7. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Gizemli bir yazar .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 7. Bölüm

Elfidadannn
Lojmana yerleşeli bir hafta olmuştu ama geniş ve ferah salonumuz resmen askeri karargaha dönmüştü! Turgut "güvenlik" bahanesiyle timi her gün eve topluyordu ama bizimkilerin derdi hiç de güvenlik değildi, benden söylemesi.
O akşam da salonda tam bir kargaşa vardı. Bizim kızlar bir yana dağılmış, tim bir yana dağılmıştı.
Yaren elindeki kalın hukuk kitaplarını masaya vurarak derin bir nefes aldı. "Gerçekten delireceğim, bu davanın içinden çıkamıyorum," diye söylendi, saçlarını arkaya savurarak.
O sırada mutfaktan elinde taze çayla çıkan Sessiz (Hakan), o her zamanki ağır ve gizemli adımlarıyla masaya yaklaştı. Çay bardağını Yaren’in önüne bırakıp, gözlerini dosyalara dikti. Normalde ağzını bıçak açmayan adam, "32. maddedeki emsal karara baktın mı savcı hanım?" diye fısıldadı o derin sesiyle.
Yaren şaşkınlıkla kafasını kaldırdı, Hakan’ın o sert ve yakışıklı yüzüyle burun buruna gelince kalbi küt küt atmaya başladı. "Sen... Hukuktan anlar mısın?" diye sordu, o havalı duruşunu bozmamaya çalışarak.
Hakan hafifçe gülümsedi, o sarsılmaz bakışlarını Yaren’in gözlerine mühürledi. "İnsan sarraflığı diyelim... İstersen gece boyu yardım edebilirim?"
Yaren’in yanaklarına hafif bir pembelik çökerken, salonun diğer ucundan bir çığlık koptu!
"Ya Korhan! Bıraksana şu kediyi, canını acıtacaksın!" diye bağırdı Hazal.
Bizim deli fişek Barut, yani Korhan, Hazal’ın sokaktan bulup getirdiği minik yavru kediyi devasa elleriyle kavramış, havaya dikmişti. "Ne acıtması kızım ya, bak bana gülümsüyor resmen!" dedi o muzip ses tonuyla.
Hazal sinirle yerinden kalkıp Korhan’ın dibine kadar geldi. "Kedi o kedi, insan değil! Ver şunu bana!" diyerek kediye uzandı ama boyu yetmeyince dengesini kaybedip çat diye Korhan’ın o geniş göğsüne yapıştı!
İkisinin de nefesi kesildi o an. Hazal, Korhan’ın gözlerindeki o anlık ciddi çekimi görünce yutkundu. Korhan pis pis sırıtmaya başladı, sesini alçaltıp, "E, böyle daha rahat sanki. Kediyi boş verip beni mi sevsen acaba?" diye fısıldadı. Hazal hemen kendini geri çekip "Pis ukala!" dese de kalbinin ritmi çoktan bozulmuştu bile.
O sırada masanın diğer ucunda ise tam bir sessizlik hakimiyeti vardı. Kevser öğretmen, çocukların sınav kağıtlarını okurken elindeki kırmızı kalem birden yere yuvarlandı. Kevser’le aynı anda kaleme uzanan Akrep (Meriç) oldu. Elleri kalemin üzerinde birbirine değdiği an, Kevser ne kadar irkilse de yüzündeki o ciddi, mesafeli ifadesinden asla ödün vermedi. Duygularını dışarıya yansıtmama konusunda tam bir profesyoneldi!
Meriç yerdeki kalemi alıp Kevser’e uzattı ama bırakmadı. Hedefi asla ıskalamayan o keskin gözlerini Kevser’in o sert duran yüzüne dikti. "Çocuklar çok şanslı," dedi Meriç, sesiyle onun o aşılmaz duvarlarını delmek ister gibi.
Kevser gözlerini hiç kaçırmadan, dümdüz ve sert bir sesle sordu: "Neden?"
"Senin gibi disiplinli ve ne istediğini bilen bir öğretmenleri olduğu için..."
Kevser’in içinde bir şeyler titredi, Meriç'in bu sözleri kalbine dokunmuştu ama yüzündeki o sert ve soğuk ifadeyi milim bile bozmadı. Kalemi elinden sertçe çekip aldı. "Ödev kontrolü yapıyorum Meriç, dikkatimi dağıtma istersen," diyerek önüne döndü. Meriç ise onun bu sert, duygularını gizleyen gizemli hallerine içten içe daha çok hayran kalmıştı bile!

Gece yarısı olmuş, herkes odasına çekilmişti ama Elfida’nın gözüne heyecandan uyku girmiyordu. Su içmek için mutfağa indiğinde, lojmanın o geniş balkonunda sırtı dönük duran Turgut’u gördü. Üzerinde sadece siyah bir tişört vardı ve acayip karizmatik duruyordu.
Elfida parmak uçlarında balkona süzüldü. "Uyamadın mı Komutan?" diye takıldı kısık bir sesle.
Turgut arkasını döndü, Elfida’nın o duru güzelliğini görünce gözleri parladı. Sigarasını hemen küllüğe bırakıp ona doğru büyük bir adımla yaklaştı. "Seni düşünürken uyumak pek mümkün olmuyor Elfida," dedi o erkeksi ve derin sesiyle.
Elfida’nın kalbi o an öyle bir hızlandı ki, "Beni mi?" diye geveledi saf saf.
Turgut aralarındaki mesafeyi tamamen kapattı. O sert tim lideri gitmiş, yerine sırılsıklam aşık bir adam gelmişti. Elini kaldırıp Elfida’nın yüzüne düşen bir saç telini nazikçe kulağının arkasına itti. Parmakları tenine değdiğinde ikisi de derin bir nefes aldı.
"Evet, seni," dedi Turgut, gözlerinin tam içine baka baka. "O antrepoda duvar patladığı an var ya... Benim aklıma gelen tek şey sendin. Sana bir şey olacak diye hayatımda ilk defa bu kadar çok korktum ben. Ölümün üstüne yürürken titremeyen dizlerim, seni sarsılmış görünce titredi."
Elfida nefesini tutmuş ona bakarken Turgut devam etti, sesi resmen kalbine işliyordu:
"Telsizde 'daha yengeniz değil' dedim çünkü gerçekten bu timin, en çok da benim olmanı istiyorum. Benim hayatım, benim kadınım olmanı istiyorum Elfida. Ben sana çok fena tutuldum. Artık içimde tutamıyorum."
Elfida’nın gözleri doldu sevinçten, ne diyeceğini bilemeyip Turgut’un göğsüne sığındı. Turgut da kollarını onun beline dolayıp sıkıca sarıldı. Lojmanın o ferah bahçesine ay ışığı vururken, iki kalp artık birbirine tamamen mühürlenmişti bile...
Evettttt bu bölümde bitti Kevser’in o sert halleri ve Turgut'un itirafı nasıldı ama? Yazarken ben bile aşırı heyecanlandım canlarım mmm 🤭❤️🔥
Bol bol beğeni ve yorum bekliyorum, yeni bölümde görüşmek üzereee! 🥰✨