10 . bölüm

Vaveyla Yazarı: Gizemli bir yazar .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 10 . bölüm

Evetttt yeni bir bölüm sizlerleeee 10 üstü yorum gelirse akşam bir bölüm daha atacağım ve aşırı derecede olaylı olacak
İyi okumalar canlarımmmmm
Ertesi gün, Şükran Hanım’ın lojmandaki evi adeta bir arı kovanı gibiydi. İçeriyi taze demlenmiş çay, poğaça ve kısır kokusu sarmıştı. Kevser, Hazal, Yaren ve Elfida salondaki geniş koltuklara yerleşmiş, tabaklarındaki ikramların tadını çıkarıyorlardı. Tabii ki Şükran Hanım ve lojmanın diğer kıdemli hanımlarının gözleri de pürdikkat kızların üzerindeydi.
Şükran Hanım, elindeki çaydanlıkla Elfida’nın bardağını tazelerken imalı bir gülüşle gözlerini kıstı:
"Eee Elfida kızım, maşallah yüzün pek bir gülüyor bugünlerde. Turgut oğlumuzun da operasyondan döndüğünden beri yüzünde güller açıyor. Var mı ufukta bir şeyler? Eee, ne zaman yiyeceğiz sizin düğün pastasını?"
Elfida, tam çayından bir yudum alacakken öksürmeye başladı. Hazal hemen sırtına vururken, Kevser kıs kıs gülüyordu. Elfida yanaklarının kızardığını hissederek, "İlahi Şükran Teyze, daha neler... Biz iyiyiz böyle, her şey sırasıyla," diye geçiştirmeye çalıştı.
Ancak lojman hanımları durur mu? Karşı koltukta oturan Nedret Hanım, kahvesinden bir yudum alıp doğrudan Hazal ve Yaren’e döndü:
"Valla kızlar, benim büyük oğlan Ankara’da mühendis biliyorsunuz. Geçen gün bana resimlerinizi sordu, "Oğlum lojmanda pek hamarat, pırlanta gibi kızlar var' dedim. Şöyle hayırlı bir işe vesile olsak fena mı olur? Sizi öyle her gelen isteyene vermeyiz ama bizim oğlanlara da bir düşünün hani!"
Yaren, ağzındaki sarmayı yutmaya çalışırken Hazal’a "Kurtar bizi" bakışı attı. Kızlar bir yandan bu tatlı evlilik imalarından sıyrılmaya çalışırken, bir yandan da Turgut’un dün gece attığı "Alper zengin kocaya kaçmış" dedikodusunu çaktırmadan ortaya atıp Şükran Hanım’ı başka yöne çekerek derin bir nefes aldılar.

Aynı saatlerde askeri üs bölgesinde ise bambaşka bir hareketlilik vardı. Dünkü acil intikal ve şüpheli hareketlilik operasyonu başarıyla tamamlanmış, ekip sağ salim üsse dönmüştü. Ancak karargah koridorları başka bir mevzuyla çalkalanıyordu.
Meriç, elindeki evrakları masaya bırakırken Turgut’a ters bir bakış attı:
"Oğlum Turgut, sen dün gece Elfida’yı sakinleştireceksin diye Alper hakkında ne uydurdun? Çocuk sabahtan beri telsiz odasında 'Komutanım vallahi öyle bir şey yok, kim çıkarıyor bu dedikoduları?' diye geziyor."
Turgut sırıttı, arkasına yaslanarak:
"Komutanım, amaç ortamı yumuşatmaktı, görev başarıyla tamamlandı. Hem fena mı oldu? Alper’e biraz hareket geldi, kasıntı kasıntı gezmiyordu en azından."
O sırada içeri giren Alper, Turgut’un tepesine dikildi:
"Abi bütün hava timi bana bakıp gülüyor ya! Zengin koca adayı ne demek Turgut? Lojmandaki altın gününe kadar gitmiş bu mevzu, annem bile arayıp 'Oğlum evleniyor musun yoksa?' diye sordu!"
Meriç araya girip ikisini de sakinleştirdi:
"Tamam, kesin şamatayı. Dünkü operasyonun yorgunluğunu anca beraber atarız. Kızlara haber verin, bu akşam ödülü hak ettik."
Sahilde Döner Keyfi
Akşamüstü, kızların telefonlarına aynı anda Meriç ve Turgut’tan mesajlar düştü: "Hazırlanın, bu akşam yemeğe gidiyoruz. Lojman nizamiyesinde buluşalım."
Kızlar, Şükran Hanım’ın evlilik imalı altın gününden sonra bu davetle adeta bayram ettiler. Herkes şık ama rahat kıyafetlerini giyip nizamiyeye indiğinde Meriç, Turgut ve ekibin geri kalanı arabaların yanında onları bekliyordu.
"Eee komutanım, nereye gidiyoruz? Şöyle lüks bir restoran falan mı?" diye takıldı Hazal.
Meriç gülümseyerek arabasının kapısını açtı: "Daha iyi bir planım var. Lojman havasından tamamen uzaklaşacağız."
Yarım saat sonra araçlar, deniz kokusunun iyice hissedildiği sahil kenarındaki o meşhur, salaş ama namı bütün şehre yayılmış dönercinin önünde durdu. Deniz dalgalarının sesi, cızırdayan döner etinin kokusuna karışıyordu. Sahile sıfır tahta masaları birleştirip hep birlikte oturdular.
Turgut, garsona dönüp elini masaya vurdu:
"Bize oradan sekiz porsiyon bol soslu, çift lavaş döner! Yanına da buz gibi açık ayran."
Denizden esen tatlı rüzgar Elfida’nın saçlarını uçururken, Turgut’un yanındaki sandalyeye yerleşti. Günün tüm yorgunluğu, Şükran Hanımların o ısrarlı evlilik soruları ve dünkü operasyonun gerginliği, yerini dalga seslerine ve masaya gelen sıcak, dumanı üstünde dönerlere bırakmıştı.
Meriç, çayını yudumlarken kızlara döndü: "Eee, anlatın bakalım. Biz arazideyken altın gününde durumlar nasıldı? Kim kimi istiyordu en son?"
Kızlar hep bir ağızdan gülüşmeye başlarken, sahildeki neşeli sesleri gecenin karanlığına karıştı.
Evetttttt bölüm bu kadardı
Başta dediğim gibi bu bölüme 10 üstü yorum gelirse akşam saatlerinde yeni bölüm atacağım bol olaylı
Sonraki bölümde görüşmek üzere canım okurlarımmmmm