9. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Gizemli bir yazar .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 9. Bölüm

Evetttt yeni bölüm geldiiiii
Normalde bu bölüm daha uzun ve 20.00 gibi gelecekti fakat kalp rahatsızlığımdan dolayı rahatsızlandım hala çok kötüyüm ama sizin için bölümü zar zor yazdımmm
İyi okumalar dilerim canlarımmmm

Çardaktan yükselen kahkahalar ve Meriç ile Kevser arasındaki o tatlı çekim, lojmanın gediklilerinden Şükran Hanım’ın heybetli adımlarla çardağa yaklaşmasıyla bölündü. Şükran Hanım, elindeki altın günü listesini sallayarak neşeyle söze girdi:
"Kızlar! Kevser, Hazal, Yaren... Elfida, sen de buradasın, harika! Yarın bizim evde altın günü var, eksiksiz hepinizi bekliyorum ha! Sakın gelmemezlik yapmayın, dedikodunun dibine vuracağız!"
Kızlar gülüşerek onaylarken, Şükran Hanım arkasını dönüp gider gitmez lojmanın nizamiyesinden gelen ani bir siren sesi ve hareketlilik tüm havayı bir anda dağıttı. Bahçedeki neşeli ortam bıçak gibi kesildi.
Turgut’un telsizinden cızırtılı bir ses yükseldi: "Komutanım, üs bölgesine yakın koordinatlarda şüpheli bir hareketlilik var. Acil intikal gerekiyor!"
Meriç ve Turgut aynı anda ayağa fırladı. Az önceki o flörtöz, esprili adamlardan eser kalmamıştı; bir saniyede profesyonel birer askere dönüşmüşlerdi. Turgut, Elfida’ya gitmeden önce öyle sert ve endişeli bir bakış attı ki, Elfida’nın içine bir kurt düştü. Kızlar sessizce timin gidişini izlerken, lojmanın koridorlarında tam bir kaos hakim oldu.
Saatler süren o belirsiz ve gergin bekleyiş, gece yarısına doğru timin lojmana sağ salim dönmesiyle son buldu. Neyse ki büyük bir çatışma çıkmamış, sadece bir sızma girişimi engellenmişti. Ancak o bir saniyelik "onları kaybetme" korkusu, Elfida’nın günlerdir içinde biriktirdiği tüm duygusal savunmayı yerle bir etmeye yetti.

Turgut, üzerindeki hücum yeleğini çıkarıp odanın köşesine bıraktığında, Elfida’nın yatağın kenarına çökmüş, sessizce omuzlarının sarsıldığını fark etti. Elfida artık kendini tutamıyordu; az önceki o korku, gözyaşları halinde yanaklarından süzülüyordu.
Turgut’un kalbi sıkıştı. Onu bu halde görmeye dayanamıyordu. Adımlarını hızlandırıp yanına oturdu. Onu bu karanlık düşüncelerden, lojmanın o gergin askeri havasından acilen çekip çıkarması gerekiyordu. Aklına gelen en absürt, en alakasız konuya sığındı. Ciddi bir yüz ifadesi takınarak Elfida’nın kulağına doğru eğildi:
"Şşşt, ağlamayı bırak da beni dinle. Çok büyük bir olay var, kaçırırsan çok üzülürsün. Operasyon falan yalan, asıl bomba üste patladı."
Elfida, gözyaşlarının arasından başını kaldırıp şaşkınlıkla Turgut’un gözlerinin içine baktı. Sesi pürüzlüydü: "Ne oldu? Kötü bir şey mi var?"
Turgut sanki dünyanın en gizli askeri istihbaratını paylaşıyormuş gibi arkasına yaslandı, sesini iyice gizemli bir tona büründürerek bombayı patlattı:
"Biliyor musun, hava timinden Alper kocaya kaçmış. Kocası da zenginmiş!"
Elfida bir an duyduğunu sindiremedi. Ağlaması bıçak gibi kesildi. Gözlerini kırpıştırarak Turgut’un o ciddi durmaya çalışan yüzüne baktı, ardından odada çınlayan kocaman, rahatlamış bir kahkaha patlattı.
"Ne? Alper mi? Kocaya mı kaçmış? Saçmalama Turgut!" derken hem gülüyor hem de gözündeki son yaşları siliyordu.
Turgut, durumu kurtarmanın verdiği rahatlamayla abartılı bir şekilde kafasını salladı. "Vallahi bak! Bütün üs gizli gizli bunu konuşuyor. Bizim hava timinin o sert, kasıntı çocuğu meğer zengin koca adayı arıyormuş. Yarınki altın gününde Kevser, Hazal ve Yaren’e anlatacak büyük malzemen çıktı işte. Hadi yine iyisin!"

"Sizce Alper gerçekten zengin kocaya mı kaçtı, yoksa Turgut Elfida'yı güldürmek için uyduruyor mu? Yorumlarda fikirleri alalımmmmmm beğeni ve yorum unutmayalımmm