Kimse kıpırdamasın." Diyen Erkan tamamladı.

İkisi de içeri girince insan gibi Sergen, Buse, Zeynep ve Sıla içeri girdi onların ardından. "Ben nefes alayım, siz küfür ettiğimi düşünün." Sergen yine çok mantıklı şeyler söylüyordu.

"Çıkış işlemlerini hallettik Ece bacım." Zeynep'in dediği şey ile Gece mutlulukla kıkırdadı. Hatta ileri atılıp kaçmaya bile çalıştı ama buna izin vermedim.

"Ani hareket etmek yasak demedi mi sana doktor ablan az önce?" Başımı biraz eğmiş ona bakıyordum. Ömer ayaklandıktan sonra Gece'yi kucağına aldı.

"Annen çok biliyor güzelim." Art niyet taşımıyordu dediği. Gerçek anlamda söylüyordu. "Haklı dediklerinde, bu yüzden seni ben taşıyacağım."

Gece kollarını babasına doladı. "Annem de gelsin ama bizimle."

Kız çocukları babaya düşkün olur diyenler utansın. Benim kızım yıllardır sadece bana düşkün oldu.

Çünkü babası yanında yoktu gerizekalı diyen iç sesim ile kavga etmeyecektim.

"Gece, Müslüm Baba'yla efkarlanıyor muyuz?" Gurur yanındaki Buse'yi kolunun altına çekmişti. Buse de ona yaslanmıştı.

"Bana kalırsa tamamdır Gurur aşkım." Ömer'in somurtmaya başladığını Gece görmüyordu. Hem somurtuyordu hem de Gurur'u öldürmek ister gibi bakıyordu ama onun kötü bir insan olmadığını biliyordu. "Ama annemden gizli yapmalıyız." Bunu benim duymayacağımı mı düşünüyordu?

Birlikte odadan çıkıp asansöre bindik. Sessiz sedasız mi geçti yoksa ben mi duymadım emin değilim ama asansörün kapısı açılınca indik.

Kapıda 'best koruma'lardan biri olan Arif duruyordu. Kemal de çok iyiydi ama o şu anda yoktu çünkü evi havalandırmak üzere annemle beraber gitmişti. Arif'in yanına geldiğimizde ceketinin önünü ilikledi. "Selamün aleyküm yenge." Hâlâ bana yenge desede bu artık bir sorun değildi. Bir ortamda beni görürse hemen selam veriyordu.

"Aleyküm selam Arif Bey." Diyerek selamını aldım. "Bizim eve gitmemiz gerek, sen mi kullanırsın ben mi kullanayım?" Arabanın arka kapısını açtı.

"O iş bende yenge." Kenara çekilip Ömer'in binmesini açıkça belli ettim. Kucağındaki Gece ile arabaya bindi. Herkes arabalara geçmişti. Kapıyı kapatıp elimdeki kağıt parçasını Arif'e uzattım.

"İçinde yazan şeyi lütfen yap, çok acil." Açmaya başlayınca izin vermedim. "Şimdi değil." Başını kaldırıp bana baktı. "Biz evdeyken Kemal ile yapın, tamam mı?" Dedim en masum ifademi kuşanıp.

"O iş bizde yenge."

24 yıllık birikimimle bu adam tamamdır diyorum. Bana aksini söyletemezsiniz.

*

"Bahçası var, bağı var.
Ayvası var, narı var.
Bahçası var, bağı var.
Ayvası var, narı var."

Müslüm Gürses açsaydık da olurdu. Gerçekten Gece'nin küçük olmasına rağmen aynı şarkıyı art arda on iki kez dinlemek yerine Müslüm Baba ile efkarlansak da olurdu.

"Atamızdan yadigâr.
Bizde atabarı var.
Atamızdan yadigâr oy.
Bizde atabarı var."

"Yemin ederim ezberledim dede." Gece en sonunda patlamıştı. Kollarını iki yana açıp avuçlarını yukarıya çevirdi. "Tam bu kadar dinledik şarkıyı. Gerçekten ezberledim."

Babam şarkıyı durdurdu. "Söyle bakalım devamını." Zorla güzellik olmazdı hani.

"Uzun uzun kamışlar." Diye söylemeye başladı. Hafif müziğe uygun söylüyordu. "Ucunu budamışlar. Uzun uzun kamışlar, ucunu budamışlar."

Onay almak ister gibi babama baktı. Başını bir kez aşağı yukarı sallayarak onay verdi. "Benim ela gözlümü gurbete yollamışlar."

"Tamam güzel torunum." Zaten güzel olan bir tane torunu vardı. Güneş yakışıklı bir çocuktu. "Aferin sana, dayın asla ezberlemişti." Evet abim salaktı.

Çalan zil ile kapıyı açmak için ayağa kalkacaktım ki Sıla benden önce davrandı. "Açarım ben Ece'ciğim." Canıma minnetti.

Sıla kapıyı açmaya gidince yanımdaki Ömer'in ne yaptığına çaktırmadan baktım. Telefonu ile mesajlaşıyordu. Kiminle mesajlaştığını göremedim ama Ömer çakmış olmalı ki telefonu benim de bakış açıma soktu.

Bülent (koruma'lardan biri)

"Kapıdaki koruma Ece." Diye açıklama yaptı artı olarak. Kimse duymasın diye yaklaşıp kulağıma fısıldadı. "Sen yokken başkasına bakmadım, sen varken de bakmam." Utanç içinde gülümsedim.

"Ece." Çekingen bir tavırla konuşan Sıla'ya baktım. Arkasında Güzin Teyze ve Yaman amca vardı. Saygı ile ayağa kalktım. "Torunlarını görmeye gelmişler."

Odadaki herkes -en çok Ömer- tepkimi merak içinde bekliyordu. Kanepelerin arkasından dolaşıp Sıla'nın arkasındaki Ömer'in ailesine yöneldim. İkisi de çekingendi. Oğullarının yaptığını biliyorlardı galiba.

Güzin teyzenin elini tutup dudaklarıma götürüp saygı içinde öptüm ve alnıma koydum. Aynı şeyi Yaman amcaya da yaptım. "Hoşgeldiniz."

Yaman amcaya artık çok fazla saygı duymasam da onlar sevdiğim adamın ailesi idi. Ama bu bir katile saygı duymuş olduğum anlamına gelmezdi.

Evlat katili...

"Buyrun lütfen." İkisi de bunun fırtına öncesi sessizlik olduğunu düşünüyordu sanırım. İkisi de geçip boş yere oturdu. "Çay var içerseniz?"

"Olur kızım." Yaman amca çelişki içinde cevap verdi. Ayaklarımı sürükleyerek mutfağa ilerledim. İki bardağa çay doldurdum. Güzin teyze şekersiz içerdi çayı ama Yaman amca iki şekerli içerdi.

Çay tabaklarına koyduğum bardakları alıp içeri geçtim. Önce Güzin teyzeye verdim. Sonra da Yaman amcaya verdim. "Eline sağlık güzel kızım."

"Afiyet olsun." Diye Güzin teyzeye cevap verip arkamı döndüm. Yaman amca tam bardağı dudaklarına yaklaştırmışken dudaklarımı aralayıp zehirli cümlelerimi dışarı attım. "Çaylara şeker ya da tuz atmadım bu arada. Sorun değildir umarım."

Olayı bilenler bana şaşkınlık içinde bakarken hiçbirini umursamadım. "Canının istediği bir şey var mı Gece'm?" O da benim gibi hiç birini umursamıyordu.

"Ben biraz daha meyve suyu istiyorum annem." Masanın üzerindeki, kendime doldurduğum ama hiç içmediğim meyve suyunu kızıma uzattım. Sonra da Ömer ve Gece'nin arasına oturdum.

"Niye içmiyorsunuz çayınızı Yaman amca?" Ne fenayım ama. "Sizin şeker sevmediğinizi Ömer söyledi bana. Hatta şeker yüzünden ne yaptığınızı falan filan. O yüzden atmadım, getireyim isterseniz?" Hafifçe ayaklandığımda eliyle oturmamı işaret etti.

Lafı yedin, kolaysa içme.

Kola değil zaten, çay. Allah'ım iç sesimi benden al.

"Gerek yok kızım getirmene. Böyle de içerim ben."

Sen şeytana pabucunu ters giydirmekle kalmaz, taşlı yolda çıplak ayakla yürütürsün şeytanı.

İç sesim ile kendi kendine triplere girip saçımı geri attım ve havalı havalı karşıya baktım. Belki de özürlü gibi duruyordum emin değildim.

"Maşallah." Diyerek konuyu değiştirdi Güzin teyze. "Ne güzel bir kızın var Ece."

Yanımdaki Gece'ye baktım. "Öyledir."

Kendime birinci not: Gece'ye nazar boncuğu takılacak.

Kendime ikinci not: Birinci not uygulanmayacak.

"Anne." Bakışların kendisinde olan kızım bana sokuldu. "Bu teyze ve amca kim?"

Gülümsedim samimi şekilde. "Babaannen ve deden, anneciğim."

Şaşkınlıkla bana baktı bu kez. "Benim babaannem ve bir dedem daha mı var?" Eh, sonuçta Ömer Cihan Alkanlar yumurtadan çıkmamıştı. Arabalara yapıştırılan kafası oynayan emojiler gibi kafamı salladım.

"Baba." Dedi kafasını ileri uzatarak. Bunu yaparken ani hareket ettiği için canı acımış olmalı ki çığlık attı. Herkes ayağa kalktığında kızımın kazağını kaldırıp sargısını açıp baktım. Çok şükür ki bir sorun yoktu. " Acıdı anne." Dedi dudağını büzüp. Sargısını dikkatle kapayıp kazağını düzelttim. Gözünden süzelen damlaları sildim.

"Biliyorum annem." Bende kurşun yarası yoktu ama düşük tehlikesi atlatmıştım. Acısı aynı olmasa bile bende hem fiziksel hem de psikolojik olarak sorun oluşturmuştu. "Bir yerimiz acırsa ne yapıyorduk?"

"Anneye öptürüyorduk."

"Neden peki?" Diye yeni soru yönelttim.

"Çünkü o öpünce hemencecik geçerdi."

Başımı eğip kazağının altındaki sargısının üzerini öptüm. Psikoloji, acının kaynaklı olduğu yerlerden birisiydi. Farklı duyular gönderirsek acımız bir nebze de olsa azalırdı.

Kendimizi kandırarak avuturuz yani...

Bakışlarımı Gece'den çekip bizi izleyen insan toplumuna çevirdim. "Bir sorun mu var?" Bana en normal bakışı atan Güzin teyze ve annemdi.

"Yoo." Toplu gelen cevap beni güldürdü. Hepsi yerine otururken Gece tekrar babasına seslendi.

"Baba." Sadece Ömer'in değil, hepsinin bakışı Gece'ye döndü. "Seninde annen ve baban varmış." Bu bilgiyi bilmeyen(!) Ömer mutluluktan havaya çıkmalıydı.

"Bende yeni öğrendim babamın olduğunu babacığım." Bunu sadece Gece ve ben duymuş olabilirdik çünkü bize yaklaşıp sessizce söylemişti.

"Gece." Gurur daha fazla duramazdı. "Hadi ters yüz izleyelim." Gurur'un en sevdiği animasyon bu olabilirdi sanırım. İkinci filminin çıkacağını duyunca sevinçten havalara uçmuştu.

Gerçek anlamda havaya uçup merdivenlerde asılı kalmıştı.

İçerideki büyük küçük herkes animasyon izlerken odada bulunan mafya kişilerine daha fazla şaşırıyordum tabiki. Hani bunlar durmadan çatışmaya giriyordu.

Gerçi kapalı kapıların ardında ne olduğunu bilemezdik.

Ayağa kalkıp altı açık olan çaydanlığın altını kapatıp iki bardağa çay doldurdum. Balkon kapısını açıp bahçeye çıkıp ardımdan tekrar kapıyı kapattım.

"Hey, selam." Arif ve Kemal bana döndü hemen. "İçiniz ısınır diye size çay getirdim."

"Eyvallah yenge." Arif koşarak yanıma geldi ve tepsideki bardakların birini aldı. "Ellerine sağlık canım yengem benim." Tam bir çay tiryakisi idi.

Birlikte Kemallerin yanına doğru adımlarımızı attık. Kemal'e ve Ömer'in dört korumasına çay ikram ettim. Birlikte bahçedeki çardakta oturuyorduk. "Yenge." Diyen Arif'e döndüm. "Hallettim." Kafamı sallayıp onu onayladım.

"İçerden kaçmışsın yenge." Diye gülmeye başladılar.

"İçeride olsanız anlarsınız. Biri değil hepsi deli." Onlarla muhabbet sarıyordu.

"Bu kez de Mucize mi izlediniz?" Diye sordu bir başkası.

"Ters yüz bu kez." Diye cevapladım. "Bir değişiklik olsun diye." Ben kızım kültürlü olsun diye ona İngilizce renkleri, sayıları vb. öğretirken onun yaptığı.

Bir süre daha onlarla konuştum. Sonra boş bardakları alıp tekrar mutfak kapısına ilerledim. "Birazdan kalkıcağız canım." Dedi ve telefonu kapadı. Beni fark etmeden tekrar içeri doğru gitti. Ne işler karıştırdığını çözmeme az kaldı.

O gittikten sonra kapıyı açıp mutfağa geçtim. Bardakları tezgaha koyup içeri doğru gitmeye hazırlanırken mutfak kapısında Sergen ile çarpıştım.

"Konuşalım." Dedi ve ben daha mutfaktan çıkmadan beni mutfağa geri soktu. "Uzatmaya gerek yok bence. Be-" derken Gece'nin sesi geldi.

"Anne, gelir misin?" Diye bağırdı.

"Sergen, Gece'ye bakayım. Sonra konuşalım mı?" Kafasını salladı ve onay verdi. Önden Sergen ardından ben mutfaktan çıktık. Neredeyse herkes ayaklanmıştı. "De annem?"

"Anneannem ve dedem gibi babam da burada kalsın mı?" Yok artık dedesinin nalı.

"Bugün işi varmış Gece. Başka bir gün kalır." Onunla sevgili değildik. Ben çıkma teklifi almamıştım.

Tekrar Sergen'e döndüğümde birisini dikizlediğini fark ettim. Bakışlarını takip edince gözlerim Zeynep'e ulaştı. Sergen, Zeynep'i dikizliyordu.

Ayıp ayıp demek istedim ama benim yapmış olduğum aklıma gelince bir şey diyemiyordum.

"Gidiyor musunuz ya?" Dedim üzülmüş gibi. Güzin teyze kalıp yemek yapsaydı. "Benim Sergen'e bir şey sormam gerekiyordu."

"Konuşun, bekleriz." Diye Ömer cevap verdi.

Onun yanına doğru yürüdüm ve kolundan tutup çekiştirerek mutfağa sürükledim. "Sen ne yapıyorsun Sergen?"

"Ne yapmışım?" Dedi rahatça. Ne mi yapmıştı?

"Umarım düşündüğüm şey değildir." Olacağını sanmıyordum. "Nuray'ın acısını unutmak için Zeynep'e gitme. Kendi acını dindirmek için o kıza acı veremezsin." Buna hakkı yoktu.

"Ben şerefsiz bir insan olabilirim ama bir kadının duyguları ile oynamam be Ece." Omzunu indirip kaldırdı. Sergen de uzundu. "Yalan yok Nuray'ı seviyordum ama eğer aşık olmuş olsaydım başka kadınlarla birliktelik yaşamazdım."

"Yıllarca aşığım dedin."

"Yıllarca aşık olduğumu sandım." Acı çeker gibi gözlerini kapadı. "Ona olan sevgimin aşk olmadığını Nuray beni öptüğü gün çok daha iyi anladım." Nuray, Sergen'i öpmüş müydü? "Tek sorun neden o kadar acı çekmiş olmam. Neden bana dayanılmaz gibi geldi?" Sebebi belliydi.

"İhanete uğramış hissettin çünkü. Kuzeninin olmasıydı seni en çok üzen." Acı ile gülümsedi. Hak veriyordu bana. "Ben Zeynep ile konuşurum istersen." Dediğimde gözlerini benden çekip omzumun üstünden arkaya baktı.

"Gerek yok Ece, o biliyor bence." Arkada ne vardı? Dönüp baksam saçma olurdu. "Nabız seksende, kalp tek sende atıyor Zeyno." Neden ben buradayken bir aşk ilanı yapılıyordu?

İçimden bir ses yakında kötü birşey olacak diyordu.

Arkamı döndüğümde Zeynep'in şaşkınlık içinde bizi izlediğini gördüm. Aynı duygular içindeydim. Sergen tam bir hödüktü. Ondan böyle cümleler beklemek bile hataydı ama kamyon arkası sözlerin hepsini ezberlemiş olabilirdi.

Utançla arkasını dönüp kaçan Zeynep'in ardından Sergen gür bir kahkaha attı. "Bu mu benden hoşlanan kız?" Sonra yine gülerek o da mutfağımdan ayrıldı.

Bir tane bile akıllı yoktu.

Az önce Sergen'in dediği şey doğru muydu yani demiş olduğu şey gerçek miydi bilmiyorum. Yine de bir yorum yapma hakkı bana düşmezdi. Umarım ki Sergen ve Zeynep üzülmezdi.

Mutfaktan çıkıp salondan çıkmış insan topluluğuna baktım. "Baba." Dedim hayretle. "Sen nereye gidiyorsun?" Annem ile burada kalacaklardı bugün ve yarın.

"İşim var kızım, karımı burada bırakıp gidecek değilim." Bu aşk değilde ne be?

Hepsi gittikten sonra kapıyı kapatıp anneme döndüm. "Bu saatte ne işi?" Saat baya geç olmuştu.

"Tam olarak bende bilmiyorum Ece. Sen Gece'yi uyutana kadar gelir ama." Benim sorum bu değildi ki.

Salona gidip Gece'nin yanına gittim. "Uyuma vakti geldi çattı. Herkes yataklara geçsin." Anons verirmiş gibi hafif ses yükselterek söylemiştim bunu.

*

Arabanın içinde otururken karşıdaki arabanın tekrar hareket etmesini bekliyordum. Çok tenha bir yerde durmuştu. Bu kadar tenha bir arazide neden benzin istasyonu olurdu ki?

Aklıma Gece düşüyordu arada ama annem ve babama emanetti o. Başına birşey gelmezdi. Uyutmak için anneler için hazırladığım odaya götürmüştüm. Onların yanında yatıyordu.

Hem Arif ve Kemal vardı. Birini markete göndermiştim. Diğeri de tuvalete gittiği an evden kaçmıştım.

Benzin istasyonundaki küçük marketten çıkıp arabaya doğru ilerledi. Hava yeni yeni aydınlanmaya başlıyordu. Arabasının kapısını açıp bindi. O çalıştırdığı zaman bende arabayı çalıştırdım.

Bir süre sessizce onu takip ettim sadece. Taşlı yollarda gittik, yokuş çıktık ve en sonunda durduk. Ondan bayağı uzak bir yerde durduğum için beni fark edemezdi. Sonra arabadan inip eski olduğu belli olan depoya doğru ilerledi. Çok tanıdık geliyordu burası.

O depoya girdiği gibi ben arabadan indim. Belimdeki silahı Arif'ten ödünç olarak çalmıştım. Elimdeki deri eldivenler parmak izini silahın üzerine bırakmazdı. Yavaş adımlarla ilerlemeye başladım. Deponun girişinin önünde durduğumda belimdeki silaha uzanıp, kavradım silahın kabzasını.

Aralık olan kapıdan geçip içeri girdim. Beni karşılayan koridordan yürüdüm. Koridorun sağına dönünce beni karanlık bir oda karşıladı bu kez. Odanın kapısı açıktı, kendimi kapının yanındaki duvara yaslanmış buldum.

Başımı içeri doğru uzattım. O ayakta dikilirken sandalyede arkası dönük bir kişi olduğunu fark ettim. Odaya minik pencereden biraz ışık giriyordu ama çok azdı. Sanırım başına birşey geçirmişti. "Beni bu şekilde mi karşılayacaksın canım?"

Ayağa kalktı bunun üzerine. O'na doğru dönüp elini havaya kaldırdığında gördüğüm kişi beni şoka uğrattı.

"Canın çıksın."

Gözlerime...İnanamıyorum...

***

Hello, my readers. How are you?

Fazla birşey dememe gerek yok sanırım. Bölüm diyeceğini diyor bence.

Ece nasıl susturdu ama Yaman'ı. Oh olsun köpeğe.

Hadi ben sorumu soram ve kaçam

Sergen, romantik Romeo mu yoksa Rosaline'ı unutmak için Juilet'i kullanan Romeo mu???

Sizce 'O' kim???

Sizce en sonda gördüğümüz karakter kim???

Sizi seviyorum, kendinize iyi bakın

Görünüşürüz canımlar...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

129okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18